Anahtar kelimeler: Aktörü Hedefiyle Nadir Küresel Çeşidi Ürüne Dünya Etik Çapında Sürdüren

T.C.

İSTANBUL
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Patent (Tecavüzün Mevcut Olmadığının Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Patent (Tecavüzün Mevcut Olmadığının Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Dava Dilekçesi
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... firmasının, 1998'den beri nadir hastalıklar ve karşılanmamış sağlık ihtiyaçlarına dünya çapında çözümler sunan, geniş ürün çeşidi, yenilikçi yaklaşımı ve dünya
genelinde faaliyet gösteren alanında uzman kadrosu ile etik ve bilimsel ilkeler çerçevesinde, ilaç sektörünün önemli bir küresel aktörü ve geleceğin sağlık markası olma hedefiyle çalışmalarını sürdüren bir firma olduğunu, müvekkilinin sahip olduğu “...” isimli ürünün halihazırda geliştirilmiş olduğunu ve tüm çalışmalarının tamamlandığını, geliştirilen ürüne ilişkin tespite konu birim formülün dilekçesinde sunmuş olduğu tablo 1’de belirtildiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) madde 154 uyarınca, menfaati olan herkesin, Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabildiğini, benzer şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) madde 106/1 uyarınca, tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun belirlenmesi talep edilebilir olduğunu, bunlara dayanarak, Davacı ... tarafından geliştirilen Sodyum Hyaluronat içeren “...” ürününün ... sayılı patente tecavüz etmediğinin tespiti talebiyle işbu davanın açıldığını, tespite konu... numaralı patentin ... firmasına ait olduğunu, Türkiye’de ... numaralı Avrupa Patentinin validasyonu ile geçerli kılındığını, ... patentinin 3 istemi olduğunu, İstem 1’in bağımsız istem olduğunu, ...patentinin 1 numaralı bağımsız istemi, dilekçesinde belirtilen özelliklere sahip antibakteriyel bileşimleri kapsadığını, bir ürünün bir patentin kapsamında olarak değerlendirilebilmesi için, patentin bağımsız istemindeki tüm özelliklerin söz konusu üründe bulunması gerektiğini, müvekkili tarafından geliştirilen üründe yüksek molekül ağırlıklı hiyalüronik asit kullanıldığından, 5 numaralı özelliğin müvekkili ürününde bulunmadığını, müvekkili tarafından geliştirilen üründe kullanılan ... firmasından temin edildiğini, üretici tarafından sağlanan 14.06.2021 tarihli analiz sertifikasında ... molekül ağırlığının 0.34 ... yani ... olduğunun belirtildiğini, 1 numaralı isteme göre, patent konusu bileşimde düşük ya da ara (orta) molekül ağırlığına sahip ... veya bir tuz ya da esteri kullanıldığını, SMK madde 89/1’e göre, patent başvurusu veya patentin sağladığı korumanın kapsamı istemlerle belirlendiğini, bununla birlikte istemlerin yorumlanmasında tarifname ve resimler kullanılması gerektiğini, istemlerde düşük ya da ara (orta) molekül ağırlığına sahip ... ile ilgili teknik bir veri verilmediğinden, molekül ağırlığının sınırının belirlenmesinde tarifnamenin esas alınması gerektiğini, .... nolu patentin tarifnamesi 5. sayfada, ... ağırlığının 50.000 ila 20.000 ....arasında olduğunun belirtildiğini, dolayısıyla istem 1’de belirtilen düşük veya orta molekül ağırlıktaki ...ifadesinin, 50 – 200 kDa molekül ağırlığına sahip ... kapsadığının açık olduğunu, İlaveten, başvuru işlemleri sırasında ... nolu Avrupa Patentinin de söz konusu molekül ağırlığı 50 – 200 kDa olarak sınırlandırılmış olduğunu, işlemlere ait tüm dokümanların kamuya açık bir veritabanı olan ...’dan ayrıca görülebildiğini, ... başvuru