Anahtar kelimeler: Tekirdağ Başkan Yazim Katip Tedbir İhtiyati Ortaklar Derdest Kurul Üye

DOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN
:ÜYE
:ÜYE
:KATİP
:İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ............ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:NUMARASI
: ......./........ Esas (derdest)İHTİYATİ TEDBİR İSTEYENDAVACI
:VEKİLLERİ
:KARŞI TARAFDAVALI
:VEKİLLERİ
:DAVANIN KONUSU
: Şirket Genel Kurul Kararının İptali (............... Tarihli Ortaklar Kurulu Kararlarının İptali)DAVA TARİHİ
:TALEP
: İhtiyati TedbirTALEP TARİHİ
: Davacının ihtiyati tedbir talep tarihiDavalının ihtiyati tedbir talep tarihiKARAR TARİHİ
:KARAR YAZIM TARİHİ
:Taraflar arasında görülmekte olan davada, ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen 'tarafların ihtiyati tedbir taleplerinin reddine' karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:A) DAVACININ İDDİASI VE TALEBİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili .............’ın davalı şirkette %20 pay sahibi olduğunu, şirketin ......... tarihli ......... yılı olağan genel kurul toplantısına yönelik çağrının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin ........... tarih ve ....... sayılı nüshasında yayımlanmasına rağmen 15 günlük süreye uyulmadığını ve müvekkiline usûlüne uygun tebligat yapılmadığını, toplantıda alınan ........... yılı faaliyet raporu ve finansal tabloların onayı ile müdürlerin ibrası kararları kapsamında müvekkili hakkında verilen ibra etmeme kararının nesnel dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu, kar payı dağıtılmaması kararı alınmışken müdürlere ödenecek huzur hakkının yıllık konsolide satışların %10’unu aşmayacak şekilde belirlenmesinin şirket kaynaklarının çoğunluğa aktarılması amacı taşıdığını, esas sözleşme tadilleri başlıklı 8. Maddenin (15. Ve 16. maddenin) hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin oratklıktan ayrılma iradesini dava yoluyla talep etmesinden sonra ortaklıktan ayrılmayı imkânsız hâle getirecek derecede bir değişikliğe gidilmesinin ticari hayatın gerçekleri ile bağdaşmadığı gibi hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, 16 madde ( bağlılıkk yükümlülüğü ve rekabet yasağı) ortakların tümüne şartsız ve sınırsız rekabet yasağı getirmekle birlikte kapsam, süre ve konu bakımında ölçülülük içermediğini, limited şirketlerde ortaklar için rekabet yasağının ancak esas sözleşmede ve ölçülülük ilkesine uygun olarak öngörüldüğünü, iptalini talep ettikleri 8. Made başlıklı rekabet yasağı kararının ise bu ilkelerke uyuşmadığını ileri sürerek, davalı şirketin .......... tarihli ........... yılı olağan ortaklar kurulu toplantısının vee toplantıda alınan kararların ( faaliyet raporui gelri gider ve .......... yılı bilançolarının onayı, müdürlerin ibrası ve davacı yönünden ibra etmeme; kâr payı dağıtmama; huzur hakkının belirlenmesi; esas sözleşmeye 15. 16. Maddelerin eklenmesi yönündeki kararların) iptalini; TTK 449. madde uyarınca kararların yürütmesinin, yargılama süresince, hüküm kesinleşinceye kadar, yürütmesinin geri bırakılmasına ve HMK 389 vd madde gereğince esas sözleşmedeki değişikliklerin tescil ve ilanının, huzur hakkı kararının uygulanmasının, kar payı dağıtılmaması ve ibra etmeme kararının sonuç doğurmasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.B) DAVALININ SAVUNMASI
:Davalı vekili cevabında; davacı ............. tarafından açılan ............ tarihli olağan genel kurul kararlarının iptali davasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, öncelikle zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının dikkate alınması gerektiğini, genel kurul toplantısına ilişkin çağrı ve ilan süreçlerinin usulüne uygun şekilde tamamlandığını, davacının %20 olan pay oranı karşısında etki kuralı uyarınca toplantıya katılmış olsa dahi alınan kararların sonucunu değiştiremeyeceğini, davacının şirketi zarara uğratan eylemleri ve rekabet yasağına aykırı faaliyetleri nedeniyle ibra edilmemesinin hukuka uygun olduğunu, kar payı dağıtılmaması kararının şirketin yatırım hedefleri ve ekonomik likidite ihtiyacı doğrultusunda alındığını, yönetim kuruluna öngörülen huzur hakkının bir tavan sınır belirleyen prensip kararı niteliğinde olduğunu, toplantıya çağrının usûlüne uygun şekilde yapıldığını, esas sözleşmedeki değişiklikle amaçlananın keyfi bir kısıtlama değil, şirket tüzel kişiliğinin ortakların şahsi menfaatlerinin üzerinde tutulması ilkesinin hayata geçirilmesi olduğunu, davanın şirketin ticari itibarına ve kredi limitlerine zarar verme riski taşıdığını belirterek, yürütmenin durdurulması talebinin reddini, .............. tarihli bilanço aktif büyüklüğüne göre tespit edilen aktif büyüklüğün %20'sine tekabül eden 43.845.504,59 TL tutarında teminatın davacı tarafından mahkeme veznesine depo edilmesini ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:............ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .............. tarih ve E......../.......... sayılı ara kararı ile;Davacının talebi yönünden yapılan incelemede; somut olayda iddia, savunma ve dosya kapsamında mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketin icrası durdurulması talep olunan kararları olağan ortaklar kurulu gündeminden ibaret olup kararların niteliği itibariyle ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde davacının haklarını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden bahsedilmesi mümkün görülmemiştir. Ortaklar kurulunda alınan kararlar iptal edildiğinde/ batıl oldukları tespit edildiğinde geçmişe yönelik olarak ortadan kalkacakları gibi, davacı tarafça ileri sürülen iptal sebeblerinin mevcut olup olmadığının bir tahkikatı, bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirdiği, yargılamanın bu aşamasında davanın esası bakımından yaklaşık ispatın sağlanmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup, yönetim kurulu görüşü de dikkate alınarak ihtiyati tedbir talep eden davacının somut bir tehlikenin varlığı halinde değişen durum ve koşullara göre yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunulması mümkün olmakla ihtiyati tedbire ilişkin hükümler dikkate alınarak yapılan değerlendirme neticesinde davacının ihtiyati tedbir talebinin şartları oluşmadığından yaklaşık ispata kanaat getirilmemekle talebinin reddine karar verilmiştir.Davalının talebi yönünden yapılan inceleme neticesinde; davalı tarafından muhtemel zarara ilişkin açılmış bir karşı davanın bulunmadığı, davalı şirketin muhtemel zararının olasılığının savunulmasının tek başına yaklaşık ispata vücut vermeyeceği, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden iş bu aşamada bahsedilemeyeceği, ihtiyati tedbir talebi cevap dilekçesi ile birlikte yapılmış olup somut bir tehlikenin varlığı halinde değişen durum ve koşullara göre yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunulması mümkün olmakla HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümleri dikkate alınarak yapılan değerlendirme neticesinde davalının ihtiyati tedbir talebinin şartları oluşmadığından yaklaşık ispata kanaat getirilmemekle reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile, Davacının ve davalının ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.D) İSTİNAF NEDENLERİ
:Hükme karşı davacı vekili ve davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, istinafında;- Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararda kendileri aleyhine verilen ret kararının usûl ve yasaya aykırı olduğunu, genel kurul toplantısı için yapılan çağrının TTK m. 414’teki sürelere uyulmadan ve müvekkiline tebliğ edilmeksizin usulsüz gerçekleştirilmesi sebebiyle alınan kararların yok hükmünde olduğunu, esas sözleşme değişikliği ile pay devrine sınırlama getirilmesinin dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığını, kâr payı dağıtılmaması ile müdürlere yıllık satışlar üzerinden yüksek oranlı huzur hakkı ödenmesi kararlarının şirketin mali yapısını bozarak telafisi güç zararlara yol açtığını, TTK m. 449 uyarınca genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması talebinin karşılanmasının kanuni bir zorunluluk arz ettiğini, ilk derece mahkemesinin somut ve hukuki bir gerekçe göstermeksizin ret kararı vermesinin yerleşik yargı içtihatlarına aykırılık oluşturduğunu belirtmiş ve bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ihtiyati tedbir taleplerinin lehte kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.- Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ................ tarihli bilançosuna göre tespit edilen aktif büyüklüğünün %20'sine tekabül eden 43.845.504,59 TL tutarındaki teminatın davacı tarafça mahkeme veznesine depo edilmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin ........... Ticaret Mahkemesi'nin ............ tarihli ara kararı ile reddedildiğini, yerel mahkemenin yaklaşık ispat şartının sağlanmadığı ve davalı tarafça açılmış bir karşı dava bulunmadığı yönündeki gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, TTK m. 445 uyarınca açılan genel kurul kararlarının iptali davasının niteliği gereği şirket nezdinde somut tehlike doğurduğunu, müvekkili şirketin ticari itibarı, kredibilitesi ve finansal dengesinin korunması amacıyla teminat gösterilmesinin HMK m. 389 çerçevesinde mümkün olduğunu, riskin varlığı için zararın fiilen gerçekleşmesinin beklenmemesi gerektiğini, davanın açılmasının dahi müvekkil şirketin kurumsal yapısı ve stratejik hedefleri bakımından ağır ve telafisi güç sonuçlar doğurabileceğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve belirlenen teminat miktarının davacı tarafça depo edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.E) DELİLLER
