Anahtar kelimeler: Cismani Bam Esaskarar Yazildiği Başkan Katip Adana Ölüm Üye Hmk

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - ████████

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Başkan
:
Üye
:
Üye
:
Katip
:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: ...
NUMARASI
: ... Esas, ... Karar
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde yaya olan müvekkiline gri renkli plakası tespit edilemeyen aracın tam kusuruyla çarpması neticesinde çift taraflı, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin ağır bir şekilde yaralandığını eski sağlığına kavuşamadığını, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla 50,00 TL kalıcı iş göremezlik, 50,00 TL geçici iş göremezlik ve 50,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 150,00 TL tazminatın davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile arabuluculuk ücreti ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı itirazında bulunduklarını, öncelikle usulden reddine mahkeme aksi kanaatteyse esastan reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH
: Davacı vekili 150,00 TL olarak talep etmiş oldukları miktarı ... tarihli ıslah dilekçesi ile 410.061,25 TL'ye çıkararak ıslah etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ... TARİHLİ KARARI
: Davacının davasının kabulü ile 390.000 tl kalıcı iş göremezlik tazminatı ve 20.061,25 tl geçici iş göremezlik tazminatının ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
: Karara karşı davalı vekili; Davacı tarafından müvekkili kuruma gerektiği şekilde başvuru yapılmadığını, kazadan yaklaşık 11 ay sonra ... Polis Karakoluna başvuruda bulunulduğunu, kazanın ne şekilde meydana geldiğinin ispatlanamadığını, müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, tek teminattan sorumlu olduğunu, alınan maluliyet raporlarının hükme esas alınamayacağını, alınan maluliyet raporlarında çelişki olduğunu ve bu çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, alınan kusur bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, MÖHOK madde 48/2 hükümlerine göre davacının yabancı olması sebebi ile teminat yatırması gerektiğini, yatırmaması sebebi ile bu hükmün hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, yapılacak yargılama sonunda aleyhlerine karar verilmesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumunun ödemiş olduğu tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşürülmesi gerektiğini, PMF-1931 yaşam tablosuna %1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarar nedeniyle kalıcı iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekilinin usule uygun başvuru yapılmadığına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı ... vekili kaza tarihinden önce davacının usulüne uygun bir şekilde başvuruda bulunmadığını ileri sürmüş ise de, davacının davadan önce davalı ... ... tarihli dilekçe ile usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı, dilekçe ekinde daimi arama kararı, tahkikat evrakları, ifade tutanakları, tüm soruşturma evrakı, tüm tetkik ve hastane evrakları, kimlik belgeleri ve sair belgelerin bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin davacıdan teminat alınması gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden davacının ... vatandaşı olduğu görülmektedir. Bilindiği üzere yabancı uyruklu vatandaşların Türkiye'de dava açabilmesi için bir teminat yatırması gerekmektedir. Şayet, yabancı uyruklu vatandaşın tabi olduğu ülke ile Türkiye Cumhuriyeti arasında karşılıklılık ilişkisi kapsamında bir ikili anlaşma olması halinde ya da bir uluslararası sözleşme bulunması halinde ilgilinin bu teminatı yatırmasına gerek bulunmamaktadır. Bilindiği üzere, ülkemiz ile ... arasında henüz teminatın muhaf tutulmasına ilişkin olarak ikili bir anlaşma yapılmamıştır.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un Teminat başlıklı 48. Maddesine göre; (1) Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Bu zorunluluk 6100 sayılı HMK'nın 114/son maddesi çerçevesinde dava şartı niteliğindedir.
Ancak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını mahkeme önüne getirme hakkı güvence altına alınmıştır. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar, mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir.
5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. Ülkemizin taraf olduğu 1951 tarihli Cenevre sözleşmesi 16.maddesi “1. Her mülteci, bütün Taraf Devletler’in topraklar üzerindeki hukuk mahkemelerine serbestçe ve kolayca başvurabilecektir.
2. Her mülteci, sürekli ikametgahının bulunduğu Taraf Devlette, adli yardım ve teminat akçesinden muafiyet dahil, mahkemelere müracaat bakımından vatandaş gibi muamele görecektir.
3. Her mülteci, sürekli ikametgahının bulunduğu ülkenin dışındaki Taraf Devletlerde, o ülkelerin vatandaşlarına 2. fıkrada bahsedilen konular hakkında yapılan muamelenin aynından istifade edecektir.” hükmünü içermektedir.