işlemleri sırasında 28.07.2009 tarihli sunulan istem 1 ve 6’da, orta veya düşük molekül ağırlığının 50 – 2000 kDa olabileceğinin belirtildiğini, 200.000 Da (50-200 kDa) ve 50.000 – 2.000.000 Da (50-2000 kDa) olmak üzere 3 farklı aralığın belirtilmiş olduğunu, 14.12.2011 tarihinde, Avrupa Patent Ofisi tarafından başvurunun reddine karar verildiğini, Ret kararına karşı ... firması tarafından Avrupa Patent Ofisi nezdinde 06.04.2012 tarihinde Temyize başvurulduğunu, Temyiz aşamasında sözlü işlemlerin 22.07.2015 tarihinde gerçekleştiğini, 28.07.2015 tarihli Sözlü İşlem Kayıtlarında, Temyiz Aşamasındaki 22.07.2015 tarihli yapılan sözlü işlemlerde, istem 1’de yer alan düşük/orta ifadesinin başvuruda sunulan tarifnamede yer alan ağırlıklar ile (sayfa 5 satır 14-18 ve satır 21-24) çelişkili olup olmadığının tartışıldığını, sonrasında patent sahibi tarafından molekül ağırlıklarının belirtildiği sayfa 5’in değiştirilmiş halinin sunulduğunu, 28.07.2015 tarihli Sözlü İşlem Kayıtlarının son sayfasında patent sahibi tarafından tarifnamede sayfa 5’de yapılan sınırlandırmalar gösterildiğini, yapılan sınırlandırma ile 10.000 – 2.000.000 Da (10-2000 kDa) ve 50.000 – 2.000.000 Da (50-2000 kDa) çıkartılmış olduğunu, sadece 50.000 – 200.000 Da (50 – 200 kDa) aralığının bırakıldığını, dolayısıyla patent dokümanından 10 – 2000 kDa ve 50-2000 kDa ifadeleri çıkartılmış ve tarifnamede spesifik olarak yalnızca 50 – 200 kDa aralığı bırakılmış olduğunu, bunun nedeninin, 50 – 200 kDa dışında kalan oranların istem 1’de belirtilen düşük veya ara (orta) moleküler ağırlık ifadelerinin dışında kalması olduğunu, istem 1’de düşük veya orta molekül ağırlık ifadesine ilişkin teknik bir veri bulunmaması, tescil edilmiş dokümanda tarifnamede spesifik olarak 50 – 200 kDa aralığının belirtilmiş olması, Avrupa Patent Ofisi’ndeki başvuru işlemleri sırasında patent dokümanından 10 – 2000 kDa ve 50-2000 kDa aralıklarının küçük veya orta molekül ağırlığı ile uyumlu olmadığından çıkartılmış olması dikkate alındığında, istem 1’de belirtilen küçük veya orta molekül ağırlıktaki ... ifadesinin, 50 – 200 kDa aralığındaki molekül ağırlığına sahip ... kapsadığının açık olduğunu, müvekkili tarafından geliştirilen üründe ise yüksek molekül ağırlığına sahip (340 kDa) ... (...) kullanıldığından, patentin kapsamında olmadığını belirterek, davacı müvekkili tarafından geliştirilen “...” ürününün, davalı yana ait .. patentine tecavüz etmediğinin tespitine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap Dilekçesi: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, dilekçesinde geliştirdiğini iddia ettiği mezkur ürünün varlığını somut olarak ispat eden veyahut ortaya koyan bir veri veyahut dokümantasyon sunmadığını, bu haliyle söz konusu ürünün varlığı iddiası bütünüyle soyut bir iddia olduğunu, esasen davanın, dava dışı 3. bir kişi hiyalüronik asit üreticisi .... firmasının ürettiği ürünlerin moleküler ağırlığının düşük mü yoksa yüksek mi olduğundan hiçbir farkı olmadığını, davacı tarafın, geliştirdiğini iddia ettiği ürün ile ilgili herhangi bir makama ruhsat, izin, kayıt başvurusunda bulunup bulunmadığını, bulunulduysa başvurunun ne aşamada olduğunu, örneğin ürüne ruhsat, izin verilip verilmediği, verildiyse ürünün piyasaya sürülmeye hazır olup olmadığı hakkında mahkemeye herhangi bir bilgi ve belge sunmadığını, davacı tarafın hiyalüronik asitin moleküler ağırlık sınıflandırmasına ilişkin iddialarının asılsız olduğunu, dilekçesinin 3. sayfasının