Anahtar kelimeler: Bam Başkan Yazim Katip Bursa Üye Eksiklik Birleşen Karara Yoluna

T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI
: ...
KARAR TARİHİ
: █████/2019
ASIL DAVADA
DAVACILAR
: 1-) ...
VEKİLİ
: Av. ...
...
DAVALILAR
: 1-) A...
VEKİLİ
: Av. ...
...
BİRLEŞEN ... 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... E. SAYILI DOSYASINDA
DAVACILAR
: 1-) ....
VEKİLİ
: Av. ...
...
DAVALILAR
: 1-) ...
...
...
VEKİLİ
: Av. ...
...
DAVANIN KONUSU
: Tazminat
KARAR TARİHİ
: █████/2024
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların 2015 - 2016 döneminde ... Makina San ve Tic. AŞ'nin yönetim kurulu başkan ve üyeleri olduğunu, █████/2016 tarihinde yapılan 2015 yılı olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulunun ibra edilmediğini, ibra edilmeme sebebinin uyarılara rağmen tedbir almayarak şirketi borca batık hale getirmeleri ve görev kusuru bulunmasından kaynaklandığını, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasında özel denetçi atanması talepli dava bulunduğunu, davalıların şirketi ciddi zarara uğrattığını, pay sahipleri olarak şirketin uğradığı zararın yine şirkete tazmini hususunda dava açma zarureti doğduğunu, 2015 yılı finansal durum raporları ve buna ilişkin bağımsız denetim raporunda açıklığa kavuşturulması gereken hususlar ve kayıt usulsüzlüklerine rağmen sınırlı olumlu görüş bildirilmiş olması nedeniyle raporun gerçekten uzak ve usulsüz hazırlandığını, dolayısıyla genel kurula sunulan bilanço ve gelir tablolarının da usulsüz hazırlandığını, davalılara cevaplanması için sorulan soruların yeterli biçimde cevaplanmadığını, örneğin pay devrinden kaynaklanan alacakların ödenmemesi sebebiyle şirket kasasından ödeme yapıldığının belirtildiğini, halbuki hisse devrinden kaynaklanan bedellerin şahıslar arasında bir alacak oluşturduğunu, şirket kasasından ödenemeyeceğini, yine özet denetçi tayini talepleri kapsamında kasa bakiyesinin aşırı yüksekliği hususunun makul biçimde açıklanamadığını, kasa bakiyesinin yüksek tutarda oluşunun gerçek olmayan kasa hesabına işaret ettiğini, bağımsız denetçiler tarafından fiziki tespiti yapılan kasa bakiyesinin şirket kayıtlarından farklı olduğunu, aynı farklılığın fiili stok ve kaydi stok rakamları arasında da mevcut olduğunu, stokların gerçek değerler üzerinden sigorta ettirilmediğini, şirketin öz sermayesinin önemli ölçüde yitirilip borca batıklık durumu gerçekleşmiş olmasına rağmen denetim raporunda öz varlığın korunduğunun belirtildiğini, denetim raporunda 8.076.654 TL şüpheli alacaktan söz edildiğini, örneğin ... ... şirketinden 3.549.379 TL tutarında alacak bulunduğunun asılsız olduğunu, bu şirketin tamamının ... Makina AŞ'ye ait olduğunu, personelden alacaklar kaleminin de fahiş ve yanlış kayda dayandığını, tüm hatalı yönetim işlemleri sebebiyle şirketin 45.000.000 TL'lik öz varlığının eritildiğini, "diğer yeniden değerlenen varlıklar kıymet artışı" kullanılarak zararları yok edecek bir değerleme raporu ile durumun pozitife çevrilmeye çalışıldığını, emsal makine satış fiyatlarından çok büyük iskontolarla satış yapıldığını, genel kurulda cevaplanmasını istedikleri birçok sorunun cevapsız kaldığını, yeterli açıklama yapılamadığını, davalıların şirketi zarara uğratıkları, sermayesini tüketikleri ve şirketi batma noktasına getirdiklerini, çekmiş oldukları krediler ile şirketi büyük borç ve yükümlülük altına sokarak zarara uğrattıklarını, şirket adına kredi çekilirken davacıların teminat göstermesinin istendiğini ancak krediler ödenmiş olmasına rağmen veya kredi borcu azalıp da ipoteklerin