Anahtar kelimeler: Turistlere Otelcilik Tpmk İddiadavacı Yerli Sektördeki Yaygın Unvan Otel Güvenilir

T.C.

İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabetin Önlenmesi, Unvan terkini- Tazminat
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabetin Önlenmesi, Unvan terkini - Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... Ltd. Şti.'nin TPMK nezdinde ... no ile tescilli “...” markasının sahibi olduğunu, Marka ....sınıfta tescilli olup, davacı aynı zamanda yaklaşık 35 yıldır bu unvanla otelcilik sektöründe ticari faaliyetlerini sürdürmekte “...” markasını fiilen ve yaygın olarak iş ürünlerinde kullanmakta olduğunu, tarihi ...’da bulunan otel yerli ve yabancı turistlere hizmet vermekte olup, gerek müşterileri gerekse de sektördeki diğer işletmeler nezdinde güvenilir ve bilinen bir işletme olduğunu, süre önce davalının “... Şti” unvanı ile aynı sektörde faaliyet gösterildiğinin öğrenildiğini, yapılan araştırma neticesinde “...” ibaresinin aynı zamanda markasal olarak da kullanıldığı tespit edilmiş olduğunu, davalı yana bir ihtarname gönderilmiş ise de bu girişimden sonuç alınamadığını, davalı tarafın, tıpkı davacı gibi turizm ve otelcilik sektöründe faaliyet göstermekte, üstelik “...” markası ile hizmet verdiği otel, davacıya çok yakın bir konumda yer almakta olduğunu, her iki otel de ... ilçesinde, Tarihi ..’da bulunmakta olduğunu, davacı 35 yıla yakın bir süredir bu marka ile hizmet vermekte olduğunu, yıllar sürenin emeğin ve yatırımın bir neticesi olarak müşteriler nezdinde bilinen ve tercih edilen bir işletme haline gelmiş olduğunu, ticaret sicil kayıtlarına göre henüz 2021 Kasım ayında kurulduğu anlaşılan davalı yanın, hiçbir zorunluluk ve makul bir sebep olmaksızın, konaklama ve turizm sektörü ile ilişkili olmayan davacı markasını seçerek kullanması, işletmeler arasında bağlantı olduğu intibaını yaratarak davacının müşteriler nezdinde oluşturduğu güvenden faydalanmaya ve haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu, davalının tecavüzü nedeniyle taraflara ait işletmelerin birbiri ile karıştırıldığını ve davacının otelinden rezervasyon yapmak isteyen bir misafirin davalının otelinde yer ayırttığını, akabinde davacıyla iletişime geçerek transfer talebinde bulunduğunu gösterir e-mail yazışması ekte iletilmekte olduğunu, aynı şekilde, davalının otelinin internet üzerindeki fiyatlarını gören ve aynı otel olduğunu düşünerek davacının whatsapp hattından da yazarak ayrıca fiyat almak isteyen bir misafirle yapılan yazışma örnekleri de ekte olduğunu, açıklanen sebeplere göre; Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men ve refi ihtiyati tedbire hükmedilmesi, şimdilik 5.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili, davalının ticari ünvaının terkini, hükmün ilanına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
SAVUNMA
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, süresi içinde davaya cevap dilekçesi sunmadığı anlaşıldı.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
Dava konusu uyuşmalık; Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men ve refi ihtiyati tedbir şimdilik 5.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili, davalının ticari ünvaının terkini, hükmün ilanı kapsamında açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava dilekçesi davalıya tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler...,... ve ... █████/2025 tarihli bilirkişi raporlarında; Tarafların hotel isimlerinin “ …” ibaresi ile başlaması nedeniyle internet üzerinden rezervasyon vermek istediklerinde veya rezervasyon verdikten sonra birbirleri ile karıştırmalara neden olduğunun anlaşıldığı, Davacı markasının kelime markası olup “...” kelimesinden ibaret olduğu, bu markanın .... Sınıfta “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetlerinde tescilli olduğu, Davalı kullanımlarının “...” şeklinde olduğu, ilgili kullanımlarda ... tali unsur olup vurgunun asli unsur olan ... ibaresinde bulunduğu, ilgili markasal kullanımın davacının markasının tescilli olduğu geçici konaklama hizmetleri ve bununla ilgilli rezervasyon