son paragrafında, geliştirildiğini iddia ettiği, “...” isimli üründe “yüksek” molekül ağırlığında hiyalüronik asit kullanıldığını iddia ettiğini, bu iddiasına dayanak olarak Davacı yan, ... adlı dava dışı 3. kişi firmaca düzenlendiğini iddia ettiği 14.06.2021 tarihli analiz sertifikasında “...” etkin maddesinin molekül ağırlığının 0.34 ... (...) yani 340 ... (...) olarak ölçüldüğü iddiasını öne sürdüğünü, Evvela... molekül ağırlığındaki ... “yüksek” moleküler ağırlıklı olarak sınıflandırılmasının bilimsel dayanağı gösterilmediğini, bu varsayım mesnetsiz ve spekülatif olduğunu, doktrinde, hiyalüronik asitin moleküler ağırlığına ilişkin birçok bilimsel makaleler altında yapılan sınıflandırmalarda “yüksek” moleküler ağırlıklı hiyalüronik asitin ... cinsinden değeri Davacı yanın iddia ettiği 340 kilodalton’dan çok daha yüksek olduğunu, bu hususta örneğin,..., ..., ..., ..., ... tarafından hazırlanan, “...” (“Yüksek ve düşük moleküler ağırlıklı hiyalüronik asit makropaj aktivasyonuna farklı tesir etmektedir") [D3] başlıklı bilimsel makalede, hiyalüronik asit molekül ağırlıklarına göre “low (≤ 5 kDa), intermediate (60-800 kDa), and high (> 800 kDa)” şeklinde, yani; Düşük moleküler ağırlık : < 5 kDa Orta moleküler ağırlık : 60-800 kDa arası, ve Yüksek moleküler ağırlık : > 800 kDa şeklinde sınıflandırıldığını, yine bir diğer başka bilimsel örnek olarak, makale olan ... imzalı “...” ... Ciğer Temizliğini ve Biyodağıtımı Belirlemektedir”) [D4] başlıklı makalede (sf 7, bölüm 3.1.) hiyalüronik asit molekül ağırlıklarına göre 7..., ve ... molekül ağırlıklarına sahip hiyalüronik asit, düşükten ortaya moleküler ağırlıklı hyalüronik asit olarak sınıflandırıldığını, davacı tarafın, bunlara karşın kendi ürününde kullanıldığını iddia ettiği 340 kDa moleküler ağırlıktaki hiyalüronik asitin molekül ağırlığının düşük veya orta olmadığını, veya iddia ettiği gibi yüksek molekül ağırlığına sahip bir asit olduğunu ispat eder veya destekleyici hiçbir vasıta, delil de sunmadığını, bu ahvalde Davacı yanın ... moleküler ağırlıklı hiyalüronik asitin “yüksek” moleküler ağırlıklı olduğuna yönelik iddiasının bilimsel açıdan mesnetsiz olduğunu, müvekkiline ait Patentin Tarifnamesinde ifade edilen “tercih aralığı”, 1 nolu bağımsız İstem altında patent koruması kapsamına alınan hiyalüronik asitin düşük veya ara moleküler ağırlığının tanımı olarak kabul edilemeyeceğini, istemlerin tarifnameden destek alması gerekli olmakla birlikte, istemlerin yorumlanmasında ancak ihtiyaç olması halinde tarifnameye bakılacağını, oysa, dava konusu Patent’e ilişkin bu yönde bir ihtiyaç olmadığını zira teknik alanda uzman bir kişi, düşük veya ara moleküler ağırlığın tespiti için tarifnameye ihtiyaç duymayacağını, nitekim düşük veya orta moleküler ağırlığın bilimsel makalelerde hangi ... seviyelerinde sınıflandırıldığına dilekçesinin üst kısmında yer verildiğini, bu nedenle düşük veya ara moleküler ağırlıkta hiyalüronik asitin, tarifnamede tercihen belirtilen aralıktan ibaret olduğu iddiasının Patent'in istemlerini haksız surette daraltmak ve Patenti işlevsiz bırakmak gayretinden kaynaklandığını ve işbu iddiaların reddi gerekli olduğunu, belirterek, mevsimsiz açılan huzurdaki davanın, mevzuat hükümleri ve yerleşik Yargıtay İçtihatları dairesinde evvela hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkememiz aksi kanaatte olması halinde bilimsel hakikatlerle örtüşmeyen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iddiaların bütünüyle esastan reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
