Anahtar kelimeler: Karışmış Ştiye Otomotiv Eylemden Nakliye Vade Turizm Yazildiği Rücuen Vermiş

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı .... Otomotiv Nakliye Ticaret ve Turizm Ltd. Şti.'ye ait ..... plakalı aracın, ..... poliçe numaralı ve █████/2023 - █████/2024 vade tarihli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile müvekkili ...... Sigorta A.Ş tarafından teminat altına alınmış olduğunu, ...... plakalı sigortalı aracın karışmış olduğu trafik kazası sebebiyle zarar gören ....... plakalı araç için ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili amacıyla Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı dosyası ile takip başlatılmış, davalı borçlu tarafından takibe, borca, faize ve ferilerine itiraz edilmiş, itirazın iptali amacıyla arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup arabuluculuk dosyasında anlaşmaya varılamamış olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın ZMSS poliçesi kapsamında ödenen tazminatın olay yeri terk sebebiyle davalı sigortalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğunu, davalı sigortalı, şirket olup mesleki amaçla hareket ettiğinden görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, kazanın gerçekleştiği yer "Bağcılar/İstanbul" olduğundan işbu uyuşmazlıkta görevli ve yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda asli ve %100 oranında kusurlu olduğunu, 04.01.2024 günü saat 10:43 sıralarında İstanbul İli ..... İlçesi ..... Mahallesi'nde kaza sonrası olay yerinden firar eden ..... plakalı sigortalı araç sürücüsünün, 656. Sokak içerisinden seyir edip 655. Sokağa doğru manevra yapıp yoluna devam etmek istediği sırada aracının ön kısımları ile sokak kesişiminde No:13 önünde park halinde bulunan ..... plakalı aracın sağ ön kapı ve çamurluk kısımlarına çarpması sonucu iki araçlı maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, ..... plakalı sigortalı araç sürücüsü olay yerini terk ettiğinden kimliğinin tespit edilememiş olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün park halinde bulunan araca çarparak KTK m.84/L hükmünü ihlal etmiş olduğunu, park halinde bulunan araçlara çarpma asli kusur sayılan hallerden olup ..... plakalı araç sürücüsünün herhangi bir kusuru ya da ihlali bulunmadığından sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda ASLİ VE %100 ORANINDA KUSURLU olduğunu, dava konusu olaya bakıldığında hiçbir zorunluluk hali mevcut değilken ve kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılarak KTK'da düzenlenen kurallar ihlal edildiği gibi aynı zamanda genel şartların da ihlal edilmiş olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi sebebiyle rücu hakkını haiz olduğunu, ..... plakalı aracın malikinin aracının kasko sigortacısı olan ..... Sigorta A.Ş.'ye başvuruda bulunmuş olduğunu, yapılan ekspertiz çalışmaları sonucunda toplam hasar 15.252,00 TL olarak tespit edilerek araçta meydana gelen hasarın ..... Sigorta A.Ş. tarafından tazmin edilmiş olduğunu, ..... Sigorta A.Ş.'nin ödemiş olduğu tazminat bedelini müvekkili ..... Sigorta A.Ş.'ye rücu etmesi üzerine müvekkili şirket nezdinde .... numaralı hasar dosyası oluşturulmuş olup 15.252,00 TL hasar tazminatının █████/2024 tarihinde ..... Sigorta A.Ş.'ye ödenmiş olduğunu, KTK md. 95 uyarınca "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." hükmüne yer verilmiş olduğunu, davalı .... Otomotiv Nakliye Ticaret ve Turizm Ltd. Şti.'nin müvekkili şirketin sigortalısı olup husumet ehliyetini haiz olduğunu, ZMSS Genel Şartları'nın B.4. maddesinde sigortacının kendi âkidi olan sigorta ettirene rücu edebileceği sebepler sayılarak B.4./f maddesi ile birlikte "OLAY YERİNİ TERK HALİ" başlı başına rücu sebebi olarak kabul edilmiş oluğunu, buna göre sigortacının sigorta ettirenine rücu hakkı bulunduğunu, madde hükmünün lafzına bakıldığında yalnızca bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sağlık veya can güvenliği sebepleriyle olay yerini terk etme hali haklı bulunmuş aksi bütün durumlar ise rücu sebebi olarak görülmüş olduğunu, yani yaralanmalı ya da maddi hasarlı ayrımı yapılmaksızın olay yeri terkin rücu sebebi olduğunun kabul edilmiş olduğunu, ..... plakalı aracın hasarlanması ile sonuçlanan kaza sonrasında sigortalı araç sürücüsünün hiçbir zorunlu hal mevcut değilken olay yerini terk etmiş kaza sonrası gerekli olan sürücü kimliğinin tespiti, alkol, ehliyet gibi kontrollerin yapılmasına engel olmuş olduğunu, dolayısıyla olay yeri terk sebebiyle rücu şartları gerçekleşmiş olduğundan müvekkili şirketin davalı sigortalısına rücu hakkı bulunduğunu, ..... Sigorta A.