Anahtar kelimeler: Çehrede Fıtığı Boyun Koyununun Selçuk Cismani Servisinde Süreçte Hayvanlarıyla Esaskarar

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
TÜRK MİLLETİ ADINAT.C.KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
:KARAR NO
:HAKİM
:KATİP
:DAVACI
:VEKİLLERİ
:DAVALI
:VEKİLLERİ
:DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)DAVA TARİHİ
:KARAR TARİHİ
:KARARIN YAZILDIĞI TARİH
:Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:BEYANLAR
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; davacının işletme kaydına göre 451 adet koyununun bulunduğunu, geçirdiği trafik kazası nedeniyle Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisi’nde tedavi gördüğünü, kaza sonucu boyun fıtığı oluştuğunu ve çehrede sabit iz mahiyetinde yaralanma meydana geldiğini, tedavi sürecinde ve sonrasında iş gücü kaybına uğradığını, bu süreçte hayvanlarıyla ilgilenemediği için bakım işlerini başkalarına yaptırmak zorunda kaldığını, tedavi sürecinin uzun ve masraflı olduğunu, belgelenemeyen tedavi giderleri ile çehrede oluşan izin giderilmesi ve boyun fıtığının tedavisi için kaçınılmaz masrafların doğacağını, bu zararların tamamının davalı sigorta şirketinin zorunlu trafik sigortası poliçesi kapsamında kaldığını, davalı sigorta şirketine 27.10.2023 tarihinde başvuru yapılmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin de sonuçsuz kaldığını, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 27.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte geçici iş göremezlik tazminatı olarak 5.000,00 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 1.000,00 TL, belgelenemeyen tedavi masrafları için 5.000,00 TL ve çehrede meydana gelen izlerin giderilmesi ile boyun fıtığının tedavisine ilişkin kaçınılmaz tedavi masrafları için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 16.000,00 TL belirsiz tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; davacı tarafından açılan cismani zarara dayalı tazminat davasında dava dilekçesi ekinde sunulması zorunlu olan delillerin HMK m.121’e aykırı şekilde müvekkil şirkete tebliğ edilmediğini, delillerin tebliğinden sonra ayrıntılı savunma haklarının saklı tutulduğunu, 2918 sayılı KTK uyarınca sigorta şirketine başvurunun dava şartı olduğunu ancak davacının zorunlu başvuru belgeleri olan sürekli maluliyet raporu ve kaza tespit tutanağını sunmaksızın eksik evrakla başvuru yaptığını, bu nedenle müvekkil şirketin temerrüde düşmediğini ve dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının iddia ettiği maluliyet ile kaza arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının ve maluliyet oranının Erişkinler Hakkında Engellilik Değerlendirmesi Yönetmeliği uyarınca İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’ndan rapor alınarak tespit edilmesini, kusur oranlarının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nden rapor alınmasını talep ettiklerini, sürekli sakatlık tazminatı hesaplamasının 7327 sayılı Kanun’la değişik 2918 sayılı KTK m.90/1-b hükmü uyarınca %2’yi aşmayan iskonto faizi uygulanarak yapılması gerektiğini, TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak yapılan bilirkişi hesaplamasının bu nedenle hatalı ve fahiş olduğunu, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi gideri taleplerinin 01.06.2015 yürürlük tarihli Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları uyarınca sağlık gideri kapsamında olup SGK’nın sorumluluğunda bulunduğunu ve sigorta şirketi yönünden teminat dışı olduğunu, SGK tarafından davacıya rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının ve gelir bağlanıp bağlanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, faiz yönünden kabul anlamına gelmemek kaydıyla faiz başlangıcının ancak dava tarihi olabileceğini ve uygulanacak faizin yasal faiz olduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğunun dava konusu kazada ... plakalı araç için düzenlenen zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesindeki limitlerle sınırlı olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddine, delillerin tebliğine, kusur ve maluliyet yönünden Adli Tıp raporları alınmasına, müvekkil şirketin poliçe limiti ve feriler yönünden sorumluluğunun sınırlandırılmasına ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.MAHKEMEMİZCE TOPLANAN DELİLLER VE YAPILAN İŞLEMLER:Bilirkişi (... ) 13.07.2024 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; dosya üzerinde yapılan inceleme ile maddi hasarlı trafik kaza tespit