fekki yapılmaması nedeniyle davacıların büyük zarara uğradığını, davalıların, davacılara ve şirkete verdikleri zararlardan sorumlu olduklarını ileri sürerek yargılama sonucu tespit edilecek zararların davalılardan tahsili ile davacılara ve şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; ibra edilmeme durumunun şirketin aile şirketi olup ortaklarının büyük çoğunluğunun yönetim kurulunda görev almaları nedeniyle genel kurulda oy kullanamamaları sonucu azlık oyuyla oluşan bir durum olduğunu, davacıların aynı iddiaları şirketin feshi ve tasfiyesi davası ile özel denetçi atanmasına ilişkin davalarda tekrar ettiklerini, şirketin denetim standartlarına uygun biçimde denetlendiğini, denetim raporuna göre şirketin borca batık olmadığını, sermayesi 45.000.000 TL olan şirketin 2014 yılı öz kaynağının 82.126.093 TL ve 2015 öz kaynağının 65.926.941 TL olduğunu, son yıldaki azalmanın ani kur yükselişinden kaynaklandığını, bağımsız denetimin raporundaki sınırlı olumlu görüşün usulsüzlüklerle ilgili olmadığını, şikketin yurt dışındaki ortaklıkları sebebiyle bilançoların konsolide edilememesinden kaynaklandığını, hisse satış sözleşmesi ekinde bulunan senetlerde şirketin kefaletinin bulunması nedeniyle şirket tarafından ödenmek zorunda kalındığını, kasa mevcuduna ilişkin iddianın bir maddi hatadan kaynaklandığını, kasa mevcudunun 2014 yılında 63.309.811 TL iken 2015 yılında 6.577.938 TL olduğunu, burada belirtilen rakamın nakit ve benzerleri olarak ifade edildiğini, kaldı ki denetim raporunda nakit kasa bakiyesinin 83.108 TL olduğunun tespit edildiğini, ani ve yüksek kur farklılıkları nedeniyle şirket zararının söz konusu olduğunu, şirketin kötü yönetilmediğini, cironun yükseldiğini, stokların ise alımlara ve kullanımlara bağlı değişebildiğini, bu nedenle sigorta poliçesindeki tutar ile stok tutarının farklı olabildiğini, ... ... şirketine ayrılan 3.549.379 TL tutarın personel maaşları, kira ve yönetim giderleri olduğunu, personelden alacaklar kalemi içerisinde gösterilen bedelin 2008 tarihinden itibaren şirket kayıtlarında bulunduğunu, şirketin maliyetinin altında zararına satış yapmadığını, kötü yönetim ve kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların şirketin yönetim kurulu üyeleri olduğunu, şirketin █████/2017 tarihine yapılan 2016 yılı genel kurul toplantısıda yönetim kurulunun ibra edilmediğini, davalıların görev kusurları nedeniyle ... Makine San. Ve Tic. AŞ'yi borca batık duruma getirerek ciddi zarara uğrattıklarını, genel kurul toplantısında yönetim kuruluna yöneltilen sorulara tatmin edici cevaplar alınmadığını, cevaplanamayan ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu gerektiren hususların şirketin Almanya'da kurulu ... ... iştirakine yüklü miktarda mal gönderildiğini ve ödenmediğini, şirketin borca batık olduğunu ve yönetim kurulunun TTK'nın 376.maddesi uyarınca hareket etmesi gerektiğini, peş peşe 5 yılı aşkın süredir zarara uğrayan şirketin öz kaynaklarını korumaya devam ettiği yönündeki faaliyet raporu, bilanço ve bağımsız denetim raporunun hatalı olduğunu, stok kalemlerindeki tutarın fiktif olduğunu, şirketin öz sermayesinin 2/3'ünden fazlasının yitirilmesine ilişkin hükümlerin gerçekleştiğini, deftere geçen emtia bedellerinin gerçek ve piyasa değerlerini yansıtmadığını, piyasanın üzerinde emtia değeri gösterilmesi nedeniyle şirket varlığının gerçeği yansıtmadığını, davalıların şirketi zarara uğratıkları, sermayesini tüketikleri ve şirketi batma noktasına getirdiklerini, çekmiş oldukları krediler ile şirketi büyük borç ve yükümlülük