Ne var ki ülkemize göç eden ... göçmenlerin hukuksal statüleri mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma konumunda olmayıp, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası korumu Kanununun 91. md.si gereği “Geçici koruma statüsünde“ (sığınmacı) oldukları, bu statünün geçici nitelikte de olsa taraflara uluslararası koruma sağladığı, bu yönüyle MÖHUK 48/1.maddesinden doğrudan yararlanmaları değerlendirilebileceği gibi, bu kişiler AHİM kararlarında da sıkça yer alan “kırılgan grup“ olarak ifade edilen kişiler kapsamında değerlendirilmelidir. (MSS/Yunanistan/ Belçika kararı) Geçici koruma statüsündeki kişiler, ev sahibi ülkenin diline hakim olmadıkları gibi kendilerine destek olacak bir yapıda bulunmamakta, toplam hayatına katılmaları, büyük oranda devletin katkısı ile mümkün olmaktadır. Uluslararası koruma altına alınan bu kişiler, mülteciler gibi ve hatta onlardan daha fazla kırılgan, imkanları sınırlı, savunmasız ve özel korumaya muhtaç kimselerdir. (Anayayasa Mahkemesi ... esas sayılı ve ... tarihli, ... ve ...)
Davacının kimlik bilgileri araştırıldığında kendisine yabancı kimlik numarası ile geçici koruma statüsü verildiği görülmektedir. Söz konusu yabancı kimlik numarası ülkemize yasal yollardan girmiş olan ... uyruklu vatandaşların koruma talebinde bulunmaları üzerine geçici sığınmacı statüsünde bulunan kişilere verilmektedir. Bu kapsamda davacıların Göç İdaresinden almış olduğu yabancı kimlik numarası ile sığınmacı başvurusunda bulunduğu, bu kapsamda ülkemizde yabancı kimlik numarası almak sureti ile geçici koruma statüsünde bulunduğu dolayısı ile AİHM kırılgan grup olarak nitelendirmiş olduğu grup içinde olduğu sabittir.
Ülkemizin de taraf olduğu 1951 tarihli Uluslararası Cenevre sözleşmesi'nin 16. maddesine kapsamında, bir ülkede koruma talebi ile bulunmakta olan yabancı uyruklu kişilerin adli makamlara başvuruları sırasında herhangi bir teminat yatırmaları zorunluluğu bulunmamaktadır. Yine 6458 sayılı yasanın 88/1 maddesinde uluslararası koruma statüsü sahibi kişilerin, karşılıklılık şartından muaf olacağı kabul edilmiştir.
Buna göre, yukarıda anılan AİHM kararı ile 6458 sayılı yasanın 91/1 maddesi ve 1951 tarihli Uluslararası Cenevre sözleşmesi'nin 16. maddesine kapsamında, ülkemizde yabancı kimlik numarası almak sureti ile geçici koruma statüsünde bulunan davacının Anayasa'nın 36 maddesi ve AİHS 6. maddesi kapsamında adil yargılanma hakkının gereği olarak mahkemeye erişim hakkının temini bakımından bu aşamada dava açarken dava şartı niteliğinde olan teminat yatırması zorunluluğu aranmaksızın işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmaları kapsamında delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi yerinde görülmüş, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin kusur oranlarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili kusur oranlarının hatalı olarak belirlenmiş olduğunu, keşif dahi yapılmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Mahkemesince olay mahallinde yapılan keşif neticesinde alınan ... tarihli kusur raporunda; olay anını gördüklerini ifade eden tanıklar ... ve ...'nın beyanları da nazara alınmakla; davacı yaya ...' in yolun her iki yanında yaya kaklırımı ve banket bulunmayıp yaya' nın istikametine göre yolun sol kısmından yürüdüğü sırada arkasından gelen büyük kamyon aracın yolu ortalaması ve karşı yönden gelen otomobilin geçiş yolunu iyice daraltması nedeni ile plakası alınamayan otomobilin yaya ...' e çarparak kanala düşürmesi neticesi maruz kaldığı kazada kusurunun bulunmadığı, 2918 sayılı K.Y.T.K.'nun 46/a maddesi ile bağlı yönetmeliğin Karayolunda Trafik Sağdan Akar Başlıklı 94/a Maddesinde belirtilen “Sürücüler Karayolunda, Araçlarını Durumun çiverdiği Oranda Gidiş Yönüne Göre Yolun En Sağından Sürmek Zorundadırlar” kuralı ile yine ayrı yönetmeliğin 94/g maddesi "sürücülerin iki şeridi birden kullanmaları yasaktır" kuralını ihlal ettiği, davacı ve tanıklarının beyanına göre; hafriyat kamyonunun 5.30 mt. genişliğinde hafif virajlı olan yolu ortalar vaziyette seyrettiği sırada karşı yönden gelen plakası bilinmeyen otomobilin geçiş yolunu daraltarak yol kenarına araç sürmesine ve davacıya çarpmasına etki ettiği, kaza sonrası olay yerinde durmayıp yardım yükümlülüğünü de yerine getirmediği, mevcut durumda plakası, markası ve sürücüsü tespit edilemeyen hafriyat kamyonunun kazanın oluşumuna zemin hazırlaması nedeni ile meydana gelen kazada % 50 oranında kusurlu olduğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/1b maddesi "araçların hızını, aracın yük ve teknik özelliğini, görüş, yol hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak" maddesini ihlal etiği, sevk ve idare etiği otomobil ile Okulyolu caddesi üzerinde ... istikametinden gelip ... istikametine seyrettiği