Anahtar kelimeler: Evraktan Kıymetli İlişkiye İletişime Keşideci Bünyesinde Seri Bedelli Çekin Menfi

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO
:█████████
KARAR NO
: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile aralarında herhangi bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığını, söz konusu davaya konu çekin keşideci ile davalı arasındaki hukuki ilişkiye dayanılarak verilmiş olduğunu, dava dışı ... Şti bünyesinde çalışmaktayken, davalı ile iletişime geçildiğini ve ... plakalı aracın 10.05.2017 tarihli ... seri numaralı ve 40.000 TL bedelli çek karşılığında şirket sahibi dava dışı... tarafından satın alındığını, davalı tarafından söz konusu çekin 18.05.2017 tarihinde bankaya ibraz edildiğinde çek üzerindeki keşideci imzası ile banka kayıtlarında bulunan örnek keşideci imzasının birbirini tutmadığı gerekçesi ile çek üzerine herhangi bir işlemin yapılmadığını, 29.09.2017 tarihinde davalıya ait ... Bankası hesabına 19.500 TL yatırıldığını, davalı ile kendisi arasında herhangi bir hukuki ilişkinin bulunmadığını, ilgili çeke dayanılarak İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... icra takibine girişildiğini, her ne kadar çek üzerindeki ciro zincirindeki davalıya ciro etmiş olduğu ve düzgün bir ciro zinciri olduğu görülmekte ise de aslında gerçekte davalı ile kendisi arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını, bir an için davalıya karşı borcun bulunduğu kabul edilse dahi davalıya 19.500 TL ödeme yapılmış olduğundan bu ödenen miktarın icra dosyasında görünen miktardan düşülmesi gerektiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili adına İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasında ilamsız takibe girişildiğini, davacı ile müvekkili arasında birçok hukuki ilişki mevcut olup takibe konu çek araç alım satım işlemine dayalı olarak alınmış olduğunu, müvekkili ile davacı arasındaki hukuki ilişkinin varlığının dava dilekçesinde anlaşılmakta olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesin kararıyla; Menfi tespit davalarında 2004 sayılı İİK 72/IV ve 72/V maddeleri uyarınca tazminata hükmedilebilmesinin ön koşulu; gerek açılmış icra takibinin durdurulması gerekse icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu kararın uygulanmış olmasıdır. (Adem Albayrak, Asliye Hukuk Davaları, Adalet Yayınevi, Ankara 2016 Basım, sf; 1347 ) Ayrıca İİK 72/V maddesi kapsamında davacı/borçlu tarafından kötüniyet tazminatı talep edilebilmesi için davalı/alacaklı tarafından yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir. Eldeki dosya bakımından yukarıda belirtilen şartlar oluşmadığı anlaşılmakla, davacı ve davalı tarafın tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş gerekçesiyle;
DAVANIN KISMEN KABULÜNE,
1-Davacının, davalıya İstanbul Anadolu 12. İcra Dairesinin... sayılı takip dosyası sebebiyle 19.500,00-TL asıl alacak, 11.944,11-TL işlemiş faizden dolayı BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
-Fazlaya ilişkin talebinin reddine,
2-Davacı ve davalı tarafça talep edilen şartları oluşmayan tazminat talebinin ayrı ayrı reddine, karar verilmiştir.
