Anahtar kelimeler: Aval Asansör Çeke Siparişi Sipariş Esaskarar Satım Parçaları Ştinin Yazildiği

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
TÜRK MİLLETİ ADINAT.C.KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
:KARAR NO
:HAKİM
:KATİP
:DAVACILAR
: 1-2-VEKİLLERİ
:DAVALI
:VEKİLLERİ
:DAVA
: Menfi Tespit (Alım Satım)DAVA TARİHİ
:KARAR TARİHİ
:KARARIN YAZILDIĞI TARİH
:Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:BEYANLAR
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; davacı şirket ... Ltd. Şti. ile davalı ... Ltd. Şti.’nin asansör parçaları üretimi ve ticareti kapsamında ticari ilişki içinde oldukları, bu kapsamda davacı şirketin davalıdan mal siparişi verdiği ve karşılığında ... Bankası ... Şubesi’ne ait ... seri numaralı, █████/2023 tarihli ve 600.000 TL bedelli çeki keşide ederek verdiği, davacı ... ’nun tacir olmadığı ve çeke yalnızca aval verdiği, davalı şirketin sipariş edilen malların sadece 325.059 TL’lik kısmını teslim ettiği, buna karşılık 274.941 TL’lik kısmın teslim edilmediği, bu durumun tarafların ticari defterleriyle sabit olduğu, davalının buna rağmen çekin tamamı üzerinden Konya . İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile her iki davacı aleyhine icra takibi başlattığı, oysa teslim edilmeyen 274.941 TL’lik kısmın bedelsiz kaldığı, bu nedenle çek bedelinin 274.941 TL’lik bölümünden davacıların borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açma zorunluluğu doğduğu, dava açılmadan önce ... sayılı arabuluculuk dosyasında yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığı belirtilerek, ... Bankası ... Şubesi’ne ait ... seri numaralı, █████/2023 tarihli ve 600.000 TL bedelli çekin 274.941 TL’lik kısmının bedelsiz olduğunun tespitine, bu tutar ve fer’ileri yönünden Konya . İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı icra takibinin iptaline, davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.UYAP üzerinden yapılan incelemede davalının cevap dilekçesi sunmamış olduğu görüldü.MAHKEMEMİZCE TOPLANAN DELİLLER VE YAPILAN İŞLEMLER:Bilirkişi (... ) 10.06.2024 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; dosyaya mübrez belge, bilgi ve takip dosyası ile taraflara ait ticari defterler üzerinden yapılan inceleme sonucunda tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin defter kayıtlarında davaya konu 30.08.2023 vadeli 600.000,00 TL bedelli çeke ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı, bu nedenle davacının iddiasını doğrular nitelikte defter kaydı olmadığı ve takip tarihi ile dava tarihi itibarıyla cari hesap bakiyesinin 0,00 TL olduğu, davalı şirket defterlerinde ise söz konusu 600.000,00 TL bedelli çekin kayıtlı olduğu, çekin kayda alınmasıyla davacının 303.774,44 TL borçlu hale geldiği ve bu tutar kadar kısmın takip tarihi itibarıyla bedelsiz kalmış olabileceği, ancak takip tarihinden sonra davalı şirketin çeki iade kaydı yaparak ve ayrıca 39.861,36 TL KDV tenzili nedeniyle davacı hesabına borç kaydı oluşturması sonucunda dava tarihi itibarıyla davalı şirketin davacıdan 336.086,92 TL alacaklı duruma geçtiği, hukuki takdir ve tavsifin HMK 266. madde gereğince Sayın Mahkeme’ye ait olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.Bilirkişi (... ) 16.10.2024 tarihli ek raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; kök rapordaki tespitlerinin aynen geçerli olduğunu, davacı vekilinin itirazları doğrultusunda yapılan ek incelemede davacı şirket defterlerinde davaya konu 30.08.2023 vadeli 600.000,00 TL bedelli çeke ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığını, bu nedenle davacının iddiasını doğrular nitelikte defter kaydı olmadığı ve takip tarihi ile dava tarihi itibarıyla cari hesap