Anahtar kelimeler: Nice Bilinirlik İddiadavacı Mutfak Edicilik Yıllara Başta Patent Aletleri Sınıfta

T.C.
İSTANBUL1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: Markanın hükümsüzlüğü&Marka Hakkına Tecavüzün tespiti,önlenmesiDAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan), Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İDDİA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 1992 yılından bu yana Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli “...” ve “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, söz konusu markaların Nice ... sınıfta yer alan mutfak aletleri başta olmak üzere çeşitli sınıflarda koruma altında bulunduğunu, markanın uzun yıllara dayanan kullanım sonucu ayırt edicilik ve bilinirlik kazandığını, Davalı adına ... tarih ve ... tescil numarası ile .... sınıflarda tescilli markanın, müvekkiline ait önceki tarihli markalarla benzer olduğunu, aynı mal ve hizmet sınıflarını kapsadığını ve aynı tüketici kitlesine hitap ettiğini, bu nedenle markalar arasında iltibas ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, Davalının markayı tescil edildiği şekilden farklı biçimde kullandığını, “...” ibaresini tali unsur haline getirerek “...” ibaresini ön plana çıkardığını, bu kullanımın kötü niyetli olduğunu ve müvekkil markasından haksız yararlanma amacı taşıdığını, Davalının daha önce de benzer ibarelerle marka başvurusunda bulunduğunu, yapılan itiraz üzerine başvurusunun reddedildiğini, ayrıca marka hakkına tecavüz nedeniyle hakkında ceza mahkemesince mahkûmiyet kararı verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalının kötüniyetli olarak ihlal eylemlerine devam ettiğini, ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... D. İş sayılı dosyasında yapılan tespit ve alınan 10.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda da taraf markaları arasında benzerlik bulunduğunun ve karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğunun tespit edildiğinden bahisle; davalı adına tescilli ... sayılı markanın karıştırma ve kötüniyetli tescil gözetilerek hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, mevcut tecavüzün men’i ve ref’ine, tecavüze konu ürünlere el konulmasına ve imhasına, kararın ilanına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı dava dilekçesinden özetle müvekkilinin marka hakkının ihlal edilmesi nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00.-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, hükmün ilanını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 30.10.2025 tarihli ıslah harcı ve dilekçesiyle ; maddi tazminat istemini 135.105.14 TL olarak talep etmiştir.SAVUNMA
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ...sayılı markanın usulüne uygun şekilde tescilli olduğunu, markaların görsel ve bütünsel değerlendirilmesinde belirgin farklılık bulunduğunu, davacı şirket ile müvekkili arasında geçmişe dayalı ticari ilişkiler bulunduğunu, taraflar arasında fiyat teklifleri ve yazışmalar yapıldığını, davacı şirketin müvekkilinin ticari faaliyetlerinden haberdar olduğunu, davacı tarafça yapılan itirazda kötüniyet iddiasının kabul edilmediğini , bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin hatalı olduğunu, davacı markasının ayırt ediciliğinin yanlış değerlendirildiğini , davanın öncelikle 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması nedeniyle usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:Dava konusu uyuşmazlık; Asıl davada davalı adına ... no' lu markanın hükümsüzlüğü, tecavüzün men ve ref'i, hükmün ilamı, ihtiyati tedbire hükmedilmesi ve el koyma karar verilmesi taleplerine ilişkin olarak açıldığı, birleşen dava konusunun SMK 151/2-A kapsamında 50.000,00 TL maddi(Davacı vekili 30.10.2025 tarihli ıslah harcı ve dilekçesiyle ; maddi tazminat istemini 135.105.14 TL olarak talep etmiştir.) ve 50.000,00 TL manevi tazminatın tahsili talepli olarak açıldığı anlaşılmıştır.Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.Bilirkişiler ..., ...ve ... tarafından düzenlenen 05.11.