Anahtar kelimeler: Lson İnegöl Tanıtması Söylemesi Süreç İlişkili Bankasigortakredi Edenin Görüşü Hukukî
11. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
:Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
SUÇ
:Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka,sigorta,kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM
: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
:Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İnegöl 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.05.2025 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-L-son, 43, 62,53 üncü maddeleri uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis ve 848.940.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 17.07.2025 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
Sanık müdafinin temyizi, sanığın suç kastı bulunmadığı, mahkumiyete yeterli delil olmadığı, suç işleme kastı ile hareket etmediği, kararın bozulmasına ilişkindir.
III. GEREKÇE
1.Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
2.Ancak,
a.Mahkemenin gerekçesinde, katılan ...'in annesi olan katılan ...'e ait ikametteyken bu evde bulunan sabit hattı arayan şahısla iletişime geçtiği, sanığa olay günü verilen altın ve paraların bir kısmının katılan ...'e bir kısmının ise katılan ...'e ait olduğunun katılan ...'nın beyanlarından anlaşıldığı, sanığın bu hali ile eylemini birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlediği, anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nın 43/2 maddesi delaletiyle TCK'nın 43/1 maddesi uyarınca sanığın cezasında 1/4 oranında arttırım yapılmasına karar verilmiş ise de, sanığın çantadaki para ve altınların farklı kişilere ait olduğunu bildiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, yeterli somut delil bulunmadığı, sanığın katılan ...'ya yönelik hileli eyleminden katılan ...'nin haberdar olmadığı gibi altınların zilyetliğinin katılan ...'da olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanarak fazla cezaya hükmolunması,
b.Bölge Adliye Mahkemesinin kararında "İlk derece mahkemesi hükmünün (4.) Bendi olarak gelmek üzere;"Katılanı arayan kişinin, katılanın resimlerine fotomontaj ile açık içerikli görüntüler eklendiğini, bu durumun açıklığa kavuşturulması için katılandan vücudunun açık resimlerinin gönderilmesinin istendiği görülmekle; bu hususta gereğin takdir ve ifası için İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda BULUNULMAMASINA," şeklinde yazılması, hukuka aykırı olup, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği ilk derece mahkemesinin hüküm fıkrasındaki TCK 43, 62... /2 maddelerin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılarak sırasıyla, "Sanığın duruşmadaki hali, yargılama sürecindeki davranışları lehine takdiri hafifletici sebep kabul edilerek TCK'nın 62/1. maddesi gereği cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak, sanığın 4 yıl 2 ay hapis ve 33958 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, "Sanığın 33958 gün karşılığı almış olduğu adli para cezasının, sanığın şahsi, sosyal ve ekonomik durumu gözetilerek, TCK'nın 7/2. maddesi delaletiyle, 7499 Sayılı Kanun ile değişiklikten önceki TCK'nın 52/2. maddesi gereğince bir günü 20,00 TL'den 679.160,00 TL adli para cezasına çevrilmesine, böylece sanığın bu suçtan NETİCETEN 4 YIL 2 AY HAPİS VE 679.160,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, " ibarelerinin yazılması ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararında "İlk derece mahkemesi hükmünün (4.) Bendi olarak gelmek üzere;"Katılanı arayan kişinin, katılanın resimlerine fotomontaj ile açık içerikli görüntüler eklendiğini, bu durumun açıklığa kavuşturulması için katılandan vücudunun açık resimlerinin gönderilmesinin istendiği görülmekle; bu hususta gereğin takdir ve ifası için İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda BULUNULMAMASINA," ibarelerinin hükümden çıkartılarak yerine; "İlk derece mahkemesi hükmünün (4.) Bendi olarak gelmek üzere;"Katılanı arayan kişinin, katılanın resimlerine fotomontaj ile açık içerikli görüntüler eklendiğini, bu durumun açıklığa kavuşturulması için katılandan vücudunun açık resimlerinin gönderilmesinin istendiği görülmekle; bu hususta gereğin takdir ve ifası için İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda BULUNULMASINA," şeklinde eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, üye ...'ın karşı oyu ile oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İnegöl 2. Ağır Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizin █████████ Esas sayılı dosyasında aşağıdaki gerekçe ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Sayın çoğunluk ile farklı düşündüğüm husus, zincirleme suç nedeniyle cezada yapılan artırımın, eylemlerin tek suç oluşturduğu kanaatine varılması halinde, TCK.’nin 43. maddesi ve buna bağlı yapılan ceza artırımının 1412 Sayılı CMUK.’un 322. maddesi uyarınca hükümden çıkartılmak suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilip verilemeyeceğidir.
