Anahtar kelimeler: Zmm Limitli Öyle Aracına Aracında Eylemden Çarpması Araca Poliçe Tutar

T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinin incelenmesinde; Davalıların İcra Müdürlüğü’ne yapmış olduğu itiraz haksız ve kötü niyetli olduğunu, öyle ki davalıya ait ...plakalı aracın müvekkiline ait... plakalı araca 30.05.2022 tarihinde aracına çarpması sonucunda müvekkili araçta hasar meydana geldiğini, bu kaza neticesinde müvekkilinin aracında 46.045,24TL hasar meydana geldiğini, ZMM poliçe teminatının kaza tarihinde 50.000.TL limitli olması nedeniyle davalı ... Şirketi olan... Genel Müdürlüğüne değer kaybı tazminatı için müracaat edildiğini, poliçe teminatından kalan tutar olan 3.955.00.TL'nin tahsil edildiğini, ancak kaza sonucunda müvekkilinin aracında reel olarak kalan bakiye değer kaybı tazminat alacağı 21.045.00TL olduğunu, müvekkilinin kalan bakiye değer kaybı tazminatının tahsili için davalı hakkında yukarda belirtilen icra dairesinden ilamsız icra takibi başlatmak durumunda kaldığını, davalıların mezkur icara takibine haksız ve kötü niyetli itirazları neticesinde yukarıda belirttiğimiz tarihte öğrenilmesi üzerine aynı gün ara bulucu müracaatı yapılmış ancak davalı yanla uzlaşama sağlanamaması sebebiyle bu davayı açma gereği hasıl olduğunu açıklanan ve Mahkemenizce re’ sen dikkate alınacak tüm nedenlerle: davalılardan müştereken ve müteselsilen olmak üzere, davalarının kabulüne, İtirazın iptaline ve takibin devamına asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına ve kaza tarihi itibari ile yasal faize hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ...Genel Müdürlüğü vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle: ... Genel Müdürlüğü, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı bir kamu kurumu olduğunu, idaremiz 5393 sayılı Belediye Kanununun 15/f ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7/f ile 7/p maddeleri gereğince İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde lastik tekerlekli toplu taşıma hizmeti görevini yerine getirmekte olup, ticari hiçbir faaliyeti bulunmadığı gibi tacir sıfatı da bulunmadığını, ... Genel Müdürlüğü,... Türk Anonim Şirketi İmtiyazı ile Tesisatın Alınmasına Dair Anlaşmanın Onayı ve Bu Kuruluşun İşletilmesi Hakkındaki █████/1943 tarih ve... sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile...etinin Satın Alınmasının ve Devrine Dair █████/1947 tarih ve... Sayılı Kanunun 6 ncı maddesi hükümleri gereğince kurulmuş, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı “katma bütçeli” bir kamu kurumu olduğunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15/f maddesinde Toplu taşıma yapmak; bu amaçla otobüs, deniz ve su ulaşım araçları, tünel, raylı sistem dâhil her türlü toplu taşıma sistemlerini kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek' hükmünün yer aldığını, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7/f maddesinde “Büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak, kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek.' hükmü ve 7/p maddesinde “Büyükşehir içindeki toplu taşıma hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek, büyükşehir sınırları içindeki kara ve denizde taksi ve servis araçları dahil toplu taşıma araçlarına ruhsat vermek.' hükmü yer almakta olup; İdaremiz, bahse konu kanun hükümleri ile verilen görev, yetki ve sorumlulukları uyarınca İzmir Büyükşehir Belediyesi mülki sınırları içinde toplu taşımacılık hizmetini yürütmekte olduğunu,... Genel Müdürlüğü'nün görevi, başta 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Belediye Kanunu olmak üzere bir kamu hizmeti olan toplu taşıma hizmetini yerine getirmektir. İdaremiz kanunla kurulmuş bir kamu kurumudur ve tacir sıfatı bulunmadığını, ayrıca dava konusu olay haksız fiil niteliğinde olup, Türk Borçlar Kanunu ve Karayolları Trafik Kanunu'nda düzenlendiğini, dolayısıyla davanın sebebinin Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmediğinden ve İdaremizin tacir