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Tarafların markaları arasında karıştırılma ihtimalinin olduğu, Davalının kötüniyetli olup olmadığı ve bunun sonucunda sessiz kalma nedeniyle hak kaybının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu, davalı şirketin incelenen dönem ticari defter ve belgelerinde davaya konu markaya ilişkin tespit yapılamadığından SMK 151/2 (a) bendi uyarınca davacının muhtemel gelir kaybının hesaplanamadığı sonuç ve kanaatine varmışlardır.Bilirkişiler ..., ...ve ....24.01.2025 tarihli bilirkişi ek raporlarında özetle; kök rapordaki tespitleri tekrar etmişlerdir.Mali Bilirkişi ... 26.06.2025 tarihli bilirkişi ek raporlarında özetle; Davacı şirketin 2021 yılı Çatal, Kaşık, Bıçak Satışları 1.469.775,39 TL, 2022 yılı Çatal, Kaşık, Bıçak Satışları 607.019,28 TL, 2023 yılı Çatal, Kaşık, Bıçak Satışları 81.164,05 TL, 2024/1. Geçici Dönem Çatal, Kaşık, Bıçak Satışları 96.803,62 TL olarak hesap edildiği, Davacı şirketin 2021 yılı Çatal, Kaşık, Bıçak Satışlarına göre 2022 ve 2023 yılları Çatal Kaşık Bıçak satışlarında düşüş olduğunun görüldüğü, Davalı şirketin 2022 yılı dava dışı markalı satışlarının tüm satışlara oranı 0,02, 2023 yılı dava dışı Markalı satışlarının tüm satışlarına oranı 0,33 ve 2024/1. Geçici Dönemde dava dışı Markalı Satışlarının tüm satışlarına oranı 0,7954 olduğu hesap edildiğini, Davalı şirketin 2022 yılı satışları 1.115.700,99 TL, 2023 yılı satışları 957.160,67 TL, 2024 /1. Geçici dönem satışları 326.201,00 TL olduğu, Davalı Şirketin 2022 yılı satışlarına göre 2023 yılı satışlarında 158.540,32 TL, 0,1421 oranında düşüş olduğunun hesap edildiğini, Davacı şirketin 2021, 2022, 2023 yılları ve 2024/1 Geçici Vergi Dönemi Çatal, Kaşık, Bıçak satışlarının davalı şirket satışlarından 0,05685 oranın da etkilendiği varsayılarak Toplam 128.183,24 TL tutarında yapması gereken satışı yapamadığının rapor içerisindeki tabloda hesap edildiğini, Davacı şirketin ortalama faaliyet karlılığı 0,054 oranında olduğu hesap edildiğini, Davacı şirketin davalı şirketin satışlarından etkilenerek yapamadığı 128.183,24 TL satış tutarı için faaliyet kar kaybının 6.921,90 TL olabileceği hesap edildiğini, Davacının maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin takdirin Mahkememize ait olduğu, sonuç ve kanaatine varmıştır.... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin... D. İş sayılı dosyasında düzenlenen rapor kapsamı, marka tescil belgesi, ticari sicil kayıtları, mali kayıtlar, HMK 266 madde kapsamında alınan rapor içerikleri ,... 1.FSSHM’nin...diş Sayılı dosyası, ... 2.FSHCM’nin ... esas-████████ karar ve 17.7.2018 tarihli ilamları incelendiğinde;CEZA YARGILAMASINA AİT İLAMIN İNCELENMESİSanık ... hakkında Marka Hakkına Tecavüz suçundan ... C. Başsavcılığının 05.09.2016 tarihli ...C. Savcılık esas sayılı iddianamesi ile; "...Müşteki müvekkili olan .... Ltd. Şti.'nin adıyla ... markasını tescilli olduğunu, şüphelinin ise, ... adına ile kaşık ve diğer gereçler ürettiği belirterek şikayetçi olması sebebiyle yürütülen soruşturmada,şüpheli hakkında Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A-1, fıkra, TCK.nun 53/1-2 maddeleri gereğince cezalandırılması hususunda kamu davası açıldığı, Sanığın Savunmasında; Atılı suçlamayı kabul etmediğini, beraatine karar verilmesini talep ettiği, ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... değişik iş sayılı dosyasında tespit yapıldığını, suça konu numune üzerinde kullanılan "...." ibareli markanın müşteki adına tescilli markasıyla iltibas (karıştırılma) yarattığını ve böylece aldatıcı benzerliğe yol açtığını, bu haliyle fiilin şikayetçinin marka hakkına tecavüz fiilini oluşturduğunu, sanığın olay tarihinde iddianamede bahsi geçen iş yerinde müdahil şirketin taklit ürünlerini sattığı, sanığın savunmasının oluşa dosya kapsamına ve hayatın olağan akışına uygun olmadığı, sanığın iştigal sahası, uzun yıllar bu işle ilgilendiği yönündeki savunması göz önüne alındığında, ürettiği ürünlerin marka ihlali oluşturmayacağı şeklindeki savunmasının oluşa ve dosya kapsamına uygun olmadığı; ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... değişik iş sayılı tespit dosyası içeriği, bilirkişi raporlarındaki tespitler, TPMK'dan gelen müzekkere cevapları, emanet makbuzları ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın olay tarihinde müdahilin tescilli markalarını taklit ederek sattığı ürünlerin sıradan tüketiciler tarafından orjinallerinden ayrıt edilemeyeceği bu şekilde iltibasa yol açıldığı, sanığın marka hakkını ihlal suçunu işlediği gerekçesiyle ... 