Anahtar kelimeler: Tue Oct Trt Eylemden Hasıl Takiplerde Yanın Şöyle İlamsız Olmuştur

T.C.
İSTANBUL3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: Tue Oct 28 00:00:00 TRT 2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;TALEP
:Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirket tarafından davalılar aleyhine ... 28. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takiplerde haciz yolu ile icra takibi başlatılmış olup davalıların itirazı üzerine söz konusu takip icra dairesince durdurulmuştur. Davalının itirazları hukuki dayanaktan yoksun olup itirazların iptali ile takibin devamına karar verilmesi için işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olmuştur. Şöyle ki; Davalı yanın gerçekleştirmiş olduğu kaçak elektrik tüketimleri haksız eylemden kaynaklanan zarar niteliğinde olup bu zarara ilişkin müvekkil kurum tarafından davalılara karşı Enerji Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında fatura tahakkuk ettirilmiş ancak davalı tarafından bu zarar giderilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 16. maddesine göre haksız fiilden doğan davalarda zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri yetkili durumdadır.Müvekkil şirket görevlilerince 04.02.2021 tarihinde davalılara ait işletmede yapılan kontrollerde EPTHY madde 42/1(a) bendi uyarınca ilgili kullanım yerinde perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketimi yapıldığı tespit edilmiş ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin "Kaçak elektrik enerjisi tüketimi halleri" başlıklı 42(a) maddesi "(1) Gerçek veya tüzel kişinin kullanım yerine ilişkin olarak; a) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi, ... kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir." hükmü uyarınca H/392210 seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlenmiştir. Kaçak elektrik tespit tutanağına istinaden Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 44 ve devamı maddeleri uyarınca davalılar adına 5.028,17 TL bedelli kaçak elektrik faturası tahakkuk ettirilmiştir. Söz konusu fatura tutarları bakımından davalılar/borçlular aleyhine icra takibi başlatılmış ise de bu takip borçluların itirazı üzerine durdurulmuştur. Dava konusu alacağa ilişkin tüm bilgi ve belgeler ile davalının fatura ve kaçak elektrik borcuna istinaden tutulan tutanaklar fazlaya ilişkin delil sunma haklarımız saklı kalmak kaydıyla dava dilekçemiz ekinde sunulmuştur. Fazlasının müvekkil Boğaziçi Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi'nden celbini talep ederiz.Kaçak Elektrik Tutanakları, Düzenlendiği Tarih İtibariyle Maddi Olgulara İlişkin Tespitler İçermekte Olup, Aksi İspat Oluncaya Kadar Geçerlidir. Bu Nedenle İspat Yükü, Tutanağın Aksini İddia Eden Tarafa Aittir.Hesaplanan kaçak elektrik tüketim bedeline gecikme zammı oranınca faiz işletilmesi gerektiği mevcut hükümler çerçevesinde gayet açık olmakla birlikte uygulanacak faiz oranına ilişkin olarak uygulamada farklılıkların oluşması nedeniyle Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinde değişiklik yapılmıştır. █████/2025 tarihli değişiklik ile Yönetmeliğin "Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Tüketimi" başlıklı Yedinci Bölümünde yer alan "ödeme" başlıklı 47. maddesine "(5) Bu madde kapsamında dağıtım şirketi tarafından bu Yönetmelikte belirlenen oranı aşmamak üzere, gecikme zammı günlük olarak uygulanır." fıkrası eklenmiştir. Bu itibarla uygulanacak faiz oranına ilişkin olarak yasal faiz/ticari faiz veya avans faizi işletileceği yönündeki görüşlerin geçerliliği kalmamıştır. Bu sebeple takip faiz oranlarının yasal faiz olarak değil Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51. maddesine göre belirlenecek gecikme zammı oranınca uygulanmasını talep ederiz.Gerçekten de davalı kaçak kullanım tespit tutanağındaki değerlere ulaşım sağlayabilir konumda olduğundan müvekkil kurum tarafından yapılan tahakkukun