tutanağı, kroki, fotoğraflar ve eksper kaza tespit tutanağı birlikte değerlendirildiğinde, ... plakalı otomobil sürücüsü ... ’ün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84. maddesinde düzenlenen asli kusurlardan Madde 56/1-c kapsamında “önünde seyreden aracı güvenli ve yeterli mesafeden izlememek (yakın takip–arkadan çarpma)” kuralını ihlal ettiği, bu ihlal nedeniyle kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı otomobil sürücüsü ... ’un ise kazada herhangi bir trafik kuralı ihlali bulunmadığı ve %0 oranında kusursuz olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Bilirkişi (... ) 25.07.2024 tarihli ek raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; dosya üzerinde yapılan inceleme, taraf ifadeleri, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kaza tespit tutanağı, kroki ile diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, ... plakalı otomobil sürücüsü ... ’nın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84. maddesinde düzenlenen asli kusurlardan Madde 56/1-A kapsamında şerit izleme ve değiştirme kurallarına riayet etmemek ve Madde 52/1-b kapsamında hızını yol, görüş, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak suretiyle kural ihlali yaptığı, bu nedenle kazanın meydana gelmesinde %100 oranında ASLİ KUSURLU olduğu, kazada davacı, yolcu veya başka herhangi bir kişinin kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Selçuk Üniversitesi Başhekimliği'nin 04.10.2024 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; dosya kapsamı, yapılan muayene ve tetkikler sonucunda davacı ... ’nün 07.08.2023 tarihinde geçirdiği trafik kazası nedeniyle sol kaş üzerinden başlayıp frontal-temporal bölgeye uzanan yaklaşık 14 cm uzunluğunda, düzensiz sınırlı kesi oluştuğu, bu yaranın sütüre edildiği, yüz bölgesinde meydana gelen nedbe dokusunun anatomik, kozmetik ve psikolojik etkileri dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, davacının ... doğumlu olduğu ve olay tarihinde 36 yaşında bulunduğu, meslek grup numarasının 1 (düz işçi/çiftçi) olarak kabul edildiği, 11.10.2008 tarihli ve 27021 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerine göre yapılan hesaplama sonucunda davacının %3,0 oranında sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık) bulunduğu, ayrıca 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” uyarınca yüz bölgesindeki şekil bozukluğunun tüm vücut için %3 oranında sürekli iş göremezlik (kalıcı maluliyet) oluşturduğu, yüz bölgesindeki yumuşak doku yaralanmasına bağlı iyileşme süresinin emsallerine göre 3 haftaya kadar uzayabileceği ve bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilebileceği, dosyada tedavi giderlerine ilişkin fatura veya makbuza rastlanılmadığı, tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılandığı, ancak yaralanmanın niteliği gereği refakatçi, özel bakım, beslenme ve ulaşım gibi zorunlu tedaviye bağlı yan harcamaların yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Selçuk Üniversitesi Başhekimliği'nin █████/2024 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; dosya kapsamı ile yapılan muayene ve tetkikler sonucunda davacı ... ’nün 07.08.2023 tarihinde trafik kazası geçirdiği, kaza sonucu sol kaş üzerinden başlayıp frontal-temporal bölgeye uzanan, düzensiz sınırlı yaklaşık 14 cm uzunluğunda kesi oluştuğu ve yaranın sütüre edildiği, yüz bölgesindeki nedbe dokusunun anatomik, kozmetik ve psikolojik etkileri dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, davacının ... doğumlu olduğu ve olay tarihinde 36 yaşında bulunduğu, meslek grup numarasının 1 (düz işçi/çiftçi) olarak kabul edildiği, 11.10.2008 tarihli ve 27021 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerine göre yapılan değerlendirmede davacının %3,0 oranında sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık) bulunduğu, ayrıca 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” uyarınca yüz bölgesindeki şekil bozukluğunun tüm vücut için %3 oranında sürekli iş göremezlik (kalıcı maluliyet) oluşturduğu, yüz bölgesindeki yumuşak doku yaralanmasına bağlı iyileşme süresinin emsallerine göre 3 haftaya kadar uzayabileceği ve bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilebileceği, dosyada tedavi giderlerine ilişkin fatura veya makbuz bulunmadığı, tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılandığı, ancak yaralanmanın niteliği gereği refakatçi, özel bakım, beslenme ve ulaşım gibi zorunlu tedaviye bağlı yan harcamaların yapılmasının