Anahtar kelimeler: Vekilibirleşen Konfeksiyon Deri Alımsatımı İthalat Tekstil Fikrî İhracat Beri Sınaî

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen ████████ E. sayılı davanın reddi, birleşen ████████ E. sayılı davanın kabulüİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E, ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen ████████ E. sayılı dosyada davacılar vekili/birleşen ████████ E. sayılı dosyada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVA1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; 06.01.2003 tarihinden beri deri, konfeksiyon ve tekstil ürünleri alım-satımı, ithalat ve ihracat işleriyle uğraşan müvekkilinin sektörde "..." ismiyle tanındığını, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ██████████ "..." ve ██████████ "... ..." ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, müvekkili işyeri tabelasında ve ürünlerinde "..." etiketini kullandığını, bu etiket dışında başka markalara ait ürünleri de satışa sunduğunu, ürünlerinin imalatını uzun yıllardır davalı ...’ya ait ... Konfeksiyon Tekstil Ürünleri İmalat San. Tic. Ltd. Şti.ye yaptırdığını, davalı şirketin 2004 yılından beri müvekkiline ürün sattığını, müvekkilinin "... ..." markası ile ilgili olarak 23.07.2018 tarihinde davalıya kullanım hakkı tanındığını, yani bir nevi lisans sözleşmesi yapıldığını, ancak davalı tarafın, bu hakkın sınırlarını aşarak 24.07.2018 tarihinde "..." markasının tescili için başvurduğunu ve son zamanlarda "... ..." markasını müvekkiline ait "..." markasıyla karıştırılacak şekilde kullanmaya başladığını, bu durumun markaya tecavüz ve haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, davalının etiketlerinde "..." kelimesinin okunamayacak kadar küçük yazıldığını, kalan kısmının ise müvekkilinin markasına ait etiketle birebir aynı olduğunu, davalı taraf işyerine "..." yazılı tabela asıldığını, 23.01.2020 tarihinde de "..." markası için tescil başvurusunda bulunulduğunu, itiraz sürecinin devam ettiğini ancak davalının bu tabela kullanımına devam ettiğini, davalının 2004 yılından itibaren müvekkiline "... ..." ibareli faturalar kestiğini, 2003 yılından bu yana "..." markasının müvekkiline ait olduğu davalı tarafından bilindiği halde davalının marka kendisine aitmiş gibi davranmasının kötü niyeti gösterdiğini, müvekkilinin "..." markasının tanıtımı için çaba sarf ettiğini, fuarlara katıldığını, davalıya 17.04.2021 tarihinde noter kanallı ihtarname gönderilmiş ise de cevabi ihtarnamede, davalı tarafın bu markanın kendileri tarafından oluşturulduğunu ve kendilerine ait olduğunu iddia ettiğini, bu beyanın doğru olmadığını ileri sürerek müvekkili markasına tecavüzünün men'ine, "... ibareli" ürünlerin toplatılmasına, üretiminin vs. durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.2. Davacılar vekili birleşen birleşen İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyanın dava dilekçesinde, müvekkilinin 1985 yılından bu yana tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, 2003 yılından önce şahıs şirketi olarak kurduğu işletmesini daha sonra ... adıyla sürdürdüğünü, müvekkilinin "..." ve "..." markalarını kadın giyim ürünlerinde uzun yıllardır yoğun şekilde kullandığını, bu markaların yurt içi ve yurt dışında tanındığını, üretimini yaptığı "..." markalı ürünleri bayileri aracılığıyla tüketiciye sunduğunu, davalının da 2019 yılına kadar müvekkillerine ait "..." markalı ürünlerin ...’de satışını yapan bayisi olduğunu, ancak güven zedeleyici ve ticari etik ilkelere aykırı fiilleri nedeniyle bayilik ilişkisinin sona erdirildiğini, müvekkili ...'nın "..." esas unsurlu markaların gerçek hak sahibi olduğunu, "...", "..." ve ██████████ "... ..." ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, limited şirkete dönüştükten sonra "... ..." markası ile ilgili olarak davalıya lisans sözleşmesi ile kullanım hakkı verildiğini, müvekkilinin bayisi olması nedeniyle daha önce davalı tarafa bayilik ilişkisinin devamı süresince ticari faaliyetin gereği "..." ibaresinin kulanılmasına izin verildiğini, ancak bayilik sözleşmesi sonlandırıldıktan sonra davalı tarafından "..." markasının 25... . sınıfta haksız şekilde kullanılmaya devam edildiğini, ihtarnameler gönderildiğini, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ███████ D. iş sayılı dosyası ile yapılan tespit sonucunda davalının müvekkiline ait marka hakkını ihlal eden eylemlerinin belirlendiğini, davalının ██████████ "..." markasının yalnız 24. sınıfta tescilli olduğunu, davalının bu giyim sektöründe bir markası olmadığı gibi, geçmişe dayalı kullanımının müvekkilinin bayisi olması nedeniyle gerçekleştirdiği satışlardan dolayı olduğunu, ancak davalının kadın giyim ürünleri ve mağazacılık sınıfında herhangi bir tescili olmamasına rağmen haksız şekilde "..." markasını kullandığını, davalının bayi olduğu dönemde tescilli olan ██████████ "... ..." markasının 2016 yılında yenilenmediği için hükümsüz hale geldiğini, davalının ████████ 97... /64783 "...+şekil" ibareli 25. ve 35. sınıflar için yaptığı marka başvuruların reddedildiğini, dolayısıyla davalının sektörde giyim ürünleri ve mağaza tabelalarında "..." markasını kullanabileceğine dair tescilli hakkının bulunmadığını, müvekkilinin "..." markasını ilk kez kullanan, bilinir hale getiren gerçek hak sahibi olduğunu, "..." ve "... ..." markalı ürünlerin sahibi ve üreticisi olduğunu, davalının ise bu ürünlerin satış ve pazarlamasını gerçekleştirdiğini, bayilik süresinde izin verilen marka kullanımlarının aralarındaki ticaretin gereği olağan olduğunu, davalının ünvanında "..." ibaresinin bulunmadığını, müvekkilinin izni ile işletmesinde "..." ibaresini kullandığını, davalının bir kısım fuarlara müvekkilinin verdiği yetki ile katıldığını, "..." markalı ürünler için kullanılan etiket, poşet, astar gibi giderlerin müvekkili tarafından yapıldığını, davalıdan başka bu markalı ürünlerin satışının yapıldığı bayiilerin de bulunduğunu, davalının ... ibareli kullanımlarının yasal dayanağının bulunmadığını ileri sürerek "... ..." markasının esas unsuru olan "..." ibaresinin davalı tarafından 25. ve 35. sınıflarda tescilsiz olarak müvekkili ile aynı ürünler üzerindeki kullanımının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, alan adlarına erişimin engellenmesine karar verilmesini talep etmiştir.3.Birleşen İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ██████████ tescil numaralı "..." ve ██████████ tescil numaralı "... ..." ibareli markaların sahibi olduğunu, ürünlerini davalı şirkete ürettirdiğini, davalının ██████████ "..." ibareli markayı kötüniyetle tescil ettirdiğini, müvekkilinin "..." markasının gerçek hak sahibi olduğunu, davalı markasındaki diğer ibarelerin yardımcı unsur olup ayırt edciliklerinin bulunmadığını, müvekkilinin 2004 yılından beri işletme adının "..." olduğunu, davalının tescili 23. ve 35 sınıflarda ise de tescile uygun kullanılmadığını, şekil, renk vs.nin müvekkili kullanımıyla birebir aynı olduğunu, davalı web sayfasında ve sosyal medya hesaplarında da aynı kullanımın mevcut olduğunu ileri sürerek gerçek hak sahipliğinden dolayı dava konusu "..." markasının müvekillinde devrine, mümkün olmadığı takdirde dava konusu markanın kötüniyet, tanınmışlık ve gerçek hak sahipliği sebepleri ile hükümsüzlüğüne, haksız fiil oluşturan eylemlerin durdurulmasına, men'ine, internet sayfası ve sosyal medya hesaplarında davalının markaya yönelik haksız kullanımlarına erişimin engellenmesine, marka hakkına tecavüzün tespitine, men'ine sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin tespitine, 5.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi ve 5.000,00 TL itibar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalılar vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacının "..." ibaresini ticari hayatta ilk kez kullandığı ve tanınır hale getirdiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin 1985 yılından beri tekstil ve giyim sektöründe faaliyet gösterdiğini, 2003 yılından önce şahıs şirketi olarak kurduğu ... Konfeksiyon ... işletmesini daha sonra limited şirkete dönüştürerek ... Konfeksiyon Tekstil Ürünleri İmalatı Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adıyla sürdürdüğünü, müvekkilinin "..." ve "..." markalarını kadın giyim sektöründe uzun yıllardır kullandığını, bu markaların yurt