Anahtar kelimeler: Medyalarda Yurdışında Adresli Broşür Kartvizit İddiadavacı Dijital Siteleri Finans Web

T.C.
İSTANBUL1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: Marka (Tecavüzün Tespiti, Maddi Manevi Tazminat İstemli)DAVA TARİHİ
: █████/2022KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti, Maddi Manevi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İDDİA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... A.Ş. ‘nin enerji, inşaat, madencilik, tekstil, finans ve dijital alanlarında olmak üzere yurt içinde yurdışında uzun yıllardır çalışmalarını sürdürdüğünü, davacı ..., Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde, 11.08.2000 başvuru tarihli "..." markasını tüm marka sınıflarında tescil ettirdiğini, davalı şirketin "..." ve "...", "...", "..." markalarına ... adresli web sitesinde yer verdiğini, iş yerleri, internet siteleri, sosyal medyalarda, fatura, kartvizit, broşür vs. yerlerde kullanmak suretiyle Müvekkili şirketlerin marka haklarına tecavüz ettiği, haksız rekabet yaratan eylemlerde bulunduğu hususlarının ... 19. Noterliğince düzenlenen ... tarihli, ... yevmiye numaralı e-tespit tutanağı ile tespit ettirildiğini ve marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabet oluşturan fiillerin sona erdirilmesi hususlarının davalıya ihtaren bildirildiğini, ihtarnamenin davalı tarafından 11.04.2022 tarihinde tebellüğ edilmiş olduğunu, , ... adresli web sitesi incelendiğinde "..." ibaresinin markasal ve ticari nitelikte davalı tarafça kullanıldığını, dilekçelerinde açıklanan sebeplere istinaden Davacıların marka hakkına tecavüzün tespiti durdurulması önlenmesine, ihtiyadi tedbir kararı verilmesine, SMK 151A kapsamında maddi tazminatın belirlenmesi ile şimdilik 10.000 Maddi, 50.000 Manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.SAVUNMA
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ticaret hayatına ve dava konusu unvan kullanımına “19 Şubat 1992 tarihinde” ... Ticaret Sicil Memurluğu’nun ... sicil numarasına kayıtlı olarak “... Şti.” olarak başladığını, dava konusu “...” unvanlının, şirketin kurucusu merhum...’ın soy ismi olması sebebiyle kullanılarak ticaret hayatına başlandığını, davacılardan ... A.Ş firmasının ise 1994 yılında “... Şirketi” olarak ticari hayatına başladığı 1997 yılında unvan değişikliği ile beraber “... Anonim Şirketi” olarak anıldığının ticaret sicil gazetelerinde görülebileceğini, Uzunca bir süre ... Ltd. Şti. unvanı adı altında faaliyet gösteren müvekkili şirketin 15 Temmuz 2016 tarihinde...A.Ş. olarak unvan değişikliğine gittiğini ve Anonim Şirket olarak ticaret hayatına devam ettiğini, müvekkil şirket dava konusu olan ... domain adresini, davalı şirketin 18.04.2000 tarihinden itibaren kullanmaya başladığı ... adresinden 4 ay önce 15.12.1999 tarihinden bugüne kadar kesintisiz bir şekilde de kullandığını, Davacı şirketlerin her ne kadar marka haklarına tecavüz edildiğini, haksız rekabete maruz kaldıklarını ifade etseler de, ... A.Ş. Bir şirketler grubu olarak inşaat alanında "..." unvanıyla faaliyet göstermekte olduklarını, davacının web sitesi ...adresi ve ... adresinde görüleceği, davacı ... A.Ş. Esasen Türkiye genelinde enerji alanında kendi unvanıyla markalaşmış ve bu alanda etkin bir rol üstlenerek adını duyurmuş olduğunu, bu anlamda müvekkili şirket ile haksız rekabetin oluşması kendi unvanlarını kullandığı bir sektörle ancak iddia edilebilecek iken; kendi unvanlarını kullanmadıkları bir sektör olan İnşaat sektöründe bu hususta talepte bulunduklarını, taraflarınca davacının "..." için yaptığı marka başvurusuna TPE Nezdinde müvekkil şirket tarafından itiraz edilmiş, olup sürecin devam etmekte olduğunu, bu sebeple tedbir talebinin hukuka aykırı olduğunu müvekkilinin ticaret unvanı kullanımından men edilmediği ve kararın kesinleşmediği sürece tedbiren kullanımının durdurulamayacağı, kötü niyetli davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılardan tahsiline karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:Dava konusu uyuşmazlık; Davacıların marka hakkına