sıfatı bulunmadığından, Asliye Ticaret Mahkemesinin uyuşmazlığın giderilmesinde görevli mahkeme olması mümkün olmadığını, davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olup, görev itirazında bulunduklarını, idarelerinin ve İdareleri Araç Sürücüsünün Trafik Kazasının Oluşumunda Bir Kusuru Bulunmadığını, davaya konu trafik kazasının, İdaremize ait ... plakalı aracın davacıya ait ...plakalı araca çarpması neticesinde meydana geldiği iddia edilmekte ise de; İdarelerine ait araçların bakımları periyodik olarak yapılmakta olup, İdaremiz şoförleri sürekli ve düzenli olarak psiko-teknik testler ile sağlık kontrollerinden geçirildiğini, idarelerine ait otobüsü kullanan sürücü, trafik kurallarına uymasına, tüm dikkat ve özeni göstermesine rağmen davaya konu kazaya engel olamamıştır. Şöyle ki; █████/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde düzenlenen Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağında, İdaremize ait... plakalı aracı kullanan...R'in Karayolları Trafik Kanunu'nun 56/1-c maddesindeki “Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar.” kuralını ihlal ettiği iddia edilmiş ise de, İdareleri araç sürücüsünün seyir halinde iken takip mesafesi ve hız kurallarının tamamına uygun hareket ettiğini, ancak davacıya ait aracı kullanan sürücünün, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 56/1-d maddesinde düzenlenen “Sürücülerin; araçlarını zorunlu bir neden olmadıkça, diğer araçların ilerleyişine engel olacak şekilde veya işaretle belirtilen hız sınırının çok altında sürmeleri, güvenlik nedeni veya verilen herhangi bir talimata uyulması dışında, başkalarını rahatsız edecek veya tehlikeye sokacak şekilde gereksiz ani yavaşlamaları yasaktır” kuralını ihlal ederek davaya konu kazanın oluşumuna neden olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ve █████/2016 tarihli kararında “..Trafik kaza tespit tutanağının, aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belge oluşu ve her zaman aksini ispatın mümkün oluşu, davalı araç maliki ve sürücüsünün kazanın oluşuna dair bilgi sahibi olduğunu iddia ettiği tanıklarının da yer aldığı tanık listesini 03.11.2011 tarihli dilekçesiyle sunduğu, davalı yanın kazanın oluşuna dair olarak keşif yapılıp tanıkları dinlenmek suretiyle kusur tespiti yapılması talebinde bulunduğu, adil yargılama ilkesinin gereği olarak tarafların tüm iddia ve savunmalarının usulünce değerlendirilmesindeki zorunluluk gözetildiğinde; keşif yapılmadan ve davalı tanıkları dinlenilmeden kusur tespiti yapılmasının yerinde olmadığı görülmektedir.”denilmekte olduğunu, davacı tarafın , davaya konu trafik kazası nedeniyle aracında 46.045,24 TL hasar meydana geldiğini, ZMMS poliçesi teminatının 50.000 TL limitli olması nedeniyle, İdaremize ait aracın ZMMS poliçesini düzenleyen... A.Ş.'den değer kaybı tazminatı olarak 3.955 TL tahsil edebildiklerini ve 21.045 TL bakiye değer kaybı tazminatı alacaklarının bulunduğunu iddia etmekte ise de; Davaya konu trafik kazasının oluşumunda idarelerinin ve idarelerine ait araç sürücüsünün bir kusuru bulunmamakla birlikte, davacıya ait araçta oluştuğu iddia olunan 46.045,24 TL'lik hasarı ve söz konusu aracın değer kaybına uğradığını kabul etmek mümkün olmadığını, dava dilekçesinde kazaya karışan araca ait marka, model, teknik donanım veya hasarına ilişkin herhangi bir somut bilgi bulunmadığını, davacıya ait hasara uğradığı iddia edilen aracın tamirinin yetkili serviste yapıldığı takdirde herhangi bir değer kaybı oluşmasının mümkün olmadığını, davacıya ait araçta sistemli bir çalışma ile tamirat yapıldığı takdirde değer kaybı oluşmayacağının kabulünün gerekeceğini, idarelerinin taraf bulunduğu İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... E. sayılı dosyasına sunulu █████/2014 tarihli Bilirkişi Kurulu raporunda: “... kaza nedeniyle sadece sol arka çamurluğu yeni parça ile değiştirildiği için değer kaybı söz konusu olamaz. Bilakis araç çamurluğunun yenilenmesi nedeniyle bir kazanç olduğunu, araç