2.FSHCM’nin ... esas-... karar ve 17.7.2018 tarihli ilamları ile sanığın marka hakkının ihlal suçunu işlediği sabit görülerek adli para cezasıyla cezalandırıldığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmadığı ve ilk derece mahkemesi kararının sanık tarafından istinaf edildiği ve İstanbul BAM 16. CD nin ... esas-... karar ve 20.2.2019 tarihli ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği (Bam gerekçesinde; Sanığın Marka Hakkına Tecavüz suçunu işlediğinin iddia olunduğu olayda; Sanık savunması, arama ve el koyma tutanağı, tanık beyanları, marka tescil belgeleri ve bilirkişi raporu birlikte incelendiğinde; Sanığın, katılan adına tescilli olan markanın iltibas ve iktibas edilmek sureti ile üretilmiş ürünleri kendisine ait iş yerinde satışa arz ettiği anlaşılmış olmasına göre yerel mahkemece suçun sübutu ve nitelendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller, karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutunun kabul edildiği, eylemlerinin olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde nitelendirilerek vasıflarının tayin edildiği, cezayı azaltıcı sebebin niteliğinin takdir kılındığı, incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanığın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE) ve hükmün 20.2.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.MARKA HAKKINA TECAVÜZ İSTEMİNİN ve HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİMarka Hakkına Tecavüz ve İlkelerBir markanın sahibinin izni olmadan, başkası tarafından 6769 sayılı SMK’nın 7. maddesinin 2. fıkrasının a, b ve c bentlerinde ve 3. Madde öngörülen şekilde kullanılması marka hakkına tecavüzdür. Zira SMK’nın 29. Maddesinde maddesin de tecavüz, 7. maddenin ihlâli olarak ifade edilmiştir. 6769 sayılı SMK'nın 7/3. maddesinde : tescilli markanın mal veya ambalajı üzerine konulması; markayı taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi; işareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi; işaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması; işareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması; işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması; işaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması marka hakkına tecavüz teşkil etmektedir.Hükmün marka sahibine sağladığı yasaklama yetkisi sadece 7/3 hükmünde sayılan hallere münhasır değildir. 6769 sayılı SMK tarafından, tescilli bir markanın ticaret hayatında kullanımı genel olarak hukuka aykırı kabul edilmiş bulunduğundan, tescilli bir markanın aynısı veya benzerinin başka bir kişi tarafından izinsiz olarak ticari yaşamda kullanılması genel olarak yasaklanmıştır.Hakkın mutlak karakterli olması sebebiyle marka sahibinin yapılmasının önlenmesini talep edebileceği 6769 sayılı SMK'nm 7. maddesinde yazılı eylemleri gerçekleştirenin gerçek veya tüzel kişi olması yahut özel hukuk veya kamu tüzel kişisi olması arasında fark bulunmamaktadır.6769 sayılı SMK’nın 7/2,b hükmü uyarınca, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması marka hakkına tecavüzdür. Hüküm kapsamında ihlal eyleminin oluşabilmesi için markaların aynı veya benzer olması; ürün ve hizmetlerin aynı veya benzer olması ve tescilli markanın ayırt edicilik seviyesinin, markaların ortalama tüketicilerde bıraktığı genel izlenim itibariyle ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimalini doğuracak düzeyde bulunması gerekir. Somut olayda ise marka hakkına tecavüzün gerçekleştiği hususu gerek ceza