Anahtar kelimeler: Hadımköy Kargoya Whatsaptan Sorguda Kargonun Kaybolarak Bergama Göründüğünü Satımdan Kargo

T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava dışı... A.Ş. ile olan ticari ilişkisinden kaynaklanan borcuna ilişkin olarak hamili olduğu çeki dava dışı... A.Ş. lehine ciro edip şirkete gönderilmek üzere ... Bergama Şubesi'ne 29.03.2024 tarihinde... kargo takip numarasıyla teslim edildiğini, ilgili firma yetkilisine çekin kargoya verildiğinin whatsaptan mesaj yoluyla bildirildiğini, söz konusu çekin kargo şirketine verildikten sonra kaybolarak zayi olduğunu, ... A.Ş.'ye teslim edilmediğini, 29.05.2024 tarihinde öğrenildiğini, kargo takip ekranından yapılan sorguda kargonun ''teslim edildi'' olarak göründüğünü, kargo şirketinin Hadımköy Şubesi (Varış birimi) aranıp durum hakkında bilgi talep edildiğini, yapılan telefon görüşmesinde paketin aktarım aşamasında varış biriminin aracına yüklenmediği ve kaybolduğu, alıcıya teslim edilmemesine rağmen sistem üzerinden teslim edildi seçeneği işaretlenerek gönderi bilgilerinin kapatıldığının öğrenildiğini, aynı gün gönderici şube olan... Bergama Şubesi'ne kayıp başvurusu yapıldığını, kargonun 30.05.2024 tarihli cevap yazısında dosyanın kaybolduğunun yazılı olarak da bildirildiğini, çekin vadesi gelmeden durum fark edilmiş olup herhangi bir mağduriyete sebep olunmaması adına söz konusu çekin müvekkili rızası dışında elinden çıkması sebebiyle ödeme yasağı talepli olarak İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyası ile 29.05.2024 tarihinde hasımsız olarak çek iptali davası açıldığını, 75.000,00-TL teminat karşılığında ödeme yasağı konulduğunu, 03.06.2024 tarihinde (vade tarihi) keşideciden çekin bankaya ibraz edildiği yani çekin birileri tarafından çalındığı öğrenilince hem kargo şirketi yönünden hem de çekin çalınmasından sonra çekte cirosu bulunanlar yönünden şikayette bulunulması sonucunda Bergama Cumhuriyet Savcılığı'nda ...Soruşturma numarası dosya açıldığını, dava konusu çekin... A.Ş. tarafından takas aracılığı ile 03.06.2024 tarihinde işleme alındığı ve mahkeme kararı gereği iade edildiğini beyan etmekle, davanın kabulüne, müvekkilin telafisi mümkün olmayan zararı söz konusu olacağından, davanın devamı süresince ödeme yasağının devamına ve her türlü icra takibinin durdurulması ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davacı şirketin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile dava konusu çekin davalıdan istirdatına ve dava konusu çekin davacı müvekkiline teslimine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kambiyo senedi niteliğinde olan çeklerin tabi olduğu “sebepten soyutluk” ilkesi gereği, davacının çekte kendisinden sonra yer alan cirantalarla herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını iddia etmesi işbu dava bakımından herhangi bir anlam ifade etmediğini, müvekkilinin bir faktoring şirketi olduğunu, dava konusu çeki kötüniyetle iktisap etmediğinden yahut ilgili çekin iktisabında ağır kusuru bulunmadığından, TTK m. 792 gereği çeki iade yükümlülüğüne de tabi olmadığını beyan etmekle, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. kambiyo senedi niteliğinde olan çeklerin tabi olduğu “sebepten soyutluk” ilkesi gereği, davacının çekte kendisinden sonra yer alan cirantalarla herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını iddia etmesi işbu dava bakımından herhangi bir anlam ifade etmediğini, müvekkilinin bir faktoring şirketi olduğunu, dava konusu çeki kötüniyetle iktisap etmediğinden yahut ilgili çekin iktisabında ağır kusuru bulunmadığından, TTK m. 792 gereği çeki iade yükümlülüğüne de tabi olmadığını, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk dava şartı başvurulmaksızın dava ikame edilmesi sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
:1-İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesinin...Esas sayılı dosyası,2-Bergama Cumhuriyet Başsavcılığının ...Soruşturma sayılı dosyası,3-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,4-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,5-Türkiye Cumhuriyeti...Anonim Şirketi Güzeloba/Antalya Şubesi nezdindeki davaya konu keşidecisi ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... Ticaret Limited Şirketi olan,... numaralı, keşide yeri Antalya, keşide tarihi █████/2024 olan, 500.000,00-TL bedelli çekin ön ve arka yüzünü okunaklı şekilde gösterir onaylı sureti,6-Davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar,7-Davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar,8-Sair deliller.DAVA KONUSU
:Açılan dava, ...Anonim Şirketi Güzeloba/Antalya Şubesine ait, keşidecisi ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı... Ticaret Limited Şirketi olan,... numaralı, keşide yeri Antalya, keşide tarihi █████/2024 olan, 500.000,00-TL bedelli çekin davacı... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından dava dışı... Anonim Şirketine gönderilmek üzere...Anonim Şirketine teslim edilmesinden sonra kargo şirketi nezdinde kaybolduğu iddiası çerçevesinde davacı tarafından açılan çek iptali davası yargılaması sırasında çekin ortaya çıkması sonucunda çek iptali davasının görüldüğü İzmir.