:............. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......../......... Esas sayılı dosyası kapsamıF) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKÎ SEBEPLER VE GEREKÇE:Dava; Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) istemine ilişkindir. ,Davacı vekili, davacının %20 ortağı olduğu davalı şirketin ......................... tarihli olağan genel kurulda alınan kararların iptali talebi ile açtığı davada, TTK 449. Md gereği kararlarının yürütmesinin tediren durdurulmasını talep etmiş; davalı vekili ise, davanı reddini savunarak, açılan bu dava ile müvekkili şirketin uğrayacağı zararı teminen ................. tarihli bilançocunun %20'sine tekabül eden 43.845.504,59 TL tutarındaki teminatın davacı tarafından mahkeme veznesine depo edilmesi yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, TTK 449 maddesi uyarınca davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra her iki tarafın ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş; karara karşı her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır.Öncelikle belirtmek gerekir ki; davalının vergi numarasının yazılmaması HMK'nin 297. maddesine aykırı ise de, bu eksikliğin mahallinde her zaman düzeltilebilmesinin mümkün olduğunu değerlendiren Dairemiz, anılan hususu eleştirmekle yetinmiştir.HMK'nın "İhtiyati Tedbirin Şartları" kenar başlıklı 389.maddesinin 1. fıkrası; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü haizdir.Madde metninden de anlaşılacağı üzere, ancak taraflar arasında çekişmeli uyuşmazlık konusu hakkında verilebilmesi mümkün olan ihtiyati tedbirin koşulları; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâllerin varlığı olarak belirlenmiştir.HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390.maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, "yaklaşık ispat" kavramından bahsedilmiştir. Yaklaşık ispat durumunda hâkim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla beraber basit bir iddia da yeterli kabul edilemez.Öte yandan, İhtiyati tedbir kararlarında "Ölçülülük" ilkesi; Anayasa ile güvence altına alınan bir ilke olup içinde "elverişlilik", "gereklilik" ve "orantılılık" olmak üzere üç farklı alt ilkeyi de barındırmaktadır. Başvurulan tedbir, ulaşılmak istenen amaç bakımından elverişli ve gerekli olmakla birlikte; başvurulan tedbir ile ulaşılmak istenen amaç arasında orantı olmalıdır. Söz konusu ilke, hayatın her alanında uygulama bulmakta olan genel bir ilkedir. İhtiyati tedbir kararı ile ulaşılmak istenen amaç arasında da ölçülülük ilkesi gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur.İhtiyati tedbirde tek ölçü yaklaşık ispatın sağlanması olmayıp; ihtiyati tedbir kararı ile davanın her iki yanının menfaatinin gözetilmesi gerekmektedir.Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; Davacının talebi yönünden yapılan incelemede; Davalı şirketin icrası durdurulması talep olunan kararların olağan genel kurulu gündeminden ibaret olup kararların niteliği itibariyle ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde davacının haklarını elde etmesinin tamamen imkansız hale geleceğinden bahsedilemeyeceği, Genel kurulda alınan kararlar iptal edildiğinde geçmişe yönelik olarak ortadan kalkacakları, davacı tarafça ileri sürülen iptal sebeblerinin mevcut olup olmadığının bir tahkikatı, bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirdiği, yargılamanın bu aşamasında davanın esası bakımından yaklaşık ispatın sağlanmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı; Davalının talebi yönünden yapılan inceleme neticesinde; davalı tarafından muhtemel zarara ilişkin açılmış bir karşı davanın bulunmadığı, davalı şirketin muhtemel zararının olasılığının savunulmasının tek başına yaklaşık ispata vücut vermeyeceği gerekçesiyle verilen kararın, mahkemece dosyada bulunan delillerin takdirinde hata yapılmadan iddia ve savunma ile birlikte hukuka uygun şekilde değerlendirilmek suretiyle mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nin 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; tarafların istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştirHÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-) İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili ve ihtiyati tedbir talep eden davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-) Taraflardan alınması gerekli harç peşin olarak alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,5-) Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra ilgililerine iadesine,6-)Dairemizce verilen kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/02026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.BaşkanE-İmzaÜyeE-İmzaÜyeE-İmzaKatipE-İmza* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*