tecavüzün tespiti durdurulması önlenmesi tedbir kararı verilmesi SMK 151/2-A kapsamında maddi tazminatın belirlenmesi şimdilik 10.000 Maddi, 50.000 Manevi tazminatın davalıdan tahsili kapsamında açılmış bir dava olduğu anlaşılmaktadır.Davanın açılmasını müteakip davacının dava dilekçesi davalıya tebliğ olunmuş, davalı yanca cevap dilekçesi sunulmuş, dilekçe teatileri sona erdiğinde dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişiler ...ve...tarafından düzenlenen █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... ibaresinin davacı şirketin çalışma alanları olan enerji, inşaat, madencilik, tekstil, finans ve dijital gibi sektörel alanlarda davacı ile özdeşleşmiş olduğu ve davacı markasının tanınmış marka olduğu, davalının ise inşaat alanında faaliyette olduğu, her ne kadar davacının ticaret unvanı ...Aş. ise de davalı web sitesi içeriğinde davalının inşaat projelerini ..., ...,...isimleri ile tanıttığı,... Aş. unvanı altında sunduğu hizmetleri ise ...ibaresi ile tanıttığı, bu kullanımların hizmet tanıtımı için kullanılmış olması sebebi ile markasal kullanım olarak değerlendirildiğinden ve yine davalının iletişim bölümünde... başlığı ile ticaret unvanı dışında davacı markaları ile karışıklığa sebebiyet verecek bir kullanıma yer vermesi sebebi ile davalı kullanımlarının davacı markası ile iltibas riski oluşturduğu ve davacı marka hakkının ihlal edildiği yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.Bilirkişiler ..., ... , ... tarafından düzenlenen █████/2023 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Davalı yanın tespit edilen markasal kullanımlarının davacı yana ait markalara tecavüz ve davacı yan ile haksız rekabete sebebiyet verir mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği, Davalı yanın markasal kullanımlarının dışında olmakla birlikte tescilli ticaret unvanının çekirdek unsuru esas alınarak 2000 yılında davalı adına kayıt edilmiş olan ....truzantılı alan adına tümden erişimin engellenmesi koşullarının oluşmadığı, alan adı içerisinde yer alan “...” unsurunu ihtiva eden markasal kullanımların sonlandırılması, ilgili URL’lere erişimin engellenmesi ile tecavüzün giderilebileceği, Davacının seçtiği Tazminat Talebinin incelenmesi için davalının dava konusu marka altında yapmış olduğu satışlar ve bu satışlardan elde edilen gelirin tespitinin yapılmasının gerektiğini bildirmişlerdir.Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen █████/2024 tarihli bilirkişi EK raporlarında özetle; dosya kapsamı ve müzekkere ile talep edilen belgelere göre SMK 151/2-b bendine göre tazminat hesabının imkansız olduğu, tazminat yönünden takdirin mahkememizde olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.... 3. Asliye Hukuk Mah'nin ...Talimat sayılı dosyasında Bilirkişi... tarafından alınan █████/2024 tarihli bilirkişi raporundan özetle;Dosyada mevcut bilirkişi raporları incelendiğinde; davacı “...Şirketi”nin gelir tablolarında 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ait hasılat bilgilerine yer verildiği, ancak satışların hangi satış kalemlerinden oluştuğu, hangi muhite yapıldığı ve hangi marka/unvan altında gerçekleştirildiğine ilişkin herhangi bir tespit yapılmadığı, bu yönleriyle davacı ile davalı arasındaki değerlendirmenin bilirkişilikçe yapılamadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte davacı şirketin kurumlar vergisi beyannameleri incelenerek net satışları ile kâr/zarar durumunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Davalı şirket tarafından düzenlenen faturalar incelendiğinde; satışların genel olarak büyüklük sırasına göre ... illerindeki müşteriler adına düzenlendiği, Davalı şirket satışlarının hangi marka/unvan altında yapıldığı hususunda yapılan incelemede; satışların “...” ve “... A.Ş.” marka/unvanı ile gerçekleştirildiği yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir.Bilirkişi İsmail Keklik'in █████/2025 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Alan Adı Sahipliği ve Kayıt Tarihi: Davalıya ait olduğu belirtilen ... alan adı, 15.12.1999 tarihinde tescil edilmiş olup, kayıt sahibi olarak ... Ltd. Şti. bilgileri yer almaktadır. Alan adı halen faal durumda olduğu İnternet Sitesi İçeriği ve Kullanım Amacı: İnternet sitesinde yapılan güncel incelemeye göre “...” ve “...” ibareleri altında enerji, inşaat, madencilik, tekstil, finans ve dijital çözümler gibi çoklu sektörlerde faaliyet gösterildiği yönünde içerik bulunmakta olduğu,Web Arşiv Kayıtları İncelemesi