hizmetleri alanında kullanıldığı, Bu kullanımların, ortalama tüketici nezdinde, hizmetlerin kaynağının aynı müteşebbis olduğu algısı yaratabileceği böylece karıştırılma ihtimalinin oluştuğu ve bu yönüyle davalı kullanımlarının davacının markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin değerlendirilebileceği, davalı yanın gerçekleştirdiği iddia olunan kullanımlarının davacı yanın markasına tecavüz teşkil edeceği, davalı yanın markasal kullanımlarının nihai tüketiciyi yanıltabileceği, tarafların aynı/benzer iş kollarında ticari faaliyet gerçekleştirdikleri göz önünde bulundurulduğunda ilgili kullanımların davacı yan ile haksız rekabet teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceğini ancak içtihat değişikliğine ilişkin rapordaki açıklamalarının Mahkemenin takdirinde olduğunu bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ... ve ... █████/2025 tarihli bilirkişi raporlarında; Davacının adresinde yapılan inceleme neticesinde davacının defterlerinin kendi lehine delil olabileceği, davacının tazminat talebinin SMK 151/2-b bendi olduğu, davalının dava konusu marka ile elde ettiği karın hesap edilemediği, davacı defterleri üzerinde yapılan incelemede dava konusu marka ile satışlardan elde etmiş olduğu karın 8.480.864,23 TL olduğu, davacının Tazminat Talebinin Mahkemenin takdirinde olduğu, Manevi Tazminatın Mahkememizin Takdirinde olduğu bildirilmiştir.
UYGULANACAK MEVZUATIN İNCELENMESİ
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 7. Maddeye göre; Marka sahibi; “ (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.” fiillerinin önlenmesini talep edebilecektir.
6769 sayılı SMK m. 29 ile “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller” düzenlenmiştir.
Buna göre; Aşağıda sayılan fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
6769 sayılı SMK 149. maddesinde “Sınai Mülkiyet Hakkı Tecavüze Uğrayan Hak Sahibinin İleri Sürebileceği Talepler” belirtilmiştir.
a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti
b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi
c)Tecavüz fiillerinin durdurulması
ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini
d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz makine gibi araçlara tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulması
e) (d) bendi uyarınca el konulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre el konulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması halinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesidir.
TTK’nın 54. Maddesine göre, “Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.”yasal düzenlemelerine amirdir.
MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET İDDİASININ İNCELENMESİ
Tarafların HER İKİSİNİN de faaliyette bulunduğu otel hizmetinde isimlerinin “ …” ibaresi ile başladığı , internet üzerinden rezervasyon vermek istenildiğinde veya rezervasyon verdikten sonra birbirleri ile karıştırmaya neden olduğunun bilirkişi raporu ile anlaşıldığı, Davacı markasının kelime markası olup “...” kelimesinden ibaret olduğu, bu markanın ... Sınıfta “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetlerinde davacı adına ... no ile 24.6.2022 tarihinde tescilli edildiği, Davalı kullanımlarının “...” şeklinde olduğu, ilgili kullanımlarda ... tali unsur olup ,yapılan hizmeti tanımlamaya yönelik olduğu markaya ayırt edicilik katmadığı, vurgunun asli unsur olan ... ibaresinde bulunduğu, ilgili markasal kullanımın davacının markasının tescilli olduğu geçici konaklama hizmetleri ve bununla ilgilli rezervasyon hizmetleri alanında kullanıldığı, Bu kullanımların, ortalama tüketici nezdinde, hizmetlerin kaynağının aynı müteşebbis olduğu algısı yarattığı ,karıştırılma ihtimalinin oluştuğu ve bu yönüyle davalı kullanımlarının SMK 29.madde kapsamında davacının markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği anlaşıldığından , atılı eylemin aynı zamanda haksız rakabete neden olduğu da anlaşıldığından Davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Somut uyuşmazlık da davacı eylemin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüştür.
Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümlerin haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlendiği hususunda bir tartışma yoktur. Ancak Davacı hem bu özel hükümlere de dayandığından tescilli marka koruma alanı ile haksız rekabetin koruma alanının kesiştiği dava konusu olayda, yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacağına ilişkin uygulamada BAM daire kararları arasında farklı uygulamaların bulunduğu, 11,HD’nin daha önceki verdiği bazı kararlarında her iki hükmün uygulama alanının bulunduğunu bildirmesi, son uygulamalarda ise , SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı yönünde kararlar verildiği, ancak daire içindeki görüş ayrılığının içtihadı birleştirme yoluyla halen giderilmemiş oluşu, bu durumun ihlal edenleri cesaretlendirdiği gözetilerek mahkememizce haksız rekabetin varlığının da kabul edilmesi gerekmiştir.
Zira Kümülatif koruma ilkesi “mevzuattaki birden fazla hükümle korunabilme” anlamına gelmektedir. Bu durumda, bir kişinin gerçekleştirdiği fiilin birden çok hükmün koruma kapsamında olması halinde, hak sahibinin bu hükümlerden dilediğine başvurabilmesine kümülatif koruma denilmektedir. Kümülatif koruma ilkesinin söz konusu olduğu hallerde hak sahibi seçme zorunluluğuna tabi olmayıp şartlarını taşıması koşuluyla hukuki sebeplerden birine, birkaçına veya tamamına bu ilke kapsamında dayanarak dava açabilmektedir.
Özel kanunun genel kanunu bertaraf edebilmesi için hem konusunu eksiksiz düzenlemiş hem de genel kanundan daha kapsamlı ve üstün koruma sağlamış olması gerekir . 6769 sayılı SMK’nun haksız rekabet korumasını bertaraf edeceğinin kabulü halinde var olan bir haktan mağdur olan tarafın yararlanamaması söz konusu olacağından bu durumun adil yargılanma yönünden de eşitsizliğe neden olacağı bilinmektedir.
Korumanın şartları mevcut olduğu takdirde davacı gerek haksız rekabet hükümleri gerekse SMK hükümleri uyarınca talepde bulunma hakkına sahiptir.
TTK’nın karıştırılma ihtimaline ilişkin düzenlemesi, mehaz İsviçre hukukundan aynen aktarılan başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almaya ilişkin TTK m. 55/1.a.4’tür. Bu hükümle, ürünlerin kaynağı konusunda tüketicinin kafasını karıştırma ihtimali olan fiillerin engellenmesi, piyasada açıklık ve şeffaflığın sağlanması amaçlanmakta, bu suretle rakiplerin yanı sıra tüketicilerin ve toplumun da menfaatleri korunmaktadır. Piyasada oluşması muhtemel karışıklığın engellenmesi, rekabetten beklenen işlevlerin sağlanması açısından da önem taşımaktadır.
Öte yandan AB hukukunda da kümülatif koruma ilkesi açıkça kabul edilmiştir. Yönerge ve Tüzük Tasarısı‟ndaki düzenlemelerde tasarımların marka, patent, faydalı model gibi Topluluğun fikri mülkiyet mevzuatı ile korunmasının üye ülke hukuklarındaki fikri mülkiyet mevzuatına göre ayrıca korunmalarına engel olmayacağı belirtilmiştir. Ancak, kümülatif olarak koruma üye ülke mevzuatlarına bırakılmış olup, ilkenin nasıl uygulanacağı gösterilmemiştir. Sınai Mülkiyet Kanunun genel gerekçesi ve madde gerekçeleri incelendiğinde, Sınai mülkiyet haklarının kanunla düzenlenme ihtiyacı yanında, uluslararası sözleşmeler ve AB mevzuatıyla uyumun arttırılması ve daha nitelikli ve etkin işleyen çağdaş bir sınai mülkiyet sistemine geçişin sağlanması için mevcut sistemin revize edilmesi gereğinin ortaya çıktığı, bu çerçevede marka, coğrafi işaret, tasarım, patent ve faydalı model haklarına ilişkin önemli yenilikler getiren düzenlemelerin yapıldığı, mevcut sistemde yer almayan geleneksel ürün adı korumasının sisteme dahil edildiği ve düzenlemelerde Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması (TRIPS), Paris sözleşmesi, yeni ... sayılı Avrupa Birliği (AB) Marka Direktifi ve ... sayılı AB Marka Tüzüğü, Patent kanunu anlaşmasına (PLT) uygun olarak kanunun hazırlandığı belirtilmiştir. Dolayısıyla kümülatif koruma AB müktesabına da uygundur.
Dolayısıyla somut olayda da davalının eylemi hem 6769 sayılı SMK hükümlerine göre marka hakkını ihlal teşkil ettiğinden, aynı zamanda haksız rekabete de neden olduğundan eylemlerin tespiti, durdurulması ve önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir.
TİCARİ UNVAN TERKİN İSTEMİNİN İNCELENMESİ
Davacının ticari unvanı ... şirketi olup, ticari sicile 17.4.2006 tarihinde kayıt edilmiş olup, davalının ticari unvanı ... Şirketi’dir. Davalı ise ticari sicile 3.11.2021 tarihinde kayıt edilmiştir.
Gerek marka gerek unvan kullanımında asıl unsur .. ibaresi olup, davacı marka ve unvan üzerinde ilk tesis eden ve tescil eden olarak gerçek hak sahibidir. Davalı yanca bu tarihlerden önceye ilişkin hak sahipliği yönünden bir delil sunulmamıştır.
TTK’nun 20 ve 40 ncı maddeleri uyarınca her tacir, bütün ticari işlemlerini bir ticaret unvanı altında yapmaya, imzaladığı evrakı bu unvanı kullanarak imzalamaya mecburdur. Tacirin ticaret unvanı kullanma ve tescil ettirme zorunluluğu bulunmaktadır. İşletme adı,işletmeyi benzeri işletmelerden ayırmaya yarayan ve işletmeyi tanıtma amacı güden bir isimdir. İşletme adının kullanılma zorunluluğu yoktur. Ancak,işletme adı kullanılıyor ise,tescil ettirme zorunluluğu bulunmaktadır. Hizmet markası ise,bir işletmenin hizmetini diğer bir işletmenin hizmetlerinden ayıran işarettir.
Ticaret unvanı, işletme adı ile hizmet markası, tacirin maddi olmayan mal varlıklarıdır. Seçilmeleri, tescilleri, korunmaları, kullanılmaları ve kullanım amaçları farklıdır. Birbirleri ile karışıklığa neden olacak şekilde kullanılmaları halinde sahibinin bu durumu önleme hakkı bulunmaktadır. Karışıklığa neden olan kullanım şayet tescile dayalı bir kullanım ise, bu halde unvanın, işletme adının veya markanın sicilden terkini veya hükümsüzlüğü talep edilebilmektedir.
Davalı ticaret unvanının ana unsuru olarak birebir davacı ticaret unvanının da ana unsuru olan ... ibaresini ticaret unvanı olarak seçmiş ve 2021 yılında tescil ettirmiştir. Davacının ilk unvan tescili 2006 yılı olup davalıdan yaklaşık 15 yıl önce ticaret unvanını tescil ettirmiş ve ticaret unvanı üzerindeki hak davacıya aittir.
Ticari sicil kayıtları, marka tescil belgesi, kapsamına göre de davalının gerek ticari ünvanının gerekse otel işletmesindeki kullanımının davacının hem ticaret unvanı hemde markasının asli unsuru olması, sunulu delillere göre ... ticaret unvanı ve markası üzerinde gerçek hak sahibinin davacı olduğu, davalının bu Unvan ile tanınmış olduğuna, yada eskiye dayalı kullanımı olduğuna dair hiçbir delil sunmadığı, davacının ticaret unvanının ana unsurunun da ... ibaresi olması, gerek görsel,gerek fonetik ve gerekse bir bütün olarak gözde bıraktığı izlenim açısından değerlendirildiğinde, ortalama tüketiciler nezdinde BİREBİR AYNI olan kullanımın karıştırmaya neden olacağı,tarafların ticari sicil kaydına göre aynı iş kolunda çakışan alanlarla faaliyet gösterdikleri ,davacının marka ve Ticari unvanının kullanımının ve unvan tescilinin daha eskiye dayandığı, davacının ... ibaresi üzerinde üstün hak sahibi olduğu anlaşılmıştır.
