Anahtar kelimeler: Artvin Aktarılan Bozulmuştur Alanında İli İlçesi Köyü İlamına Dinlenildikten Kesinlik

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ███████ K.Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RKadastro sırasında, Artvin ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 05... ve 7 parsel sayılı 18.204, 97... .360,99 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 1 05... sayılı parsel, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... ile dava dışı müşterekleri adına tespit ve tescil edilmiş, 1 05... sayılı parsel, irsen intikal nedeniyle dava dışı... ile müşterekleri adına tespit ve tescil edildikten sonra satış nedeniyle davalı ... adına tescil edilmiştir. Kadastro sırasında 1 26... ve 49 parsel sayılı taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek yüzölçümleri açık bırakılmak suretiyle 1 26... sayılı parsel, davacı murisi ... ile müşterekleri adına, 1 26... sayılı parsel ise ... ile müşterekleri adına tespit edilmiştir.Davacı ... oğlu ... tarafından davalı ... aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda; "...dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının....'dan almış olduğu yerin davalının tel örgü çekmek suretiyle ve .... mevkiindeki arazisine giden yolun davalı tarafından arazilerine gitmek için kullanmış olduğu yola davalının çeper çekerek ve çeperin arkasına da traktör romörkunu koymak suretiyle müdahalede bulunduğu, davalının aile mezarı olarak bırakılan yere koyun barınağı yaparak müdahale ettiğinden müdahalenin menine karar verilmesini istediği, davalı ise davanın reddini talep ettiği, mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanıklar beyanlarında davalının davacı ...'ya ait su arkının yukarı tarafında kalan kısma müdahale ettiğini, .... mevkiinde bulunan ...'nın ve amca çocuklarının arazisine giden yolun çeper çekmek ve çeperin arkasına romörk koymak suretiyle engellediğini, davalının ahırını babalarının mezar yeri olarak belirledikleri yerin içerisinde kalıp kalmadıklarını bilmediklerini ifade ettikleri, davaya konu yerlerden birinin kadastro çalışmaları sırasında 1 26... parsel ile 1 26... parsellerde tespit gören yerler arasında kalan kısım olduğu, kadastro çalışmaları sırasında 1 26... parselin davalı ... ve hissedarları adına 1 26... parselin davacının babası ... ve hissedarları adına tespit gördüğü, 1 26... parselin davalı tarafından 1 26... parselin ise davacı tarafından kullanıldığı, tarafların keşif sırasında ibraz etmiş oldukları tapu kayıtlarının müşterek ve hisseli olması ve hissedarlar arasındaki sınırın rızai taksimle belirlendiğinden bu tapu kaydına göre sınır tespitinin mümkün olmadığı, ancak davaya konu yerlerden krokide (A) harfiyle ve kırmızı renkle gösterilen ... tarafından kullanılan ve su arkının yukarı tarafına kalan alana davalının tel örgü çekmek suretiyle müdahale ettiği, ayrıca .... mevkiinde bulunan davacının bu mevkiideki arazilerine giden ve krokide (B) harfiyle ve mavi renkle gösterilen yola davalının tahta çeper çekmek suretiyle kapattığı ve yolun giriş kısmında traktör romörkunu bırakmak suretiyle yola müdahale ettiği, her ne kadar davalı dava konusu....mevkiinde bulunan yerin harici satış senediyle aldığını iddia etmiş ise de keşif sırasında sınırlar zeminde tespit edilemediğinden senedin kapsadığı alanın belirlenemediği, dolayısıyla bu senede itibar edilmediği, her ne kadar davacı daha önceden mezarlık alanı olarak bırakılan yere davalının ahır yapmak suretiyle müdahale ettiğini söylemiş ise de mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında ahırın daha önceden mezarlık alanı olarak bırakılan yerin içerisinde kalıp kalmadığını bilmediklerini ifade etmeleri, ayrıca kadastro çalışmaları sırasında ahırın bulunduğu yerin davalı ve hissedarları adına tespit gördüğü anlaşıldığından davacının bu yöndeki talebinin yersiz olduğu..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 28.05.2009 tarihli fen bilirkişisi rapor ve krokisinde 1 26... sayılı parsel içinde (A) harfiyle gösterilen bölüme ve (B) harfiyle gösterilen bölüme davalının müdahalesinin men'ine karar verilmiş; hükmün, davacı ... ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamıyla "...Mahkemece, davacıya ait taşınmaza davalının tel örgü çekmek ve arazisine giden yola çeper çekip arkasına traktör römorku koymak suretiyle müdahale ettiği kabul edilmek suretiyle davalının 1 26... sayılı parselin fen bilirkişisi krokisinde (A) harfiyle gösterilen bölümüne ve krokide (B) harfiyle gösterilen yola müdahalesinin men'ine karar verilmiş ise de; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu 1 26... ve 49 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitleri, davalı olduklarından söz edilerek yüzölçümleri açık bırakılmak suretiyle yapılmıştır. Tespitten önce, davacı tarafından açılan el atmanın önlenmesi davası, görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Hal böyle olunca dava konusu taşınmazların tespitinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5. maddesi hükmüne göre yapıldığının kabulü zorunludur. Davacının Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava dilekçesi incelendiğinde ailesine ait mezarlık olduğunu iddia ettiği yerin 1 05... sayılı parselde, yol olduğunu iddia ettiği bölümün ise 1 05... ve 7 sayılı parsellerde kaldığı anlaşılmaktadır. 1 05... ve 7 sayılı parseller malik ve yüzölçümleri gösterilmek suretiyle tespit edilmiş ve tespitleri kesinleştirilmiş, 1 26... ve 49 sayılı parseller ise Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı oldukları belirtilerek, yüzölçüm haneleri boş bırakılarak tespit edilmiştir. Tespitleri davalı olarak yapılan taşınmazların 30 günlük askı ilanının kadastro mahkemesince yapılması zorunlu olduğu halde kadastro mahkemesince yöntemine uygun şekilde askı ilanı yapılmamış, kadastro tutanak asılları dosya içine alınmamıştır. Askı ilanı yapılmadıkça ve Kanun'un 11. maddesinde öngörülen 30 günlük süre dolmadıkça duruşmaya başlanması olanaksızdır. O halde öncelikle dava konusu taşınmazla ilgili, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 11... . maddelerinde öngörülen şekilde yöntemine uygun askı ilanı yapılmalı, askı ilan süresi dolduktan sonra davaya bakılmalıdır. Bundan sonra işin esasına girilerek Asliye Hukuk Mahkemesinden devredilen davanın kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları alınmak, yapılacak keşifte dava dilekçesi de uygulanmak suretiyle belirlenmeli, kadastro öncesinde genel mahkemede dava konusu olan taşınmazların malik hanesi ya da somut olayda yüzölçüm hanesinin doldurulmuş olmasının sonuca etkili olmadığı gözetilerek dava kapsamında kalan tüm taşınmazların tespit tutanakları davalı hale getirilmelidir. Aktarılan davanın tarafları dışında olup da tespit tutanağında hak sahibi olarak gösterilenler de davaya çağrılıp, davaya karşı diyecekleri sorulup, delilleri toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir. Devredilen dava kapsamında kalan taşınmazların yüzölçüm hanelerinin doldurulmasının hukuken sonuç doğurmayacağı dikkate alınmalıdır. Kabule göre de; kadastro hakimi doğru, gerçeğe uygun, infaz sırasında tereddüt uyandırmayacak şekilde sicil oluşturmakla yükümlü olduğu halde, 1 26... sayılı parsele yönelik müdahalenin men'ine karar verildiği halde gerek 1 26... parsel sayılı taşınmaz gerekse yüzölçüm hanesi boş bırakılan 1 26... parsel sayılı taşınmaz hakkında sicil oluşturacak şekilde tescil hükmü kurulmaması da isabetsiz..." olduğuna işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, "...Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde; dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, yazılan müzekkere cevapları, keşif, mahalli ve tespit bilirkişi beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; kadastro çalışmaları sırasında 1 26... parsel ile 1 26... parsellerde tespit gören yerler arasında kalan kısım olduğu, kadastro çalışmaları sırasında 1 26... parselin davalı ... ve hissedarları adına 1 26... parselin davacının babası ... ve hissedarları adına tespit gördüğü, 1 26... parselin davalı tarafından 1 26... parselin ise davacı tarafından kullanıldığı, tarafların keşif sırasında ibraz etmiş oldukları tapu kayıtlarının müşterek ve hisseli olması ve hissedarlar arasındaki sınırın rızai taksimle belirlendiğinden bu tapu kaydına göre sınır tespitinin mümkün olmadığı, davacının kendisinin satın aldığını iddia ettiği dava konusu taşınmazların harici satış senediyle aldığı, keşif sırasında sınırlar zeminde tespit edilemediğinden senedin kapsadığı alanın belirlenemediği, dolayısıyla bu senede itibar edilmediği, her ne kadar davacı daha önceden mezarlık alanı olarak bırakılan yere davalının ahır yapmak suretiyle müdahale ettiğini söylemiş ise de mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında ahırın daha önceden mezarlık alanı olarak bırakılan yerin içerisinde kalıp kalmadığını bilmediklerini ifade etmeleri, ayrıca kadastro çalışmaları sırasında ahırın bulunduğu yerin davalı ve hissedarları adına tespit gördüğü anlaşıldığından davacının bu yöndeki talebinin yersiz olduğu, dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde keşifte alınan mahalli bilirkişi beyanlarının ve keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarının birbiri ile uygunluk gösterdiği, herhangi bir çelişki olmadığı... " gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 1 05... , 7, 1 26... ve 49 parsel sayılı taşınmazların uygulama tutanağı gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. İlk Derece Mahkemesince gerçekleştirilen araştırma ve incelemeler neticesinde tespit edilen hususların hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini temin edecek ve keyfî uygulamaların önüne geçecek şekilde somut olayın özelliği dikkate alınarak gerekçeli kararda ortaya konulması gerekmektedir. Bu kapsamda sadece şeklî anlamda bir gerekçenin varlığı yeterli olmayıp aynı zamanda kararda yer alan gerekçenin ilgili ve yeterli olması şartı aranmaktadır. İlgili ve yeterli gerekçeden anlaşılması gereken ise mahkemelerin dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varmada kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini ortaya koymasıdır. Bununla birlikte 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde ve dava konusu taşınmaz/taşınmazlar hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorundadır.Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmuş ise de bozmanın gerekleri yerine getirilmediği gibi yapılan araştırma ve incelemenin eksik olduğu, hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesine uygun şekilde yazılmadığı, ayrıca davanın genel mahkemelerden aktarılan dosya kapsamında olduğu ve kadastro çalışmalarında davalı 1 26... ve 49 parsel sayılı komşu taşınmazlar arasındaki sınırın nizalı olduğundan belirlenmediği de dikkate alınmaksızın taşınmazlar hakkında sicil oluşturulması imkansız şekilde "uygulama tutanağı gibi tapuya kayıt ve tesciline" dair karar verildiği anlaşılmaktadır.Davacı tarafın 1 05... ve 7 parsellerden geçtiğini ve dava dışı 1 05... parsel sayılı kendine ait taşınmaza ulaşmak için kullandığını iddia ettiği kadim yol yönünden Hazine ve ilgili köy tüzel kişiliği davaya dahil edilerek taraf teşkili tamamlanmadan ve hükmün gerekçe kısmında yol iddiasına dair herhangi bir değerlendirme yahut açıklama yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Dava konusu edilen 1 26... ve 49 parsel sayılı taşınmazların arasındaki ihtilaflı sınır yönünden ise sadece davacı tarafın dayandığı tapu kaydı ve davalı tarafın dayandığı senet yönünden değerlendirme yapılmış, buna göre tapu kaydı yönünden paydaşlar arasında harici taksim yapıldığından taşınmazlar arası sınırı belirlemenin mümkün olmadığına, senedin ise uygulama kabiliyetinin bulunmadığına, dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde keşifte alınan mahalli bilirkişi beyanlarının ve keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarının birbiri ile uygunluk gösterdiğine değinilmekle yetinilmiştir. Diğer dava konusu mezarlık yeri hakkında ise iddia konusu yerin davalıların tapulu taşınmazının içinde olduğu ve talebin yersiz olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince, yargılama devam ederken farklı tarihlerde yapıldığı anlaşılan altı keşifte dinlenen tüm mahalli bilirkişilerin ve tanıkların beyanlarından hangisine ve hangi nedenle üstünlük verildiği karar yerinde belirtilmemiştir. Dava konusu 1 26... ve 49 parsel sayılı taşınmazlar arasındaki nizalı sınır yönünden dinlenen tanık beyanları arasında yer alan (2007 yılındaki keşifte dinlenen) taşınmazı haricen satan tarafların amcası ....'in eşi.... ve oğlu....'nın davacı tarafı doğrular beyanları ile (2009 yılındaki keşifte dinlenen) satım işlemine alıcı olarak taraf olduğunu söyleyen davalı ...'nın ve satıma şahitlik ettiğini ifade eden...'nın davalı tarafı doğrular beyanları bulunmaktadır. Bu beyanlar arasındaki çelişkiler giderilmemiştir. Dava konusu mezarlık yeri hususunda aynı mevkide kain komşu dava dışı 1 05... parselin taraflar adına mezarlık vasfıyla tespit ve tescil edildiği, 2015 yılında yapılan keşifte 1 05... parselin maliklerinden davalı ...'in "davacının söylediği gibi 1 05... - 4 - 5 - 6 numaralı parseller içinde kalacak şekilde büyüklerimiz aile mezarlığı olarak bırakmıştır. Sabit bir sınırı bulunmamaktadır." beyanı ile mezarlık yeri hakkında dinlenen diğer mahalli bilirkişi ve tanık beyanları hakkında da bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma incelemeyle, ilgili ve yeterli bir gerekçe bulunmaksızın, infazı da kabil olmayacak şekilde hüküm tesis edilemez.İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, öncelikle Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği davaya dahil edilmelidir. Taraf teşkili sağlandıktan sonra taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, mahalli bilirkişi ve taraf tanıkları dinlenerek dava konusu edilen yerler hakkında bilgi ve görgüleri sorulmalı, önceki keşiflerde dinlenen tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, teknik bilirkişiden taşınmazlar hakkında koordinat içerir kroki ve rapor aldırılmalı, oluşacak sonuç dairesinde aktarılan dava konusu taşınmazlar hakkında 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesi hükmüne uygun ve sicil (sınır, yüzölçüm, malikler) oluşturacak şekilde infazı kabil hüküm tesis edilmelidir.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.