muhtemel olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü'nün █████/2025tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; dava dosyası ve davacı vekilinin itirazları incelendiğinde davacının 07.08.2023 tarihli trafik kazası sonrası yüz bölgesinde oluşan yara izinin estetik açıdan her durumda tamamen giderilmesinin mümkün olmadığı, yapılacak müdahalelerin bir kısmının SGK tarafından karşılandığı, bir kısmının ise hastanın durumuna göre tekrarlayan ve SGK kapsamı dışında kalan işlemler olduğu, bu işlemler henüz uygulanmadığından masrafların şimdilik belirlenemediği ve ancak işlemler yapıldıktan sonra geriye dönük talep edilebileceği, boyun bölgesinde meydana geldiği iddia edilen boyun fıtığının ise 07.08.2023 tarihli trafik kazasıyla illiyetli olduğunun tıbbi belgelerle tespit edilemediği, mevcut skarın ciltte belirgin seviye farkı oluşturduğu ve ilk bakışta fark edilebilir nitelikte olduğu dikkate alınarak yüz bölgesindeki şekil bozukluğunun “Yüz Sınıf 4 – ileri derecede şekil bozukluğu” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda kazaya bağlı bedensel engel oranının %3 olduğu ve sekel nitelik taşıdığı, 11.10.2008 tarihli ve 27021 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca yapılan hesaplamada, kaza tarihindeki yaş (35) esas alınarak çalışma ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının %3,3 olarak belirlendiği, kaza nedeniyle tedavi süresince bakıcı ihtiyacının bulunmadığı ve tıbbi iyileşme süresinin emsallerine göre 3 haftaya kadar uzayabileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Bilirkişi (Av. ... ) 30.06.2025 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın dosya kapsamındaki belge ve bilgiler esas alınarak gerçekleştirildiği, raporun tazminat talebinin hukuken oluşup oluşmadığına dair değerlendirme içermeyip yalnızca kaza sonucu yaralanan davacı için geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik (maluliyet), geçici bakıcı gideri ve tedavi giderlerine ilişkin tazminat hesaplamasını kapsadığı, delillerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemeye ait olduğu, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ve PMF 1931 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamada davacı için 7.981,62 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 282.152,42 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı ve 1.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 291.134,04 TL tazminat belirlendiği, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamada ise 7.981,62 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 296.555,86 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı ve 1.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 305.537,48 TL tazminat hesaplandığı, hesap tarihinin 30.06.2025 olduğu ve bu tutarların Yargıtay içtihatlarında belirlenen ilkelere uygun şekilde belirlendiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Davacının işletme kaydına göre 451 adet koyununun bulunduğunu, geçirdiği trafik kazası nedeniyle Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisi’nde tedavi gördüğünü, kaza sonucu boyun fıtığı oluştuğunu ve çehrede sabit iz mahiyetinde yaralanma meydana geldiğini, tedavi sürecinde ve sonrasında iş gücü kaybına uğradığını, bu süreçte hayvanlarıyla ilgilenemediği için bakım işlerini başkalarına yaptırmak zorunda kaldığını, tedavi sürecinin uzun ve masraflı olduğunu, belgelenemeyen tedavi giderleri ile çehrede oluşan izin giderilmesi ve boyun fıtığının tedavisi için kaçınılmaz masrafların doğacağını, bu zararların tamamının davalı sigorta şirketinin zorunlu trafik sigortası poliçesi kapsamında kaldığını, davalı sigorta şirketine 27.10.2023 tarihinde başvuru yapılmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin de sonuçsuz kaldığını, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 27.