Anahtar kelimeler: Sıva Ustabaşı Amerikan Doları Haftanın Şantiyesinde Elden Bankadan Gece Usd
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 9. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinin yurt dışı şantiyesinde 16.03.2015-08.09.2016 tarihleri arasında sıva ustabaşı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini, ücretinin 2.000,00 Amerikan doları (USD) olduğunu, ücretin bir kısmının bankadan kalan kısmın elden ödendiğini, müvekkilinin haftanın 7 günü 08.00-19.00 arası çalıştığını, gece 23.00'e kadar çalışmasının olduğunu, hafta tatili izni kullandırılmadığını ücretinin de ödenmediğini, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izinlerini kullanamadığını, müvekkilinin işverene ait şantiyede kaldığını, her gün üç öğün yemek verildiğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet yönünden itirazda bulunduklarını, davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının somutlaştırma yükünü yerine getirmediğini, yurt dışındaki şantiyenin bulunduğu ülke hukukunun uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tespitinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı ve davacı tanık beyanları dikkate alındığında davalının davacının işçilik alacaklarından sorumlu olduğu, bu nedenle davalının husumet itirazının yerinde olmadığı, iş sözleşmesinin işverence haklı nedenle feshedildiğinin ispat edilemediği, davacının kullanılmayan yıllık ücretli izin alacağı ve tanık beyanlarına göre karşılığı ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Şirket yetkilisi olan ...'nin ... Şirketinin de yetkilisi olduğu, davalı ile ... arasında organik bağ bulunduğu, davacının davalı Şirketin işçisi olarak ...'daki işyerinde çalıştığı, bu nedenle işçilik alacaklarından sorumlu olduğu, emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; söz konusu kararın onanmasına ilişkin Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 06.12.2022 tarihli ve ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararı uyarınca olayda Türk hukuku uygulanması gerektiği hususunun kesinlik kazandığı, dava konusu uyuşmazlıkta 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanmasının, davacının Türk vatandaşı olması, davacının yerleşim yeri ile sosyal ve hukuki ilişkilerinin yoğunlaştığı ülkenin Türkiye olması karşısında iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu da dikkate alındığında yerinde olduğu, yabancı para cinsinden ücret alan işçinin işçilik alacağını yabancı para ya da Türk lirası cinsinden talep etmek üzere seçimlik hakkının bulunduğu, davacının USD olarak talepte bulunarak seçimlik hakkını bu şekilde kullandığı, Mahkemece davacının talebi gibi USD üzerinden hüküm kurulmasının isabetli olduğu gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalı Şirket ile dava dışı ... Şirketi arasında organik bağ bulunmadığını,
2. Davacının müvekkil Şirket çalışanı olmadığını, Mahkemece yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini,
3. Davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı Şirketin hüküm altına alınan alacaklardan sorumluluğu ile bu alacakların ispat ve hesaplanması ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuka ilişkindir.
1. Taraflar arasında davalı ... İnşaat AŞ'ye husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Tüzel kişiler arasında sadece organik bağ bulunması, çalışma döneminin tamamına ilişkin alacaklardan işçinin çalışmış olduğu her bir tüzel kişinin müteselsilen sorumlu olması sonucunu doğurmaz. Zira sadece organik bağın varlığı tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir.
Grup şirketleri veya holdingler bünyesinde yer alan çalışmalar açısından; çalışma hayatında işçinin sigorta kayıtlarında yer alan işverenin dışında grubun başka şirketlerine hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında birbiri ile bağlantısı olan bu şirketler tarafından sürekli giriş çıkışlarının yapıldığı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Sadece şirketler arasında organik bağdan söz edilerek işçilik alacaklarından aralarında bağlantı bulunan işverenlerin birlikte sorumluluğuna gidilmesi veya birden fazla şirkette geçen çalışmalar için sadece bir şirketin sorumluluğunun yeterli görülmesi mümkün değildir. Belirtmek gerekir ki aynı gruba ait olan şirketlerin aralarında organik bağ bulunması olağandır. İşçilik alacaklarının belirlenmesi noktasında, kural olarak aynı gruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesi mümkün olmaz. Bu gibi durumlarda işçilik alacaklarının hesabında, hizmetlerin değerlendirilmesi ve işverenlerin sorumluluklarının belirlenmesi için şirketler/işverenler arasında işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının somut olarak belirlenmesi gerekir.
Türk uyruklu kişilerin yabancı ülkelerde o ülke vatandaşları ya da şirketleriyle birlikte kurdukları şirketler aracılığıyla aldıkları işler kapsamında çalıştırdıkları Türk işçilerinin alacaklarından yabancı kişinin şirketteki pay durumuna göre Türk firmasının sorumluluğunun irdelenmesi gerekir. Yurt dışında kurulan firmanın hâkim ortağı Türk firması ise yurt dışında bu işyerinde çalıştırılan işçiler yönünden hâkim ortağın sorumluluğuna gidilmesi mümkündür. Yabancı kişinin ortaklığı; gerçek bir ortaklık olmayıp o ülkede iş yapabilmek amacıyla salt bir formalitenin yerine getirilmesinden ibaret ise işçilik alacaklarına karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınmak hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir. Bu durumda Türk firmasının sorumluluğu söz konusu olur.
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili; davacının, davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde aralarında fiilî ve organik bağ olan ... adlı Şirkete bağlı olarak çalıştığını, iki Şirketin yöneticisinin .... olduğunu ve aynı iştigal konusunda faaliyet gösterdiklerini ve davalı Şirket tarafından yurt dışına götürüldüğünü, bu nedenle davacının işçilik alacaklarından davalı ... İnşaat AŞ'nin sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Davalı ise davacının işvereninin dava dışı ... adlı Şirket olduğunu, davacı ile davalı Şirket arasında herhangi bir iş ilişkisi mevcut olmadığını, organik bağ bulunmadığını savunarak davanın husumet yönünden reddini istemiştir.
İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince; davacının ...'da çalıştığı ... adlı Şirketin, davalı Şirket tarafından ...'da faaliyette bulunabilmek için kurulmuş bir Şirket olduğu, her iki Şirketin yöneticisinin aynı olduğu dikkate alındığında aralarında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle davalı Şirket davacının alacaklarından sorumlu tutulmuştur. Ne var ki yapılan araştırma eksik olup hüküm kurmaya elverişli değildir.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda; davalı Şirket ile ... adlı Şirketin kuruluşlarından bu yana kurucuları, ortakları, yöneticileri, faaliyet konuları, ... ve şube adreslerini gösterir şekilde ticaret sicil kayıtları ilgili kurumlar aracılığıyla temin edilmeli, davalı Şirketin davacının yurt dışında çalıştığı ... adlı Şirketin hâkim ortağı olup olmadığı belirlenmeli, davalı Şirket ile ... adlı Şirket arasında işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam gibi davalı Şirketin işçilik alacaklarından hukuki sorumluluğunu gerektirir olguların bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
2. Davalıya husumet yöneltilebileceğinin anlaşılması durumunda ise belirtmek gerekir ki tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda değerlendirme yapılarak uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!