Anahtar kelimeler: Barkot Matbaa Okutma Stok Bam Çalışırlarken Başkan Yazim Katip Bursa

T.C. BURSA BAM 7. HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
7. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ...
KARAR NO
: ...
KARAR TARİHİ
: █████/2023
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: █████/2023
DAVACI
: ... -
VEKİLİ
: Av. ... -...
DAVALI
: ... -
...
VEKİLİ
: Av. ... ...
DAVANIN KONUSU
: Alacak
B.A.M. KARAR TARİHİ
: █████/2024
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2024
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların matbaa hususunda çalışırlarken davalının davacı için ayrıca barkot okutma, stok takip, müşteri hesapları ve web sitesi kurma işlerini yaptığını, sözlü anlaşma ile mutabakata varılan bedelin ödendiğini, davalının vaat ettiği sistemi 1-1,5 yıl boyunca bir türlü oturtamadığını, davacının kullanımına hazır, verimli ve sürekli çalışır hale getiremediğini, 2018 yılı Ocak ayında davalı tarafından kurulumun gereği teslim edilmiş ve bedeli de ödenmiş olan bilgisayarı, barkot okuyucuyu ve el terminalinin davacı şirketin yetkilisinin izni olmaksızın şirket çalışanlarından alınıp bir daha getirilmediğini, cihazların geri alınıp el konulması neticesinde de davacının yaptığı ödemelerin karşılığını alamadığını, sistemden hiçbir şekilde yararlanamadığını, benzer sistemin kurulması için başka bir şirketle tekrar anlaşma yapıldığını, davalının davacıyı zarara uğrattığını belirterek sistemin kurulumu için yapılan 11.687,00.-TL ile zaman, iş ve hizmet kaybı nedeniyle uğranılan zarar olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00.-TL olmak üzere toplam 11.787,00.-TL’nın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari işlemlere uygulanan faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının iddiasının aksine davalının sisteme ait tüm ürünleri sağlam ve çalışır şekilde teslim ettiğini, davacının teslimden sonra ürünleri sorunsuz bir şekilde kullandığını, ürünlerin kullanımına ilişkin davacı şirkette çalışan 4 kişiye ayrı ayrı eğitim verildiğini, bu kişilerle yapılan dijital ortamdaki yazışmaların halen davalı şirket kayıtlarında mevcut olduğunu, davacıyla anlaşılan işler ve son verilen eğitim için █████/2017 tarihli faturanın düzenlendiğini, davacının faturaları ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin aldığını, davacının ayıpları süresinde bildirmediğini, cihazlara ilişkin arıza kaydı bulunmadığını, davacı şirkette bulunan bilgisayar, barkot okuyucu ve el terminalinin alınıp iade edilmediği iddiasının doğru olmadığını, taraflar arasındaki ticaretin yalnızca bilgisayar ve yazılım ürünleri hakkında olmayıp matbaa ve promosyon ürünlerine ilişkin de olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm tanıkların ortak beyanından, sistemin ve sistem ürünlerinin davacı firmaya eksiksiz ve kusursuz bir şekilde teslim edildiği, sisteme ilişkin eğitimlerin davalı firma tarafından davacı firma yetkililerine verildiği, sistemin bir ay sorunsuz bir şekilde davacı firma tarafından kullanılmış olduğunun görüldüğü, sistemin ayıplı olduğuna ilişkin davacı tarafın dosyaya başkaca delil sunamadığı, sistemin yüklü olduğu bilgisayarın davalı tarafından alındığının beyan edilmesine karşılık tanıkların beyanlarında olayın üzerinden uzun zaman geçtiğini, tam olarak hatırlamadıklarını belirttikten sonra sistemin davalı firma çalışanı tarafından alındığını beyan ettikleri, bu iddialarına ilişkin ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacı firma da yerinde yapılan incelemede sistemin olmadığı, bu nedenle sistemin ayıplı olup olmadığı hususunda teknik bir incelemenin de yapılamadığı, davacı tarafın bu iddiasına ilişkin olarak da yazılı bilgi ve belge dosyaya ibraz edemediği, bu durumda tüm bu olgular karşısında davacının dava konusu iddialarını ispatlayamadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tanık beyanları ile ilgili değerlendirmenin hatalı ve isabetsiz olduğunu, teslimin fiili bir olgu olduğunu ve tanık delili ile ispat edilebileceğini, teslim olgusunun da tanık beyanları ile ispatlandığını, söz konusu sistemin 1 ay