TTK m.52 vd. maddelerinde "Ticaret unvanı' ve "İşletme adı'nın korunması sistemi getirilmiştir. Davacı, davalı şirket ticaret unvanında yer alan ibarenin terkinini talep etmiştir.Haksız kullanılan bir ticaret unvanı tescil edilmişse, ilgili kişi tarafından, haksız kullanıma son verilmesi talep edilebilir.
Ticaret hukukunda tacirin ve şirket ortağının ad/soyadı kullanımı, sınırsız sorumlu gerçek kişi tacirler ve ikinci dereceden sınırsız sorumlu şahıs şirketleri için getirilmiş bir zorunluluktur ve ad/soyadın birlikte kullanılması gerekir (TTK m41, 42). Şahıs şirketlerinde unvan ve ortakların (en azından birinin) ad/soyadı ile birlikte kullanılır. İsimlerde herhangi bir kısaltma yapılmaz.
Davalı Şirket niteliği itibariyle bir LİMİTED şirkettir. Dolayısıyla tüzel kişi tacirdir. 6102 sayılı TTK'nda tacir olmaya bağlanan hükümlerden biri de ''basiretli olma" yükümlülüğüdür. Davalı şirket bir tüzel kişi tacir olması sebebiyle, TTKm.18/2 uyarınca basiretli bir tacir gibi davranmak yükümlülüğündedir. Bu hükme göre, faaliyet alanı içerisinde tüm işlemlerini hukuka uygun olarak yerine getirmekle yükümlüdür. Basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü olan davalı şirketin, tanıtım faaliyetlerinde kullandığı ifadelerin halkı yanıltacak nitelikte olmamasına dikkat etmesi, bu konuda gereken özeni göstermesi de bu kapsamdadır.
Ticari hayatta, müşteri ve tedarikçiler arasında şirketler genellikte kısaca asıl ve baştaki unsuru ile anıldığı da bilenen bir gerçektir. Davalının ticaret unvanı davacının tescilli markası ile başladığı gibi aynı ticaret unvanını kullanmaktadır. Davalı şirketin unvanında ... gibi ibarelerin bulunması davalı unvanını ayırt edici hale getirmemektedir. Tescilde öncelik ilkesi gereğince davacının, davalı unvanının terkini talebi yerinde olduğu anlaşıldığından unvan terkini istemi yerinde görülmüştür.
MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNİN İNCELENMESİ
6769 sayılı SMK'nun 151.maddesine göre; "(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır:
a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.
b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.
c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.
(3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.
(4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir. (5) Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır.
(6) Coğrafi işarete veya geleneksel ürün adına tecavüz hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz." hükmü amirdir.
Davacı yan SMK 151/2-B kapsımda; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca göre tazminat talep etmiştir.