Ş.'ye ödenen tazminat ekspertiz raporu doğrultusunda olup bu hususun talep edilen tazminatın likit ve sabit olduğunu göstermekte olduğunu, somut olayda icra inkar tazminatına hükmedilmesi için gerekli şartlar mevcut olduğundan söz konusu takibe haksız itirazda bulunan kötüniyetli davalı aleyhine alacak rakamının %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ediyor olduklarını beyanla; davanın kabulüne, davalı/borçlunun takibe, asıl alacağa, faize ve ferilerine ilişkin haksız tüm itirazlarının iptaline, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. Sayılı dosyası ile başlatılan takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin , trafik sigortası bulunan ..... plaka sayılı araç ile dava dışı ..... plakalı araç arasında 04.01.2024 tarihli trafik kazası meydana geldiğini ve bu kazada müvekkiline ait araç olan ..... plakalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğini ve kimliğinin tespit edilemediğini ve dolayısıyla kusurlu olduğunu iddia etmekte olduğunu, davacı sigorta şirketinin bu kaza sebebiyle ...... plakalı araca kendi kasko şirketi ..... Sigorta şirketi tarafından toplamda 15.252,00 TL Hasar Tazminatı ödemesi yapıldığını ve ..... Sigorta'nın bu bedeli davacı şirketten rücu etmesi üzerine bu bedelin davacı sigorta şirketi tarafından ödendiğinin belirtilmiş olduğunu, bunun üzerine müvekkili aleyhine Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığının belirtilmiş olduğunu, öncelikle zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazları mevcut olduğunu, öncelikle davacı şirketin taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, çünkü; zamanaşımının, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade ettiğini, nitekim davacının iddia ettiği alacakları için kanunda belirtilen yasal süreler içinde dava açma hakkını kullanmamış bu yüzden alacağın dava edilebilme özelliğinin, alacağın istenebilirliğinin ortadan kalkmış olduğunu, bu durumda davalı müvekkili bakımından hak kaybına sebep olmaması adına davacının tüm talepleri bakımından ZAMANAŞIMI itirazında bulunuyor olduklarını, davalı ..... Otomotiv Nakliye Ticaret Ve Turizm Limited Şirketi'nin .... vergi numarana kayıtlı firması ile araç kiralama işinde faaliyet gösteren limited şirket olduğunu, kazaya karışan ..... plakalı aracın ise söz konusu kiralama şirketi üzerinden kiralanan araç olduğunu, dava konusu kazaya karışan ..... plakalı aracın kaza tarihi olan 04.01.2024 tarihinde ..... kişisinde uzun dönem kiralanmış olduğunu, iş bu sebeple davalı müvekkilinin aracın kiralandığı tarihinden itibaren işleten sıfatına sahip olmadığından meydana gelen zarardan dolayı da sorumlu tutulamayacağını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun madde 3’e göre: “araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan işletendir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse bu kimse işleten sayılır.” ve yine aynı kanunun 85/1’ine göre: “ Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zararına uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bir teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde motorlu aracın işleteni veya bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulurlar.” hükmünü içermekte olduğunu, bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumluluğu olmakta , bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumluğunun ortadan kalkmakta olduğunu, yani bu durumda uzun dönem araç kiralama sözleşmesinde bulunan kiracının; kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufunun bulunmasından kaynaklı olarak “ işleten” olarak sorumlu olup, araç malikinin ise herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, nitekim Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, somut olayda da araç sahibi müvekkili ..... Nakliye Ticaret Ve Turizm Limited Şirketi ile aracı kiralayan kiracı ..... arasında uzun süreli araç kira sözleşmesi imzalanmış olduğunu, bu kira sözleşmesinde aracın teslim tarihinden itibaren Karayolları Trafik Kanununa göre işleteninin kiracı olduğunun da hüküm altına alınmış olduğunu, ayrıca kiralanan araçlara ait bilgilerin ve aracı kiralayan kişilerin bilgilerinin rent a car şirketleri tarafından EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'ne bildirildiği online bir sistem olan KABİS sistemi kayıtları incelendiğinde müvekkiline ait aracın kaza tarihinde kiraya verildiğinin açıkça görülecek olduğunu, kiracı .... 