kullanıldıktan sonra ayıbın ortaya çıkması, davalı firmanın sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, davalı şirketin, kendilerinin bu konuda deneyimli olduğunu ve bu sistemi kurabileceklerini taahhüt ettiğini, ancak, tanık beyanlarında yer alan "davalının yazılım konusunda uzman olmadığı" yönündeki ifadelerin, davalının uzman olmadığı bir konuda taahhütte bulunarak davacıyı zarara uğrattığının açık kanıtı olduğunu, davacı tarafından sözlü eser sözleşmesi kapsamında ödenen 10.915,00 tl bedelin iadesinin haklı olduğu hususunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı vekilinin istinaf başvurusuna karşı verdiği cevap dilekçesinde, yerel mahkeme kararının kesin olduğunu, davacı tanıklarının beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, teslim olgusunun tanık ile ispat edilebileceği iddiasının, taraflar tacir olduğundan mümkün olmadığını, TTK 21/2. Maddesinde belirlenen yasal süresine uygun olarak içeriği hakkında itirazda bulunulmayan faturalar hakkında anlaşılan işler ve verilen hizmetin üzerinden 1 yıldan fazla süre geçtikten sonra ödenen bedellerin boşa gittiğinin iddia edilmesi hakkaniyetle bağdaşmayacağını, bilirkişi raporunun davacı tanık beyanlarına itibar edilerek hazırlandığını, ayrıca teknik bilirkişi raporunda sistemin ayıplı olduğunun tespit edilemediğinin ifade edildiğini, ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun şekilde yapılmadığını belirterek, istinaf başvuru talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, ayıp nedeniyle sözleşmenin feshi ile bedelin iadesi istemine ilişkindir.
Eldeki davada, sistemin kurulumu için yapılan masraflar ve zaman, iş ve hizmet kaybı nedeniyle uğranılan zarar kapsamında toplam 11.787,00 TL'nin davalıdan tahsilinin talep edildiği, bilirkişi heyet raporu ile davacı tarafından sözlü eser sözleşmesi kapsamında ödenen 10.915,00 TL bedelin iadesinin haklı olduğu kanaatini içerir kök ve ek rapor düzenlendiği, davacı vekilinin; kök rapor karşı beyan dilekçesinde, "bilirkişi heyet raporundaki görüş ve kanaatlere katılıyoruz, ancak 772,00 TL 'lik harcama hesaplamaya dahil edilmemiştir" şeklinde beyanda bulunduğu, kök rapordaki görüş ve kanaatlerini koruduğunu bildiren bilirkişi heyeti ek raporuna karşı beyanda bulunmadığı, son duruşma zaptında, deliller ve bilirkişi raporu ile haklılığımız ortaya çıkmıştır, davamızın kabulüne karar verilsin, şeklinde beyanda bulunduğu ve istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporu ile haklılığının kanıtlandığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. O hâlde, dava değerinin 10.915,00.-TL olduğu belirlenmiştir.
HMK'nın "İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar" başlıklı 341. maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiştir. █████/2023 tarihinden itibaren verilen kararlarda miktar ve değeri 17.830,00.-TL'nı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir (HMK'nın 341/2.m.). Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir (HMK'nun 341/3.m.). Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz (HMK'nun 341/4.m.).
Reddedilen ve istinafa getirilen miktar 11.787,00.-TL olup mahkeme karar tarihi itibariyle söz konusu miktar kesinlik sınırları içindedir.
HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin olan karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunulması halinde kararı veren mahkeme tarafından istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi istinaf incelemesi sırasında da istinaf isteminin reddine karar verilebilir.
Bu durumda, HMK'nın 341/2. maddesinde açıklanan 17.830,00.-TL'nın altında kalan miktar yönünden davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2023 tarih ve .../... - .../... sayılı kararına yönelik istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinin HMK 352. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
3-İstinaf talebinde bulunan tarafından karşılanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
4-Karar tebliğ ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nun 362/1.a hükmü uyarınca █████/2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!