altına sokarak zarara uğrattıklarını, şirket adına kredi çekilirken davacıların teminat göstermesinin istendiğini ancak krediler ödenmiş olmasına rağmen veya kredi borcu azalıp da ipoteklerin fekki yapılmaması nedeniyle davacıların büyük zarara uğradığını, şirketin bazı makine satışlarını ticari icaplara uymayan yüksek iskonto oranları ile sattığını, yine transfer fiyatlaması yönünde açıklanabilir bir satış fiyatı politikası oluşturulmadığı, yüksek iskonto oranları ile yönetim kurulu üyelerinin kendi menfaatlenmeleri karşılığında satış yaptıklarını, davalıların önceki yıllarda verdikleri zararlarla ilgili ... 1.ATM'nin .../... Esas sayılı dosyasında dava açıldığını belirterek davalıların vermiş oldukları zararların yargılama sırasında belirlenecek olması nedeniyle alacağın belirsiz olduğunu, genel kurulda ibra edilemeyen ve şirket borca batıklık durumuna getiren davalıların, müvekkillerine ve şirkete verdikleri zararlardan doğrudan kusurlu ve sorumlu olmaları nedeniyle, fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla tespit edilecek zararların davalılardan tahsil edilerek davacılara ve ... Makine San.ve Tic. AŞ'ye ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketin borca batık olmadığını, kayıtlı sermayesinin 45.000.000 TL olup █████/2016 tarihi itibariyle öz varlığının 58.405.009 TL olduğunu, şirketin zarara uğramasının en önemli sebebinin net kur farkı gideri olduğunu, döviz kredis borçlarının eski yıllardan kalan kredilerden kaynaklandığını, davacıların iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davanın anonim şirket yönetim kuruluna karşı ortaklar tarafından açılan sorumluluk davası olup ispat yükünün davacı tarafta olduğu, şirket kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda şirket kayıtlarının Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne ve muhasebe ilke ve kurallarına uygun olarak tutulduğu açıklandıktan sonra şirketin kurumlar vergisi beyannamelerinden alınan bilançoları üzerinden kaydi özkaynak durumunun incelendiği, şirket sermayesi her ne kadar 45.000.000 Türk Lirası ise de davacıların yönetimde olduğu 2013 ve 2014 yılları da dahil olmak üzere 2015 ve 2016 yıllarında öz kaynakların hızlı şekilde eridiği ancak kayıtlı verilere göre borca batık olmadığı, ... Makina Anonim Şirketinde hisse devri sözleşmesi kapsamında hisse devrinin yapıldığı kişinin dışında tüm hisse devir alanların ve şirketlerin müştereken ve müteselsilen kefil olacaklarının sözleşmeyle belirlenmiş ve imza altına alınmış olduğu, 2015 ve 2016 defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda davacı ... hisse devri için şirketten toplam 3.415.500 TL, diğer davacı ... için 1.000.500 TL, davalı ... için 2.001.000 Türk Lirası ve dava dışı ... ... için 1.000.500 TL ödeme yapıldığı, davacı tarafın kasa bakiyesini ilişkin iddiaları hususunda davacıların yönetimde bulunduğu 2013 ve 2014 yıllarında devreden kasa bakiyeleri 4 milyon Türk Lirasının üzerinde olup bu kasa bakiyesinin 6736 sayılı Kanun kapsamında kasa affından yararlanılarak 98.581,30 Türk Lirasına düşürüldüğü, davacıların da yönetimde bulunduğu dönemden gelen bu kasa açığının davalılar aleyhine değerlendirilmesinin doğru olmayacağı, davacıların kendi dönemlerinden süregelen bir duruma dayanarak tazminat istemesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, hisse devri için ödenecek paradan şirketin sorumluluğunun söz konusu olmayacağı ancak davacıların dahi bu yolla şirketten para kullandıkları, öte yandan personelden alacaklar hesabında yer alan ve 6736 sayılı Kanun kapsamında