: Yapılan arşiv taramasında, ... internet sitesinin 2001 yılından itibaren aktif olduğu ve aralıksız biçimde “...” ibareleriyle kullanıldığı görülmüş olduğu, arşiv kayıtları 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2010, 2013, 2015, 2017, 2019, 2021, 2023 yıllarına ait sayfa görüntüleri ile teknik olarak doğrulanmış olduğu,Log Kayıtları / Teknik Erişim Verileri
: İnternet ortamında kamuya açık şekilde erişilebilen log dosyaları veya detaylı sunucu kayıtları, sunulmadığından, bu verilere dayalı teknik tarih tespiti yapılamamış olup, ancak web arşivleri, alan adı kayıtları ve içerik incelenmesi birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafın 2001 yılından bu yana istikrarlı bir kullanım içinde olduğu teknik olarak tespit edildiği,Markasal Kullanımın Tespiti
: Davalı sitenin gerek ana sayfasında gerek “hakkımızda” gibi sayfalarda “...” ve “...” ibarelerinin, şirket faaliyet alanlarını tanımlamada sistematik ve görünür biçimde kullanıldığı teknik açıdan tespit edilmiş olduğu, bu kullanım şekillerinin markasal bir kullanım niteliği taşıyıp taşımadığı hukuki açıdan mahkememiz takdirinde olduğu yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir.TOPLANAN DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 inci maddesinde belirtilen "hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle bilirkişi raporundaki tecevüz yönünden yapılan değerlendirmeler mahkememizce incelenecek olup, teknik bilirkişi raporundaki tespitler ile bağlı olunarak ve HMK 266 madde kapsamında son alınan teknik bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm tesis edilmiştir.Toplanan deliller, ticari sicil kayıtları, , mali kayıtları içeren yazılar, alan adı sahiplik kayıtları, noter tespit tutanağı, ihtarname, davalı yanca sunulan finansal kiralama sözleşmesi, Türk Patent ve Marka kurumundan celp edilen ve davacı yanca dava dilekçesi ekinde sunulan marka tescil belgeleri, HMK 266 madde kapsamında dosyadaki deliller ile uyumlu denetim ve Hüküm kurmaya elverişli İsmail Keklik tarafından hazırlanan son rapor bir arada incelendiğinde;Davalı vekili müvekkilinin 1992 yılından bu yana firma unvanında ve ticari hayatında "... " ibaresini kullandığı, ... A.Ş firmasının ise 1994 yılında "... Şirketi" olarak ticari hayatına başladığı 1997 yılında unvan değişikliği ile beraber "... Anonim Şirketi" olarak anıldığını ve müvekkilinin dava konusu olan domain adresini, davalı şirketin 18.04.2000 tarihinden itibaren kullanmaya başladığı "..." adresinden 4 ay önce 15.12.1999 tarihinden bugüne kadar kesintisiz bir şekilde de kullanıldığını beyan ederek gerçek hak sahipliği iddiasında bulunmuştur.Davacının ... Anonim Şirketi şeklindeki unvanı 14.03.1997 tarihinde tescil eski unvanının ... Şirketi şeklinde olduğunu, Davacının ... Şirketi unvanı ile 13.01.1994 tarihinde ... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescilinin ilan edildiği, Davalının ise ...Şirketi şeklindeki unvanı 01.07.2016 tarihinde tescil edildiği, eski unvanın... Şirketi şeklinde olduğu, değişikliğin ... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescilinin ilan edildiği, davalının ... Şirketi şeklindeki unvan ile ... Ticaret Sicili"ne 15.12.2000 tarihinde tescil edildiği, ... tarih ve .. sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği, öncesinde kayıtlı bulunduğu ... Ticaret Siciline aynı unvan ile 13.02.1992 tarihinde tescil edildiği, tescilin 19 Şubat 1992 tarih ve 2970 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği, Ayrıca davalı yana ait olan... uzantılı sitenin 15 Aralık 1999 tarihinde kaydedildiği, kaydeden bilgisinde... Şti.'nin bulunduğu, Davacı ... başvuru numarası ile 17.05.1996 tarihinde “...” ibareli markasının başvurusunu yaptığı, yalnızca “...” ibaresini ihtiva eden ...başvuru numaralı marka ise 1.08.2000 tarihinde başvuruya konu edildiği görülmüştür. yapılan incelemeler ile davalı yanın “...” unsurunu ihtiva eden ticaret unvanı ve alan adı üzerinde 20 yıldan uzun süredir hak sahibi olduğu anlaşılabilmekte ise ve Davalı... Şirketi şeklindeki unvanı 19 Şubat 1992 tarihinde tescil ettirmekle davacının “...” ibaresini içeren ... Anonim Şirketi şeklindeki unvanının tescil tarihi olan 14.03.1997 tarihinde yaklaşık 5 sene önce olduğu görülmektedir. Davalı yanın sunduğu delillere göre eskiden beri kullanımları tescilli ticaret unvanına dayanmakta keza ticaret unvanının çekirdek unsurunun internet alan adı olarak 1999 yılında tescil edilmiş olması, kullanımın da meşru bir nedene dayanması, sayfa içeriklerindeki yıllara dayalı kullanımlarının ise dürüst ticari kullanım kapsamında olması nedeniyle tescilli ticaret unvanının alan adı olarak kullanılması, ticaret unvanının çekirdek unsurunu alan adı içinde kullanması marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yaratmayacaktır.Marka tescil belgeleri celp edilmiş olup... basvuru numaralı 20.09.2011 nolu, ... başvuru numaralı 17.03.2022 başvuru ve 30.07.2022 tescil tarihli, ... başvuru numaralı 17.03.2022 başvuru tarihli , ...başvuru numaralı 17.03.2022 başvuru ve ... tescil tarihli, ...başvuru numaralı 17.05.1996 başvuru ve 21.05.1997 tescil tarihli , ... başvuru numaralı 11.08.2000 başvuru ve 09.09.2002 tescil tarihli, ... başvuru numaralı 05.05.2009 başvuru ve 23.12.2010 tescil nolu, ... başvuru numaralı 25.05.2022 başvuru tarihli markalara ilişkin kayıtlarda ... esas unsurlu markalar celp edilmiştir.Ticaret unvanı, tacirin, ticari işletmesine ilişkin işlemleri yaparken ve bu işlemlerle ilgili senet ve diğer evrakı imzalarken kullandığı addır. Bu itibarla fonksiyonu tümüyle ticari işletmenin sahibi olan tacirin diğer tacirlerden ayırt edilmesini sağlamaya yönelik bulunmaktadır. Marka ise, ticaret unvanından farklı olarak tanıtıcı bir işarettir. Marka, taciri ya da ticari işletmeyi değil, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini, diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmek amacıyla kullanılır.Dosya kapsamında davalı yanın ticaret unvanı hakkının ve ... alan adını kayıt tarihinin çok eski tarihli olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim en son alınan bilişim uzmanı bilirkişi İsmail Keklik tarafından yapılan incelemede; Davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” alan adının whois (sahip)bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 15.12.1999 tarihinin kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin “.... ŞTİ." firma adına kayıtlı olduğu , Davalıya ait olan ilgili internet web sitesinin “...” adresinde davalı tarafından ne zamandan bu yana kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi olan “..." üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2001 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve davalı tarafından 2001 yılından bu yana “...” adıyla internet sitesi içinde kullanımların bulunduğu tespit edilmiş olup, arşivlere ait örnek ekran görüntüleri ve markasal kullanımlar bilişim uzmanı bilirkişi tarafından incelenmiştir. Raporda teknik acıkmalar ve markasal kullanımlar tarihleri ile denetime uygun şekilde raporlanmıştır.Davalıya ait olduğu belirtilen ... alan adı, 15.12.1999 tarihinde tescil edilmiş olup, Alan adı halen faal durumda olup, “...” ve “...” ibareleri altında, inşaat, madencilik, tekstil, finans ve dijital çözümler gibi çoklu sektörlerde faaliyet gösterildiği ,arşiv taramasında, ... internet sitesinin 2001 yılından itibaren aktif olduğu ve aralıksız biçimde “..." ibareleriyle kullanıldığı , arşiv kayıtları 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2010, 2013, 2015, 2017, 2019, 2021, 2023 yıllarına ait sayfa görüntüleri ile teknik olarak doğrulanmış olduğu , İnternet ortamında kamuya açık şekilde erişilebilen log dosyaları