Davacı dava dilekçesinde ilerde artırmak üzere 5000 maddi tazminat talep etmiş olup,
SMK 151/2-b seçeneği, marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanması sonucu elde ettiği kazancın gelir tabloları üzerinden hesaplanması ile bir bedel belirlenmesini öngörmektedir. Bu bedel belirlenirken de markanın kullanıldığı ilgili sektöre bağlı olarak markasal kullanımın elde edilen gelire etkisinin araştırılması, kıyaslanması ve diğer birçok kriter göz önüne alınmaktadır. Huzurdaki davada davalı yan davayı takip etmemiş, ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiştir. Ancak ticari sicil kaydına göre davalı şirketin 2021 yılında kurulduğu anlaşılmaktadır Dosya kapsamından davalının marka hakkına tecavüz fiilinin başlangıç ve bitiş tarihleri net olarak tespit edilememiş, işletmesinde başka markalı ürünlerin satılıp, satılmadığının ve bütün faaliyetin davacının marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerinden olup olmadığının da belirlenememesi nedenleriyle davacı lehine BK 50 maddeye göre maddi tazminat olarak hesaplanabileceği; davacı vekilinin ise 14.10.2025 tarihli oturumda mali inceleme için yeni bir talepde bulunmadığı, talep artırım dilekçesi sunmadığı anlaşıldığından ve dosyanın karar için hazır olduğunu beyan ile sözlü yargılamaya geçilmesini talep ettiği anlaşıldığından davanın açılış tarihinde maddi tazminat istemini 5000 TL olarak bildirmiş olması gözetilerek ,5000- TL maddi tazminatın, ihtarname tebliğ tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile birlikte , davacı yana ödenmesine, keza Davacının davalı markasını haksız olarak kullanımının manevi zarar da doğuracağı tartışmasız olup, . sektörel teamüller, eylemin süresi, markanın otel sektöründe kullanılmış olması, sunulu yazışmalarında tüketicinin aldanmış olarak otel fiat politikası yönünden davacıyı eleştirdikleri davacının bu nedenle talep ettiği manevi tazminatın miktar olarak tatmin duygusuna ulaşacak nitelikte olup, sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacağı gözetilerek 50.000 TL manevi tazminatın, ihtarname tebliğ tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile birlikte , davacı yana ödenmesine,hükmün ilanında davacının hukuki yararı bulunduğundan karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,tedbir isteminin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
:
1-Davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,
2-Davalının ticari ünvanının ticari sicilden terkinine, karar kesinleştiğinde ticari sicil müdürlüğüne gönderilmesine,
3-Somut olayın özelliği ihlal edilen hakkın niteliğine göre 5000- TL maddi , 50.000 TL manevi tazminatın, ihtarname tebliğ tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile birlikte , davacı yana ödenmesine,
4-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,
5-6100 sayılı HMK'nın 389-390 maddeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159.maddesi gereğince davacı yanın İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN takdiren davalının duruşmaları takip etmemesi, ihlale yönelik ve kullanıma yönelik herhangi bir lisansla kullandığına yönelik delil ibraz edememesi nedeniyle takdiren teminatsız olarak tedbir talebinin KABULÜ İLE;
A-Davacı yanın üzerinde hak sahibi olduğu “...” ibaresinin davalı tarafından ... sınıfta yer alan ticari faaliyetlerde kullanılmasının tedbiren önlenmesine, bu kapsamda ... esas unsurlu kullanımların durdurulmasına, davalıya ait otel tabelasının indirilmesine, ... ve ... , ..., ..., ... siteleri siteleri başta olmak üzere konaklama için online rezervasyon ve satış hizmeti sunan tüm internet sitelerinden “...” ibaresini içeren her türlü görselin çıkarılmasına, “...” ibaresinin yer aldığı tabela kartvizit gibi unsurlardan ticaret unvanının silinmesine, bu ibareyi taşıyan broşür, kartvizit, menü, havlu, sabun gibi her türlü tanıtım ve reklam materyali içeren iş ürününe el konularak YEDDİ EMİNE TEVDİNE, ticari evrak , sipariş formu ve faturaların 3.kişilerinin haklarının korunması bakımından el koyma işlemi dışında tutulmasına,
B-6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi gereğince iş bu kararın 1 haftalık süre içinde kararın infazı için ilgili icra dairesine başvurulmadığı takdirde iş bu tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağının talep eden tarafa ihtarına, (ihtar yapılamadı)
C-6100 sayılı HMK'nın 393/2 maddesi gereğince iş bu tedbirin, ... İcra Dairesi aracı kılınarak infazına, infazda bilirkişi raporunun dikkate alınmasına, davacı yanın 28.7.2025 tarihli dilekçesi dikkate alınarak infazda “...” ve “...” adreslerindeki “...” otellerine ilişkin görsellerin ve ... ibarelerinin kaldırılacağının belirtilmesine,
6-732,00-TL ilam harcının yatırılan 427,60-TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 305,00-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7-Kabul edilen tecavüzün önlenmesi talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine
8-Maddi tazminat talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 5.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Manevi tazminat talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 50.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 427,60-TL başvuru harcı 427,60-TL peşin harç 5.365,00-TL tebligat ve müzekkere masrafı, 40.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 46.220,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin ve davalının yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı.█████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!