Anahtar kelimeler: Gerdirilmiş Ülkenin Esaskarar Sinai Sınai Fikri Çift Yönde Haklar Marka

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No
: ████████ - ████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ███████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2023 Tarih ve ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, ülkenin ilk çift yönde gerdirilmiş polipropilen (BOPP) üreticisi olan müvekkilinin 2016 yılında "..." markasının üreticisini bünyesine katarak bu marka altında streç film, çöp torbası, buzdolabı poşeti, alüminyum folyo, yağlı pişirme kâğıdı gibi tüketici ürünlerini üretmeye başladığını, halen bu ibareyi içeren çok sayıda markanın sahibi olup davalı şirketin ███████████ sayılı "... ..." ibareli markanın 35, 37 ve 42. sınıflarda tescili isteğine yönelik itirazının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davaya konu markanın tertip tarzı itibariyle asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, "..." ibaresinin ortaklığının markalar arasında görsel, işitsel, anlamsal ve kavramsal olarak benzerliğe neden olduğunu, davaya konu markadaki "..." ibaresinin herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, müvekkilinin markası 35. sınıfta tescilli değilse de, davaya konu markanın tescilli olduğu 35. sınıftaki mağazacılık hizmetleri arasında müvekkilinin markasının tescilli olduğu sınıflardaki malların satışı hizmetleri yer aldığından markalar arasında emtia benzerliğinin gerçekleştiğini, anılan bu benzerlikle karşısında ortalama tüketicilerin markaları ilişkilendirmesi ve karıştırmasının ihtimal dahilinde olduğunu, müvekkilinin markasının daha önce verilen mahkeme kararları ile tanınmış marka niteliğinin kabul edildiğini, ulaşmış olduğu tanınmışlık düzeyi nazara alındığında markanın farklı sınıflarda da korunacağını, davaya konu markanın tescilinin davalının haksız menfaat elde etmesine neden olacağı gibi müvekkilinin markasının ayırt ediciliği ve itibarına zarar vereceğini, davalının müvekkilinin markasına bu düzeyde benzer bir marka tercihinde bulunmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2022-17216 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde ██████████ sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davanın süresinde açılmadığını, "..." ibareli markaların tek sahibinin davacı olmadığını, aynı ibareyi içeren dava dışı kişilere ait markaların da bulunduğunu, ... markasının tanınmış marka vasfına sahip olmadığını, müvekkilinin markasının kapsamında bulunan sınıflar ile davacının markasının kapsamında bulunan sınıfların farklı olduğunu, müvekkilinin markasının asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, "..." ibaresinin müvekkilinin markasında asli unsur niteliğinin bulunmadığını ve "..." ibaresinin anlamsal açıdan ayırt edici özelliğinin düşük herkesin kullanımına açık olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, davaya konu markanın kapsamına giren 35. sınıf altındaki satış/mağazacılık hizmetlerine konu edilen emtialardan bir kısmının, davacının markalarının kapsamına giren 06, 16, 17, 20, 21 ve 28. sınıflardaki mallar ile aynı olduğu, diğer emtialar yönünden emtia benzerliğinin bulunmadığı, taraf markalarının şekil unsurundan yoksun olduğu, " ..." ibaresinin davacının itiraza mesnet markalarında tek başına veya “..." gibi markasal hüviyette ayırt ediciliği bulunmayan kelimelerle bir arada kullanıldığı, davacının "..." ibaresini tek başına ihtiva eden ya da bu ibarenin görsel açıdan ön planda olduğu, veyahut da bu ibarenin markasal hüviyette ayırt ediciliği haiz olmayan kelimelerle bir arada kullanıldığı markaları özelinde, davacının markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, dava konusu markada "..." ibaresi, görsel açıdan ön planda olmamakla birlikte, işarette kullanılmış olan markasal hüviyette ayırt ediciliği haiz en yüksek unsur olduğu, "..." kelimesinin uyuşmazlık konusu olan 35, 37 ve 42. sınıflara giren hizmetler yönünden markasal hüviyette somut ayırt ediciliğinin zayıf olduğundan bahsedilemeyeceği, dava konusu edilen markanın, "karma" özelliği ağır basan kompozisyonu ve işaretteki harf unsurlarının, bilhassa "E" harfinin görsel açıdan ön plana çıkartılmış olması fiili gerçeği gözetildiğinde; taraf markaları arasındaki "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklanan yakınlaşmanın ancak ve sadece düşük bir seviyede kaldığı , taraf markalarında ortak "..." ibaresi dışında başkaca harflerin/kelimelerin de geçiyor olmasının, işaretlerin okunuşlarını, kulakta bıraktıkları tınıları, sadece düşük seviyede benzer kıldığı, kavramsal yönden benzerliğe rağmen "..." ibaresinin ortaklığından hareketle markalar arasında düşük seviyede benzerlik bulunduğu, zira bu ortaklığın yarattığı yakınlaşmanın da dava konusu edilen markadaki harf unsurlarının, bilhassa "e" harfinin görsel açıdan ön plana çıkartılmış olması sayesinde bir ölçüde bertaraf edilebildiği, diğer taraftan dava konusu edilen markanın kapsamına giren hizmetlerden sadece 35. sınıf altında 06, 16, 17, 20, 21 ve 28. sınıflardaki bir takım emtiaların satışı hizmetleri yönünden somut uyuşmazlıkta, düşük seviyede emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, bu hizmetlerde dava konusu edilen "..." ibareli işaretin markasal hüviyette davalı tarafından kullanılması halinde alıcıların/tüketicilerin bu markayla davacının markaları arasında bir ilişki kurmayacağı dolayısıyla taraf markaları arasında herhangi bir karışıklık yaşanmayacağı, tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediği ve başvurunun kötü niyetle yapıldığının somut olarak ortaya konulamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu markanın asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu markadaki "..." ibaresinin tertip