Anahtar kelimeler: Böle Mücavir Darlığından İstemli İleriye Yoğunluğu Süreyle Ötürü Büyükşehir Dinlenildikten

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Davanın reddiİLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 2. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Böle Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.01.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 30 yıl süreyle ... Büyükşehir Belediyesi mücavir alan sınırları içinde kalan dağıtım bölgesinde ilgili mevzuat hükümleri gereğince doğalgaz tesislerini kurma, işletme ve/veya satışını yapma hususlarında yetkilendirildiğini, davalı ...'ın, mevzuat gereği serbest tüketicilere gaz satması halinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından belirtilen taşıma tarifesi üzerinden hesaplanacak taşıma bedelini dağıtım lisansına sahip şirketlere ödemek suretiyle bu şirketlere ait dağıtım şebekesini kullanabildiğini, davalı ...'ın bu kapsamda ...'a ait dağıtım şebekesini kullanarak özel tüketicilere gaz sattığını, karşılığında EPDK tarafından belirlenen tarifeye göre hesaplanan taşıma bedelini müvekkili ...'a ödediğini, ... tarafından 15.11.2011 tarih ve 3548 sayılı EPDK kararının iptali istemiyle Danıştay'da dava açıldığını ve yürütmenin durudurulması talebinde bulunulduğunu, yürütmeyi durdurma talebinin reddedildiğini ancak itiraz üzerine dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiğini, bunun üzerine ...'ın, müvekkili şirkete ihtirazi kayıtla ödediği KDV dahil 16.983.731,62 TL'nin iadesini, ayrıca bu ana paraya ek olarak 5.873.291,42 TL gecikme zammı talep ettiğini, bu tutarın müvekkili tarafından ihtirazi kayıtla ödendiğini, uyuşmazlığın, müvekkili şirketin iade ettiği bedeller için faiz ödemesi gerekip gerekmediği noktasında toplandığını, temerrüt faizinin ancak borçlunun temerrüt içinde bulunduğu zaman dilimi için talep edilebileceğini, kaldı ki hesaplama yapılsa dahi 17.06.2013 tarihinden itibaren yapılması gerektiğini, ...'ın ödemiş olduğu meblağı müşterilerinden tahsil ettiği için herhangi bir zararının söz konusu olmadığını ileri sürerek müvekkilinin ödediği 5.929.405,67 TL tutarındaki faizin, ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ödediği meblağı kullanamamaktan ve faiz gelirinden yoksun kaldığını, davacının iddiasının aksine müvekkilinin ödediği bedeli müşterilerinden derhal tahsil edemediğini, müşterilerin taksitlendirme taleplerinin teminat alınarak ve fatura bedeline tecil faizi uygulanarak kabul edildiğini, davacının zımni sözleşme ilişkisinden bahsettiğini, bu nedenle sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanamayacağını, bir an için sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanacağı kabul edilse bile, bunun davacının anladığından farklı bir anlama geldiğini, sebepsiz zenginleşenin iade borcu bakımından temerrüde düşürülmesine gerek olmadığını, denkleştirici adalet ilkesi gereği gerçek bir geri vermenin söz konusu olması gerektiğini, davacı kendi ödediği para için avans faizi talep ederken, kendisinin 2 yıl boyunca elinde tuttuğu meblağa faiz talep edilmesine itiraz etmesinin samimiyetten ve hakkaniyetten uzak olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında davacıya ait dağıtım şebekesinin kullanılması ve davalının kullanım bedelinin ödenmesine dair sözleşme ilişkisinin olduğu, bu sözleşme ilişkisinde bedelinin EPDK tarifelerine göre belirlendiği, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin bulunduğu hallerde sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak talepte bulunulamayacağı, davacı tarafından ihtirazı kayıtla davalıya iade edilen taşıma bedelinin faizinin ancak temerrüt halinde isteyebileceği, davalı tarafından talep edilen taşıma bedeli için davacı borçlunun temerrüde düşürülmediği, taşıma bedelinin faizinin ayrıca davacıdan talep edilmesinin haksız olduğu, davacı tarafından ihtirazı kayıtla ödenen 5.929.405,67 TL gecikme faizinin geri istenebileceği, bu bedelin iadesi yönünden davalının temerrüde düşürülmediği ve kötüniyetli olmadığı, bu nedenle dava tarihinden itibaren avans faiz işletildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 5.929.405,67 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından davacıya yapılan ödemenin ihtirazi kayıtla yapıldığı, sebepsiz zenginleşme halinde ihtirazi kayıtla yapılan ödeme nedeniyle geri verme borcu bakımından ayrıca bir ihtara gerek bulunmadığı, Yargıtay kararlarına göre de davalının ödediği parayı faiziyle geri isteyebileceği, bu değerlendirmenin denkleştirici adalet ilkesine ve hakkaniyete de uygun bulunduğu, aksinin kabulü halinde tacir olan davacının iyiniyetli olsa bile sebepsiz yere elinde tuttuğu paradan gelir elde etmesine, buna karşılık yine tacir olan davalının da sebepsiz yere davacıya ödediği paradan mahrum kalmasına yol açacağı, bu durumun denkleştirici adalet ve hakkaniyete uygun olduğunun söylenemeyeceği, bu itibarla davanın reddine karar verilmesi gerkirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, ihtirazi kayıtla ödenen faizin istirdadı talebine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 22.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.