doğruluğunu kontrol edebilecek konumda olduğundan ortada yargılamaya muhtaç bir borç söz konusu değildir. Borçlu sadece borçtan kurtulmak düşüncesi ile haksız itirazda bulunduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.Açıklanan tüm nedenler ve toplanacak deliller, borçlunun itirazının yerinde olmadığını gösterecektir. Bu sebeple borçlunun yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla alacağın aslı, faiz ve fer'isi ile masraf ve harçlarının tamamına ilişkin itirazın iptaliyle devamına, asıl alacağın %20’sinden az olmamak kaydı ile davalının icra inkâr tazminatına mahkum edilmesi, yargılama gideri ve vekalet ücretinin yine davalı yana yükletilmesini talep için işbu davanın açılması zarureti hasıl olmuştur.Davanın kabulüne,... 28. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaliyle takibin takip talebindeki şartlarla devamına,Davalı yanın %20’den aşağı olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı şirket, 04.02.2021 tarihli ve “kaçak elektrik tüketimi” iddiasına dayalı olduğu bildirilen 5.028,17 TL tutarındaki bir fatura/hesap kalemi üzerinden (dava dilekçesinde “kaçak elektrik bedeli” olarak nitelenen) alacağın tahsilini talep etmektedir. İddia edilen fiil ve tahakkuk 2021 yılı başına ilişkindir; buna rağmen arabuluculuk başvurusu 18.09.2025 tarihinde yapılmış, arabuluculuk 03.10.2025 tarihinde “anlaşamama” ile sonuçlanmıştır; akabinde eldeki dava açılmıştır. Bu kronoloji açıkça göstermektedir ki davacı, iddia ettiği zararı ve iddia edilen sorumluları 2021 yılında bilmesine rağmen (kaçak tespit tutanağı düzenlendiğini ve fatura tahakkuk ettirdiğini ileri sürmektedir) talebini 4 yılı aşkın bir gecikmeyle yargıya taşımıştır. Kaçak elektrik iddiası, davacının kendi beyanına göre haksız fiil niteliğindedir ve HMK m.16 uyarınca haksız fiil olarak nitelendirilmektedir. Davacı da dilekçesinde alacağı “haksız eylemden kaynaklanan zarar niteliğinde” diye tarif etmektedir. Haksız fiil taleplerinde Türk Borçlar Kanunu m.72 uyarınca zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren iki yıldır. Müvekkillerimizin açık kimlik ve ticaret unvanları davacı tarafından 2021 tarihinde bilindiği iddia edilmektedir; buna rağmen dava 2025 yılında açılmıştır. Bu nedenle zamanaşımı defi’inde bulunuyoruz ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddini talep ediyoruz. Husumet itirazımız (... yönünden pasif husumet yokluğu) Davacı; müvekkil ...’nu, limited şirketin ortağı / yöneticisi olduğu iddiasıyla, doğrudan ve şahsen sorumlu tutmaya çalışmaktadır. - Ancak davacının iddiası salt soyut ve varsayımsaldır; “basiretli tacir” ilkesi üzerinden, şirket tüzel kişiliğine isnat ettiği bir fiili doğrudan gerçek kişi ortağa yıkmaya yöneliktir. Limited şirket; ayrı bir tüzel kişilik olup borçlarından kural olarak kendi malvarlığıyla sorumludur. Müdür/ortak hakkında şahsi sorumluluğa gidilebilmesi, ancak somut, kişisel, kusurlu ve bizzat şahsa atfedilebilecek bir haksız fiil eylemi varsa ve bunun doğrudan ispatı halinde mümkündür. Bu noktada davacı dilekçesinde ....’nun bizzat herhangi bir mühür bozma, hat çekme, sisteme müdahale etme, sayaca dışarıdan bağlantı kurma vb. fiili olduğuna ilişkin tek bir maddi olgu ortaya koymamıştır; yalnızca “basiretli yöneticinin habersiz olması hayatın olağan akışına aykırıdır” denmektedir. Bu söylem soyut kanaatten ibarettir; delil değildir. Müvekkil ...’nun şahsi kusuru, fiili, kastı yahut eylemli müdahalesi yönünden hiçbir somut olgu ortaya konmadan, sırf şirket ortağı/müdürü sıfatı gerekçe gösterilerek şahsen sorumluluk talep edilmesi, hukuken kabul edilemez, pasif husumet yokluğu doğurur. Bu nedenle ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddini talep ederiz.Davacı tarafın dayandığı “kaçak elektrik tespit tutanağı” tek taraflıdır, usule aykırıdır, düzenlenişi ve içeriği davalılarımıza hiç tebliğ edilmemiştir; ispat yükü davacıdadır.Tamamıyla davacı kurum