üzerinde komple veya *450'si gibi bir boya yenilenmesi vs. durumu yok sadece lokal arka sol çamurluğun boyanması sebebiyle değer kaybı olamaz. Hasarlı ve yedek parçaların kıymet ve onarım bedeli makul bir değerdir...” denildiğini, İzmir... Asliye Hukuk Mahkemesince söz konusu rapor hükme esas alınarak █████/12014 tarihli ve...Karar sayılı kararla değer kaybı olmadığı yönünde karar verildiğini, bu nedenle araçta hasar gören parçaların yenilenmesi durumunda değer kaybı bir yana değerinde artış olması bile muhtemel bulunmadığını, kaldı ki davacı taraf, aracının onarımına, tamiratı yapılan veya değişen parçalara ilişkin herhangi bir bilgi, belge sunmamış olup, dava dilekçesindeki açıklamalardan aracın tamir edilip edilmediği dahi anlaşılamadığını, davacının değer kaybı tazminatı bedeli talebi varsayımlara dayalı olup henüz davacının katlanmadığı bir zarar meydana gelmemişken zararın doğmuş gibi talep edilmesi kabul edilemeyeceğini, değer kaybı bedelinin, idaremiz aracına ait zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında karşılanıp karşılanmadığının araştırılması gerektiğini, her ne kadar davacı taraf, dava konusu kaza sonucu aracında değer kaybı olduğunu, değer kaybı zararından İdarelerinin sorumlu olduğunu iddia etmiş ise de, değer kaybı bedelinin İdaremiz aracının zorunlu mali trafik sigortasından tahsil edilip edilmediğinin tespit edilerek mükerrer ödeme yapılmasının önüne geçilmesi gerektiğini, Buna göre öncelikle değer kaybı bedelinin İdareleri aracına ait zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında tahsil edilip edilmediğinin, Tahsil edilmiş ise, zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında davacı tarafından ne kadar bedel tahsil edildiğinin araştırılmasını talep ettiklerini, davacının likit bir alacağı bulunmadığından icra inkar tazminatı istenmesi mümkün olmadığını, davacı tarafın, davaya konu icra takibine idaremiz tarafından haksız ve kötü niyetle itiraz edildiğinden bahisle icra inkar tazminatı talep etmişse de; davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafça talep edilen alacak “likit (tutarı belli, bilinebilir)” alacak olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebi haksız, dayanaksız ve hukuka aykırıdır. Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ██████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararında da, “... Dava, rücuen tazminat alacağına dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.Davalının sorumlu tutulacağı alacak miktarları likit (belirli, muaccel) olmayıp, alacak miktarlarının tespiti yargılama yapılmasını gerektirdiğinden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken...” denildiğini, Davacı tarafın 21.045 TL bakiye değer kaybı alacağını davaya konu etmiş ise de; İzmir... İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı icra takip dosyasında talep olunan değer kaybı alacağının yanı sıra “3.360 TL ilam vekalet ücreti' de takibe konu edildiğini,. İdarelerinin böyle bir ilam vekalet ücreti borcu bulunmadığından, dayanağı belli olmayan ve hukuka aykırı olarak talep edilen işbu alacak kalemini de kabul etmediklerini, Haksız, dayanaksız ve hukuka aykırı olan davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.İhbar Olunan... Anonim Şirket vekilinin mahkememize sunmuş olduğu beyan dilekçesinde özetle:2918 sayılı KTK’nun 109.maddesinde zamanaşımı süresi; “Motorlu araç kazalarından doğan zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zarar ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre tazminat talepleri için de geçerlidir." şeklinde düzenlendiğini, davaya konu kaza tarihi tarihi olup kaza tarihi itibari ile de müvekkili şirketin kazaya karışan aracın sigortalısı olduğu belli olduğunu, bu durumda davacının tazminat yükümlüsünü öğrendikleri tarihi 30.05.2022 olup 2 yıllık zamanaşımı süresi 30.05.2024 de dolduğunu, arabuluculuğa başvuru yapılmaksız tarafımıza davanın ihbarının yapılmasının hatalı olduğunu, huzurdaki dosyada arabuluculuğa başvurmadan dava