'in müvekkiline ait ..... plakalı aracı uzun bir süre için kiralamış ve bu aracı kendi ekonomik faaliyetleri için kullanmış olduğunu, davaya konu trafik kazasının 04.01.2024 tarihinde gerçekleşmiş, oysa müvekkilinin, zarara yol açan aracı 20.11.2023 tarihli “Kiralama sözleşmesi” ile kiralamış ve aracı teslim etmiş olduğunu, böylece davalı müvekkilinin belirtilen tarihte işleten olmaktan çıkmış bulunduğunu, kaza tarihinde ..... plakalı araç kiracı ......'in ekonomik yararlanmasında ve fiili hakimiyetinde olduğundan aracın işleteni de kiracı .... olduğunu, işleten olmayan davalı müvekkili ...... Otomotiv Nakliye Ticaret ve Turizm Limited Şirketi'nin ise herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bu sebeple hukuken işleten olmayan müvekkili ..... Otomotiv Nakliye Ticaret ve Turizm Limited Şirketi'ne herhangi bir husumet yöneltilemeyecek olup, müvekkilinin bu davada taraf sıfatı bulunmadığını, müvekkilinin gerek doğrudan gerekse de rücuen herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığına ilişkin bir çok Yargıtay kararı mevcut olduğunu, davanın, ..... kişisine de ihbar edilmesini talep ediyor olduklarını, keza kaza tarihi olan 04.01.2024 tarihi itibariyle aracın müvekkili şirket tarafından ....... isimli kişiye kiraya verilmiş olduğunu, KABİS kayıtlarında da aracın bu kişiye kiraya verildiğinin anlaşılacak olduğunu beyanla; davanın REDDİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, sigorta ödemesine bağlı rücu talebi ile açılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; davacı sigorta şirketi nezdinde zmms sigortası bulunan davalıya ait aracın karışmış olduğu trafik kazasında dava dışı araç sürücüsünün olay yerini terk edip etmediği, dava dışı zarar görene yapılan hasar bedeli ödemesinin davalı taraftan talep edilebilip edilemeyeceği, yapılan ödemenin kadri marufunfa olup olmadığı, davacı sigorta şirketi açısında rücu şartlarının oluşup oluşmadığı, davalı tarafın savunması uyarınca aracın uzun süreli olarak dava dışı aracı kullanan ......'e kiraya verilip verilmediği, aralarında yer alan kiralama sözleşmesinin uzun süreli olup olmadığı ve buna göre davalının işleten sıfatının bulunup bulunmadığı hususlarındadır.Mahkememizce araç tescil kayıtları, kaza tutanağı, KABİS kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmış, taraf delilleri toplanmıştır.Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı sigorta şirketi tarafından davalı şirket aleyhine 15.252,00 TL hasar tazminatı, 1.331,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.583,31 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "..... Sigorta A.Ş. .... nolu hasar dosyasına istinaden rücuen tazminat alacağı-olay yerini terk" belirtildiği, davalı şirket tarafından takibe itiraz edildiği ve takibin durmuş olduğu görülmüştür.2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ███████-1634 Esas - ████████ Karar sayılı ilamı).Sigortacının rücu hakkı, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede; "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.Sigorta ettirene ödeme yapan sigorta şirketi halefi olarak zarar görenlerden ödediği tazminatı rücuen tahsilini talep edebilir. Rücu edilebilecek tazminat tutarı sigortalıya ödenen miktar olmayıp ancak zarar görenin gerçek zararı kadardır. Yine rücu edilebilecek tazminat miktarı tayin edilirken zarara sebep olanın kusuru da nazara alınmalıdır.İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatını belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şartı aranmakta ise de sözleşmenin noter aracılığıyla yapılması şartı aranmamaktadır.Bu kapsamda yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda; Mahkememizce, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak .... plakalı aracın █████/2024 tarihi itibariyle kiraya verilip verilmediğinin sorulmasına, davalı ..... Otomotiv ile dava dışı ..... arasında .... plaka sayılı araca ilişkin araç kiralama sözleşmesinin bir örneğinin mahkememize gönderilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup müzekkere cevabının incelenmesinde ekinde kira sözleşmesi örneğinin yer aldığı, sözleşmede kiralayanın olay yerini terk ettiği iddia olunan ..... olduğu, teslim edilme tarihinin 20.11.2023, teslim alınma tarihinin 24.06.2024 olduğu, araç sahibinin davalı şirket olduğu görülmüştür.Bu kapsamda davalı tarafın aracı uzun süreli kira sözleşmesi ile dava dışı ......'e kiraya vermiş olduğu, KABİS müzekkere cevabı ve ekinde yer alan sözleşme örneği ile davalının olay yerini terk ettiği belirtilen araç sürücüsünün aracı kiralayan şahıs olduğu, bu nedenle davalı tarafın işleten sıfatının bulunmaması nedeni ile tarafına pasif husumet yöneltilemeyeceği, her ne kadar davalı taraf kendisini vekil ile temsil etmiş ise de davacının trafik sicilindeki araç malikinin işleten olduğu varsayımı ile kayıt maliki davalı şirkete dava ikamesinde herhangi bir kusuru bulunmadığı anlaşılmakla (Yargıtay 17. HD. █████/2017 gün ve █████████ Esas, █████████ Karar) kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:AÇILAN DAVANIN PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE;1-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,2-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,4-Davalı tarafça sarf edilen 270,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise de davalı yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026KatipHakim .....