çalışanlarınca, tek taraflı olarak düzenlenmiştir.Müvekkillerimizin huzurunda düzenlenip düzenlenmediği, tarafımıza tebliğ edilip edilmediği belirtilmemektedir.Müvekkillerimizce imzalanmış değildir; buna dair herhangi bir imza, beyan, kabul, tarih/teslim şerhi davacı dilekçesinde sunulmamıştır.Davacı, bu tutanağı “aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belge” gibi nitelemiş, Yargıtay kararlarına atıfla ispat yükünü tersine çevirmeye çalışmıştır.Ancak sunulan bilgilerde tutanağın düzenleniş koşulları, kim tarafından nerede hangi teknik ölçümle, hangi mühür numaralarıyla ve hangi sayaç üzerinden tanzim edildiği, sayacın seri numarasının gerçekten müvekkillerimize ait olup olmadığı gibi temel teknik unsurlar dahi mahkemenize ibraz edilmemiştir.Öte yandan Mahkemeniz tensip kararıyla .... A.Ş.’ye, █████/2021 tarihinden bu yana “...” adresine ilişkin kesilen tüm faturaların gönderilmesini istemiştir.Bu ara karar dahi, davacının iddiasını ispatlamak zorunda olduğunu ve dosyada henüz böyle bir ispatın mevcut olmadığını kanıtlamaktadır.Dolayısıyla davacı; soyut beyanlarla değil, teknik bilirkişi incelemesine elverişli, denetlenebilir ve tarafımıza usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, hukuka uygun tespit evraklarıyla iddiasını ispatla yükümlüdür. İspat yükünün müvekkillerimize kaydırılması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.Adres uyuşmazlığı ve fiilî kullanım sorunu vardır; müvekkillerimizle ilişkilendirilen tüketim yeri davacı tarafından dahi tutarlı şekilde ortaya konmamıştır.Davacının sunduğu fatura örneğinde “...” adına, adres olarak “...” bilgisi yer almaktadır.Ancak davacı, dava dilekçesinde davalı şirketin adresini “...” olarak göstermektedir.Yine davacı, davalı gerçek kişinin adresini “...” şeklinde göstermiştir.Görüldüğü üzere
:Fatura ve sözde kaçak tespiti iddiası “...” adresindeki bir kullanım yerine ilişkilendirilmiştir. Dava dilekçesinde ise müvekkil şirketin kayıtlı adresi bambaşkadır (...).Bu iki adres birbirinden farklıdır; davacı, hangi adreste, hangi sayaçtan, hangi dönemde, kimin fiilî kullanımında olduğu kesin olarak belli olmayan bir tüketimi bizim müvekkillerimize mal etmeye çalışmaktadır.Müvekkillerimizin fiilen kullanmadığı veya kira/tasarruf ilişkisi bulunmayan bir adresteki (veya önceki kullanıcıya/kiracıya ait olabilecek bir sistem üzerinden yapılan) tüketim, doğrudan müvekkillerimize atfedilemez. Davacının bu konuda delili yoktur. Bu nedenle davanın dayanağı somut fiil isnadı çökmektedir.Hesaplama yöntemi denetime elverişli değildir; talep edilen tutar fahiştir ve teknik bilirkişi incelemesi gerektirir. Davacı; Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği (“EPTHY”) hükümlerine dayanarak 5.028,17 TL tutarında “kaçak elektrik faturası” tahakkuk ettirdiğini iddia etmektedir.Faturada tek zamanlı, gündüz, puant, gece endeksleri ile bir takım endeks farkları listelenmiş görünmektedir; ayrıca “Kaçak Seri No H/392210” ibaresi yer almaktadır.Ancak bu hesaplamanın hangi süre için, hangi bağlantı şekline göre, hangi sözleşme tipinin varsayıldığına göre, nasıl katsayı uygulanarak çıkarıldığı, hangi tarife birim bedellerinin esas alındığı, hangi çarpan ve gerilim oranının varsayıldığı gibi teknik unsurlar davacı tarafından mahkemenize denetime elverişli bir şekilde sunulmuş değildir.Bu noktada, davacı kendi tek taraflı hesabını “likit alacak” gibi takdim etmeye çalışmaktadır.Oysa burada ciddi bir teknik uyuşmazlık vardır; bu nedenle alacak, davacının iddia ettiği şekilde açık, net, tartışmasız ve muayyen değildir. Alacak belirsiz/çekişmelidir. Faiz / “gecikme zammı” talebi hukuka aykırıdır.Davacı, takip sonrası uygulanacak faiz oranının, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nde öngörülen “gecikme zammı” olduğundan, bu zammın da 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesine göre belirlenen oranlara göre hesaplanacağını ileri sürmektedir.Davacı özel hukuk tüzel kişisidir; kamu alacağı tahsil eden bir idare değildir. 