Anahtar kelimeler: Bam Başkan Açılmadan Yazim Katip Bursa Üye Hallerden Karara Yoluna

T.C. BURSA BAM 7. HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
7. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
BAŞKAN
: ... ...
ÜYE
: ... ...
ÜYE
: ... ...
KATİP
: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ...
KARAR NO
: ...
KARAR TARİHİ
: █████/2020
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: █████/2021-█████/2021
DAVACI
: ... -... ...
VEKİLİ
: Av. ... ...
DAVALI
: ... -...
VEKİLİ
: Av. ... -...
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali
B.A.M. KARAR TARİHİ
: █████/2024
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2024
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının, davalı tarafa matbaacılık hizmeti vermiş olup, buna ilişkin olarak da davalı tarafa icra takibine dayanak olarak sunulan faturalardan kaynaklı alacağın tahsilinin sağlanması amacıyla ... 16. İcra Müdürlüğü .../... Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, başlatılan icra takibine itiraz edilerek takibin durdurulması sonucu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve .../... arabuluculuk dosyası sonucu da anlaşma sağlanamadığını, davalının itirazının haksız olduğunu, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, faturaların içerdiği mal ve hizmetin teslim edilmediğini, mal teslim edilmeden önce faturaların kesilip gönderildiğini, davalının malların teslim edileceği düşüncesiyle hareket ettiğini, teslim yapılmadığını, davacı tarafından oyalandığını, teslimin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, borcu bulunmadığını, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı firma tarafından, davalı şirkete düzenlenen ve icra takibine konu olan irsaliyeli faturalar toplamının 97.325,22-TL olduğu, davalı şirket ile davacı firma arasında mal/hizmet alımına ait yazılı bir sözleşme olmadığı tarafların açık hesap çalıştığı, taraflar arasında uzun süreli ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, davacı firma tarafından, davalı şirkete düzenlenen ve icra takibine konu olan faturaların, davacı ve davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı firma ve davalı şirketin 2018 ve 2019 yılı BA-BS formlarının birbirini teyit ettiği, her ne kadar davalı vekili icra takibine konu irsaliyeli faturalardaki malların teslim edilmediğini belirtmiş ise de; davalı tarafın faturaları ticari defterlerine kaydettiği ve BA formu ile ilgili vergi dairesine bildirimde bulunduğu, davalı tarafından faturadaki malların teslim edilmediği yönünde, davacı tarafa gönderilmiş herhangi bir yazılı bildirimin olmadığı, davalı tarafın ticari defter kayıtlarına göre icra takip tarihinde; davalı şirketin, davacı firmaya 99.577,82-TL borçlu gözüktüğü, davacı tarafın ticari defter kayıtlarına göre ise davalı tarafından kesilen ve ödenmeyen faturalar nedeniyle icra takip tarihinde davacı firmanın, davalı şirketten 66.143,42-TL alacaklı gözüktüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne icra takibinin 66.143,42.-TL asıl alacak tutarı üzerinden devamına ve asıl alacağın %20 ‘si tutarında hesap edilen 13.228,68.-TL icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, icra takip dayanak altı adet faturanın ödendiğini ispatlanamadığını, davalı defterlerine göre de alacağın sabit bulunduğunu, davacı defterlerine bağlı kalarak kısmen kabulüne dair kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının malı teslim etmeden önce faturasını kesip davalıya gönderdiğini, teslim yapılacağı inancıyla faturaların kabul edildiğini, teslim gerçekleşmediğinden sipariş vermeyi bıraktığını, irsaliyeli faturalarda teslim alanın adı soyadı ve imzası bulunmadığını, teslim edilmeyen mallar yönünden borcun doğmayacağını, takibin cari hesaba dayalı olarak başlatılmadığını, faturaya dayanan takipte cari hesabın incelenerek buna uygun karar verilemeyeceğini, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini, malların teslim edildiğinin ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğunu, teslim olgusunun ticari defterlerle kanıtlanamayacağını, teslim konusunda belge sunamadığının bu nedenlerle kararın kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, teslim olgusunun ispatlanamadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, icra inkar tazminatına karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı fatura bedellerinin ödenmediğini iddia etmiş, davalı ise, fatura konusu mal ve hizmetin teslim edilmediğini savunmuştur. Mahkemece, davacının defter kayıtlarına göre verilen kısmen kabul kararını istinafa getiren tarafların istinaf nedenlerine göre, ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur ( Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin █████/2022 tarih █████████-█████████ sy. k).
Bu açıklamalar ışığında, taraf defterlerini inceleyen bilirkişi raporunda; tarafların açık hesap çalıştığı, davacı firma tarafından, davalı şirkete düzenlenen ve icra takibine konu olan faturaların, davacı ve davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı firma ve davalı şirketin 2018 ve 2019 yılı BA-BS formlarının birbirini teyit ettiği, davalının faturaları ticari defterlerine kaydettiği, faturalara herhangi bir yazılı itirazın olmadığı, faturadaki malların teslim edilmediği yönünde, davacı tarafa gönderilmiş herhangi bir yazılı bildirimin olmadığı, davalı tarafın ticari defter kayıtlarına göre icra takip tarihinde; davalı şirketin davacı firmaya 99.577,82.-TL borçlu gözüktüğü, davacı tarafın ticari defter kayıtlarına göre icra takip tarihinde davacı firmanın, davalı şirketten 66.143,42.-TL alacaklı gözüktüğü tespit edilmesi nedeniyle; muntazam tutulan ticari defterler sahibi aleyhine delil olacağından davacının istinaf nedeni, faturalara itiraz etmeyip kendi defterlerine işleyen davalının istinaf nedeni yerinde olmayıp mahkemenin yazılı gerekçe ile ulaştığı sonuç usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle taraf vekillerini istinaf talebi yerinde görülmediğinden başvurunun esastan reddi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.12.2020 tarih .../...-.../... sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince taraf vekillerinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-a)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında harçlar peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
b)İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılması gerekli 4.518,25.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.130,00.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 3.388,25.-TL harcın ilk derece mahkemesince davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-İstinaf talebinde bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
4-Karar tebliğ işlemlerinin 7035 sayılı Yasa ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 359/3 hükmü gereğince İlk Derece Mahkemesince yapılmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 18.01.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!