yolda gündüz vakti görüşün tamamen açık olup yolun her iki yanında yaya kaldırımı ve banket bulunmadığı, keşif anında yapılan gözlemde yayaların yol dışında yürüyebilecekleri alanın da olmadığı, bu nedenle sürücünün yoldan faydalanan diğer unsurları da dikkate alıp aracını daha yavaş, dikkatli sürmesi, gündüz vakti görüşün açık olduğu ve her tarafın rahatlıkla görüldüğü yolda karşı yönden gelen ve yolu ortalamış vaziyette seyrettiği iddia olunan hafriyat kamyonunu algıladığında aracını yolun en sağına çekerek duraklaması ve kazadan korunması gerektiği, ancak davacı ve davacı tanığının iddialarına göre hızının yüksek olması nedeni ile hafriyat kamyonu ile çarpışmamak için aracını yolun en sağına aynı hızda sürerek davacı ...' e doğrudan çarpması neticesi su kanalına fırlatarak yaralanmasına sebebiyet verdiği, hızının mahal şartlara uygun olması halinde zararlı sonucu önleyebileceği halde mahal hız sınırları üzerinde seyretmesi nedeni ile bu imkanı kullanamayıp davacıda oluşan zarar nedeni ile meydana gelen kazada % 50 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, rapor olay mahallinde yapılan keşif neticesinde olay anı koşul ve şartları değerlendirilmek suretiyle ve olay anını gördüklerini beyan eden davacı ile akrabalığı bulunmayan tanık ifadeleri doğrultusunda tanzim edilmiş olup, raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun, yeterli, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılmakla davalı vekilinin kusur oranlarına yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Diğer yandan davalı vekili kazadan yaklaşık 11 ay sonra kolluğa başvuru yapılmış olduğunu, bu nedenle davacı tarafça kazanın yaşandığının ispat edilemediğini ileri sürmüş ise de; dosya kapsamı incelendiğinde davacının kaza tarihi olan ... tarihinde ambulansla ... Devlet Hastanesi'ne getirilmiş olduğu, hasta girişinin "araç dışı (yaya) trafik kazası" şikayetiyle yapılmış olduğu, davacının sağ femur alt uç kırığı nedeniyle hastaneye yatışı yapılarak ... tarihinde taburcu edildiği, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün ... sayılı tahkikat evrakında; olay tarihinde trafik kazası anonsu üzerine olay mahalline gidildiği, davacının ifadesinin alındığı, olay anını gören iki tanığın da ifadesinin alındığı belirtilmekle yapılan incelemede davacının ifadesinin aynı doğrultuda olduğu görülmüş, sonrasında davacının ... tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na giderek olay nedeniyle şikayet dilekçesi vermiş olduğu ve tanıklar ... ile ...'ın ifadelerinin alınmış olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin ...-... E.K sayılı ... günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin ... gün ve ... Esas ve ... karar sayılı kararları, ... Esas ve ... Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak, bakiye yaşam sürelerinin ve davacının zararının belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin geçici iş göremezlik giderinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf sebebi yönünden yapılan incelemede;
Davalı vekili her ne kadar davacı tarafından talep edilen geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olduğunu ileri sürmüş ise de, ...günlü Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin ...-...Esas-Karar sayılı ... günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde ... günlü ZMSS genel şartlarının tümü ile dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi/ ... tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.(Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin ... esas ve ... karar sayılı ... günlü kararı)
Davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin ... Esas-Karar sayılı ... günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu .... İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre, █████/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, █████/2008-█████/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, █████/2013 ile █████/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, (ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise yine bu dönemde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu), █████/2015 ile █████/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için █████/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve █████/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin ... E - ... K; ... E - ... K; ... E - ... K sayılı kararları)
Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi ... olup mahkemesince hükme esas alınan ... tarihli ve ... sayılı ... Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının son film- grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, davacının kalıcı maluliyetinin % 15 olduğu, 9 aya kadar iyileşme süresinin bulunduğu anlaşılmakla rapor yerinde görülmüştür.