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında davacı vekiline verilen süre doğrultusunda ortaya çıkan dava konusu çekin istirdadı talebine ilişkindir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.Dava konusu çekin davalı tarafından devralınma ve dava tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 788/1 maddesi (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 700) uyarınca açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilecek olup yine cirosu kabil çeklerin teşhis işlevini düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 790. maddesi; “Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.” hükmünü haizdir. Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 818/1-d maddesindeki yollamayla çekler hakkında da uygulanacak olan aynı Kanun'un 684/1. maddesi uyarınca da; ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün hakların devrolunacağı düzenlenmiştir. Anılan kanunî hükümlerden hareketle çeki muntazam bir ciro zinciriyle elinde bulunduran kişi, meşru hamil sıfatını kazanarak çekten doğan tüm hakları kullanabilecektir.Somut uyuşmazlıkla ilgisi nedeniyle değinilmesi gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şekli anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (Kendigelen, A.: Çek Hukuku, İstanbul 2019, s. 237-238).İstirdat davası olarak nitelenen bu dava özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir. Medeni hukukta bu dava gasp, çalınma veya zayi hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2000, s. 294). Bu kapsamda yukarıda anılan kanunî düzenleme, emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hamile yazılı senetlere ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 990. maddesine paralel bir koruma sağlamakta olup bahse konu maddeye göre, “Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.” Ancak hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde iade davası açılabilecektir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir.Uyuşmazlığın çözümünde ayrıca önem arz etmesi nedeniyle çek istirdadına ilişkin davalarda taraf sıfatına (husumete) değinilmesinde yarar bulunmaktadır. Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir sübjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir sübjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavram olup dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi kapsamında çek istirdadı istemiyle açılacak davalarda husumet kural olarak çeki elinde bulunduran kimseye (hamile) yöneltilir. Başka bir anlatımla, çeki muntazam bir ciro zinciri ile elinde bulundurması nedeniyle şekli anlamda meşru hamil sıfatını haiz kimseler, kendilerine karşı, çekin iktisabında 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi anlamında kötü niyetli veya ağır kusurlu oldukları iddiasıyla açılacak davalarda davalı olarak yer alırlar. Bu anlamda yeni hamilin çeki devraldığı kimsenin çeki iktisabındaki kötü niyetine veya ağır kusuruna dair iddia, çekin istirdadı istemine ilişkin olarak yeni hamile karşı açılan davada uyuşmazlık konusu olmadığından mahkemece yapılacak değerlendirmede nazara alınmaz. Bu tür davalarda uyuşmazlık, çeki elinde tutan hamilin çeki iktisabında kötü niyeti yahut ağır kusurunun mevcudiyeti noktasında toplanmakta olup yargılama, çekin istirdadını talep eden davacı ile çeki elinde bulunduran hamil arasında görülüp karara bağlanır.Çek istirdatı davalarında davacı çekin yetkili hamili olduğunu, çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve davalının çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Çeki elinde bulunduran davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesinde yer alan; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmündeki "paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında" ibarelerinin, █████/2023 tarihli 7445 sayılı İcra Ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 31. maddesinde yer alan; ''6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.'' hükmü çerçevesinde "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında," şeklinde değiştirildiği, yine aynı Kanunun Geçici 1. maddesinde; ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm, 1/9/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır.'' hükmüne yer verilerek, zorunlu arabuluculuk müessesesinin menfi tespit davaları için █████/2023 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceğinin kararlaştırıldığı, bu kapsamda ticari mahiyetteki menfi tespit ve istirdat davalarının da zorunlu arabuluculuk müessesesine tabi tutulduğu ve arabuluculuk başvurusu yapılmasının dava şartı olduğu kararlaştırılmıştır.6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1.maddesinde ise; ''Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler. (Ek cümle:6/███████-███████ md.) Şu kadar ki dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi hükmü saklıdır.'' hükmüne yer verilmiş, bu madde kapsamında dava şartı olan arabuluculuğa ilişkin hükümleri düzenleyen aynı Kanun'un 18/A. maddesine atıf yapılmıştır.6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesinde de; ''Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' şeklindeki hükümler ile arabulucuğa başvurma dava şartının içeriği düzenlenmiştir.Az önce yer verilen madde hükmünden de anlaşılacağı üzere ticari mahiyette bulunan ve zorunlu arabuluculuk dava şartı yoluna tabi davalarda dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk yolunda düzenlenen arabuluculuk son anlaşamama tutanağı aslı ya da arabulucu tarafından onaylanmış suretinin mahkemeye sunulması gerekmektedir.Ticari mahiyette bulunan ve zorunlu arabuluculuk dava şartı yoluna tabi davalarda, dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmaması durumunda, davacı tarafa arabuluculuk dava şartı yoluna başvurmak üzere herhangi bir süre verilmesine gerek bulunmamaktadır.