Olayda uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 322. maddesi karar düzeltme hallerini şu şekilde tâdat etmiştir;
“….Hükme esas olarak tespit edilen vakıalara tatbikinde kanuna muhalefet edilmesinden dolayı o hüküm bozulmuş ise Yargıtay aşağıda yazılı olan hallerde kendisi davasının esasına hükmeder.
1. Vakıanın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraete veya davanın düşmesine yahut aşağı - yukarı haddi olmayan sabit bir cezaya hükmolunması icabederse,
2. Yargıtay Başsavcılığının iddiasına uygun olarak suçluya kanunda yazılı cezanın en aşağı derecesini uygulamayı uygun görürse,
3. Mahkemece sabit görülen suçun unsurları ve vasfı ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olduğu halde sadece kanunun madde numarası yanlış yazılmış ise,
4. Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun suçun cezasını azaltmış ve mahkemece suçluya ceza tayininde artırma sebebi kabul edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç sayılmamış olmaktan dolayı birinci halde daha az bir cezanın hükmü ve ikinci halde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse,
5. Açıkca tespit edilmiş olan suçlunun doğum ve suç tarihlerine göre ceza tayininde gerekli indirme yapılmamış veya yanlış olarak indirme yapılmış ise,
6. Arttırma veya indirme sonu ceza müddeti veya miktarını tayinde maddi hata yapılmış ise,
7. Hükmedilmiş olan ceza yerine Ceza Kanununun 29 uncu maddesince adli tevbih kararı verilmesi icabederse,
8. Ceza Kanununun 29 uncu maddesindeki tertibin gözetilmemesi yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş ise,
9. (Değişik
: 21/5/1985 - ███████ md.) Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık yapılmışsa.”
Yukarıdaki karar düzeltme hallerine bakıldığında, İlk derece mahkemesince TCK.’nin 43. Maddesinin yanlış uygulanmak suretiyle ulaşılan fazla ceza miktarının, Dairece, CMK.’nin 303/1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu ile fazla miktarın cezadan düşürülmek suretiyle yeni bir ceza tayini ve yeni bir hüküm kurma cihetine gitmenin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim sayın çoğunluk, kararda, bu düzeltmenin CMUK.un 322. maddesinin yukarıda belirtilen bentlerinden her hangi birine uymadığını fark etmiş olmalı ki, karar düzeltmede bent zikredilmeksizin sadece CMUK.un 322 maddesi uyarınca kararın düzeltilmesine demekle yetinilmiştir.
Kaldı ki, TCK.’nin 43 maddesinin yanlış uygulandığı durumlarda, bu hususu bozma sebebi yapmak gerekirken, karar düzeltmek suretiyle hükmün onanmasına karar verildiğinde, ilk derece mahkemesinin direnme hakkı elinden alınmış olunmaktadır. Şöyle ki, ilk derece mahkemesi, Daireden farklı olarak, eylemlerin zincirleme suç oluşturduğu kanaatindeyse, karar düzeltme suretiyle de olsa verilen hüküm onandığı için Dairenin bu tür düzeltilerek onama kararlarına direnemeyecektir. Bu itibarla Daire, eylemlerin bir bütün olarak tek suç oluşturup zincirleme suça vücut vermediği kanaatinde olduğu durumlarda, hükmün TCK.’nın 43. maddesi ve buna bağlı yapılan ceza artırımı çıkartılmak suretiyle kararın düzeltilerek onanmasın yerine hükmün bu yönden bozulmasına gerektiği düşüncesindeyim.
Yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı, TCK.’nın 43. maddesinin yanlış uygulanması ve fazla ceza tayini nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 27.11.2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!