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte geçici iş göremezlik tazminatı olarak 5.000,00 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 1.000,00 TL, belgelenemeyen tedavi masrafları için 5.000,00 TL ve çehrede meydana gelen izlerin giderilmesi ile boyun fıtığının tedavisine ilişkin kaçınılmaz tedavi masrafları için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 16.000,00 TL belirsiz tazminatın davalıdan tahsiline yönelik tazminat davası açtığı görülmüştür.Mahkememizce aldırılan uzman bilirkişi raporuna göre, ... plakalı otomobil sürücüsü ...’nın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84. maddesinde düzenlenen asli kusurlardan Madde 56/1-A kapsamında şerit izleme ve değiştirme kurallarına riayet etmemek ve Madde 52/1-b kapsamında hızını yol, görüş, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak suretiyle kural ihlali yaptığı, bu nedenle kazanın meydana gelmesinde %100 oranında ASLİ KUSURLU olduğu, kazada davacı, yolcu veya başka herhangi bir kişinin kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali Türk Borçlar Kanunu madde 54 düzenlenmiştir. Buna göre; bedensel zarar sonucu zarara uğrayanın tedavi giderleri, çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesi zararları, ekonomik geleceğin sarılması nedeniyle uğranılan zararlar ve kazanç kayıpları talep edilebilecektir (... : Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 20. Bası, Ankara 2016, s.431-433).Çalışma gücü, zarar görenin iş gücünün, yani beden ve fikir gücünün, gelir getirici şekilde kullanılması demektir. Burada asıl önem arz eden kazanç kaybı veya azalması değil, kazanma gücünün kaybı veya azalmasıdır. Bu kayıp ve azalmadan doğan olumsuz ekonomik sonuçlar, zararı oluşturur (... : Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s.713). Bununla birlikte Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının, gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektirdiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum, ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de, burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir (Y.HD, ... E, ... K, █████/2019 T).Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir.Tüm dosya kapsamı beraber değerlendirildiğinde; davacının dava dışı ... aracında yolcu olarak bulunduğu, dava dışı sürücünün kaza yapması neticesinde davacının yaralandığı, davacının bu kaza sebebiyle yüzde üç nokta sıfır oranda (%3.0) kalıcı iş göremezliğinin bulunduğu, davacının bu bu maluliyeti sebebiyle 251.936,80 TL bedensel bağlamda maddi zarara uğradığı, ilgili maddi zarardan davalının poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğu değerlendirilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.ArabuluculukArabuluculuk Ücreti Yönünden Yapılan Değerlendirmede;6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 5/A; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu madde 97'de yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle KTK madde 97 ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-18; "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.Yukarıda belirtildiği üzere davacının dava şartı olarak ilgili KTK gereğince sigorta şirketine yazılı olarak başvurmasının yeterli olduğu, ayrıca arabuluculuk sürecine gitmesinin gerek olmadığı değerlendirmekle arabuluculuk yönünden yapılan yargılama giderinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmiştir.H Ü K Ü M
: (Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere);Davanın KABULÜ İLE;1-Davacının bedensel zararı sebebiyle belirlenen 251.936,80 TL'nin davalı sigorta şirketinden █████/2023 temerrüt tarihinden itibaren (poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla), işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2- Davanın kabul edilen kısmı üzerinden alınması gereken 17.209,80 TL karar ilam harcından davacının ödediği peşin harç ve ıslah harcının toplamı olan 1.233,45 TL nin mahsubu ile eksik kalan 15.976,35 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan toplam peşin ve ıslah harcı toplamı olan 1.233,45 TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,4-Davacı tarafından yatırılan
: 427,60 TL başvuru harcının davalıdan tahsili davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan masraf olan
: 13.799,50 TL'nin davalıdan tahsili davacıya verilmesine,6-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre hesaplanan toplam 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına,7-Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili davacıya verilmesine,8-Karardan sonra yapılacak masrafların davalıdan alınmasına,9-Davalının yaptığı masrafların davalı üzerinde bırakılmasına,10-Taraflarca yatırılan ve dosyada bakiye kalan delil/gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dair, davacı vekili, davacı asil yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize iletilmek üzere bulundukları yer Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verecekleri dilekçe veya tutanağa kaydedilmek koşuluyla beyanda bulunmak suretiyle Konya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Katip Hakim