İşbu davanın ikame edilmesinden önce davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartı yoluna başvurulmadığı, bu kapsamda dava açılırken zorunlu dava şartının yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.Niteliği itibariyle zorunlu arabuluculuk dava şartı yoluna tabi olan talep bakımından dosyanın tevzi edildiği mahkemece zorunlu arabuluculuk dava şartının ikmaline yönelik olarak herhangi bir ara karar kurulması ve davacıya süre verilmesi ilgili usul ve Yasa hükümleri gereğince mümkün değildir. Zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi talep açısından dava açılmadan önce bahsi geçen dava şartının yerine getirilmesi ilgili tarafın sorumluluğundadır.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin... Karar sayılı ilamında aynen; ''...Dava; Dava, çek istirdatı ve menfi tespit istemine ilişkindir.Mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden davanın açıldığından bahisle usulden reddine karar verildiği görülmüştür.6225 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/4 maddesinin 2. fıkrasına göre zorunlu arabulucu kapsamında olup, dava şartı olarak ticari davalarda zorunlu arabuluculuk söz konusudur. Bu itibarla, ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk kuralının uygulanmadığı görülmüştür. Dava şartı noksanlığının re'sen tespit edilerek davanın usulden reddine dair verilen mahkeme kararının da bir hata olmadığı anlaşılmakla; yapılan istinaf başvurusunun açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek...'' ibarelerine yer verilmiştir.Keza, Yargıtay ... Hukuk Dairesini... Karar sayılı ilamında da aynı gerekçeler ve sonuç benimsenmiştir.Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. maddesinde; ''Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.'' hükmüne yer verilmiş olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesinde düzenlenen arabulucuya başvuru dava şartı bu madde kapsamına girmektedir.Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası, Bergama Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, ... Bankası Anonim Şirketi Güzeloba/Antalya Şubesi nezdindeki davaya konu keşidecisi ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... Ticaret Limited Şirketi olan,... numaralı, keşide yeri Antalya, keşide tarihi █████/2024 olan, 500.000,00-TL bedelli çekin ön ve arka yüzünü okunaklı şekilde gösterir onaylı sureti, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın,...a Şubesine ait, keşidecisi ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... İnşaat Ticaret Limited Şirketi olan,... numaralı, keşide yeri Antalya, keşide tarihi █████/2024 olan, 500.000,00-TL bedelli çekin davacı... tarafından dava dışı ...Anonim Şirketine gönderilmek üzere... Anonim Şirketine teslim edilmesinden sonra kargo şirketi nezdinde kaybolduğu iddiası çerçevesinde davacı tarafından açılan çek iptali davası yargılaması sırasında çekin ortaya çıkması sonucunda çek iptali davasının görüldüğü İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...ı dosyasında davacı vekiline verilen süre doğrultusunda ortaya çıkan dava konusu çekin istirdadı talebine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesinde yer alan; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmündeki "paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında" ibarelerinin, █████/2023 tarihli 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 31. maddesinde yer alan; ''6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.'' hükmü çerçevesinde "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında," şeklinde değiştirildiği, yine aynı Kanunun Geçici 1. maddesinde; ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm, 1/9/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır.'' hükmüne yer verilerek, zorunlu arabuluculuk müessesesinin menfi tespit davaları için █████/2023 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceğinin kararlaştırıldığı, bu kapsamda ticari mahiyetteki menfi tespit ve istirdat davalarının da zorunlu arabuluculuk müessesesine tabi tutulduğu ve arabuluculuk başvurusu yapılmasının dava şartı olduğu kararlaştırıldığı, dava dosyası incelendiğinde arabuluculuk son anlaşamama tutanağı aslı mahkememize sunulmadığı gibi, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğu hususunda herhangi bir beyan ve iddianın da bulunmadığı, belirtilen gerekçeler dahilinde dava açılırken zorunlu dava şartının yerine getirilmediği, dava şartlarının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilecek dava şartlarından olmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibarıyla zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmasının dava şartı olmasına rağmen davacı tarafından zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi talep açısından zorunlu arabuluculuk dava şartına başvurulmadığı anlaşılmakla, açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A. maddesi ve 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu'na eklenen 18/A-2. maddesi uyarınca arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddeleri atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 8.538,75-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.923,35-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,4-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025Katip...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır