Anahtar kelimeler: Kayınvalidesinden Yeteri Alınırken Büyükçekmece Bütçesi Almaya Tapuda Eşi Dönemde Borç
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından 2016 yılında eşi adına taşınmaz almaya karar verildiğini, ancak taşınmazın alındığı dönemde yeteri kadar bütçesi olmadığından davalı kayınvalidesinden 50.000,00 TL borç para alındığını, davalının teminat istenmesi üzerine davaya konu taşınmazın satın alınırken davalı adına tapuda tescil ettirildiğini ve aralarında 25.06.2018 tarihli inanç sözleşmesinin imzalandığını, inanç sözleşmesine konu borcun davalıya ödendiğini, ancak davalı tarafça taşınmazın devir borcunun yerine getirilmediğini, her ne kadar eşi ... lehine sözleşme yapılmış ise de, ... tarafından davalıya dava açılmak istenmediğini ileri sürerek taşınmazın davacı adına tescilini, mümkün olmaması hâlinde uğranılan zararların davalıdan tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; inanç sözleşmesinin hile ile imzalattırıldığını, davacının evi almaya uygun ekonomik gücünün bulunmadığını, taşınmazın davacı tarafından satın alınmadığını, zira satın almaya dair bir dekont veya belgenin sunulamadığını, davalı tarafından resmî senetteki 250.000,00 TL'nin daire açıklaması ile satıcı ...'a gönderildiğine ilişkin dekontun dosyaya sunulduğunu, borcun verilmesinden sonra 2018 yılında inanç sözleşmesinin yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözleşmenin davacının eşi lehine yapıldığını, davacı tarafından bu davanın açılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; inanç sözleşmesinin yazılı olarak düzenlenmiş olup tanıklarca taraflar sözleşme içeriğinin kabul edildiği, sözleşmede ifanın 3. kişiye yapılacağının düzenlendiği, 3. kişi tarafından bu hakkın kullanılmasına dair borçluya bir ihtarat yapıldığına ilişkin belgenin mevcut olmadığı dolayısıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 129/2 hükmüne göre alacaklı tarafından borcun nitelik ve kapsamının değiştirilebileceği ve de dava yoluyla bu hakkın kullanılabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacı tarafından sunulan belgeye göre ifanın 3. kişiye yapılacağının düzenlendiği, 3. kişi tarafından bu hakkın kullanılmasına dair borçluya bir ihtarat yapılmadığı, dolayısıyla 6098 sayılı Kanun'un 129/2 hükmüne göre alacaklı tarafından borcun nitelik ve kapsamını değiştirilebileceği, açılan dava yoluyla bu hakkın kullanıldığı, taraflar arasında yazılı ve davalı tarafça imzası inkar edilmemiş 25.06.2018 tarihli sözleşme içeriğine göre, dava konusu taşınmazın 50.000,00 TL borcun teminatı amacıyla davalıya verildiğinin belirlendiği, dava konusu sözleşmenin davacı tarafından hile ile alındığı yönündeki savunması incelendiğinde, sözleşme tanıkları tarafından açıkça davalının rızasıyla sözleşmenin imzalandığı, içeriğinin kendilerine okutulduğunun söylendiği, taşınmaz değerinin gerçekte yüksek olduğu ve davacının bu bedeli ödeyemeyeceği yönünde davalı savunmasının yazılı sözleşme hükümlerine göre sonuca etkili görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 25.06.2018 tarihli belgenin hile ile alındığını, davacının taşınmazı almaya mali gücünün yetip yetmeyeceği hususunda araştırma yapılmadığını, keza davacı tarafın hiçbir geliri olmadığını, inançlı işlem isimli belgenin içeriğinin hayatın olağan akışına uymadığını, teminat bedeli ile sözleşme bedeli arasında fahiş fark olduğunu, davacı tanıklarının davacı ile ticari ilişkide olan kişiler olduğunu, sözleşmeye göre ifanın 3. kişiye yapılacağının kararlaştırıldığını, davacı tarafından borcun ifasının istenemeyeceğini, davanın sadece 3. kişiye ifası şeklinde açılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inançlı işlemden kaynaklı tapu iptali ve tescil, terditli tazminat istemlerine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!