Anahtar kelimeler: Çocuksuz Varislerinden Annesi Ölen Oğlu Açılacak Bakırköy Nun Vekil Biri

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, █████████ KararHÜKÜM
: Esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle asıl ve birleşen davaların reddiİLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 10. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVA1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin annesi ...'nun çocuksuz ölen ...'in varislerinden biri olduğunu, ...'nun 10.10.1989 tarihinde davalıyı oğlu ... aleyhinde açılacak davalar için vekil tayin ettiğini, davalının ...'nun vekili sıfatıyla oğlu ... aleyhinde Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesindeki davaya müdahale ettiğini, davalının 20.12.1989 günü feragatle sonuçlandığını, ...'nun davanın karara çıktığı 20.12.1989 tarihinde vekili Avukat ...'ı yani davalıyı vekaletinden azlettiğini, ...'nun mirasçısı olan beş kardeşten üçü olan ..., ... ve ... ...'nun 16.05.1997 tarihinde davalıya anneleri ...'na vasi-kayyum tayin ettirmek amacıyla vekaletname verdiklerini, davacının vesayet davasını 20.05.1997 tarihinde açtığını, bu arada ..., ... ve ... arasında çıkan anlaşmazlıklar sonucu ... ...'nun 26.05.1997 tarihinde annesine ilişkin vesayet davasının kendi adına takibi için ... Barosu avukatlarından ... ile ...'a yeniden ve hemen 10 gün sonra vekaletname verdiğini, böylelikle 16.05.1997 tarihinde davalıya verilen vekaletnamenin işlevsiz kaldığını, ... ...'nun bu arada hacir altına alınmış olan anne adına vesayeten ve kendi adına asaleten Avukat ... vekaleti ile diğer kardeş ... aleyhine tapu iptali davası açtığını, bu nedenle davalı ... ve vasi ... ... ile diğer kardeşlerinin █████████-952 sayılı vesayetin iptali davasında karşı karşıya geldiklerini, vasi davalının ... ... vekili olarak hareket ettiğini, davalının müvekkilleri ... ve ...'dan vekalet ücreti talep ettiği davanın bu olduğunu, bu arada ...'nun 09.04.2002 tarihinde dul ve çocuklu olarak öldüğünü, davalı ...'ın murisin ölümünden sonra girdiği ilk duruşmada ... ...'na ait vekaletnameyi sunduğunu, davalının bu davada 23.05.2002 tarihi itibariyle müvekkilinin vekili olmadığını, davalı ...'ın bu davada sadece ... ...'nun vekili olarak bulunduğunu, kalan varislerin ise Avukat ... tarafından temsil edildiğinin Bursa 1. Sulh Hukuk Mahkemesine verilen ...'ın da imzasını taşıyan 21.05.2003 tarihli dilekçe ile de sabit olduğunu, davalının 08.04.2005 günlü temyiz dilekçesinde ... ... vekili olarak vekilliğini sürdürdüğünü belirttiği, bütün bu aşamada açıkça görüleceği üzere davalının hiçbir aşamada müvekkillerinin bu davada vekili olmadığını ancak davalının avukatlık ücreti alacağına istinaden düzenlendiği belirtilen senede istinaden müvekkili hakkında ... . İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattığını, davalının dayandığı protokoldeki ifadelerin doğru olmadığını, protokolün düzenlenme tarihinin bulunmadığını, müvekkilleri ... ve ...'nun .... Noterliğinden gönderilen 10.07.2006 tarihli azilname ile davalıyı azlettiklerini, azilden bu yana yaklaşık 3 yıl geçtiğini, azlettikleri bir kimse ile yaklaşık 3 yıl sonra sözleşmesi olmayan bir vekalet ücreti talebi için hiç kimsenin 400.000,00 TL tutarında senet imzalamayacağını, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu davanın sahtecilik sonucu bedelsizliği doğuran ve hile ile düzenlenmiş bulunan senede dayandığını ileri sürerek alacaklısının davalı, borçlusunun da müvekkili davacı olduğu 11.01.2008 günü düzenlenen 30.05.2008 vadeli, 400.000,00 TL bedelli sahtecilik ve hile ile oluşturulan senedin borçlusu bulunmadıklarının tespiti ile senedin bedelsizliği sonucu ferileri ile birlikte iptaline karar verilmesini talep etmiştir.2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davanın davacısı ile kardeş olduklarını belirterek aynı gerekçelerle alacaklısının davalı ..., borçlusunun da müvekkili ... olan 11.01.2008 tarihinde düzenlenen, 30.05.2008 vadeli, 400.000,00 TL bedelli sahtecilik ve hile ile oluşturulan senet nedeniyle müvekkilinin borçlu bulunmadığınının tespiti ile senedin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPAsıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının ve kardeşlerinin ortak murisi olan anneleri ...'nun müvekkili Avukat ...'ın talebi ile hacir altına alındığını ve çocuklarından ... ...'nun vasi olarak atandığını, ... adlı kişinin 08.05.1997 tarihinde vefat ettiğini, aralarında davacının annesi de olan bir takım kişilere miras kaldığını, bu veraset ilamının da müvekkili tarafından 08.07.1997 tarihinde alındığını, talep üzerine murisin mal varlığına mahkemece el atıldığını, davanın İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin ███████ Tereke sayılı dosyası kanalıyla yürüdüğünü, Bursa'da bulunan bir takım kişilerin kendilerinin de ...'ın anne tarafından mirasçısı oldukları iddiaları ile müvekkilleri tarafından alınan veraset ilamının iptali amacıyla 26.11.1997 tarihinde dava açtıklarını, bu davanın 2006 yılında aralarında davacının da bulunduğu müvekkili lehine sonuçlandığını, müvekkili davalının, bu davalara davacının ve kardeşlerinin ortak murisi olan anneleri adına vekil olarak katıldığını, annelerinin ölümünden sonra da müvekkilinin davacı ve kardeşlerinin vekilliğini tereke mahkemesi elini çekip miras payedilene kadar yaptığını, Bursa'da yürüyen ve 9 yıl süren dava süresi içerisinde ... ailesinin müvekkilinin de muvafakati ile Avukat ...'a da vekalet verdiğini, davanın bitimine yaklaşık 2 yıl kala şu anda da davacının vekilliğini yapan Avukat ...'