6183 sayılı Kanun anlamında “amme alacağı” tahsil yetkisine sahip değildir. Bu nedenle müvekkillerimiz açısından, kamu alacaklarına özgülenmiş faiz/gecikme zammı oranlarının birebir tatbiki mümkün değildir.Kısacası davacı, kendisine tanınmamış ve açıkça fahiş bir faiz türünü talep etmektedir. Bu talebe açıkça itiraz ediyoruz. Ayrıca icra takibinde talep edilen faiz oranı şeffaf, belirli ve denetlenebilir şekilde ortaya konmamıştır; belirsiz ve muğlaktır. Bu da takibin sağlıklı ve hukuka uygun yürütülmediğini, bu nedenle yaptığımız itirazın haklılığını ortaya koymaktadır.İcra inkar tazminatı talebi koşulları oluşmamıştır.Davacı; İİK m.67 uyarınca icra inkar tazminatı talep etmektedir. Bu talep, ancak alacak likit, muayyen ve borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazıyla takibin durması halinde söz konusu olabilir.Somut olayda
: Yukarıda açıkladığımız üzere alacak son derece tartışmalıdır. Kaçak kullanım iddiası dahi tartışmalıdır; adres uyuşmazlığı, fiilî kullanım uyuşmazlığı, teknik ölçüm uyuşmazlığı vardır. Dolayısıyla müvekkillerimizin itirazı kötü niyetli değil; tamamen haklı, zorunlu ve makul bir savunmadır. Bu şartlar altında icra inkar tazminatı talep edilmesi hukuka aykırıdır; reddi gerekir.Öncelikle zamanaşımı defi’mizin kabulü ile davanın zamanaşımından reddine,hilafına kanaat oluşursa; davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine,davanın esastan da haksız ve dayanaksız olması nedeniyle davanın tamamının reddine,davacının .... 28. icra dairesi ...e. sayılı dosyaya ilişkin “itirazın iptali”, “takibin devamı” ve özellikle “icra inkar tazminatı” taleplerinin reddine,davacının 6183 sayılı kanun’daki “gecikme zammı” oranlarını birebir uygulama ve fahiş faiz talebinin reddine,yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bıraktırılmasına, karar verilmesini" talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
:Dava, haksız eylemden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.Emsal mahiyette ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin ...E ... K sayılı ilamında özetle; "Davaya konu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyası incelendiğinde: davacı tarafından davalı aleyhine 28.02.2025 tarihinde ... 4. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile toplam alacak 495.024,18 TL üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, davalının yetkiye ve borca itiraz etmesi üzerine icra dairesinin tarafından 13.03.2025 tarihinde ... İcra Dairesine yetkisizlik kararı verilerek dosyanın 13.03.2025 tarihinde ... İcra Müdürlüğü'ne gönderildiği, ... İcra Müdürlüğünce ...esas sayılı numarasını aldığı görülmüştür.Eldeki dava 25.04.2025 tarihinde açılmıştır. Bilindiği üzere 7 günlük itiraz süresi içinde icra dairesine yapılan yetki itirazı icra takibini kendiliğinden durur. (İKK m. 66 )Bunun üzerine alacaklı 2 şekilde hareket edebilir. Alacaklı borçlunun yetki itirazını kabul ederse icra dosyasının borçlunun yetki itirazına gösterdiği yetkili icra dairesine gönderilmesini ister. İstem üzerine yetkisiz icra dairesi dosyayı yetkili icra dairesine gönderir. Dosyayı alan yetkili icra dairesi de borçluya yeni bir ödeme emri gönderir. Borçlu bu yeni ödeme emrine karşı yeni bir yetki itirazında bulunamaz fakat borçlu bu yeni ödeme emrine karşı esas bakımından itiraz edebilir. Borçlu ilk ödeme emrine karşı hem yetki hem de esas bakımından itiraz etmiş olsa bile bu yeni ödeme emrine karşı esas bakımından yapmış olduğu itiraz bu yeni ödeme emrine karşıda yapılmış sayılmaz ( İcra ve İflas Hukuku Prof Dr Baki Kuru Prof Dr. Ramazan Arslan, Prof Dr. Ejder Yılmaz Genişletilmiş 14. baskı sayfa 122)Bilindiği üzere yetkili icra müdürlüğünce takip borçlusuna usulüne uygun ödeme emri tebliğ edilmediğinden borçlunun yetkili icra müdürlüğünde yapılan takibe usulüne uygun itirazından ve takibin durmasından söz edilemeyeceğinden, itirazın iptali davasının görülmesine olanak bulunmamaktadır. (benzer yönde Yargıtay 11. HD'nin ...Esas ... Karar ... Esas ve ...Karar sayılı, Yargıtay 19. H.D. 12.06.2014 tarih, ... esas, ...Karar sayılı ilamı )" şeklinde karar verilmiştir.Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin... E ... K sayılı ilamında özetle; "Dosya kapsamından, davacı banka ile davalı şirket arasında genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığı, davalı gerçek kişinin sözleşmenin kefili olduğu, banka tarafından 30.01.2019 tarihli hesap kat ihtarının düzenlendiği, ... 15. İcra Dairesinin 19.04.2022 tarihli cevabı yazısında ... 34. İcra Dairesi tarafından yetkisizlikle dosyanın müdürlüklerine geldiği, ... 34. İcra Dairesi tarafından borçlulara 15.02.2019 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiği, borçlu vekilinin yetkiye ve borca itirazı nedeniyle dosyanın yetkisizlikle müdürlüklerine 07.06.2019 tarihinde geldiği, dosyada yeterli masraf bulunmadığından ödeme emrinin hazırlanmadığı ve tebliğe çıkarılamadığının belirtilmiş olduğu, tarafların kabulünde olduğu üzere yetkili icra dairesi tarafından ödeme emrinin davalı borçlulara tebliğ edilmeden işbu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.İİK'nın 60. maddesinde ödeme emri ve itiraz üst başlığı altında ödeme emri ve muhtevası düzenlenmiştir. Maddenin 1.fıkrasında icra müdürünün takip talebinin bu kanunda öngörülen şartları içerdiğine karar vermesi durumunda ödeme emri düzenleyeceğine yer verilmiştir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. 61. maddenin ilk fıkrasında ise ödeme emrinin borçluya takip talebinden itibaren üç gün içinde tebliğe gönderileceği, 62. maddesinde itiraz etmek isteyen borçlunun itirazını ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecbur olduğu; İİK'nın 67. maddenin ilk fıkrasında ise takip talebine itiraz edilen alacaklının itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceğine yer verilmiştir.İcra tebligatları, İİK'nın 21. maddesinde düzenlenmiş, ilk fıkrasında icra dairesince yapılacak tebliğlerin yazı ile ve Tebligat Kanunu hükümlerine göre olacağı, bu tebliğlerin makbuz karşılığında doğrudan doğruya tevdi sureti ile yapılabileceği belirtilmiştir. Ödeme emrine itiraz, süreye bağlıdır. Bu süre, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar. Yargıtay 22. HD'nin...Esas, ... Karar sayılı konuya dair emsal ilamında, alacaklı tarafın icra takip dosyasının yetkili icra dairesine intikalini sağladıktan sonra borçluya yeni bir ödeme emri tebliğ ettirmeden ortada mevcut ve geçerli bir icra takibi olmaması sebebiyle itirazın iptali davasının koşulları oluşmadığı ve davanın dinlenmesinin mümkün bulunmadığına karar vermiştir. Ödeme emri tebliğ edilmeden icra takip işlemlerine girişilemez. Aksi halde borçluya borcunu ödeme olanağı tanınmadığı gibi itiraz fırsatı da verilmemiş olur. Bunun içindir ki borçluya usulüne uygun ödeme emri tebliğ edilmeden icra takip işlemlerinin sonraki aşamalarına geçilecek olursa, yapılan bu işlemler batıldır. Takip hangi aşamada ise bu işlemlerin geçersizliği, süresiz şikâyet yoluyla ileri sürülebilir.Yargıtay'ın bazı kararlarında, kendisine ödeme emri tebliğ edilmeyen borçlunun ödeme emri tebliğ edilmeden yapılan itirazın kaldırılmasına karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilmiştir (Yargıtay 19.HD'nin 28.05.2001 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı emsal ilamında ödeme emri tebliğ edilmeden açılan itirazın iptali davasının dinlenemeyeceği belirtilmiştir). Yargıtay 11.HD'nin 13.01.2003 tarihli...Esas, ...Karar sayılı ilamında ise dosyanın yetkili icra dairesine intikalinden sonra yetkili icra dairesince çıkarılan ödeme emrinin davalıya tebliğ edilmeden önce işbu itirazın iptali davasının açıldığı, henüz ödeme emrine bir itirazın söz konusu olmadığı bir dönemde takibe yapılan itirazın iptalinin talep edilmesinin söz konusu olamayacağı ifade edilmiştir. Yargıtay 12. HD'nin 16.10.1997 tarihli ...Esas, ... Karar sayılı ilamında, borçluya gönderilen 49 örnek ödeme emrinin tebliğ edilmediği için borçlunun henüz itiraz hakkının doğmadığı bu nedenle geçerli bir itiraz varmış gibi alacaklının itirazın kaldırılmasını istemeye gelmesinin fuzuli bir başvurudan ibaret olduğu belirtilmiştir.Yargıtay 11.HD'nin.... Esas, ... Karar 28.02.2022 tarihli emsal ilamında; "...Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; davacı-alacaklı vekili ... 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E.... K sayılı dosyasında verilen █████/2019 tarihli karardan sonra icra takip dosyasına verdiği dilekçe ile borçluların yetki itirazını kabul ederek takip dosyasının yetkili olan ... İcra Müdürlüğü'ne gönderilmesini talep etmiş, bu durumda davacı alacaklı icra dairesinin yetkisine yapılan itirazı kabul ettiğinden ve talebi doğrultusunda takip dosyasının yetkili İstanbul İcra müdürlüğüne gönderilerek takip borçlularına bu icra müdürlüğünce yeniden ödeme emri düzenlenerek borçlulara tebliğe çıkarılması gerektiği anlaşılmış, yetkili icra müdürlüğünce takip borçlularına usulüne uygun ödeme emri tebliğ edilmediğinden borçluların yetkili icra müdürlüğünde yapılan takibe usulüne uygun itirazlarından ve takibin durmasından söz edilemeyeceğinden, itirazın iptali davasının görülmesine olanak bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçeleri ile bölge adliye mahkemesinin kararı onanmıştır.İİK'daki yasal düzenlemelerle yukarıda açıklanan emsal yargı kararları ışığında, ilk derece mahkemesince yetkili yer icra dairesince borçlulara karşı ödeme emri tebliğ edilmeden açılan işbu davanın dava şartı yokluğundan reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığnıdan, davcı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir.Davacı tarafından davalılar aleyhine ... 2. İcra Dairesi'nin...Esas sayılı dosyası ile takip yapılmıştır. Davalılar tarafından icra dairesine gönderilen dilekçe ile borca ve yetkiye itiraz edilmiştir. Akabinde davacı tarafça yetki itirazı kabul edilmiş ve dosya davaya konu ... 28. İcra Dairesi'ne gönderilmiş olup ... Esas numarasını almıştır. ... 28. İcra Dairesi'ne dosya geldikten sonra davacı vekili tarafından yeniden ödeme emri gönderilmesine ilişkin bir talepte bulunulmamış ve icra müdürlüğünce yeni düzenlenen bir ödeme emri gönderilmeksizin davalılarca dosya borcuna itiraz dilekçesi sunulmuş olduğu anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı tarafından yetkili icra dairesine dosya gönderildikten sonra yetkili icra dairesi nezdinde borçlulara yeniden ödeme emri gönderilmesine ilişkin bir talepte bulunulmadığı, icra dairesince de düzenlenmiş herhangi bir ödeme emri bulunmadığı, bu hususta ... 28. İcra Dairesi'ne yazılan müzekkere cevabında da dairece düzenlenmiş bir ödeme emri gönderilmemiştir. Bu sebeple yerleşik Yargıtay ve istinaf ilamlarında belirtildiği üzere yetkili icra müdürlüğünce takip borçlularına usulüne uygun ödeme emri tebliğ edilmediğinden borçluların yetkili icra müdürlüğünde yapılan takibe usulüne uygun itirazlarından ve takibin durmasından söz edilemeyeceğinden, özel dava şartı olan itirazın varlığı hâlihazırda hukuken vücut bulmamış olması nedeniyle itirazın iptali davasının görülmesine olanak bulunmadığı anlaşılmakla davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davanın USULDEN REDDİNE,2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL'nin mahsup edilerek bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,4-Davalılar tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,5-Davalı ... Şirketi kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 5.205,37 TL üzerinden hesaplanan 5.205,37 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... Limited Şirketi'ne verilmesine,6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026Katipe-imzalıdırHakime-imzalıdır