Anahtar kelimeler: İdava Aralıksız Sgk Ocak Akdi Vefat Bankası Devamı Başladığı Kısa
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 2. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Yargılamanın devamı sırasında vefat eden davacının vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalının yanında 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren hizmet akdi ile çalışmaya başladığı, bu çalışmasının 29.04.2016 tarihine kadar kesintisiz ve aralıksız olarak devam ettiği, SGK kayıtlarında 11.01.2002 tarihi ile 04.06.2012 tarihleri arasında kısa sürelerle yer alan çalışmalarının, ... Bankası tarafından bildirilen günler olduğu, zira davalının yanında çalıştığı dönem boyunca sabah mesaisinden önce ve akşam mesaisinin bitiminden sonra ve bazen haftalık tatil günlerinde ... Bankasının temizlik işlerini gördüğünden aylık çalışma saatleri toplanarak gün hesabı üzerinden (aylık 5-10 gün gibi) SGK' ya bildirildiği, davacının 1 Ocak 2004 tarihi ile 29... tarihleri arasında davalının yanında hizmet akdi ile sürekli çalıştığının (SGK'ya bildirilen günler dışlanmak kaydıyla) tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Fer'i Müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarının tetkikinden davacı ...'ın, resmi hizmet dökümünde sigorta girişinin 05.06.2012 yılı olduğu, çıkış tarihi ise 29.04.2016 olarak tespit edildiği, bildirilen tarihlerin dışında davalı işyerinde çalıştığına dair Kuruma herhangi bir bilgi ve belgenin verilmediği, tespiti istenen dönemdeki çalışmasının resmi hizmet dökümünde yer almadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının gerçekleri yansıtmadığı, afaki ve mesnetsiz beyan ve ifadelerle açılan işbu davanın ispatının mümkün olmadığı, kaldı ki işbu ifadeler ve beyanların gerçeklerle uyuşmadığı, hizmet tespiti davalarının 5 yıllık zamanaşımı hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, davacının ... banktaki bu süreli çalışmaları dışında ev işlerine ve apartman temizliği işlerine gittiği, davalının 2 çocuğu bulunduğu, bu çocukların bakımının davacının ablası ve ablasının kayınvalidesi tarafından yapıldığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla her ne kadar davacı ... iş yerinde 01.01.2004 - 29.04.2016 tarihleri arasında bilfiil çalıştığını iddia etmiş ise de; dinlenen komşu iş yeri bordro tanıklarının davacıyı tanımadıklarını, çalışıp çalışmadığı hususunu bilmediklerine yönelik beyanda bulundukları anlaşılmakla, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle hükme esas alınan bilirkişi raporunun, hüküm kurmaya yeterli olmadığı, raporun yerleşik yargısal içtihatlara aykırı, objektiflikten uzak, hayatın olağan akışına aykırı verilere dayalı ve yanlı bir rapor olduğu, bilirkişi raporunda itiraz ettikleri ve yeni tanık dinletme taleplerinin mahkemece değerlendirilmediği, davalı tarafından dinlettiği tanıkların tamamının davalı iş verenin ya kapı komşusu ya da yakın akrabası oldukları, tüm tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde murisin dava dilekçesinde belirtilen dönemlerde davalıya ait iş yerinde hizmet akdi ile kesintisiz ve sürekli çalıştığı, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacılar murisinin davalı işveren nezdinde hizmet akdine dayalı olarak 01.01.2004 - 29.04.2016 tarihleri arasındaki tam ve kesintisiz çalıştığının tespitine ilişkindir.
1.5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği ise, anılan Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca (506 sayılı Kanun'un 2 ve 6) çalışmaya başladıkları tarihten itibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer.
2.Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3.506 sayılı Kanun'un mülga 79. maddesi uyarınca Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu düzenleme davaya konu bir kısım hizmetlerin geçtiği dönemde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde de korunmuştur. Bu yönde, anılan maddelerde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.
4.Bir başka anlatımla sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi veya çalışmaların Kurum tarafından tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
5.Somut uyuşmazlıkta; yargılama sürecinde vefat eden davacının, 01.01.2004 - 29.04.2016 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde "çocuk bakıcısı" olarak aralıksız ve tam zamanlı çalıştığı iddia edilmektedir. Ne var ki; hizmet cetvellerinin tetkikinde, muris davacının iddia edilen çalışma dönemiyle çakışacak şekilde üçüncü kişiler nezdinde kayıtlı çalışmalarının bulunduğu saptanmıştır. Buna göre; 14.06.2005 – 30.06.2005 tarihleri arasında dava dışı .... Şti. bünyesinde, 01.07.2005 – 14.12.2011 tarihleri arasında dava dışı .... Şti. bünyesinde kısmi süreli bildirimlerinin mevcut olduğu görülmektedir. Diğer taraftan, 05.06.2012 – 21.11.20 12... .11.2013 – 29.04.2016 tarihleri arasında ise davalı işveren adına tescilli kuaför işyerinden tam zamanlı bildirimlerinin bulunduğu, ancak davalıya ait ev hizmetleri kapsamında bir işyeri tescili veya bildirimi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
6.Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacı mirasçıların beyanlarına başvurarak murisin çalışmasının gerçek mahiyetini ve iddia edilen dönemle çakışan kayıtlı bildirimlerin sebebini sormaktır. Murisin hizmet cetvelinde görünen ve başka işverenlere ait olan çakışan bildirimlerin fiili bir çalışmaya dayanıp dayanmadığı titizlikle incelenmeli; gerekirse ilgili işverenlere yöntemince husumet yöneltilerek (taraf teşkili sağlanarak) savunma ve delilleri toplanmalıdır. Aynı şekilde, murisin davalıya ait kuaför işyerinden yapılan tam zamanlı bildirimlerinin, iddia edilen 'çocuk bakıcılığı' işiyle bağdaşıp bağdaşmadığı ve bu bildirimlerin niteliği araştırılmalıdır. Ayrıca; çalışılan konuta komşu meskenler ve iş yerleri saptanmalı, bu yerlerde çalıştığı resmi kayıtlarla (hizmet cetveli vb.) sabit olan tarafsız komşu tanıkların beyanları alınmalı, çalışmanın neden kayıt dışı bırakıldığı somut verilerle saptanmalıdır.
7.Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, süreklililiği , başlangıç ve bitiş tarihleri konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre beyanı alınmalı, iş yerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça iş yerinin müdür ve görevlileri, işyerinde çalışan öteki kişiler ile o iş yerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlarla tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir.
8.Öte yandan; murisin üçüncü şahıslar nezdindeki çakışan bildirimleri nedeniyle davalı yanındaki çalışmasının kesintiye uğradığının saptanması halinde, bu kesintilerin süresi ve niteliği dikkate alınarak, dava tarihi itibarıyla hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin yapılacak yargılamada Mahkemece nazara alınması gerekir.
9.Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!