tarzı itibariyle bir farklılık yaratmadığı, bu ibarenin ortaklığının markalar arasında görsel, işitsel, anlamsal ve kavramsal olarak benzerliğe neden olduğunu, davaya konu markanın tescil edilmek istendiği 35. Sınıfta satışı söz konusu olan sınıfların bir kısmının müvekkilinin markasında tescilli olduğunu, "..." markasının tanınmış marka niteliği ile tescilli olmadığı sınıflarda da koruma altında bulunduğunu, davaya konu markanın tescili halinde davalının haksız menfaat elde etmesinin yanı sıra müvekkilinin markasının itibarı ve ayırt ediciliğinin zarar göreceğini ve müvekkilinin markasının tanınmışlığından menfaat temin elde amacıyla yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin "... ..." ibaresini 35,37 ve 42. sınıfta yer alan hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, başvuru sahibi davalının itiraza karşı görüşünde davacının itirazına mesnet markalarının kullanımının ispatı talebinde bulunduğu, davacının itirazının markaların benzer olmadığı gerekçesiyle Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, bu karara yönelik davacı itirazının da aynı gerekçelerle dava konusu YİDK kararıyla reddine karar verildiği, anılan kararın davacı tarafa █████/2022 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 16/2/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediği ve kötü niyetin varlığının somut olgularla ortaya konulamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olup davacı vekilinin istinaf dilekçesi gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı, tanınmışlık koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve kötü niyetin varlığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca,, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvurunun kapsamında 35, 37 ve 32. sınıf hizmetler bulunmaktadır. Davacının gerek marka başvurusuna itiraz aşamasında gerekse de işbu davada dayandığı "..." ibareli çok sayıda markanın kapsamındaki 06,16,17,20,21 v2 28. sınıftaki muhtelif malların davaya konu markada 35.sınıftaki mağazacılık hizmetleri kapsamında satışa konu edildiği anlaşılmakla söz konusu mallar yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir.
Marka işaretlerinin karşılaştırmasına gelince; dava konusu başvuru "... ..." ibaresinden, davacının itirazına mesnet markaları ise " ..." ibaresinin tek başına olduğu ya da "..." gibi, markasal hüviyette ayırt ediciliği bulunmayan eklerle birlikte yer aldığı ibarelerden oluşmaktadır. Taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin davaya konu mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin bulunduğu ve ibarenin ortaklığının markaları görsel, işitsel ve kavramsal olarak birbirine yakınlaştırdığı, davaya konu markada yer alan ve görsel olarak ön planda bulunan kırmızı renkli "e", mavi renkli "a"ve açık yeşil renkteki "c" harfinin varlığına rağmen, markadaki "..." ibaresinin davacının itiraza dayanak bir kısım markasındaki gibi yeşil renk ve aynı yazım karakteri ile bağımsız koruyacak ve ilk bakışta göze çarpacak bir mizanpaj içinde sunulmuş olması karşısında, taraf markalarının birbirinden yeterli derecede uzaklaştığının kabulü mümkün değildir. Her ne kadar mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, "..." ibaresinin ortaklığının markalar arasında düşük seviyede bir benzerliğe neden olduğu kanaatinden hareketle marka işaretleri arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığı sonucuna varılmışsa da, yukarıda açıklanan nedenlerle bu değerlendirmeye itibar edilmemiştir. Sonuç olarak emtia benzerliğinin gerçekleştiği hizmetle bakımından dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde işitsel, görsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu kabul edilmiştir.
Bununla birlikte davacının marka başvurusuna yönelik itirazı sonrasında davalı tarafından itiraza dayanak bütün markalar yönünden kullanım ispatı talebinde bulunulmuş olup Markalar Dairesi Başkanlığı ve YİDK tarafından marka işaretleri arasında bir benzerlik görülmemesi nedeniyle davacının kullanımı ispat amacıyla itiraz dosyasına sunmuş olduğu belgeler incelenip değerlendirmeye alınmamıştır.
Kullanım ispatı da SMK'nın 19/2’de düzenlenmiş olup, bu hükme göre, SMK'nın 6/1. maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye'de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye'de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması halinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir, düzenlemesi bulunmaktadır.
Bu hükümler dikkate alındığında, 6769 sayılı SMK’nın 19/2. maddesine göre markanın ciddi şekilde kullanımın ispatlanması gereken dönemin davalının itiraza konu markasının başvuru tarihinden önceki beş yıllık süre olup, itiraz konusu marka başvurusu █████/2020 tarihinde yapıldığından, kullanımın ispatlaması gereken zaman aralığının █████/2015- █████/2020 tarihleri arasındaki dönem olduğu, davacıların itirazlarına mesnet markalarını ayrı ayrı bu dönem içerisinde tescilli bulunduğu sınıflarda Türkiye'de ciddi biçimde kullanmakta olduğunu ispat etmesi gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, dosya kapsamında bulunan delillerin, kullanımın ispatlanması gereken zaman aralığında olup olmadığı, ciddi kullanılan marka veya markaların hangi numaralı marka/markalar olduğu, ciddi kullanım sayılan delillerin 35 sınıftaki hangi hizmetin karşılığı bulunduğunun belirlenmesinden sonra bunun sonucuna göre de SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bu sınıf ile benzer bulunan başvuru kapsamındaki sınıfların da ayrı ayrı incelenmesi ve denetime elverişli bir şekilde karar yerinde belirtilmesi gerekirken, bu şekilde bir inceleme yapılmaksızın, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen █████/2023 gün ve ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!