İSTİNAF
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kambiyo senedi vasfını yitiren çekin yazılı delil başlangıcı sayıldığı menfi tespit davasında yerel mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair kararının hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki çok sayıdaki ticari ilişkiden kaynaklı 29.09.2017 tarihli kısmi ödemenin dekont açıklamasında çekle ilişkin ödeme yapıldığına dair herhangi bir bilgi yer almadığını, ana borçtan mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, davacının zamanaşımına uğramasına nedeni ile "bugün, yarın ödeyeceğim" vaatleriyle müvekkilini aldattığını, yapılan kısmi ödemenin takibe konu çek borcundan mahsup edilmesinin faize ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğinin, çek üzerindeki vade tarihinin davacı tarafından bilinmesi sebebiyle bu tarihin temerrüt başlangıcı sayılması gerektiğini ve borçlu olduğu sabit olmasına rağmen davanın açılmasının davacının kötü niyetini ispatladığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının müvekkili aleyhine olan kısımlarının kaldırılmasını, davanın reddini ve davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davacı istinafa cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
GEREKÇE
:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... icra takibine ilişkin açılan menfi tespit davasıdır.Davacı tarafından icra takibine konu bonoya istinaden davalıya 19.500,00 TL., ödeme yapıldığını ve davalı ile arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını ileri sürmektedir. İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında, alacaklı tarafından borçlu aleyhine, █████/2017 keşide tarihli 40.000,00 TL., bedelli zaman aşımına uğramış çeke istinaden █████/2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından düzenlenen █████/2022 tarihli raporunda özetle, "...Somut olayda davacı yanın iddiasının, davalı ile aralarında bir hukuki ilişkinin bulunmaması yönünde olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, yukarıda belirttiğimiz üzere bir kambiyo ilişkisinin meydana gelmesi için taraflar arasında alt bir hukuki ilişkinin varlığı şart değildir. Kambiyo ilişkisi sebepten bağımsız bir borç ilişkisi meydana getirir. Kaldı ki somut olay bakımından davacı anılan kambiyo ilişkisinden kaynaklı borcun tasfiyesine yönelik olarak kısmi ödemede dahi bulunmuştur. Ayrıca senette imzası olduğu görülen davacının imza inkarında bulunmadığı da anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan sebeplerle; davacının davalıya karşı davaya ve takibe konu olan senetten dolayı sorumlu olduğu, davalıya yapılan kısmi ödemenin güncel kapak hesabından ve alacağın ferilerinden düşülerek hesap edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir..." şeklinde görüş bildirmiştir.Uyuşmazlık, zamanaşımına uğradığı tartışmasız olan çekten kaynaklanmaktadır.Zamanaşımına uğramış olan çekler yönünden kambiyo hukukuna dayalı haklar yitirilir ise de, taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde bu gibi çeklere yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabilir ve alacaklının alacağını her türlü delille ispatlaması mümkün hale gelir.İspat yükümlülüğünün davalı üzerinde olduğu, Davacı tarafından temel ilişki inkar edilmiş ise de kısmi ödeme iddiasında bulunduğundan alacağın varlığı sabittir.Davacı taraf ödeme iddiasında bulunduğundan ödeme iddiasının davacı tarafından yazılı olarak ispat edilmesi gerektiği ibraz edilen dekontta çek numarası yazılmak sureti ile atıfta bulunduğu, Kaldı ki, davalı tarafından ödemenin başka bir borca ilişkin yapıldığını ileri sürmesi sebebi ile ispat yükünü üzerine aldığı, ve davalı tarafından ödemenin başka bir borca istinaden yapıldığı ispat edilemediğinden davacı taraf tarafından icra takibinden önce yapılan kısmi ödemenin icra dosyasından mahsup edilmesi yerindedir.HGK █████/2019 2019/1 Esas 2019/8 karar sayılı kararında, zaman aşımına uğrayan bu nedenle kambiyo senedi vasfını yitirerek yazılı delil başlangıcına dönüşen bonodaki vade tarihinin temel ilişkiye dayalı açılan bir takip veya davada temerrüte esas alınamayacağı belirtilmiştir.Zaman aşımına uğramış çekin yazılı delil başlangıcı olduğu, keşide tarihinden itibaren faiz istenemeyeceği, takip tarihinde itibaren faiz işletilmesi gerektiği anlaşılmakla mahkemece işlemiş faiz yönünden davanın reddine dair verilen karar yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarih ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.147,95 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 537,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.610,95 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!