kanunen kabul edilmeyen giderler hesabına atılmak suretiyle kapatılan meblağın dahi davacıların yönetimde oldukları dönemlerden geldiği, bu iddiaların ileri sürülmesinin de kabul edilemeyeceği, şirketin Weinbrenner GmbH şirketi ile ilişkisi yönünden her ne kadar davacı taraf şirketin zarara uğratıldığını ileri sürmekte ise de, raporda bu yöne ilişkin bir olumsuzluktan söz edilmediği, Weinbrenner GmbH zaten tamamen Baykal Makine Anonim Şirketinin pay sahipliğinde kurulduğu, tüm hisseleri Baykal Makine Anonim Şirketine ait olduğuna göre, satılan makinenin parasının tahsil edilip edilmemesi mali durumu değiştirmeyeceği, sonuç itibariyle davacı tarafın yönetim kurulunun kendi kontrolünde olan durumlarda kusurlu biçimde ana sözleşme ve kanuna aykırı davrandığını, bunun da şirketi zarara uğrattığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yine mahkeme gerekçesinde dosyada iki ayrı davanın birleştirildiği, birleşen her bir dava için ayrı hüküm kurulması gerekmesine rağmen bu husus gözden kaçırılarak ana dava-birleşen dava ayrımı yapılmadan her iki dava için tek hüküm kurulduğu, gerekçeli kararın yazımı sırasında fark edilen bu hatanın düzeltilmesine o günkü yasal mevzuat imkan tanımamakla beraber █████/2020 tarihli 7251 sayılı Kanunla yürürlüğe giren HMK 305/A maddesi gereğince tarafların talebi halinde bu konuda bir ek karar verilebileceği belirtilmiş olup davalılar vekilinin █████/2020 tarihli dilekçesine istinaden mahkemece █████/2021 tarihli ek karar ile daha önce kısa kararla ana dava hakkında ret kararı verilmiş olduğundan birleşen dava hakkında da davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
İstinaf talebinde bulunan davacı vekili,
1-) Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ... ... şirketinin kaydedilen bir borç bakiyesinin olmadığı belirtildiği halde aynı konu ile ilgili olarak ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... E. sayılı dosyasından tayin edilen özel denetçi tarafından sunulan raporda ... kurulu bulunan şirketine yapılan makine satışlarından dolayı 2. satışta tüm yurtdışı satışlarında ortalama % 23 karlılık elde edilmesine rağmen % 0,03 gibi çok düşük bir kar elde edildiği, ... Makine AŞ'nin söz konusu bu firmadan 11.933.490,24 TL alacaklı olduğu ve bu bedelin tahsili için hiçbir yasal girişimde bulunmadığı, bu alacağın şüpheli alacaklar hanesine atıldığı tespit edildiğini ve bu durumun şirkette bir yönetim zafiyeti olduğunun ispatı niteliğinde olduğunu, malı gönderen ... Makine AŞ olup bedelini ödemeyen şirketin de yine ... Makine AŞ'nin Almanya'da kurmuş olduğu % 100 iştiraki olan Weinbrenner GmbH şirketi olduğunu, şirket kaynaklarının apaçık bir cepten bir başka cebe aktarıldığını, bu durumun yönetim kurulunun şahsi sorumluluğunu doğurduğunu, söz konusu bu çelişki nedeni ile ek bilirkişi raporu alınması talep edildiği halde mahkemece talebin reddedildiğini,
2-) Üretilen malların maliyetinin altında satıldığı, şirketin zarar ettiği, yurt içi ve yurt dışındaki farklı bayilere farklı iskonto oranları uygulanarak haksız rekabet yaratıldığı yönündeki iddiaları hususunda bilirkişi raporunda iskonto oranının 2014 yılından 2015- 2016 yıllarında düşüş yönünde olduğu tespitinde bulunulduğunu, bunun bir bakıma iddialarını doğruladığını, ancak iskonto oranlarının farklı bayilere farklı şekillerde uygulandığı yönündeki iddialarının tam olarak cevaplandırılmadığını, bu hususta ek rapor alınması gerektiğini,