Cevaba Cevap Dilekçesi
: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından geliştirilen ... Üretim ve Kontrol Prosedürü ekte yer aldığını, Sayfa 4’de geliştirilen tıbbi cihaza ait birim formülün yer almakta olduğunu, yine sayfa 4’de müvekkili şirketin üretici olduğunun belirtildiğini, müvekkili tarafından geliştirilen formülasyonun, davalı yana ait ... patentinin kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesi için, formülasyonda kullanılan ...’ın molekül ağırlığının Sayın Bilirkişi Heyeti tarafından bilinmesi gerektiğini, işbu nedenle ... maddesinin temin edildiği üretici ... firmasından analiz sertifikasının delil olarak sunulmuş olduğunu, davalı yanın iddiasının aksine, dava konusu formülasyona sahip ürün tıbbi cihaz olduğundan menfi tespit talebinde bulunulması için geliştirilen ürünün piyasada bulunmasına gerek olmadığını, davalı yanın gerekçe olarak gösterdiği emsal kararların hepsinin ilaçlar ile ilgili olduğunu, müvekkil şirket tarafından geliştirilen “...” ilaç değil, bir tıbbi cihaz olduğunu, tıbbi cihazların sağlık bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz kurumu nezdinde ilaçlar için olan ruhsatlandırma prosedürüne dahil olmadığını, dolayısıyla davalı yanın emsal olarak gösterdiği kararların mevcut uyuşmazlığa uygulanmasının mümkün olmadığını, yapılacak Bilirkişi İncelemesi sonucunda ortaya çıkacağını, Tıbbi cihazların CE belgesinin alınması ile piyasaya sürülen ürünler olduğunu, zira, davalı yanın hyalüronik asit içeren “...” isimli ürünü de ... (gs1) birincil ürün numarası ile tıbbi cihaz olarak kayıtlı olduğunu ve dava dilekçesini tekrarla açılan davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir.
İkinci Cevap Dilekçesi
: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın hiyalüronik asidin (HA) moleküler ağırlığının sınıflandırılmasına ilişkin iddialarının gerek kendi içinde çelişmesi gerekse bilimsel doktrin ile temelden çelişmesi gerekçeleriyle bütünüyle reddinin gerektiğini, davacı yanın iddialarının temelini, ürününde 340 kilo Dalton (kDa) molekül ağırlıkta hiyalüronik asit (“HA”) kullandığı, bunun ise yüksek molekül ağırlıkta bir ... olduğunu, bu sebeple de İsteminde düşük veya orta moleküler ağırlıktan bahseden ... patentini ihlal etmediğinin tespit edilmesi gerektiği iddiasının oluşturduğunu, ikisi akademik makale olmak üzere 3 (üç) kaynağa atıf yaptığını, bunların EK-7, EK-8 ve ... şirketinin internet sitesinde yer alan bilgi olduğunu, ..’nun internet sitesinde yer alan bilgilere dayanamayacağını, ki akademik makale de aşağıda açıklandığı üzere, bilhassa Müvekkilimiz ...nin lehine olduğunu,
Davacı tarafın ilk olarak, EK-7 altında sunduğu, ...ve diğerleri tarafından yazılan, “...” adlı akademik makaleye atıf yaptığını, EK-7 uyarınca Yüksek Moleküler Ağırlıklı ... (...) 1.000 Dalton’dan yüksek moleküler ağırlığa (MW) sahip olduğunu, EK-7’nin molekül ağırlığı 100 ile 300 Dalton arasında değişen ...