bakiyesinin 0,00 TL olduğunu, davalı şirket defterlerinde ise söz konusu çekin kayıtlı bulunduğunu, çekin verildiği tarihte davacının 296.225,56 TL borcunun bulunduğunun kabul edildiğini ve defter kayıtlarının bunu doğruladığını, çekin kayda alınmasıyla davacının 303.774,44 TL alacaklı hale geldiğini ve bu tutar kadar kısmın takip tarihi itibarıyla bedelsiz kaldığını, takip tarihinden sonra davalı şirketin çeki iade kaydı yaparak ve ayrıca 39.861,36 TL KDV tenzili nedeniyle davacı hesabına borç kaydetmesi sonucunda dava tarihi itibarıyla davalı şirketin davacıdan 336.086,92 TL alacaklı duruma geçtiğini, davacı vekilinin itiraz ettiği tüm hususların rapor içinde ayrı ayrı yanıtlandığını, hukuki takdir ve tavsifin HMK’nın 266. maddesi gereği Sayın Mahkeme’ye ait olduğu kanaatine varıldığını belirtmiştir.Bilirkişi (... ) 30.01.2025 tarihli 2. Ek Raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; davacı şirket vekilinin beyanlarında davalı şirkete 296.225,56 TL borçlu olunduğunun kabul edildiği, bu nedenle dava konusu 30.08.2023 vadeli 600.000,00 TL bedelli çekin takip tarihi itibarıyla 303.774,44 TL’lik kısmının bedelsiz kaldığı, davacı vekilinin itirazının ise ihraç kayıtlı satın alınan mallara ilişkin 39.861,36 TL KDV borcunun bulunmadığı yönünde olduğu, yapılan incelemede ihraç kayıtlı satışlarda KDV’nin alıcıdan tahsil edilmediği ve imalatçı tarafından Vergi Dairesinden iade alındığı, ancak dosya kapsamındaki gümrük beyannamesinde imalatçı firma olarak Akış Asansör yerine ... adının yazıldığı, bu duruma ilişkin davacı tarafından davalıya imalatçıya ait taahhütname veya tespit raporunun ibraz edilip edilmediğinin tespit edilemediği, davalı şirketin Vergi Dairesine KDV iadesi için gerekli ispatlayıcı belgeleri sunamadığı ve bu nedenle 39.861,36 TL KDV’yi iade olarak alamadığı, bu tutarın davalının defter kayıtlarında davacı cari hesabına borç kaydedilmesinin fiili duruma uygun olduğu, sonuç olarak çek bedelinden davacının kabul ettiği 296.225,56 TL borcun mahsubu ile 303.774,44 TL’lik kısmın bedelsiz kaldığı, ayrıca Vergi Dairesinden iade alınamayan 39.861,36 TL KDV’nin gerekli belgelerin ibraz edilmemesi halinde davacı şirketin sorumluluğunda bulunduğu ve davacı tarafından davalıya ödenmesi gerekeceği kanaatine varıldığı, hukuki takdir ve tavsifin HMK 266. maddesi gereği Sayın Mahkeme’ye ait olduğu belirtilmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Tarafların iddia ve savunmaları beraber değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusunun menfi tespit istemine ilişkin olduğu görülmüştür.Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (... : İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Y.HGK; ... E, ... K, █████/2021 T).İspat yükünün yer değiştirdiği istisnai hallerden biri de; davalının alacağının senede dayanıyor olmasıdır. Buna göre senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir. Kambiyo senedinin ticari defterlere kaydedilmemiş olması kambiyo senedinin geçerliliğini etkilemez. Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. 6098 Sayılı TBK'nın 207.maddesi gereğince sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü olup, davacının yaptığı ödeme kural olarak mevcut bir borcun ifası anlamına gelir. Senede karşı senetle ispat kuralı gereği çekin ödendiği, teminat olarak verildiği vs...nedenlerle borçlu olmadığını iddia eden davacı, bu husustaki iddialarını ancak yazılı delillerle ispatlamak zorundadır. Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir (Konya BAM . HD, ... E, ... K, █████/2025 T).Tüm dosya kapsamı beraber değerlendirildiğinde; şirket olan taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacı ... ise aval veren olduğu, davacı şirketin davalıya yapılan iş karşılığı çek keşide ederek verdiği fakat davalının sipariş edilen ürünlerin bir kısmını teslim etmesine rağmen bir kısmını teslim etmediği, bu bağlamda ilgili icra takibi yönünden borçlu olmadığına ilişkin iş bu davanın dermeyan edildiği, davalının cevap dilekçesi sunmadığı, tarafların defterleri üzerinde incelemeye geçildiği, ilgili çekin davacı şirketin defterlerinde kayıtlı olmadığı fakat davalı şirketin defterlerinde kayıtlı olduğu, çekin kayda girdiği tarihte davalının davacıya 303.774,44 TL borçlu olarak görüldüğü ve bu bedel yönünden bedelsiz kaldığının görüldüğü dikkate alındığında menfi tespit olgusunun dava tarihi itibariyle gerçekleştiği, icra dosyası kapak hesabı ve 39.861,36 TL KDV iadesi de beraber düşünüldüğünde davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.Davacının kötü niyet tazminatı talebi hususu değerlendirildiğinde; İcra ve İflas Kanunu madde 72/5 gereğince, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Buna göre, kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için, alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olması gerekmektedir.Somut olayda; yapılan icra takibinin kötü niyetli olmadığı, alacak yönünden davalının kısmi olarak haklı olduğu hususları beraber değerlendirildiğinde şartları oluşmaması sebebiyle kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.H Ü K Ü M
: (Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere);Davanın KISMEN KABULÜ ile;1-) Davacıların davalıya Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... ESAS sayılı dosyası üzerinden 263.913,08 TL ASIL BORÇ YÖNÜNDEN BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,-Fazlaya ilişkin 11.027,92 TL TALEBİN REDDİNE,-Kötü niyet tazminat TALEBİNİN REDDİNE,2-) Kabul miktarı üzerinden hesaplanan toplam: 18.027,90 TL karar ilam harcından davacının ödediği peşin ve ıslah harcı toplamı olan: 4.695,31 TL'nin masubu ile bakiye 13.332,59 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-) Davacı tarafça yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamı olan: 4.695,31 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-) Davacı tarafça ödenen 427,60 TL başvuru harcının kabul ret oranı nazara alınarak 410,45 TL'sinin davalıdan alınarak davacı/davacılara verilmesine, bakiye kısmın davacı/davacılara üzerinde bırakılmasına,5-) Davacı/davacılar tarafça yapılan 9.475,00 TL masrafın kabul/ ret oranına göre 9.094,96 TL'sinin davalıdan alınarak davacı/davacılara verilmesine, bakiye kısmın davacı/davacılar üzerinde bırakılmasına,6-) Davalı tarafça masraf yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,7-) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin (kabul/talep oranına göre) 2.994,86 TL'sinin davalıdan; 125,14 TL'sinin davacı/davacılardan alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına).8-) Karardan sonra yapılacak masrafların % 95,99 oranında (kabul oranı) davalıya; % 4,01 oranında (ret oranı) davacıya yüklenmesine,9-) Artan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,10-) Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara eşit oranda verilmesine,11-) Davalı taraf kendisi vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 11.027,92 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,Reddedilen kısım yönünden; taraf vekillerinin yüzüne karşı, miktar itibari ile kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.Kabul edilen kısım yönünden; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize iletilmek üzere bulundukları yer Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verecekleri dilekçe veya tutanağa kaydedilmek koşuluyla beyanda bulunmak suretiyle Konya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Katip Hakim