3-) ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... E. sayılı dosyasından tayin edilen özel denetçi tarafından düzenlenen raporda stok miktarı ile sigortaya esas bedeller arasında uyumsuzluk bulunduğu tespit edildiğini, █████/2016 tarihi itibari ile stok miktarı 35.892.498 TL olduğu halde sigortaya esas bedelin 11.842.498 TL olduğunu ve rizikonun gerçekleşmesi halinde şirketin eksik sigorta bedeli kadar zarara uğramasının muhtemel olduğunu, hükme esas alınan raporda bu iddia ile ilgili bir tespitte bulunulmadığını, raporun eksik olduğunu,
4-) Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2013-2014 yılları dahil olmak üzere 2015-2016 yıllarında şirketin öz kaynaklarının hızlı bir şekilde eridiği belirtilmiş olmasına rağmen şirket sermayesinin 2/3 'nün yitik olmadığı yönündeki tespitine katılmanın mümkün olmadığını,
5-) Özel denetçi tarafından sunulan raporda kasa bakiyesi fazlalığının şirket yönetiminde bulunan kişilere aktarılıp aktarılmadığı hususunda kesin bir tespite varılamadığını beyan edildiği, bu tutarların nerelere hangi hal ve sebeplerle aktarıldığının şirket yetkililerince ayrıntılı olarak açıklanması gerektiğini belirtmiş olmasına rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda kasa bakiyesi ile ilgili tespitin kabulüne imkan bulunmadığını, rapor bu hali ile de hüküm kurmaya elverişli olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, mahkemenin .../... E. sayılı dosyasına ilişkin bilirkişi raporunun işbu davada davacıların delillleri arasında yer almadığı gibi dava konusu da olmadığını, iddianın genişletilmesi ve yeni delil sunulması niteliğindeki bu duruma muvafakatleri olmadığını, tek bilirkişi tarafından sunulan raporun, dava dosyasındaki 3 kişilik bilirkişi heyeti raporundan önce tanzim edildiği, somut bir zarar ortaya konulmadığı, raporun soyut olduğu, verilen özel denetçi raporundan sonra bugüne kadar geçen süreçte bir dava açılmadığı belirterek istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Asıl ve birleşen dava, davacıların ortağı bulunduğu dava dışı anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumlulukları nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup davacılar vekili tarafından karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;
Uyuşmazlık, yönetim kurulu üyesi olan davalıların şirkete verdikleri zararlar nedeniyle sorumlu olup olmadıkları hususundadır.
6102 sayılı TTK'nın m.553/1
: “Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.” demektedir. Maddenin bu fıkrasında bahsi geçen kişilerin kusurları ile ihlal ettileri durumlardaki sorumluluklarından bahsedilmektedir. 6102 sayılı TTK’da ETK’dan farklı olarak, kasten ve ihmal neticesinde ifadesi yerine kusur kavramı kullanılmıştır. TTK'da 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 41’inci maddesiyle değişiklik yapılarak “kusurlarının bulunmadığını ispatlamadıkça,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. Bu sayede sorumluluğun kusur sorumluluğu olduğu belirtilmiş, ispat yükü de yönetim kurulu üyelerine ait olmaktan çıkmış, davacıya yüklenmiştir. TTK'’da sorumluluğu öngörülen kişilerin kendi kusurunun diğerlerinden daha az veya farklı olduğunu öne sürme olanağını tanıyan farklılaştırılmış teselsül kabul edilmiştir.
Buna göre, 6102 sayılı TTK hükümleri uyarınca, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu bir kusur sorumluluğudur ve yönetim kurulu üyeleri ancak şirkete zarar veren işlem ve eylemlerin üyelerin kusurundan kaynaklandığı kanıtlandığı takdirde sorumlu tutulabilirler ve zararın varlığı ve miktarını, zarar doğrucu işlem ya da eylemin yönetim kurulu üyesinin kusurundan kaynaklandığını ispat yükü davacıdadır.
