Anahtar kelimeler: Muvaazalı Kaptan Terminalinde Emir Usta Sgk Değişen Firmalar Bünyesinde Talimatları

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ███████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 1. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... (... Şirketi) vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... (...) ... terminalinde 01.08.1988-31.12.2020 tarihleri arasında değişen alt işveren Şirketler bünyesinde usta kaptan olarak, en son net 4.900,00 TL ücret ile çalıştığını, davacının emir ve talimatları ... yetkililerinden aldığını, buna rağmen ...'ın muvaazalı olarak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarını başka firmalar üzerinden yaptırdığını, davacının iş sözleşmesinin işin sona ermesi gerekçe gösterilerek sonlandırıldığını, çalışma sisteminin 7 gün çalışma 7 gün dinlenme şeklinde olduğunu, hafta tatilini kullanmadığını, resmî tatillerde çalışmaya devam ettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili, yıllık ücretli izin ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davalı Şirketin işçi temin etmekten başka bir sıfatı olmadığını ve işçiye emir ve talimat verme yetkisinin de olmadığını, bu sebeplerle işveren sıfatının bulunmadığını, davacının talep ettiği alacaklardan sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının 854 sayılı Deniz İş Kanunu (854 sayılı Kanun) kapsamında çalıştığını, 854 sayılı Kanun'da alt işveren asıl işveren ilişkisinin tanımlanmadığını, ...'a husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davanın esastan da reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, davacının usta kaptan olarak çalıştığı ve taraflar arasında bu konuda ihtilaf bulunmadığından uygulanacak mevzuatın 854 sayılı Kanun olduğu, davacının mülkiyeti ...'a ait olan deniz vasıtalarında görevini ifa ettiği, gemilerin yanaştığı rıhtımdaki iskelenin ...'a ait olduğu, 17... tarihli ve 22261 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ... Statüsü'nde ...'ın iskeleler inşa ettirip işletebildiği, deniz araçları ile teçhizatını inşa, imal ettirebildiği, kılavuzluk, römorkörcülük, palamarcılık, tahmil/tahliye, kurtarma ve yardım işleri ve yer hizmetleri, dalgıç hizmetleri ile her türlü liman işletmeciliğini yapabildiği hususlarının düzenlendiği, tanık anlatımlarına göre işçilerin emir ve talimatları ... yetkililerinden aldığı, SGK kayıtlarında yer alan alt işveren Şirketlerin tamamen göstermelik olduğu, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu, davacının kıdem tazminatına esas hizmet süresinin toplam 23 yıl olduğu, en son ücretinin aylık çıplak brüt 4.267,35 TL olduğu belirtilerek bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun (4734 sayılı Kanun) 62/1-(e) hükmünde ve 01.02.2018 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikten sonra da 4734 sayılı Kanun'un 2. maddesi kapsamında kamu iktisadi teşebbüsü olan davalı ...'ın, aynı Kanun'un 62/1-(e) hükmüne göre personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı yapabilmesinin mümkün olduğu, gemiadamı davacının yaptığı işin yardımcı iş niteliğinde olduğu, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı bir ilişki olmadığı, bu nedenle davalı ...'ın dava konusu işçi alacaklarından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, Mahkemenin bu yöndeki kabulünün hatalı olduğu, davalı ... Şirketi 854 sayılı Kanun'da asıl işveren-alt işveren hükümlerine yer verilmemesi ve davacı tarafından herhangi bir muvazaa iddiasına dair ispat vasıtası ileri sürülmemiş olması nedeni ile davacının kendisinde çalıştığı süreyle sınırlı olarak dava konusu alacaktan sorumlu tutulması gerektiğini savunmuş ise de Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin ██████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararında; 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesinde işyeri devri ile ilgili ayrıntılı ve açık bir düzenleme olduğu, buna karşılık bu maddenin her iki kanunun özel kanun olması nedeniyle deniz iş hukuku alanında özellikle gemiadamı açısından uygulama alanının bulunmadığı ve ancak genel kanun olan 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 4 28... . maddelerindeki hükümleri gereğince devralan işverenin tüm süre üzerinden sorumluluğunun olduğu belirtilmiş olup 6098 sayılı Kanun gereğince davalı ... Şirketinin Mahkemece davacının tüm çalışma dönemi üzerinden sorumlu tutulmasının isabetli olduğu, davacının tespit edilen ücretinin yerinde olduğu, davacının bakiye yıllık ücretli izin alacağının ödendiğinin davalı işveren tarafından ispatlanamadığı, dosyaya sunulan kayıtların dikkate alınması nedeni ile davacının ödenmemiş fazla çalışma alacağı bulunmadığı, hesaplamalarda gelir vergisi kesintisi yapılmadan hesaplanan miktarlara hükmedildiği, hükmedilen alacaklara yasal faiz işletilmesinin yerinde olduğu belirtilerek davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ... aleyhine açılan davanın husumetten reddine, diğer davalı yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;a. Dava konusu alacaklardan ...' ın sorumlu olduğunu,b. Davacının ücreti hatalı belirlendiğinden tüm alacaklarının eksik hesaplandığını,c. Davacının 7 günlük çalışma döneminde 24 saat çalışma yaptığını, ancak karşılığı ücretin ödenmediğini,ç. Hesaplama yapılırken gelir vergisi kesintisi yapıldığını,d. Faizin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.2. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;a. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından asıl işveren alt işveren ilişkisine dair 854 sayılı Kanun'un irdelenmediğini,b. Müvekkili ile ... arasında akdedilen hizmet alım sözleşmelerinde dahi çalıştırılacak personelin kıdem tazminatından ve işçilik alacaklarından ...'ın sorumlu olduğu düzenlenmiş olmasına rağmen Mahkeme tarafından ... yönünden husumetten ret kararı verilmesinin isabetsiz olduğunu,c. Davacının müvekkili nezdindeki çalışmasının 1 tam yılını doldurmaması neticesinde kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarının müvekkiline yöneltilmesinin mümkün olmadığını,ç. Davacının hizmet süresindeki kesintilerin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu,d. Dava konusu iddiaları kabul etmemekle birlikte davacının iş sözleşmesinin müvekkili tarafından devir suretiyle sonlandırıldığını, işyeri devrinin gerçek anlamda bir fesih olmadığını,e. Hafta tatili alacağının hatalı hesaplandığını,f. Hükmedilen faizin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, arabuluculuk dava şartı, dava konusu işçilik alacaklarından davalı ...'ın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, hizmet süresi, davalı ... Şirketinin sorumlu olduğu dönemin belirlenmesi, ücretin tespiti ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının hesaplanması ile fazie ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı ... Şirketi vekilinin ise aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 3/1 hükmünde "Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebi ile açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.Dava şartı olarak arabuluculuk sürecinin başından sonuna kadar detaylı kurallara bağlanması, yaşanması muhtemel hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından gereklidir. Şüphesiz arabulucuğun en önemli aşamalarından biri başvurunun yapılması, diğeri ise arabuluculuk tutanağı düzenlenmesidir. Anlaşmazlıklara ve tereddütlere meydan verilmemesi için arabuluculuk tutanağında tarafların anlaştıkları ya da anlaşamadıkları alacak kalemleri tek tek belirtilmelidir.Dava şartı arabuluculuk uygulamalarının başlangıcında, hem talepte bulunanlar ve hem de arabulucular tarafından yapılan hataların tarafların mağduriyetine sebebiyet verdiği, arabuluculuk uygulamasının amaçlandığı gibi uygulanmasına engel olduğu görülmüştür. Bu sebeple Dairemizce, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na (6325 sayılı Kanun) dayanılarak çıkartılan ve 02.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik ile başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihine kadar olan dönemde, arabuluculuk anlaşamama tutanağında arabuluculuğa konu alacaklar tek tek belirtilmeden "işçilik alacakları" veya "işçi-işveren uyuşmazlığı" gibi soyut ifadeler kullanılmış olsa dahi dava konusu edilen işçilik alacaklarının tamamı hakkında dava şartının gerçekleştiği görüşü benimsenmiştir. Başka bir deyişle başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden önceki dönem için taraflardan kaynaklanmayan bu tür uygulama hataları aşılarak arabuluculuk müessesesinin amaca uygun yürütülmesi sağlanmaya çalışılmıştır.Başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden sonraki başvurularda ise hangi alacak veya tazminat kalemleri konusunda anlaşma sağlandığı veya sağlanamadığını açıkça belirtmeyen son tutanağa göre dava şartının gerçekleştiği kabul edilemeyecektir.Ayrıca belirtmek gerekir ki 6325 sayılı Kanun'un "Beyan ve belgelerin kullanılması" kenar başlıklı 5. maddesi ve 7036 sayılı Kanun'un 3/21 hükmü göz önünde bulundurulduğunda; arabuluculuk faaliyeti kapsamında düzenlenen belgelerden sadece son tutanağın kullanılmasına izin verilmiştir. Buna göre arabuluculuk dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği hususu, yalnızca son tutanak esas alınarak belirlenebileceğinden, başvuru formunda yer alan alacak kalemlerinin müzakere edilip edilmediği ancak son tutanak ile anlaşılabilir.Müzakere edilmemiş bir alacak için dava şartının gerçekleştiğinden söz edilemez.Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında düzenlenen 24.02.2021 tarihli "Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı"nda tarafların anlaşmaya varamadıkları alacak kalemleri kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı olarak belirtilmiştir. Buna göre dava dilekçesinde talep edilen alacak kalemleri olan asgari geçim indirimi, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları arabuluculuk görüşmelerine konu edilmemiştir. Arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeyen sözü edilen alacak kalemleri yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan incelenerek karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.