Anahtar kelimeler: Darlığından İstemli İleriye Yoğunluğu Ötürü Ret Dinlenildikten Hazır Avukat Şartı

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
:Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 15. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.01.2026 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ..., Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2013 yılında ... tarafından tek kişilik anonim şirket olarak kurulduğunu, 21.03.2016 tarihinde ... tarafından şirketin %50 hissesinin ...’e, %50 hissesinin davalı alacaklının eşi ...’na devredildiğini, 18.08.2016 tarihinde ...'ün hissesini dava dışı ...’a, ...'nun hissesini dava dışı ...’a devrettiğini, 21.03.2016 tarihinden, 18.08.2016 tarihine kadar ...'ün yönetim kurulu başkanı, ...'nun yönetim kurulu başkan vekili olarak müşterek yetkiyle görev yaptıklarını, icra takibine konu sahte senedin, şirketin eski ortaklarının yetkili olduğu tarihe denk getirilmek suretiyle müvekkili şirketi zarara uğratmak amacıyla kötüniyetle tanzim edildiğini, müvekkili şirketin devir edildiği tarihte pasifinde kayıtlı bonoya bağlı borç bulunmadığını, şirket kayıtlarının incelenmesinde şirketin sermaye yapısı itibarıyla hiçbir zaman başta davalı olmak üzere, böyle bir meblağda ne alacak, ne de borç akdi münasebetinin olmadığını, ... ve ...’nun şirketi devir aldıkları 21.03.2016 tarihinden şirketi devrettikleri 18.08.2016 tarihine kadarki dönemde 6.500.000,00 USD borçlanmayı gerektirecek hiçbir ticari faaliyetlerinin bulunmadığını, pay devirlerini müteakiben düzenlenen ve vergi dairesine sunulan 31.12.2016 tarihli mizanda ve kurumlar vergisi beyannamesinde dava konusu sahte senet ve yabancı paraya ilişkin herhangi bir bilgi ve borcun yer almadığını, senetteki keşideci imzalarının da taklit ya da transfer suretiyle gerçekleştirildiğini, imzaya da itirazları olduğunu, kabul anlamına gelmemek koşuluyla eski ortaklar tarafından imza atıldığı varsayılsa dahi söz konusu senedin eski ortakların ortaklıkları bittikten sonra geriye dönük tarih atmaları suretiyle gerçekleştiğini, 2016 yılında basılan ve kullanılan bono örneği ile hali hazırda günümüzde kullanılan basılı bono örneklerinin farklı formatlarda olduğunu ileri sürerek müvekkilinin 04.01.2023 vade tarihli 6.500.000,00 USD bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, senedin sahteliğinin tespitine, senet bedelinin %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; nakden alınan borç karşılığı verilen senedin vadesinde ödenmemesi üzerine takibe konulduğunu, sahtecilik iddiasının soyut iddiadan ibaret olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu bonoda bulunan imzanın sahteliği konusunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ soruşturma sayılı dosyasına sunulan 16.03.2023 tarihli bilirkişi raporu ve 28.05.2023 tarihli teknik mütalaayı sunduğu, bu raporlar dikkate alınarak Mahkemece, 19.07.2023 tarihinde sahtecilik konusunda yaklaşık ispatın gerçekleştiği belirtilerek ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verildiği, bu kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin itirazı reddettiği, İstanbul C. Başsavcılığının ██████████sayılı soruşturma dosyasında davalı ve eski şirket ortakları hakkında yapılan şikayet konusunda takipsizlik kararı verildiği, davacı şirketin "taraflar arasında borçlandırmayı gerektirecek akdi bağ, münasebet, borç bulunmadığı" iddiasının değerlendirilmesi bakımından alınan bilirkişi raporunda şirketin 2016- 2017- 2018- 2019- 2020- 20 21... yılları ticari defterleri incelenmek suretiyle davaya konu senet alacağına dair bir tespit bulunmadığı, taraflar arasında borçlandırmayı gerektirecek akdi bağ, münasebet, borç bulunmadığının bildirildiği, davacı ile davalı arasında, dava konusu bononun düzenlenmesini gerektirecek borç/alacak ilişkisi bulunmadığı, bonodaki keşideci imzalarının anılan raporlara göre 09.06.2016 düzenleme tarihinden sonra (yani keşideci eski ortakların görev yaptığı 21.03.2016 -18.08.2016 tarihlerinden sonra) atıldığının sabit bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senedin nakden kaydı ile düzenlendiği, tanzim tarihi 09.06.2016 itibarı ile davacı şirketin müşterek imza yetkililerinin dava dışı ... ve ... olduğu, ilgililerin soruşturma aşamasındaki beyanlarında senetteki imzalarını kabul ettikleri, dava konusu senette şirket adına imzası bulunan şirket yetkililerinden ...'nun senet lehtarı ...'nun eşi olduğu, şirketin her iki yetkilisinin de soruşturma ifadesinde 09.06.2016 tarihinde davalı ...'tan elden 6.500.000,00 USD borç aldıklarını, senedi düzenleyerek şirket kayıtlarına işlettiklerini beyan ettikleri, ancak şirketin kayıtlarında 6.500.000,00 USD'lik borca ilişkin hiçbir kaydın olmadığı, bilirkişi raporunda 17.08.2016 olan devir tarihinde devreden ortakların sorumluluğu bulunan döneme ait mizanın devreden ... vekili ile ... tarafından imzalandığı ve davaya konu senet yahut dayanağı alacağa dair bir kayda yer verildiği, her ne kadar senedin borç karşılığı verildiğini savunan davalının borcun dayanağını ispat yükü olmasa da cevap dilekçesinde sunulan dekontların senedin tanzim tarihinden ve şirket ortaklık yapısı değiştikten sonraki işlemlere yönelik olduğu, 2016 yılında verilen 6.500.000,00 USD'lik nakdi borca ilişkin hiçbir delil bulunmadığı, şirketin o tarihteki yetkililerinden ...'nun davalı lehtarın eşi olduğu, senedin 09.06.2016 tanzim, 04.01.2023 vade tarihli olduğu dikkate alındığında, soruşturma aşamasındaki mürekkep yaş tespiti ile ilgili rapor ve davacı tarafça sunulan uzman mütaalaası tek başına davacının iddiasını ispata elverişli değil ise de tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde Mahkemece menfi tespit isteminin kabulüne, takipte kötüniyetli davalı aleyhine tazminata karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, menfi tespit istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 22.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.