Davacı taraf dava dilekçesinde, kasa bakiyesinin aşırı yüksek olduğunu, bu durumun gerçek olmayan kasa hesabına işaret ettiğini, bağımsız denetçiler tarafından fiziki tespiti yapılan kasa bakiyesinin şirket kayıtlarından farklı olduğunu, aynı farklılığın fiili stok ve kaydi stok rakamları arasında da mevcut olduğunu, stokların gerçek değerler üzerinden sigorta ettirilmediğini, denetim raporunda şüpheli alacaklardan bahsedildiği, ... ... şirketinden 3.549.379 TL tutarında alacak bulunduğunun asılsız olduğunu, bu şirketin tamamının ... Makina AŞ'ye ait olduğunu, emsal makine satış fiyatlarından çok büyük iskontolarla satış yapıldığını, yüksek iskonto oranları ile yönetim kurulu üyelerinin kendi menfaatlenmeleri karşılığında satış yaptıklarını, şirketin kötü yönetim suretiyle zarara uğratıldığı ve borca batık olduğunu iddia etmiştir.
Davacıların, benzer iddialar ile █████/2016 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında özel denetçi talebinin reddedilmesi üzerine davalı şirkete özel denetçi atanması talebiyle 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasında talepte bulundukları, mahkemece alınan █████/2017 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda özel denetçi atanmasını gerektirecek bir durum söz konusu olmadığından talebin reddine karar verildiği, █████/2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında özel denetçi talebinin reddedilmesi üzerine davalı şirkete özel denetçi atanması için 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin .../1025...Esas sayılı dosyasında talepte bulundukları, mahkemenin bağımsız denetçi raporunda bir çok husus cevaplanmış gibi görünmesine rağmen davacıların yeterince tatmin olmadıkları hususları cevaplayacak bir denetim raporunun yasa koyucunun beklediği ortaklar arası tesanüt duygusunu pekiştireceği gerekçesiyle davacıların talebinin kabulüne karar verildiği ve mali müşavir özel denetçi tarafından █████/2019 tarihli raporun hazırlandığı görülmektedir.
Yargılama aşamasında şirket defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen █████/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; şirkete ait kurumlar vergisi beyannamelerinden alınan bilançolar üzerinden kaydı özkaynak durumunun incelendiği, şirket sermayesinin 45.000.000 TL ise de, davacıların yönetimde olduğu 2013 ve 2014 yılları da dahil 2015 ve 2016 yıllarında öz kaynaklarının eridiği ancak kaydi verilerek göre borca batık olmadığı, kasa bakiyesiyle ilgili olarak 2013, 2014 yıllarından devreden kasa bakiyeleri ve 2015 ve 2016 kasa hareketlerinin yapılan incelemesi sonucunda davacıların da yönetimde olduğu 2013 yılından devreden kasa bakiyesinin 4.041.226,81 TL olduğu, 2014 yılından devreden kasa bakiyesinin 4.244.470,10 TL olduğu, 2015 yılı sonu itibariyle devreden kasa bakiyesinin 3.880.003,53 TL oluğu, devrederek gelen bu yüksek tutarın █████/2016 tarihinde yapılan 6736 sayılı Kanuna istinaden kasa affı sonucunda 3.570.193 TL'lik kısmının af kapsamında kanunen kabul edilmeyen giderler hesabına atıldığı, böylelikle kasanın reel duruma getirildiği ve sonuç itibariyle kasa bakiyesinin 98.581,30 TL olduğu, hasılat ve iskonto oranlarının karşılaştırılması sonucunda 2014 yılı iskonto oranının binde 5 civarında, 2015 yılında binde 4 civarında, 2016 yılında binde 3 civarında olduğu, iskonto oranının düşüş yönünde olduğu, Weinbrennhr GmbH şirketinin kaydedilen bir borç bakiyesinin olmadığı, firma ile ilgili ticari ilişkilerin cari hesap bazında devam ettiği tespit edilmiştir.
Yine ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... E.sayılı özel denetçi tayini talebine ilişkin yapılan yargılama sırasında SMMM ve ticaret hukuku dalında bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen █████/2017 tarihli raporda; vergi dairesine verilmiş mali tablolar ve bağımsız denet,m raporundaki mali tablolara göre şirketin TTK 376'ya göre sermayenin 2/3'nü kaybetmesinin söz konusu olmadığı belirtilmiştir.