Davacı tarafça dosyaya sunulan ... Üniversitesi ATK'dan alınan ... tarihli ve ... sayılı raporda davacının kalıcı maluliyet oranının % 14,3 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin ise 150 gün olduğu belirtilmiş olup davlı vekilince raporlar arasında çelişki bulunduğu ileri sürülmüş ise de ... tarihli raporun kaza tarihinde yürürlükte olmayan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş olduğu ve hükme esas alınamayacağı, raporlar arasındaki oran farklılıklarının da yönetmelik farkından kaynaklandığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin SGK tarafından yapılan ödemenin tazminattan mahsubu gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Her ne kadar davalı vekili dava konusu edilen kaza nedeniyle SGK tarafından davacıya yapılan ödemelerin hükmolunan tazminat miktarından tenzili gerektiği ve mahkemece bu hususta bir araştırma yapılmamış olduğunu ileri sürmüş ise de, ... Sosyal Güvenlik Kurumu Merkezi'nin... Tarihli cevabi yazısında davacıya kaza nedeniyle rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılmamış ve gelir bağlanmamış olduğu anlaşılmış, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Sigorta şirketinin ise poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. ... yönünden ise ... başvurunun yapıldığı tarihte ödeme yapılması gerekmekte olup, başvuru tarihi itibariyle ...nın temerrüde düşmüş olduğu kabul edilmektedir. Buna göre, davacının davalıya yaptığı başvurunun ... tarihinde tebliğ edilmiş olduğu ve bu tarihte temerrütün oluştuğu ancak mahkemece davalının lehine olacak şekilde ... tarihinden itibaren faize hükmedildiği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin limitin aşılmış olduğuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili davalı ...nın kusur oranı ve teminat limiti ile sınırlı sorumlu olduklarını, teminat limitinin aşılmış olduğunu, bu nedenle hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Dosya kapsamı incelendiğinde, davalı ...nın kaza tarihi itibariyle teminat limitinin 390.000,00 TL olduğu, Mahkemece kalıcı iş göremezlikten kaynaklı tazminat talebi yönünden (teminat limiti miktarınca) 390.000,00 TL'ye hükmedilerek, hesaplanan 20.061,25 TL geçici iş göremezlik tazminatının tedavi klozundan karşılanması gerektiği değerlendirilmekle bu miktarın da kabulüne karar verilmiş ise de; Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı incelendiğinde "....geçici iş göremezlik zarar kaleminin sürekli sakatlık teminat limiti içinde değerlendirilmesi gerekirken geçici iş göremezlik zararına ilişkin talebin tedavi gideri klozundan karşılanmasına yönelik belirlemesinin yerinde olmadığı, limit aşımı yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı toplamının kaza tarihindeki 430.000,00 TL sürekli sakatlık teminatını aşmayacak şekilde ele alınması ve bu doğrultuda karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.." şeklinde belirtilmiş olup; mahkemece teminat limiti aşılmak suretiyle hüküm kurulmuş olduğu anlaşılmış, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince davanın tam kabulüne karar verilmiş ise de, 390.000,00 TL'lik kalıcı iş göremezlik tazminatı talebinin kabulüne dair hüküm yerinde ise de, poliçe limiti aşıldığından geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin 20.061,25 TL'lik tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 353/1-b-2 maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının düzelterek yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;
2-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; 390.000,00 TL maddi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-a-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 26.640,90 TL karar harcından, peşin harç ve ıslah harcı olatak yatırılan 1.481,70 TL harcın mahsubuyla, bakiye 25.159,20 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
b-)İlk derece mahkemesince ... günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, dairemiz kararına göre yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
c-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsup edilmesine, fazla yatan kısmın iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL peşin harç ve 1.401,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.481,70 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 571,90 TL keşif harcı ve 6.767,26 TL bilirkişi, tebligat ve posta ücretleri ile 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk ücreti olmak üzere toplam 8.739,86 TL yargılama giderinin davanın kabul- red oranlarına göre 8.302,86 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan 100,00 TL posta masrafından oluşan yargılama giderinin davanın kabul- red oranlarına göre 5,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
7-a-)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 62.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b-)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 20.061,25 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-HMK'nın 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri açısından;
9-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
11-Davalı tarafından yapılan istinaf başvurusu nedeniyle istinaf yargılama ve dosya gönderme ücretinin davacı avansından karşılandığı anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
12-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. █████/2026
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!