alan adı kayıtları ve içerik incelenmesi birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafın 2001 yılından bu yana istikrarlı bir kullanım içinde olduğunun teknik olarak tespit edildiği ancak davacının bu kullanımlara ihtar tarihine kadar sessiz kaldığı da anlaşılmıştır. Bu nedenle davalının sessiz kalma savunmasının öncelikli olarak incelenmesi gereklidir.SESSİZ KALMA YOLUYMA HAK KAYBI SAVUNMASININ İNCELENMESİSessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki marka hakkı sahibinin hakka konu işareti ticari alanda iyiniyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak markayı koruma hakkını yitirmesi demektir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin temeli TMK'nın 2. maddesine dayanmaktadır. Anılan madde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” hükmünü haizdir. Buna göre anılan madde ile hukuk düzeninin kişilere tanıdığı bütün hakların kullanılmasında göz önünde tutulması ve uyulması gereken iki temel ilkeye yer verilmiş olup öncelikle hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifade edilmiş, ardından hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir.Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi marka hakkına tecavüz istemli açılacak davalarda da söz konusudur. Zira aynı veya benzer bir işaretin başka bir kişi tarafından ticari hayatta kullanılması hâlinde önceki hak sahibinin dava açarak bu kullanım suretiyle gerçekleştirilen tecavüzün önlenmesi ve ref'ini talep etmesi mümkündür. Ancak bu hakkın kullanılması imkânının önceki hak sahibine sınırlandırılmaksızın tanınması bazı hâllerde hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilmektedir. Zira iyiniyetli olarak ticaret unvanını tescil ettirmiş ve kullanmaya başlamış olan tacirin, para ve emek sarf ederek bu unvan altında yatırımlar yapması, unvanı aynı zamanda markasal etki doğuracak düzeyde kullanıma başlaması, ancak önceki hak sahibinin bu durumdan haberdar olmasına rağmen uzun süre sessiz kaldıktan sonra dava açması “dava hakkının kötüye kullanılması” olarak nitelendirilmelidir. Keza sonraki ticaret unvanının markasal kullanımının bilinmesi veya devam eden tecavüze karşı uzun süre sessiz kalındıktan sonra dava açılması, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilecektir.Markanın sahibi, haklı bir sebep olmaksızın markasına tecavüzden doğan haklarını uzun süre kullanmayarak bundan sonra da işaretin süregelen kullanımlarına karşı bu haklarını kullanmayacağı yönünde bir kanaat oluşturmuşsa artık bu hakkını kullanamaması gerekir. Bu nedenle önceki hak sahibinin, TMK’nın 2. maddesi gereğince belli bir davranışta bulunması gerekirken sessiz kalması sonucu, ticaret unvanını daha sonra iyiniyetli olarak tescil ettirip markasal anlamda uzun süre kullanan kişiye karşı dava açma hakkını veya devam eden eylemli kullanımını men etme hakkını kaybettiği kabul edilmelidir.Sessiz kalma yoluyla hak kaybında, hak genel olarak sona ermemekte, sadece bu haktan eylemine sessiz kalınan kişi ya da kişilerin yararlanmasına katlanılmaktadır. Zira tacirin, bir hakkını bilerek isteyerek belli bir süre kullanmaması sebebiyle markadan doğan hakkı kaybolmamakta, sadece uzun süredir var olan kullanıma sessiz kalmış olması sebebiyle bu duruma zımnen icazet verildiği kabul edilmektedir.Sessiz kalma yoluyla hak kaybından bahsedilebilmesi için, önceki hak sahibinin markasındaki işaretin aynısının veya benzerinin ticaret unvanı olarak tescil ettirildiğini ve markasal anlamda kullanıldığını bilmesi ve buna rağmen kabul edilebilir bir süre sessiz kalmış olması gereklidir. Bununla birlikte önceki hak sahibinin uzun süre sessiz kalması mücbir sebep ya da objektif imkânsızlık gibi haklı bir nedene dayanıyorsa ve bunun ispatlanması hâlinde sessiz kalma yoluyla hak kaybı söz konusu olmayacaktır. Sessiz kalma yoluyla hak kaybından bahsedilebilmesi için her şeyden önce ticaret unvanını sonradan tescil ettiren ve markasal olarak kullanan kişinin iyiniyetli olması gerekir. Zira bu kişi kötüniyetli ise sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemez.Sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olabilmesi için, önceki hak sahibinin, işaretin kullanımına belirli bir süre sessiz kalmış olması gereklidir. Ancak markalar yönünden sessiz kalmanın ne kadar süre geçtikten sonra hak kaybına sebep olacağı 556 sayılı KHK kapsamında düzenlenmiş değildi, Bununla birlikte 10.01.2017 tarihinde yürürlüğü giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile ilk defa marka hukukunda hükümsüzlük davaları yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin bir düzenleme getirilmiştir. SMK’nın 26/6. maddesi; “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez” hükmünü haizdir. Buna göre marka hükümsüzlük davalarında sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanabilmesi için beş yıllık sürenin geçmiş olması gerekmektedir.Öte yandan 556 sayılı KHK bakımından ise mevzuatta bir süre belirlemesi bulunmadığından TMK’nın 2. maddesi de gözetilmek suretiyle her somut olayın özellikleri dikkate alınarak sürenin belirlenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda sonraki markasal kullanımlar ve bu kullanımların başlangıcı nazara alınarak bu tarihten dava tarihine kadar geçen süre belirlendikten sonra açılan davanın TMK'nın 2. maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanımı niteliğini haiz olup olmadığı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; sessiz kalma nedeniyle dava açılamayacağı yönündeki savunma bir def’i olmayıp itirazdır. Zira sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dayanağı TMK’nın 2. maddesi olduğuna göre, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip hâkim tarafından resen dikkate alınmalıdır. Keza davacının sessiz kalmasında markanın tanınmış marka olup olmadığı da önemli değildir. Keza TMK’nın 2/2. maddesi gereğince bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.Taraflara ait ticari sicil kayıtları, alan adı kullanımları, marka tescil belgesi ve bilişim uzmanı bilirkişinin alan adları içinde markasal kullanım yönünden incelediği tarihler gözetildiğinde:Davalı vekili müvekkilinin 1992 yılından bu yana firma unvanında ve ticari hayatında "... " ibaresini kullandığını, davacı ... A.Ş firmasının ise 1994 yılında "... Şirketi" olarak ticari hayatına başladığı, 1997 yılında unvan değişikliği ile beraber "... Anonim Şirketi" olarak anıldığı, huzurdaki davada ise davacının gerçek hak sahipliğine dayalı olarak davalının markayı izinsiz olarak kullandığı iddiasıyla tecavüz davası açtığı anlaşılmaktadır.Davacının ilk unvanının...Şirketi unvanı ile 18 Ocak 1994 tarih ve 3451 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil edildiği, ... Anonim Şirketi şeklindeki unvanın ise 14.03.1997 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.Davalının ise ilk olarak ... Ticaret Siciline ... LTD ŞTİ unvanı ile 13.02.1992 tarihinde tescil edildiği, tescilin... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği dolayısıyla unvan yönünden ilk tescili davacının değil davalının yaptığı sunulu sicil kayıtları ile anlaşılmıştır.Sunulu ticari kayıtlara göre; davalının unvanının 1992 yılındaki tescilden sonra ... Şirketi şeklindeki unvan ile ... Ticaret Sicili"ne 15.12.2000 tarihinde tescil edildiği,... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği, sonradan Davalının ... Şirketi şeklindeki unvanının 01.07.2016 tarihinde tescil edildiği, değişikliğin ...tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescilinin ilan edildiği anlaşılmıştır.Davalı yana ait olan ...uzantılı sitenin 15 Aralık 1999 tarihinde kaydedildiği, kaydeden bilgisinde ...