Anahtar kelimeler: Davadavacı Cam Fişi Satımdan Alış Kurduğunu İmalatı Mutabakatı İrsaliye İrsaliyelere

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, davalı ile cam imalatı ve satışı sözleşmesi çerçevesinde ticari ilişki kurduğunu, bu kapsamda davalıya çeşitli tarihlerde cam imalatı, satışı ve teslimi yaptığını, her bir teslim için üretim fişi ve irsaliye düzenleyip davalı çalışanlarına imzalattığını, bu irsaliyelere konu ürünler için fatura tanzim ederek hem davalıya gönderdiğini hem de vergi dairesine satış beyanında bulunduğunu, taraflar arasında cari hesap mutabakatı sağlandığını, davalının bu faturalara TTK'nın 21/2 ve 18/3. maddelerinde öngörülen sürede ve şekilde itiraz etmediğini, kendi vergi dairesine de alış beyanında bulunduğunu, davacının ticari defterlerinde davalıya ilişkin cari hesap ekstresi oluşturulduğunu, alınan malların borç, yapılan ödemelerin alacak hanesine kaydedildiğini, buna göre davalının bakiye borçlu olduğunun tespit edildiğini, bu alacak için ------- sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı sonucu takibin durduğunu, yetki ve faiz hususlarına itiraz edilmediğini, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, davalının itirazının iptaliyle takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesi gerektiğini, ayrıca İİK 257 ve devamı maddeleri uyarınca davalının taşınır, taşınmaz ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz talep edildiğini, alacağın irsaliye, fatura, mutabakat mektupları ve ticari kayıtlarla ispatlandığını, bu belgelerin dosyada mevcut olduğunu, davacının taleplerinin vergi dairelerinden celbedilecek ----- formları ve ticari defter incelemesiyle doğrulanacağını, tüm bu nedenlerle borçlunun itirazının iptali, takibin devamı, ihtiyati haciz ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştirSAVUNMA
:Davalı yan kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle,----sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ------esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda ," Dava konusu, taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan takibe konu ------ bedelli faturanın davalıdan tahsili talebiyle yürütülen takibe karşı yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin,--------yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının---yılı envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı ----- kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde---- sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, ------- ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı yan tarafından davalı adına düzenlenen ve cari hesap alacağını oluşturan takibe konu -------tutarlı faturanın davacının ticari defterlerinde-------- hesap kodu altında kaydedilmiş olduğu, bu faturalardan kaynaklanan alacak nedeniyle, davacının davalıdan takip tarihi ---- cari hesap bakiye alacaklı olduğu, Davalı ------Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, ------- tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle ---- tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin -------formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple ---- takip konusu faturanın yer almadığı, Dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı yan tarafından davalı adına düzenlenen------tutarlı takibe konu faturanın davacının yasal ticari defterlerine kaydedildiği, fatura içeriğinin -------- ilişkin olduğu, faturanın e-fatura sistemi üzerinden davalıya gönderildiği ve davalı tarafından kabul edildiği, söz konusu faturaya dayanak olarak, ---- numaralı e-irsaliyenin düzenlendiği, irsaliyede ------ açıklamalarıyla cam malzeme sevkinin yer aldığı, sevk tarihinin ve zamanının----- olarak kaydedildiği, taşıyıcı kısmında ---- bulunduğu ve irsaliye alt bölümünde --------imzası ile mal tesliminin gerçekleştirildiği, ayrıca davalının takipten önce yasal süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunmadığı, öte yandan davalı tarafından düzenlenen herhangi bir iade faturası da görülmediği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturanın davalının bilgisi ve kabulü dahilinde olduğu, Davacının takip tarihinden önce davalıya bir ödeme ihtarının bulunmadığı, takip tarihi itibariyle davacının ---- işlemiş faiz talebinin dayanağı bulunmadığından, takip tarihi itibariyle işlemiş faiz yönünden alacağının bulunmadığının kabulünün gerekeceği kanaatine varıldığı, Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen ve cari hesap alacağını oluşturan -------- tutarlı takibe konu faturanın davacının ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, bu işlemler neticesinde davacının söz konusu faturadan kaynaklı olarak takip tarihi ------- tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, " şeklinde rapor sunulmuştur.Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan ----- tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi -------yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. ------- Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir. Usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Takibe kadar işlemiş faize yönelik talep bulunmadığından taleple bağlılık ilkesi gereğince işlemiş faiz yönünden hüküm kurulmamıştır. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜNE,2-Davalı/takip borçlusunun, ------sas sayılı dosyasına vaki itirazının 493,42 Euro asıl alacak yönünden İPTALİNE, kabulüne karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren ------- Euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına,3-Kabulüne karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki Türk Lirası cinsinden karşılığının %20 'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Karar harcı 1.477,31-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 861,91-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,5-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 615,40-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 1.230,80 -TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine6-Davacı tarafından yapılan 110,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 8.110,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.110,00-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 21.626,69-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------ bütçesinden ödenen 4.600.00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda miktar itibar ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026