(...) kısa parçalı (...) ... (başka bir deyişle düşük molekül ağırlıklı ...) olarak sınıflandırdığını, Davacı tarafından, EK 8 veya D4'teki belirli bir bölüme sınırlı bir şekilde atıfta bulunulmuş olsa da EK 8 veya D4'te arz edilmiş olan daha geniş bağlam ve diğer bilgiler göz ardı edildiğini, EK-7'ye benzer şekilde, Davacı yanın moleküler ağırlık sınıflandırmasına ilişkin iddialarının bilimsel olarak yanlış/tutarsız olduğu EK 8'den de bir kez daha anlaşıldığını, Davacı tarafın, bilimsel belgelerden, özellikle ... tarafından yazılan "Yüksek ve düşük moleküler ağırlıklı hyaluronik asit makrofaj aktivasyonunu farklı şekilde etkiler" başlıklı bilimsel makaleye [D3] ilişkin yorum yapmaktan kaçındığını, bu makale, hiyalüronik asidi moleküler ağırlıklara göre şu şekilde sınıflandırdığını: düşük (≤ 5 kDa), orta (60-800 kDa) ve yüksek (> 800 kDa), bahsi geçen sınıflandırmanın, Davacı yanın ürününü orta moleküler ağırlık aralığına yerleştirmekte olup dolayısıyla Davacı yan tarafından sunulan EK-7'de benzer şekilde belirtilmiş olduğu üzere, Müvekkil ...'nin patenti tarafından sağlanan koruma kapsamına girdiğini, ... ile İncelenen Farklı Molekül Ağırlıklarındaki ..." başlıklı makalede de [D5] düşük molekül ağırlıklı ...'nın 20-300 kDa aralığına, orta molekül ağırlıklı ...'nın 300-1.000 kDa aralığına, yüksek molekül ağırlıklı ...'nın ise 1.000 – 1.400 kDa aralığına karşılık geldiği belirtildiğini, ... modelinde yüksek moleküler ağırlıklı hyaluronanın kıkırdak dejenerasyonu üzerine etkisi" başlıklı makale de [D-6] üksek moleküler ağırlıklı hyaluronanın 800 kDA-1.900 kDA aralığına karşılık geldiği gösterildiğini, Davacı tarafın, dava konusu Patentin kapsamını ... Temyiz Kurulu kararı [D-7] hilafına hatalı bir şekilde yanlış yorumladığını, Davacı tarafın, İstem 1’de düşük veya orta moleküler ağırlıktaki ...'ya yapılan atfın, Tarifname’den hareketle 50.000 ila 200.000 Da (yani 50 kDa ila 200 kDa) arasında olacak şekilde yorumlanması gerektiğini ileri sürdüğünü, ancak, Davacı yanın söz konusu çabası yalnızca bilimsel veya yasal dayanaktan yoksun olmakla kalmamakta, ... Temyiz Kurulu değerlendirmeleri ile de çeliştiğini, İstem 1 düşük veya orta moleküler ağırlıkta ...'ya atıfta bulunurken, İstem 1’in kendisi söz konusu düşük veya orta moleküler ağırlığın neyden mütevellit olduğunu belirtmediğini, Tarifnamenin ilgili kısmı, böyle bir aralığa yalnızca “tercih edilebilir” olarak atıfta bulunmakta ve ancak “tercihen” şeklinde ifade edilen söz konusu aralığın Patentin İstemlerine ilişkin bir gösterge dayatmamakta veya kısıtlama getirmediğini, bu ahvalde, Tarifnamenin istemin kapsamını sınırlamak için kullanılamayacağının açık olduğunu beyanla ve cevap dilekçesini tekrarla açılan davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
Deliller
:
-Türk Patent ve Marka Kurumu'na yazılan müzekkereye cevap verildiği, yazı cevabında;... sayılı patent dosyasının davalısı .... adına tescilli olduğunun ve halen geçerli durumda bulunduğun tespit edildiğine ve işlem dosyasına ait eklerin mahkememize sunulduğu ve dosyamız arasına alındığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi Raporu
: █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Dava konusu patentin Avrupa patenti üzerinden Türkiye validasyonunun yapılmış olduğu, Avrupa patentinin başvuru sürecinde önce reddedildiği, başvuru sahibi tarafından red kararının temyiz edildiği ve temyiz süreci sonucunda tescil kararının verildiği, ayrıca tescil sonrası 3. kişi itirazı dosyalandığı ve bu sürecin de itirazın geri çekilmesi sonucunda devam edilmeme kararı verilmesiyle sonuçlandığı, Dava konusu patent istemlerinde yer alan “düşük” (...) ve “...” (...) moleküler ağırlık ifadelerinin teknik alanda mutlak bir sınırı bulunmayan, yoruma açık nitelikte olması nedeniyle nispi terim (relative term) olduğu, Dava konusu patent açısından önem arz eden konulardan biri olarak, istemlerin yorumlanması sırasında patent tarifnamesine başvurulması