soruşturmasında gerek hukuk yargılamasında alınan bilirkişi raporları ile sabittir.6769 sayılı SMK'nun 149.maddesi; "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez." hükmü amirdir.KARIŞTIRMA İHTİMALİNİN VE KÖTÜNİYETLİ TESCİL İDDİASININ VE SESSİZ KALMA SAVUNMASININ İNCELENMESİDavacı ... numaralı “...” ibareli markasını ... Sınıflarda, ... numaralı “...” ibareli markasını .... Sınıflarda, ... numaralı “...” ibareli markasını .... Sınıfta, ... numaralı “...” ibareli markasını tüm sınıflarda, ... numaralı “...” ibareli markasını ... Sınıflarda tescil ettirmiştir. Davalı ise ... numaralı “Westannboss” ibareli markasını ... ve .... sınıflarda tescil ettirmiştir. Davacının markaları ile davalının markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmaktadır. Davalının markanın başına “...” ibaresini eklemesi markaya ayırt edicilik katmamaktadır. Marka, tescil kapsamı aynı mallarda da kullanıldığı için davacı markaları ile karıştırılma ihtimali bulunmaktadır.Karıştırma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Başka bir anlatım ile halkın söz konusu mal ve hizmetleri aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir. Hem markanın hem de mal veya hizmetlerin aynı olması durumunda karıştırma ihtimali daha güçlüdür. Karıştırma ihtimalinden söz edilebilmesi için öncelikle tescil başvurusuna konu veya tescil edilmiş marka ile daha önce tescil edilmiş ve tescil başvurusu yapılmış markanın kapsadığı hizmetlerin aynı ya da benzer olması gerekmektedir. Eğer bu mal ve hizmetler aynı ya da benzer ise bu kez markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenecektir. Karıştırma ihtimali hem marka, hemde sınıf bakımından benzerlik gerektirdiğinden iki markanın tescil edildikleri, tescil başvurusunda bulunulduğu ya da kullanıldığı mal ve sınıfların ne kadar birbirine benzer ise karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmaması için markaların da o oranda birbirinden farklı olması gerekecektir. Markalar arasında sözcük, harf karakteri, şekil, grafik gibi renk unsurlarında hiçbir fark yok ise markalar arasında ayniyetten söz edilir. Eğer bu unsurlardan birinde küçük fark var ise benzer markalardan söz edilir. Markalar arasında karıştırma ihtimali incelenirken her bir unsura göre değil bir bütün olarak iki markanın bıraktığı genel global izlenimin markanın bütünüyle bıraktığı etki dikkate alınır.AB Adalet Mahkemesi (CJEU ) uygulamalarında karıştırma ihtimalinin belirlenmesinde bir takım ilkeler mevcuttur. Uygulamalara göre karıştırma ihtimali ilgili tüm faktörler dikkate alınmak suretiyle marka veya işaretler birer bütün olarak değerlendirilmeli bu değerlendirme yapılırken uyuşmazlık konusu mal veya hizmetin talep edebilecek durumdaki ortalama tüketici gözü ile bakılmalı ortalama tüketicinin detayları incelemeden markayı bir bütün olarak algılayacağı gözönünde bulundurulmalı markadaki ayırt edici ve egemen unsurların bıraktığı genel intibaya göre görsel ve işitsel ve kavramsal anlamda karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı tartışılmalıdır.Markalar arasında daha az derecedeki benzerlik mal veya hizmetler arasında daha çok benzerlik ile dengelenebilir. Bunun tersi de mümkündür. Ayrıca eğer önceki markanın ayırt ediciliği kendiliğinden çok yüksek ise veya kullanım sonucunda yüksek ayırt edicilik sağlanmış ise karıştırılma ihtimali de çok yüksek olacaktır. Salt çağrıştırma ihtimalinin varlığı karıştırma ihtimalini de mevcut olduğunun kabulü için yeterli değildir. Önceki markanın tanınmışlığı da tek başına karıştırılma ihtimalinin varlığı için yeterli değildir. Eğer her iki marka arasında çağrıştırma ,tüketicide bu markayı taşıyan ürünlerin aynı ya da ekonomik olarak bağlantılı işletmelerden kaynaklandığı yolunda bir kanaate yol açacak nitelikte ise, bu durumda karıştırma ihtimalinin bulunduğu düşünülmelidir. Markalar arasında görsel , işitsel,kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı her iki markanın asli ve tali unsurları ile birlikte bütünü itibariyle bıraktığı izlenimler