ın da müvekkilinin bilgi ve rızası alınmaksızın vekaletname düzenlediğini, miras paylaşımına kadar her üç avukatın davacı ve kardeşlerinin vekilliklerini birlikte yürüttüklerini, davacı ve kardeşlerinin annelerinin yüklü miktarda miras bıraktığı öğrenildikten sonra müvekkilinden hukuki yardım talebinde bulunulduğunu ve avukatlık ücreti konusunda uzlaşmaya varıldığını, belirtilen davalar bittikten ve tereke mahkemesi el çektikten sonra davacı da dahil olmak üzere 5 kardeşe tüm vergiler çıktıktan sonra kişi başı 2.300.000,00 TL nakit para, çok değerli gayrimenkuller kaldığını ancak davacı ve kardeşlerinin davalı müvekkiline anlaşmalarına aykırı olarak çok cüzi miktarda avukatlık ücreti ödeme girişiminde bulunduklarını, bu aşamada müvekkili ile ... aile fertleri arasında avukatlık ücreti ve miktarı yönünden uyuşmazlık çıktığını, araya giren ortak tanıkların katkıları sonucu avukatlık ücreti miktarı yönünden uzlaşmaya varıldığını, bu aşamada davacının kendisi ve mirasçı kardeşleri ... ve ... tarafından tanzim ve keşide edilerek imzalanmış 3 adet senedi müvekkiline getirdiğini, imzaların kardeşlere ait olduğunu tespit eden müvekkilinin davacı ... ile protokol başlıklı 5 maddeden ibaret belgeyi tanzim ve imza altına aldığını, müvekkilinin senetlerin vadesi dolmasına rağmen hiçbir ödeme yapılmaması üzerine davacı aleyhinde ... . İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus takip başlattığını, bunun üzerine davacının senetteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesinde █████████ E. sayılı davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ..., ..., ...'nun İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptıkları şikayet ile sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik, resmi belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanmak suçlarından kamu davası açıldığı, verilen beraat kararının müdahillerin temyizi ile Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 05.05.2014 tarihli kararıyla bozulduğu, yeniden yapılan yargılamada senet üzerinde yeniden inceleme yapıldığı, bu konuda ...'nın 01.10.2015 tarihli, ████████ sayılı uzmanlık raporu alındığı, raporda senet üzerindeki imzaların başka belgelerden transfer edildiğine dair herhangi bir bulguya rastlanılmadığına ilişkin tespit yapıldığı, bu kapsamda mahkemenin delil yetersizliği ile sanığın beraatine 05.11.2015 tarihinde karar verdiği, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 01.06.2016 tarihli kararıyla hükmün onandığı, kararın 28.06.2016 tarihinde kesinleştiği, takip konusu bononun avukat vekalet ücretine istinaden düzenlediğine yönelik iddianın davalı vekil tarafından da kabul edildiği, kambiyo senedinin davacılar ile davacıların murisi ...'na verdiği vekalet hizmeti gereğince verildiğini beyan edildiği, senet metni üzerine de "Av.Ücr." ibaresinin bulunduğu, davaya konu senetlerdeki imzaların davacılara ait olduğu, senetlerin davalı tarafından hile ile elde edildiği yönünde dosyaya herhangi bir delil sunulamadığı, davacıların azil nedeninin somut olarak belirtilmediği, davalının vekalet kapsamında takip edilen işlerin ücret tespitinin değerlendirilmesi gerektiği, zira haklı azil olduğu kabul edilmiş olsa bile azilden önce dosyaların kesinleştiği, bu durumda haklı azil halinde dosyalar kesinleştiğinden ücret istenemeyeceği, senetlerde belirtilen avukatlık ücretinin karşı tarafa sağlanan hak ve menfaatle, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164/4 hükmü uyarınca orantılı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine, takip konusu alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında tazminatın davacılardan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından davacılar aleyhine yapılan icra takiplerine konu bonolardaki imzaların davacılara ait olduğu, davacıların gerek sahtelik gerekse senetlerin bedelsizliğini ispatlayamadıkları, sonuç olarak asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak davalının başlattığı icra takiplerinin tarihlerinin 2008 yılında olması nedeniyle 6352 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'na (İİK) eklenen geçici 10. madde uyarınca talep edilen tazminatın %40 oranında hükmedilmesi gerekirken %20 oranında hükmedilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle asıl davanın davacısı ve birleşen davanın davacısının istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davanın davalısının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine, takip konusu alacak üzerinden hesaplanacak %40 oranında tazminatın asıl ve birleşen davanın davacılarından ayrı ayrı alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada dava davacı vekillerince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeAsıl ve birleşen dava, davacıların keşidecisi olduğu ... . İcra Müdürlüğünün █████████-9833 E. sayılı dosyalarında takibe konu edilen kambiyo senetlerinden dolayı borçlu olmadıklarının tespiti talebine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 21.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.