içi ve yurt dışında tanındığını, üretimini yaptığı "..." markalı giyim ve tekstil ürünlerinin satışını ... ve ...’deki bayileri aracılığıyla gerçekleştirdiğini, davacının ise bu ürünlerin yalnızca ...’deki bayisi olduğunu, müvekkilinin bayi olması sebebiyle işyerinde "..." ibaresini kullanmasına ticaretin gereği olarak izin verdiğini, ancak bunun davacıya hak sahipliği kazandırmadığını, davacının müvekkili adına hareket ederek müvekkilinin ürünlerini sattığını, üreticinin müvekkili olduğunu davacının da kabul ettiğini, ... tabelasını kullanmasının müvekkilinin bayisi olması sebebi ile müvekkilinin izni ile gerçekleştiğini, davacının ticaret unvanında "..." ibaresinin bulunmadığını, marka ile ilgili alan adının sahibinin, markayı yaratıp tanıtan gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davacı marka başvurusunun 2014 yılında yapıldığını, ancak müvekkili tarafından dava konusu markayı havi ürünlerin üretilerek davacıya satıldığına dair önceki tarihli faturaların bulunduğunu, yani markanın öncesinde davacı tarafından kullanılmadığını, bu iddanın ispatlanamadığını, davacının müvekkilinin yetkilendirmesi ile fuarlara katıldığını, davacı adına tescilli ██████████ "..." ibareli markanın tescil kapsamının 24. ve 26. sınıflar olduğunu, bu sınıfların da davacıya tekstil-giyim ürünleri üzerinde marka kullanım hakkı vermediğini, davacının belirtilen markaya dayanarak 25. sınıf tekstil ürünleri üretemeyeceğini, diğer markanın 2016 yılında yenilenmediğinden tescilden düştüğünü, tescilli olduğu dönem 25. sınıfa ilişkin ise de markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olup her iki markaya ilişkin masrafların müvekkili tarafından karşılandığını, dava dilekçesinde belirtilen muvafakatnamenin geçerli olmadığını, zira Türk Patent ve Marka Kurumu'na sunulmadığını, tek taraflı olduğunu ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında geçerli olmadığını, bahsekonu belgenin 23.07.2018 tarihli olup, müvekkillerinin zaten tescile dayalı hakları olduğu gibi tescilsiz kullanıma dayalı hak sahiplikleri olduğundan böylesi bir muvafakatnameye ihtiyaçlarının olmadığını, aralarındaki ticari ilişki nedeniyle 2018 yılında böyle bir belgenin verilmesini gerektirecek sebep olmadığını, zaten markanın da 2016'da müddet olduğunu, davacının kendisinin olduğunu belirttiği ürünlerin müvekkilinin etiketini taşıyan ürünler olduğunu, bayilik ilişkisi sona ermesine rağmen "... ..." markasına tecavüz teşkil eden eylemlere devam edildiğini, davacının 25. ve 35. sınıflarda tescili bulunmamasına rağmen mağaza ve kartvizitlerinde bu markayı kullanarak müvekkili ile ticari ilişkisi varmış algısı oluşturmaya çalıştığını, müvekkilinin tanınırlığından haksız fayda sağlamak istediğini, bu nedenle ihtarname gönderildiğini ancak davacının hukuka aykırı kullanımlarına devam ettiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.2.Birleşen İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın konusunun marka tecavüzünün tespiti ve önlenmesi olduğunu, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında hükümsüzlük kararı alınması halinde işbu davanın konusuz kalacağını, ████████ E. sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, davanın kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunun bilindiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.3.Birleşen İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde, dava şartı arabuluculuk ve derdestlik itirazlarının olduğunu, müvekkilinin "..." esas unsurlu "... ...", "...", "..." ibareli tescilli markaların hak sahibi olduğunu, ██████████ "... ..." markasının kapsamında 25. sınıf emtianın bulunduğunu, ██████████ "..." marka başvurusunun kabul edildiğini, davacının hükümsüzlüğe dayanak gösterdiği ██████████ "..." ibareli markanın kapsamında 24. ve 26. sınıf emtianın bulunduğunu, 25. sınıfta herhangi bir tescilinin olmadığını, 25. sınıfta ██████████ "... ..." markasının 2016 yılında müddet olduğunu, her iki markanın masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, farklı sınıflarda tesciili markanın hükümsüzlüğünün istenemeyeceğini, müvekkilinin 25. ve 35. sınıflar bakımından marka tescilinin olduğunu, bu nedenle hem tescil hem de gerçek hak sahipliği konusunda hukuki korumadan yararlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...” ibaresinin gerek tescil öncesinde gerekse tescil sonrasında işbu davanın taraflarınca birbirlerinden haberdar bir biçimde uzun dönem kullanıldığı, “...” ibaresi üzerindeki öncelikli hak sahipliğinin paylaşıldığı, tarafların faaliyetlerini gerçekleştirdiği 2003, 20 04... dönemlerinde ve sonrasında söz konusu ibareyi birlikte kullandıkları ve bu ibareyle tekstil piyasasında birlikte var oldukları, davacı ...’nın davalının bilgisi dahilinde “...” markasını tescil ettirdiği, marka tesciline, marka ile fuarlara katılımına ve markanın tanıtımına ilişkin 2003 yılından itibaren pek çok masrafın taraflarca karşılandığı, 30.12.2004 tarihinde “...” ibaresi davacı tarafından marka olarak tescil edilirken www.viventotextile.com ibaresinin davalı taraf adına alan adı olarak davacının bilgisi dahilinde 2005 yılında kaydedildiği ve kullanıldığı, “...” ibareli broşür ve etiketlerin basım ücretinin yine taraflarca karşılandığı, “...” markasının davacı tarafından daha önce tescil ettirilmesinin, öncelik hakkının taraflarca paylaşıldığı gerçeğini değiştirmeyeceği, tarafların her ikisinin de tescile ve davaya konu "..." ibaresi üzerinde hak sahibi oldukları, "..." ibareli ilk marka tescilleri davacı ... adına oluşturulmuş ise de 2003 yılından itibaren tarafların davaya konu ibarenin markalaşması ve kullanımını birlikte gerçekleştirdikleri, her iki tarafın da markayı bir fiil kullandıkları ve birbirlerinin kullanmalarına müsaade ettikleri, bu durumda davalı birleşen dosya davalısı ... ve davalı ... Ltd. Şti.'nin bu markayı kullanmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği, bu davalıların 25. sınıftaki tescillerine dayalı olarak davacının kullanımlarının tescilsiz olduğu ve kendi marka tescilleri kapsamında 25. sınıf olduğundan bahisle tecavüz ve haksız rekabet iddiasında bulunmalarının, davaya konu markanın 25. sınıfta uzun yıllar ... tarafından da kullanıldığı ve buna rıza gösterildiği gerçeği karşısında dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği; hükümsüzlüğü talep olunan markaya gelince, hak sahipliğine yönelik değerlendirmeler dikkate alındığında davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen ████████ E. sayılı markaya tecavüz davalarının reddine, birleşen ████████ E. sayılı davanın kısmen kabulüne, ██████████ "..." ibareli markanın davalı ... adına olan kaydının terkini ile dosya tarafları ... ve ... adlarına hükmen tesciline karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 31.12.2004 başvuru tarihli ██████████ sayılı “...” markasının ... adına 24., 26., 27. sınıflarda 22.01.2007 tarihinde tescil edildiği, 22.12.2006 başvuru tarihli, ██████████ “... ...” markasının ... adına 25. sınıfta 25.12.2007 tarihinde tescil edildiği, yenilenmediğinden 2016 yılında müddet olduğu, 24.07.2018 başvuru tarihli, ██████████ "...” markasının ... adına 25. ve 35. sınıflarda 15.01.2019 tarihinde tescil edildiği, ... tarafından diğer davalı ... Konfeksiyon Ltd. Şti.'ne 20.01.2019 tarihli adi yazılı marka lisans sözleşmesi ile markanın kullanım hakkının verildiği, davacı ...'nın 06.01.2003 tarihinde işe başladığı ve ticaret unvanının “...” olduğu, unvanın 09.11.2004 tarihinde tescil edildiği, tarafların ticaretini yaptıkları "..." markalı kadın giyim ürünlerinin asıl davalı tarafça üretiminin yapıldığı, asıl davacının ise bu ürünleri işletmesinde satışa arz ettiği, davalıya fason üretim yaptırıldığı ve asıl davacının davalının bayisi olduğu iddialarının ispatlanamadığı, 2003 yılından itibaren asıl davacı ...'nın “... TEKSTİL - ...” isimli işletmesinde "..." markalı kadın giyim ürünlerini satışa sunduğu, bu şekilde markayı 35. sınıfta işletme adı olarak tescilsiz kullanmaya başladığı, davalı ...'nın ise aynı markayı 2003 yılından itibaren 25. sınıf emtia sınıfında tescilsiz kullanmaya başladığı, taraflar arasında bu tarihten itibaren ticari ilişki bulunduğu, birbirlerinin kullanımından haberdar oldukları, asıl davacının 31.12.2004 başvuru tarihli ve ██████████ “...” markasının 24., 26., 27. sınıfta tescilli olduğu, ██████████ “... ...” markasının ... adına 25. sınıfta tescilli olduğu, asıl davacının ... markasını tescilsiz ve ██████████ başvuru no.’lu markanın tescilli olduğu süre ve 22.12.2016 tarihinde müddet olmasından sonra da kullanmaya devam ettiği, dava konusu “...” markasının 2003 yılından bu yana taraflarca birbirlerinden haberdar bir biçimde uzun süredir tescilsiz ve tescilli markalara dayalı olarak kullanıldığı, tarafların birbirlerinin marka kullanımlarını bildikleri halde sessiz kaldıkları, markayı birlikte kullandıkları ve her iki tarafın sektörde barışçıl şekilde birlikte faaliyet gösterdiği, bunca yıl sonra markaya tecavüz ve haksız rekabette bulunduklarını ileri sürerek dava açmaları hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğinden asıl ve birleşen davalarda markaya tecavüz, haksız rekabet, tazminat taleplerinin yerinde olmadığı, birleşen ████████ E. sayılı davada ileri sürülen hükümsüzlük talebine gelince, davacı ...'nın 2004 /45423 "..." ve ██████████ "... ..." ibareli markalara dayalı olarak davalının ██████████ "..." markasının, gerçek hak sahipliği iltibas ve kötüniyetli tescili sebebiyle hükümsüzlüğünü talep ettiği, markaların esas unsurunu teşkil eden "..." ibaresi üzerinde 25. sınıfta davalı ...'nın da tescilsiz kullanıma dayalı hak sahipliğinin bulunduğu, davacı ...'nın “... TEKSTİL - ...” isimli işletmesinde ... markalı kadın giyim ürünlerini satışa sunduğu, bu şekilde markayı 35. sınıfta işletme adı olarak tescilsiz kullanmaya başladığı, ██████████ “... ...” markasını 25. sınıfta markanın tescilli olduğu süre ve 22.12.2016 tarihinde müddet olmasından sonra da kullanmaya devam ettiği dikkate alındığında davacının da tescilsiz ve tescilli olarak önceye dayalı hak sahipliğinin bulunduğu, her iki tarafın 2003 yılından itibaren tescilsiz kullanımla hak sahibi oldukları, "..." "... ..." markaları ile "..." işaretleri arasında yüksek benzerlik olduğu, ... markasını 2004/ 45423 tescil numarası ile 24., 26., 27. sınıfta ilk kez davacının tescil ettirdiği, her ne kadar tescil sınıfında 25. sınıf giysi emtiası bulunmuyorsa da tescil kapsamındaki 24. sınıfta kumaş emtiası yönünden davalının 25. sınıftaki tescili ile birbirini tamamlayan ham madde - mamul ilişkisi bulunduğu, ayrıca davacı adına 25. sınıfta tescilli ██████████ “... ...” markası 22.12.2016 tarihinde müddet olmuş ise de hükümsüzlüğü talep olunan ██████████ “...” markasının 24.07.2018 başvuru tarihli olduğu, SMK'nın 6/8 hükmü gereği, tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde başvuru yapıldığı, bu nedenle davacının dayanak markaları ile hükümsüzlük konusu davalı markasının tescilli olduğu 25. ve 35. sınıf mal ve hizmetleri yönünden sınıfsal benzerliğin söz konusu olduğu, davacı markalarının daha önceki bir tarihte tescil edildiği, taraf markalarının aynı/benzer hizmet sınıfında tescilli olduğu dikkate alındığında, markaların tescilinde teklik ve öncelik ilkesi karşısında davacı tarafın ██████████ tescil numaralı "..." markasının varlığına rağmen bu marka ile iltibas teşkil eden davalı markasının tesciline karar verilemeyeceği, aksinin kabulünün, SMK'nın tescilde öncelik ve teklik ilkesine aykırılık olacağı, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, İlk Derece Mahkemesince markanın dosya tarafları adlarına hükmen tescilinin doğru olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin isitnaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, asıl ve birleşen ████████ E. sayılı davanın reddine, birleşen ████████ sayılı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, birleşen ████████ E. sayılı dosyada davacılar vekili/birleşen ████████ E. sayılı dosyada davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeAsıl ve birleşen ████████ E. sayılı dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i taleplerine, birleşen ████████ E. sayılı dava ise marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, birleşen ████████ E. sayılı dosyada davacılar vekili/ birleşen ████████ E. sayılı dosyada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 12.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.