gerekliliği hususunda güncel ... içtihadının tüm tartışmalara noktayı koyduğunu, ...’nin bu konuda geçmişte farklı içtihat yaklaşımları bulunmakla birlikte, Birleşik ... Mahkemesinin (...) istemlerde belirsizlik olsun veya olmasın her durumda istemlerin yorumlanması için tarifname ve çizimlere başvurulması gerektiği yönünde tutarlı kararlar verdiği, ...’nin bu tutumu, ...’ni de etkilediği ve ... Genişletilmiş Temyiz Kurulu’nun aksi yöndeki yorumları ... kararı ile reddederek, ... uygulamasında da aynı içtihadın benimsenmesine
yol açtığı ve bu hususta güncel olarak içtihat birliğinin sağlandığı, bu gelişmeler ışığında, herhangi bir Avrupa patenti için istemlerin yorumlanması noktasında tarifnameye başvurulmamasını savunan görüşün artık teknik veya hukuki bir dayanağı kalmadığı, İstemlerde yer alan nispi terimler “...” (...) ve “...” (...) moleküler ağırlık ifadelerine ilişkin tarifname içerisinde, herhangi bir açık tanımlama yapılmadığı, istemlerdeki belirsizliği gidermek için tarifnameye bakılması gerektiği, tarifnamede molekül ağırlıkları için yer alan tek değerin ise yalnızca tercih edilen moleküler ağırlık aralığına yönelik olduğu, bu açıklamanın patent koruma kapsamını mutlak olarak sınırlayıcı nitelikte değerlendirilemeyeceği, ancak tarifnamede başka bir aralık belirtilmemiş olması karşısında istemlerdeki belirsizliği gidermenin bir yolu olarak bu aralığın (50.000 – 200.000 Da) patentin koruma kapsamını belirlediği yorumunun yapılabileceği, Her ne kadar literatürde “...” ve “...” moleküler ağırlık aralıklarının herkesçe kabul edilmiş, başlangıcı ve bitişi sabit bir değerle sınırlandırılmış hali bulunmasa da; dava dosyasına sunulan deliller ve yapılan bilirkişi araştırması sonucunda, literatürde yer alan farklı “...” ve “...” moleküler ağırlık aralıklarının birbiriyle büyük ölçüde örtüştüğü ve dava konusu üründe kullanılan moleküler ağırlığın bu aralıkların tamamı içinde “...” veya “...” olarak değerlendirilebileceği, ayrıca tarifnamede yer alan moleküler ağırlık açıklamasının sadece tercih edilen bir aralık olarak verildiği göz önüne alındığında sınırlayıcı olmadığı şeklinde yorumlanabileceği, Tespit edilerek, dava dosyası kapsamında yapmış olduğumuz değerlendirme sonucunda, dava konusu patentin istemleri nispi terimler içerdiği için, koruma kapsamını belirlemek amacıyla istemlerin yorumlanması gerektiği, nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; iki farklı şekilde yorumlanabileceği, Patent İsteminin Tarifnamede Açıklanan Moleküler Ağırlık Aralığıyla Sınırlandırılarak Yorumlanması (4.3.1, 5.4) gerektiğine karar verilirse, dava konusu ürünün patentin koruma
kapsamında olmadığı, Patent İsteminde Tanımlanan Moleküler Ağırlık Aralığının Yorumlanabilmesi İçin Literatüre Bakılması (4.3.2, 5.5) gerektiğine karar verilirse, dava konusu ürünün patentin koruma kapsamında olduğu"na dair kanaatlerini bildirmişlerdir.
Dava ve uyuşmazlık
: Taraflar arasındaki dava; davacı tarafça geliştirilen "...” isimli ürünün TPMK nezdinde davalı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı patente tecavüz etmediğinin tespitine ilişkindir. Davacı taraf davalı adına tescilli patentin avrupa patentinin validasyonu ile Türkiye'de geçerli kılındığını, patentin 3 isteminin bulunduğunu, davacı tarafça geliştirilen ürünün yüksek molekül ağırlıklı Hiyalüronik asit kullanılması nedeniyle dava konusu patentten ayrıştığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise davanın reddini savunmuştur.