bakımından benzerlik olup olmadığı çağrıştırma söz konusu olup olmadığı, markaların ait oldukları mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin eğitim ve toplumsal durumu, markaların tescilli oldukları malın ya da hizmetin değeri , buna bağlı olarak alıcının mal almaya gittiğinde harcadığı zaman kriterleri dikkate alınarak ortalama düzeydeki tüketici gözü ile karıştırma ihtimali mevcut olup olmadığı tespit edilecektir.Somut olayda Davacının “...” ,“...” ,“...” ibareli markalarının davalının “Westannboss” ibareli markası ile görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, Davalının markanın başına “...” ibaresini eklemesinin markaya ayırt edicilik katmadığı, iltibası güçlendirdiği, davacının markasının serisi gibi algılanmasının kaçınılmaz olduğu, somut olayda karıştırma ihtimali nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluştuğu ve davalı eyleminin marka hakkının ihlaline neden olduğu, SMK 155 madde kapsamında da markasını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği anlaşılmıştır.Davacıya ait ticari sicil kaydı celp edilmiş, .... Ltd Şti ‘nin Eski Ünvanının ...Ltd Şti olduğu, davacının ceza yargılamasında ...Şti adına şikayette bulunduğu anlaşılmıştır.Sunulu delillere göre; davacı, ... 1. FSHHM’ne 2016 yılında delil tespiti için başvurmuştur. Ayrıca .. C.Başsavcılığına ...tarihinde şikayet dilekçesi vermiş olup somut olayda davacının sessiz kalmadığı sabittir. Davalı daha sonra 2017 yılında dava konusu markayı tescil ettirmiştir. Dolayısıyla davacı markasının varlığını bilerek hareket ettiğinden davalı kötüniyetli olup, ileri sürülen sessiz kalma savunması yerinde görülmemiştir.Zira Sessiz kalma suretiyle hak kaybı savunmasının işler kılınması için gerekli koşul, sonraki tarihli marka sahibinin iyiniyetli olmasıdır. Buna göre, sessiz kalma suretiyle hak kaybı savunmasında bulunan sonraki tarihli marka sahibinin korunabilmesi için iyiniyetli olması, yani kendi marka tescilinin başkasının önceki bir hakkını ihlal ettiğini bilmemesi veyahut hal ve şartlara göre bilebilecek durumda olmaması esastır. İyiniyetli hareket etmeyen sonraki tarihli marka sahibi, MK 2 ve bunun marka hukukundaki yansıması olan sessiz kalma suretiyle hak kaybı ilkesi kapsamında korunmaya değer değildir. Davacının, “...” ve “...” ibareli markaları ile davalının “...” ibareli markasıarasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmaktadır. Davalının markanın başına “...” ibaresini eklemesi markaya ayırt edicilik katmamaktadır. Kaldı ki davalı, “...” ve “...” ibarelerini birbirinden ayırmakta ve “...” ibaresini büyülterek kullanmaktadır. Diğer taraftan, SMK 6/1'de ilişkilendirme ihtimali de karıştırılma kavramına dahil edilmiştir. Buna göre, işaret ile tescilli marka arasında, klasik ölçülere göre benzerlik olmasa bile ikisi arasında ilişkilendirme ihtimali varsa bu da karıştırılmaya dahildir .Tarafların markaları arasında ilişkilendirme ihtimali de bulunmaktadır. Davacı, şikayet dilekçesini 2016 yılında vermiştir. Davalı daha sonra 2017 yılında dava konusu markayı tescil ettirmiştir. Bu nedenle olayda sessiz kalma nedeniyle hak kaybının şartlarından olan sonraki tarihli marka sahibinin iyiniyetli olması şartının gerçekleşmediği anlaşılmıştır.Davacı davalının kötüniyetli olduğunu ve bu nedenle de markanın hükümsüz olması gerektiğini ileri sürmüştür.SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.amir hükmünü düzenlemiştir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Çünkü bu düzenlemeler, esasen, TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir.HGK’nın 29.06.2022 tarih, ...E.,... K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gereğince kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir.TMK 2. Maddesinde düzenlenen "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü ile TTK 18/2 maddesinde düzenlenen "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir" hükmü kötü niyetin tespitinde dayanılan yasa maddeleridir.Asıl olan iyi niyet olduğu için tescilin kötü niyetli olduğunu iddia edenin bunu ispatlaması gerekmektedir. Ancak bu olgu spesifik bir tespit olduğundan her somut olayda mahkemece takdir edilmesi gereklidir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri ve hükümsüzlüğü istenen markanın tescil başvurusunun yapıldığı tarihteki hukuki durumu dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmelidir. Buna göre davacı 16.6.2016 tarihinde davalıyı şikayet etmiş ve sanık hakkında ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nde kamu davası açılmış, keza ... 