Şti.'nin bilgilerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.Yapılan teknik incelemeler ile de sabit olduğu üzere davalı yanın “...” unsurunu ihtiva eden ticaret unvanı ve alan adı üzerinde ve alan adı içindeki kullanımlarda 20 yıldan fazla süredir ticari unvanın ana unsurunu markasal olarak da kullanarak ... ibaresi üzerinde hak sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Davalı ... Şirketi şeklindeki ticari unvanının 19 Şubat 1992 tarihinde tescil ettirdiği, davacının “...” ibaresini içeren ... Anonim Şirketi şeklindeki unvanının ise 14.03.1997 tarihinde yani davalıdan yaklaşık 5 sene sonra olduğu anlaşılmaktadır. Davacının SMK 6/3 hükmü çerçevesinde marka hakkı bakımından gerçek hak sahipliğinden bahsedilebilmesi için ticaret unvanı ya da alan adı tescilinden ziyade eski tarihli markasal kullanımların var olması gerektiği de ortadadır. Davacı ise markasal olarak tanınmışlık kaydını 2011 yılında almıştır.Dosya münderecatında davalı yanın ticaret unvanı hakkının ve ... alan adını kayıt tarihinin çok eski olduğu ve davalının markasal kullanımlarına davacının uzun süre sessiz kaldığı da anlaşılmaktadır. Davacının bir an için marka tescili yoluyla marka üzerinde hak sahibi olduğu varsayılsa dahi davalının alan adı içindeki markasal kullanımlara ses çıkarmadığı da anlaşılmaktadır. Kaldı ki ticari unvanının kök unsurunu firmaların tecilsiz olarak markasal olarak kullandığı da piyasada bilinen bir gerçekliktir. Huzurdaki davada da davalının kullanımları ticari unvanının kullanımı ve çekirdek unsurunu ihtiva eden kullanımlar kapsamında olup, davacı ise bu kullanımlara uzun süre zimni icazet vererek markasal kullanıma göz yummuştur.Nitekim en son alınan bilişim uzmanı bilirkişi İsmail Keklik tarafından yapılan incelemede;Davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 15.12.1999 tarihinin kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin “... ŞTİ." firma adına kayıtlı olduğu ,Davalıya ait olan ilgili internet web sitesinin “...” adresinde davalı tarafından ne zamandan bu yana kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi olan “...." üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2001 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve davalı tarafından 2001 yılından bu yana “...” adıyla internet sitesi olarak kullanıldığı tespit edilmiş olup, arşivlere ait örnek ekran görüntüleri ve markasal kullanımlar bilişim uzmanı bilirkişi tarafından incelenmiş ve görseller rapora tarihsel denetime imkan verecek şekilde derc edilmiştir.Markasal kullanımlara ilişkin görseller HMK 266 madde kapsamında raporda renkli olarak denetime uygun şekilde sunulmuştur. Davalıya ait olduğu belirtilen ... alan adı, 15.12.1999 tarihinde tescil edilmiş olup, Alan adı halen faal durumda olup, “...” ve “...” ibareleri altında, inşaat, madencilik, tekstil, finans ve dijital çözümler gibi çoklu sektörlerde faaliyet gösterildiği, arşiv taramasında, ... internet sitesinin 2001 yılından itibaren aktif olduğu ve aralıksız biçimde “... kullanıldığı , arşiv kayıtları 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2010, 2013, 2015, 2017, 2019, 2021, 2023 yıllarına ait sayfa görüntüleri ile teknik olarak doğrulanmış olduğu, İnternet ortamında kamuya açık şekilde erişilebilen log dosyaları alan adı kayıtları ve içerik incelenmesi birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafın 2001 yılından bu yana istikrarlı bir kullanım içinde olduğunun teknik olarak tespit edildiği anlaşılmıştır.Hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde, markanın davalı tarafından kullanıldığını davacının tacir olması nedeniyle bilmesi gerektiği, uzun süredir bu hakkını kullanmaması, sessiz kalması davalı tarafta hakkı kullanılmayacağı yönünde bir güven uyandırması , bu sırada davalının yatırım yapmasına, büyümesine göz yumması daha sonra ise uzun süreden sonra dava açması MK.2.madde anlamında değerlendirilmelidir.Doktrin uygulamada bu durumu örtülü bir feragat olarak da değerlendirilmektedir. Sessiz kalınarak karşı tarafta güven uyandırdıktan sonra, tamamen farklı bir davranışta bulunarak, karşı tarafı hukuken elverişsiz duruma sokmayı hukuk düzeni korumamaktadır.Aradan çok uzun süre geçtikten sonra, açılan davalar yoluyla yaratılan malvarlığı değerinin yok olması söz konusu olduğundan bu tür davranışlar MK 2. madde kapsamında himaye göremez. Zira MK. 2 md. uyarınca, "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır.Öte yandan İlk kullanılmaya başlandıkları noktada karıştırılma tehlikesi yaratabilecek nitelikteki markaların, uzun yıllar piyasada kullanılması ve hukuki bir çatışmanın gündeme gelmemesi halinde, tüketicilerin de ilgili markaları ayırt edebildiği ve bu noktada karıştırılma tehlikesi yaratmayacağı kabul edilmektedir. (Bkz; Yargıtay 11.Hukuk Dairesi, 03.06.2013 T, ... E ... K)Davacı ise huzurdaki davayı kayden █████/2022 tarihinde açmıştır.Toplanan Deliller kapsamına göre; Davalıya ait ... alan adı, 15.12.1999 tarihinde tescil edildiğini, davalının alan adı içindeki kullanımların ilkinin 2001 yılı olduğunun belirlendiği, davacı tarafından dava ise 20 yıl sonra açılmıştır. Nitekim teknik rapor incelendiğinde; alan adı içinde ... ve ... ibarelerinin yıllar içerisinde alan adı içinde ... olarak kullanıldığı, örneğin raporun 6.sayfasında ... ibaresinde A harfinin karakterize edilerek bir binanın iç görüntüsü üzerinde kullanıldığı, 2004 ve 2005 yılları içinde de aynı görüntünün bulunduğu, 2006 yılındaki görselde ..., ... ,... ibareleri ile yapılan işi gösteren görsellerin her birinin alan adında görselin üzerinde yer aldığı, 2010 yılında aynı görüntünün yer aldığı, 2013,2014 tarihli kullanımlarda da ... ibaresi , site içinde bina görseli üzerinde video gösterimi için tıklanacak bina görseli( rapor 12.sayfa) ,iletişim numaralarının bulunduğu, 2017 yılındaki görselde ...AŞ ibaresi ile firmanın ürünlerin kullandığı markaların da reklamını yaptığı, 2019 yılındaki görselde ..., ... ibareleri ile ... markasının kullanıldığına dair görüntülerin bulunduğu, 2021 tarihli görselde pencerelerde kullanılan sistem ve markaların görseli ile tamamlanmış /yapımı devam eden bina görsellerine yer verildiği(...) ,2023 yılında ise ...güvencesi sizlerle gibi ... esas unsurlu kullanımların yıllar içinde alan adı içinde kullanıldığı yani davalının ... esas unsurlu markasal kullanımını tescilsiz olarak 2001 yılından beri farklı unsurlarla kullandığı, bu kullanımın ticari olarak kötüniyetli olmadığı, internet aktörlerinin bilenen hızı, geniş kitlelere daha çabuk ulaşması, aynı alanda faaliyet gösteren davacının ise davalının varlığından 2022 yılında haberdar olduğunu TTK 18. Madde kapsamında ileri süremeyeceği, Davalının tacir olarak kötüniyetli hareket ettiğinin da davacı yanca ispat edilmediği, zira davalının ticari sicile ilk kaydının 1992 yılı olup, markasal olarak kullanımlarının ise alan adı tahsisi ile 1999 yılında başladığı, 2001 yılında site içinde markasal kullanımların başladığı ve istikrarlı olarak davanın açıldığı tarihe kadar devam ettiği, davacının ise 2022 yılında ihtar göndereceği tarihe kadar sessiz kalarak davalının kullanımlarına zımnı olarak icazet verdiği , dolayısıyla aradan 20 yıla yakın süre geçtikten sonra dava açmasının hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve hükme dayanak olarak alınan Bilirkişi ...'in █████/2025 tarihli bilirkişi raporunun HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, diğer alınan raporlardaki değerlendirmelerin hukuki belirlemeler içermesi ve sessiz kalma yoluyla hak kaybının ise Mahkemece değerlendirilecek bir hukuki nitelendirme olması gözetilerek ; davacı yan uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğramış olup, davalının bu yönde ileri sürdüğü itiraz mahkememizce yerinde bulunmuş olup, davacının uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığı anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
:1-Davanın reddine,2-730 TL ilam harcının yatırılan 80,70 TL peşin harç ve 80,70 TL ıslah harcından mahsubu ile eksik kalan 568,6 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,3-Marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulmasına yönelik talebin reddi nedeniyle, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Reddedilen maddi tazminat yönünden 10.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Reddedilen manevi tazminat yönünden 50.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Davacı yanın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinden 4.000 TL'nin davacıdan tavacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. █████/2026Katip¸Hakim¸