Yasal hükümler ve mevzuat
: 6769 sayılı SMK "Patent hakkının kapsamı ve sınırları" başlıklı mülga 551 sayılı KHK'nın 73. Vd Maddelerine paralel olarak düzenlenen MADDE 85- "(1) Patent sahibi, buluşun yeri, teknoloji alanı ve ürünlerin ithal veya yerli üretim olup olmadığı konusunda herhangi bir ayrım yapmaksızın patent hakkından yararlanır. (2) Patent sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:a) Patent konusu ürünün üretilmesi, satılması, kullanılması veya ithal edilmesi veya bu amaçlar için kişisel ihtiyaçtan başka herhangi bir nedenle elde bulundurulması. b) Patent konusu olan bir usulün kullanılması. c) Kullanılmasının yasak olduğu bilinen veya bilinmesi gereken usul patentinin kullanılmasının başkalarına teklif edilmesi. ç) Patent konusu usul ile doğrudan doğruya elde edilen ürünlerin satılması, kullanılması, ithal edilmesi veya bu amaçlar için kişisel ihtiyaçtan başka herhangi bir nedenle elde bulundurulması.(3) Aşağıda sayılan fiiller patentin sağladığı hakkın kapsamı dışındadır: a) Sınai veya ticari bir amaç taşımayan ve özel maksatla sınırlı kalan fiiller. b) Patent konusu buluşu içeren deneme amaçlı fiiller. c) İlaçların ruhsatlandırılması ve bunun için gerekli test ve deneyler de dâhil olmak üzere, patent konusu buluşu içeren deneme amaçlı fiiller. ç) Sadece bir reçetenin oluşturulması için eczanelerde yapılan ilaçların seri üretim olmadan hazırlanarak kullanılması ve bu şekilde hazırlanan ilaçlara ilişkin fiiller. d) Patent konusu buluşun Paris Sözleşmesine taraf devletlerin gemi, uzay aracı, uçak veya kara nakil araçlarının yapımında veya çalıştırılmasında veya bu araçların ihtiyaçlarının karşılanmasında, söz konusu araçların geçici veya tesadüfi olarak Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunması şartıyla kullanılması....." hükümlerine amirdir.
Yine aynı yasanın "Korumanın kapsamı" başlıklı MADDE 89- (1) Patent başvurusu veya patentin sağladığı korumanın kapsamı istemlerle belirlenir. Bununla birlikte istemlerin yorumlanmasında tarifname ve resimler kullanılır.(2) İstemler, kullanılan kelimelerin verdiği anlamla sınırlı olarak yorumlanamaz. Ancak istemler, koruma kapsamının tespitinde, buluşu yapan tarafından düşünülen fakat istemlerde talep edilmeyen, buna karşılık ilgili teknik alanda uzman bir kişi tarafından tarifname ve resimlerin yorumlanması ile ortaya çıkacak özellikleri kapsayacak şekilde genişletilemez. (3) İstemler, başvuru veya patent sahibine hakkı olan korumayı sağlayacak ve üçüncü kişilere de korumanın kapsamı açısından makul bir düzeyde kesinlik ifade edecek şekilde yorumlanır. (4) Patent başvurusunun sağladığı korumanın kapsamı, patentin verilmesine kadar geçen süre için başvurunun yayımlanmış olan istemleri ile belirlenir. Ancak patentin verildiği hâli veya itiraz veya hükümsüzlük işlemleri sonucunda değiştirilmiş hâli, koruma alanının genişletilmemiş olması şartıyla başvurunun sağladığı korumayı geçmişe dönük olarak belirler. (5) Patent başvurusunun veya patentin sağladığı koruma kapsamının belirlenmesinde,üz sayılır: a) Patent veya faydalı model sahibinin izni olmaksızın buluş konusu ürünü kısmen veya tamamen üretme sonucu taklit etmek. b) Kısmen veya tamamen taklit suretiyle meydana getirildiğini bildiği ya da bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla üretilen buluş konusu ürünleri satmak, dağıtmak veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak ya da bu amaçlar için ithal etmek, ticari amaçla elde bulundurmak, uygulamaya koymak suretiyle kullanmak veya bu ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunmak. c) Patent sahibinin izni olmaksızın buluş konusu usulü kullanmak veya bu usulün izinsiz olarak kullanıldığını bildiği ya da bilmesi gerektiği hâlde buluş konusu usulle doğrudan doğruya elde edilen ürünleri satmak, dağıtmak veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak ya da bu amaçlar için ithal etmek, ticari amaçla elde bulundurmak, uygulamaya