1.FSHHM’ne müracaat ederek 20.4.2016 tarihinde delil tespiti için mahkemeye müraacat etmiş ve Davalı ise marka başvurusunu 26.4.2017 tarihinde yapmış ve marka bu tarihte tescile bağlanmıştır. Bu nedenle olayda sessiz kalma nedeniyle hak kaybının şartlarından olan sonraki tarihli marka sahibinin iyiniyetli olması şartının gerçekleşmediği anlaşıldığı gibi , davalının tacir olduğu ve başvuru anında başvuru yaptığı markanın aynısının /benzerinin davacı tarafından kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği ,gerçek hak sahibinin davacı olduğunu bilerek hareket ettiği anlaşıldığından tescil başvuru anında iyiniyetli olmadığı , dolayısıyla hükümsüzlük talebinin süreye bağlı olmadığı anlaşılmıştır.Somut olayda asıl davacı ve davalı kullanımları arasında karıştırma ihtimali bulunduğu, davacı ve davalı tacirlerin aynı davada alanda faaliyet gösterdiği ve davalının eyleminin davacının marka hakkını ihlal ettiği anlaşıldığından ; Davalı adına ... no ile tescilli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Kararın kesinleşmesini müteakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine, Davalının davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün tespiti men ve ref’ine karar verilmesi gerekmiştir.TAZMİNAT İSTEMİNİN İNCELENMESİ6769 sayılı SMK'nun 151.maddesine göre; "(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır:a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.(3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.(4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir. (5) Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır.(6) Coğrafi işarete veya geleneksel ürün adına tecavüz hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz." hükmü amirdir.Davacı yan SMK 151/2-a kapsımda; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir. kapsamında tazminat talep etmiştir.Mali bilirkişi tarafından Davacı şirketin 2021, 2022, 2023 yılları ve 2024/1 Geçici Vergi dönemi Çatal- Kaşık Bıçak Satışlarının davalı satışlarından 0,05685 oranında etkilendiği varsayıldığında davacı şirketin etkilen Çatal Kaşık Bıçak satış tutarları mali raporun 14. Sayfasında tablo halinde gösterilmiştir.2021 Yılı ,2022 Yılı ,2023 Yılı yanında mali bilirkişi 2024 yılını da hesaplamaya dahil etmiştir. Ancak asıl dava █████/2023 tarihinde, birleşen dava █████/2024 tarihinde açılmış olup, buna rağmen mali bilirkişi tarafından 2024 yılı da hesaplamaya dahil edildiğinden davacının ihlal edilen yıllara göre toplamda davalının rekabeti olmasaydı, davacının elde edebileceği muhtemel gelir,mali bilirkişi tarafından davalının davacının satışlarından etkilendiği (0,05685 oranın da etkilendiği varsayılarak bir hesaplama yapıldığı) , mahkememizce 2011-2022-2023 yılı satışları dikkate alınarak bu satışların toplamı SMK 151/2-A kapsamında mali rapor kapsamına göre 122.679.95 TL olarak belirlenmiş( 83.556.73+34509.05+4.614.17=122.679.95 TL) ve SMK 151/2-A kapsamında 122.679.95 TL maddi tazminatın delil tespit tarihi ihlal tarihi olarak belirlenerek 31.8.2023 tarihinden itibaren( ... 2.FSH ...DİŞ sayılı dosyası gözetilerek) işleyecek ticari faiz ile davalıdan tahsiline, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekmiştir.Davacı manevi tazminatta talep etmiş olup, Manevi tazminat yönünden davalı tarafın davacıya ait markayı izinsiz olarak kullanmış olması, delil tespiti ve savcılık şikayetlerine rağmen sonradan markayı kullanmaya devam etmesi, davacı tarafa ait markanın tescilli olduğu süre ve tarafların aynı alanda faaliyet göstermesi, davacının markasını korumak için değişik iş dosyasında tespit taleplerinde bulunmuş olması, dolayısıyla davalı eyleminin niteliği, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları nazara alınarak 50.000TL manevi tazminatın delil tespit tarihi ihlal tarihi olarak belirlenerek 31.8.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalıdan tahsiline,hükmün ilanında davacının hukuki yararı bulunduğundan ,Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