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... E.sayılı dosyasında özel denetçi tarafından hazırlanan raporda ise, 2016 yılında ... ... şirketine iki adet ürün satıldığı, bu ürünlerin özel siparişe istinaden üretilmesi, 2016 yılında benzer ... üretilmemesi nedeniyle bu şirkete yapılan satışlarda seçilen birim fiyatların ticari teamüllere ve emsal fiyatlara uygun olup olmadığının tespit edilemediği ancak satış tutarı ile üretim maliyetine göre ilk satıştan %34, ikinci satıştan % 0.3 kar elde edildiği, yurtdışı satışlarında ortalama karlılığın %23 olduğu, söz konusu firmanın 2015 yılından gelen 8.877.191,38 TL borç kaydının bulunduğu, 2016 yılı sonunda ise 11.933.490,24 TL borç kaydının bulunduğu, söz konusu firma ile ticaretin 2008 yılından beri sürdüğü ve firmanın her yılın sonunda gelecek yıla devreden ve gittikçe artan borç bakiyelerinin bulunduğu, 2016 yılı denetim raporunda özkaynak toplamının 58.405.009 TL tespit edildiği, bu tutar tespit edilirken Weinbrennhr GmbH şirketinden olan 11.933.490 TL'nin denetim raporunda şüpheli alacağa ayrılan 6.740.888 TL'sinin düşülerek hesaplandığını, firmadan olan alacağın tamamı şüpheli alacak olarak kabul edilse dahi öz sermaye tutarının esas sermaye ve yedek akçeler toplamının 1/3'ünden büyük olduğu, sermayenin 2/3'ünün halen korunduğu, █████/2016 tarihi itibariyle sigorta ve stok tutarları arasında 11.842.498 TL fark mevcut olduğu, rizikonun gerçekleşmesi halinde eksik sigorta nedeniyle şirketin zarara uğrayabileceği, şirketin kasa bakiyesi fazlalığının ise sadece 2016 yılında değil yıllar itibariyle oluştuğu, kasaya tahsil/giriş yapılan bazı tutarların gerçekte çıkışının yapılmadığı ve sonuçta fazla bakiyenin oluştuğu, eskiden beri kasadan yapıldığı ancak deftere kaydedilmediği anlaşılan bu nakit ödemelerin/çıkışların muhatapları ve mahiyetlerinin tespitinin mümkün olmadığı, yıllar itibariyle şirket yetkilileri tarafından açıklanması gerektiği, kasa bakiyesi fazlalığının ortaklardan herhangi birine örtülü biçimde aktarıldığı hususunda bir tespitte bulunulamadığı, yine 6736 sayılı Kanunla kasa bakiyesi fazlalığı olan 3.570.193 TL'nin kanunen kabul edilmeyen giderler kısmına atıldığı dolayısıyla dönem zararı içinde ve bilançoda yer aldığı tespit edilmiştir.
Somut olayda, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... E.sayılı dosyasında alınan özel denetçi tarafından sunulan raporda ... ... şirkete dair yukarıda belirtilen tespitlerin davalıların şirkete kusurlarıyla zarar verici eylemlerde bulunduklarını ispata elverişli olmadığı, söz konusu şirketin tamamının ... Makine...AŞ şirketine ait olduğu, yine stok miktarı ile sigortaya esas bedeller arasındaki uyumsuzluğun somut bir zarara sebep olmadığı anca rizikonun gerçekleşmesi halinde eksik sigorta hükümleri uyarınca işlem yapılması halinde bir zararın söz konusu olabileceği, şirketin sermayesinin 2/3'ünün koruduğunun ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... E.sayılı dosyasında ve .../... Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları ile tespit edildiği, kasa bakiyesi fazlalığının da davacıların da yönetimde olduğu süreçten de gelen ve yıllar itibariyle oluşan miktar olduğu, fazlalığın yönetimde bulunan kişilere aktarıldığında dair bir tespit yapılamadığı anlaşılmakla, dosya kapsamı uyarınca davacıların iddiaları kapsamında, davalıların kusurlarıyla şirkete zarar verdikleri kanıtlanmadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddî olay ve hukukî değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacılar vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-) Asıl dava yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilâm harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2‬0 TL harcın davacı taraftan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
3-) Birleşen dava yönünden; 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilâm harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacı taraftan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
4-) İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca kararın kesin olmaması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 361/1 hükmü uyarınca Dairemiz kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. █████/2024
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!