koymak suretiyle kullanmak veya bu ürünlerle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Patent veya faydalı model hakkını gasp etmek. d) Patent veya faydalı model sahibi tarafından sözleşmeye dayalı lisans veya zorunlu lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. (2) Patent konusunun, bir ürün veya maddenin elde edilmesine ilişkin bir usul olması hâlinde mahkeme, aynı ürün veya maddeyi elde etme usulünün patent konusu usulden farklı olduğunu ispat etmesini davalıdan isteyebilir. Patent konusu usulle elde edilen ürün veya maddenin yeni olması hâlinde, patent sahibinin izni olmadan üretilen aynı her ürün veya maddenin, patent konusu usulle elde edilmiş olduğu kabul edilir. Aksini iddia eden kişi bunu ispat etmekle yükümlüdür. Bu durumda, davalının üretim ve işletme sırlarının korunmasındaki haklı menfaati göz önünde tutulur. (3) Patent başvurusunun veya faydalı model başvurusunun 97 nci maddeye göre yayımlandığı tarihten itibaren, patent başvurusu veya faydalı model başvurusu sahibi, buluşa vaki tecavüzlerden dolayı dava açmaya yetkilidir. Tecavüz eden, başvurudan veya kapsamından haberdar edilmiş ise başvurunun yayımlanmış olmasına bakılmaz. Tecavüz edenin kötüniyetli olduğuna mahkeme tarafından hükmolunursa, yayımdan önce de tecavüzün varlığı kabul edilir. (4) Mahkeme, 99 uncu maddenin üçüncü veya yedinci fıkrası ile 143 üncü maddenin onuncu veya onikinci fıkrası uyarınca yapılan yayımdan önce, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak karar veremez." hükümlerine amirdir.
Yine 6769 sayılı SMK'nın "Tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin dava ve şartları" başlıklı MADDE 154- (1) Menfaati olan herkes, Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir. Bu talebin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, menfaat sahibi, hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir. Bildirimin yapılmış olması, açılacak davada dava şartı olarak aranmaz. Bu dava, kendisine karşı tecavüz davası açılmış bir kişi tarafından açılamaz. (2) Birinci fıkra uyarınca açılan dava, sicile kayıtlı tüm hak sahiplerine tebliğ edilir. (3) Birinci fıkra uyarınca açılan dava, hükümsüzlük davasıyla birlikte de açılabilir. " hükümlerine amirdir.
Gerekçe
: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; taraflar arasındaki dava, davacı tarafça üretilecek ürünün davalı adına tescilli patente tecavüz edip etmediğinin tespitine ilişkin olduğu, bu kapsamda yapılan incelemede davacının 6769 sayılı SMK gereğince dava açmakta menfaatinin olduğu, alınan bilirkişi raporlarında davacı tarafça üretimi yapılacak olan "...” ibareli ürünün davalı taraf adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... patent tescil numaralı patentinde koruma altına alınan patent ile benzerlik gösterdiğine/göstermediğine ilişkin alternatifli rapor sunulduğunu, raporda "Patent İsteminin Tarifnamede Açıklanan Moleküler Ağırlık Aralığıyla Sınırlandırılarak Yorumlanması (4.3.1, 5.4) gerektiğine karar verilirse, dava konusu ürünün patentin koruma kapsamında olmadığı, Patent İsteminde Tanımlanan Moleküler Ağırlık Aralığının Yorumlanabilmesi İçin Literatüre Bakılması (4.3.2, 5.5) gerektiğine karar verilirse, dava konusu ürünün patentin koruma kapsamında olduğu, " kanaatinin bildirildiği, davacı patenti ile davalı ürünü arasında yalnızca moleküler ağırlık aralığıyla ilgili farklılık bulunduğu davacı patentinde düşük ve ara moleküler hiyalüronik asit aralığının bulunduğunu, davacı ürününde ise yüksek moleküler ağırlık aralığının bulunduğu, patent ile ürün arasındaki tek farkın bundan kaynaklandığı, bu haliyle patent ile davacı ürünün aynı ve eş değer kapsamda olduğu kanaatine varılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 615,40 TL karar harcından peşin yatırılan 269,85 TL nin mahsubu ile 344,55 TL karar harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya ödenmesine,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!