:I-ASIL DAVADA
:ASIL DAVANIN KABULÜ İLE
:1-Davalı adına ... no ile tescilli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Kararın kesinleşmesini müteakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine2- Davalının davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün tespiti men ve ref’ine,3- HMK 389 vd maddeleri kapsamında davalı markası hükümsüz kılındığından keza ihlal rapor kapsamları ile sabit olduğundan; SMK 149 vd madd göre; HÜKMÜN ETKİNLİĞİNİN TEMİNİ BAKIMINDAN:4-Davalının mutfak aletleri emtia sınıfında davacı markası ile iltibas yaratacak ... yada ... ibaresi içeren her türlü iş ürününü kullanmasının ticari amaçlı takdim etmesinin önlenmesine, ihlal teşkil eden ve bu ibareyi içeren ürünlere el konularak YEDDİ EMİNE TEVDİNE, ticari evrak , sipariş formu ve faturaların 3.kişilerinin haklarının korunması bakımından el koyma işlemi dışında tutulmasına, ayrıca makine ve araçların salt bu ürünlerin üretiminde kullanıldığı yönünde bir delil olmadığından üretim araçlarının el koyma işlemi dışında tutulmasına, 6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi gereğince iş bu kararın 1 haftalık süre içinde kararın infazı için ilgili icra dairesine başvurulmadığı takdirde iş bu tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağının talep eden tarafa ihtarına, (ihtar yapıldı) 6100 sayılı HMK'nın 393/2 maddesi gereğince iş bu tedbirin, ... İcra Dairesi aracı kılınarak infazına,5- Tecavüzün tespiti talebinin kabulü nedeniyle Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,6-730 TL ilam harcının yatırılan 269,85 TL peşin harç ve 1500 TL ıslah harcından mahsubu ile fazla yatan 1.039,85 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,7-kabul edilen hükümsüzlük istemi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-kabul edilen tecavüz isteminin meni talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Davalı yanın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,10-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 269,85 TL başvuru harcı 269,85 TL peşin harç, 3.000 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 40.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 43.539,7 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,10-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,II-BİRLEŞEN DAVADA
:1-İhlal nedeniyle SMK 151/2-A kapsamında 122.679.95 TL maddi tazminatın delil tespit tarihi ihlal tarihi olarak belirlenen 31.8.2023 tarihinden itibaren( ... 2.FSH ... DİŞ sayılı dosyası gözetilerek) işleyecek ticari faiz ile davalıdan tahsiline, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Takdiren somut olaya göre 50.000- TL manevi tazminatın delil tespit tarihi ihlal tarihi olarak belirlenen 31.8.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalıdan tahsiline,3-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,4-732 TL ilam harcının yatırılan 427,60 TL peşin harçtan mahsubu ile 304,4 TL Eksik harcın davacıdan tahsiline,7-Kabul edilen Maddi Tazminat Talebi Yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 50.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 12.425.TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,10-Davalı yanın yapmış olduğu yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm tesisine yer olmadığına,Dair karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı , gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İstanbul bölge adliye mahkemesi nezdinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. █████/2026Katip ...¸Hakim ...¸