tarafımıza ihbar edilmiş olması nedeni ile dava şartı yokluğundan red kararı verilmesi gerektiğini, görülmekte olan davanın konusunun; 30.05.2022 tarihinde davacının maliki olduğu ... plakalı araç ve müvekkili şirkette 08.01.2022 başlangıç ve 08.01.2023 bitiş tarihli ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ( ZMMS ) ile sigortalı ...plakalı aracın çarpmasına neticesinde meydana geldiği iddia edilen zarara ilişkin İzmir ... İcra Dairesi müd....E.dosyasına istinaden itirazın iptali davası olduğunu, öncelikle Karayolları Trafik Kanunu 91. Madde gereği ve aynı kanunun 85. Maddesinde düzenlenen işletenin sorumluluğunu mevzuat ve genel şartlar çerçevesinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası poliçesini düzenleyen müvekkili şirketin sigortalı aracın işletilmesinden dolayı üçüncü şahısların uğradığı zararları tazminle mükellef olduğu araç başına teminat limitinin de 50.000,00 TL olduğunu beyan ettiklerini, davacının aracındaki hasar kasko firması olan ak sigorta a.ş. tarafından giderilmiş olduğundan, müvekkil şirket █████/2022 tarihinde 46.045,00-TL rücu ödemesi yapıldığını, işbu ödemenin poliçe limitinde değerlendirilmesi gerektiğini, dosya incelendiğinde görüldüğünü, başvuru sahibinin talebi haksız ve mesnetsizdir zira; müvekkil şirkete yapılan başvuru üzerine... Nolu dosya açılmış olup şirket tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesi neticesinde müvekkil şirket tarafından; hasar için davacı ...A.Ş. firmasına rücu ödemesi yapılması neticesinde değer kaybı için kalan poliçe teminatı olan 3.955,00 TL davacı vekiline █████/2022 tarihinde ödendiğini, poliçe limiti tükettiğini, müvekkilinin sorumluluğundaki borç, sigortacılık mevzuatı gereği eksiksiz olarak ödendiğinden üzerine düşen edimi ifa eden müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu kalmadığını, işbu sebeple talebin reddinin gerekmekte olduğunu, müvekkili şirket söz konusu davada ihbar olunan olduğunu ve aleyhine hüküm kurulmaması gerektiğini beyan ile davayı kabul anlamına gelememek kaydı ile her halukarda müvekkil şirketin hak kaybına uğramaması adına sayın mahkemenizden taleplerinin kusur incelemesi yapılması gerektiğini, değer kaybı yönünden itirazlarının davacının talebini kabul anlamina gelmemek kaydi ile belirtmek isteriz ki, her halükarda başvurucu tarafindan Anayasa Mahkemesi'nin iptal karari doğrultusunda hesaplama yapilmasi yani Aracın marka - model ve hasar durumu göz önünde bulundurulduğunda reel kaybın belirlenmesi gerektiğini, ayrıca geriye dönük hasar kayıtlarının başvurandan celbini talep ettiklerini, başvurucuya ait aracın geriye dönük hasar kayıtlarının başvurandan celbini talep ettiğini, araçta hasarlı bölgelerin önceki tarihli kazalarda hasar almış olması durumunda, mükerrer değer kaybı oluşturmayacağından bu hususun mahkemenizce tetkik edilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkili şirket başvuruya konu kaza sonucunda yürürlükte bulunan yasa ve mevzuatlara ve objektif kriterlere uygun olarak tazminatın ödenmiş olması nedeni ile bakiye herhangi bir zararının kabulü mümkün olmadığını beyan etmekle birlikte sayın mahkemeniz aksi kanaate ise; bakiye poliçe limitinin dikkate alınarak de müvekkil şirketin başvuru öncesi ödemiş olduğu tazminatın bilirkişice takdir edilen miktardan karar tarihine dek işlemiş olan faizi ile tenzili gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla Karayolları Trafik Kanunu 99/1 maddesi gereğince müvekkil şirketin sorumluluğu gerekli belgeler ile başvuru tarihinden itibaren 8 iş gün sonunda başlamakta olduğunu, dolayısı ile zarara ilişkin gerekli belgelerin müvekkiline sunulduğu tarihten itibaren 8 iş günü sonunda temerrüt başladığından kaza tarihinden faiz talebi haksız olduğunu, arz ve izah olunan nedenlerle, müvekkil aleyhine hüküm kurulamayacağını beyanla ve poliçe limitinin tükendiği dikkate alınarak davanın reddi ile davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini beyan etmiştir.İhbar olunan... Hizmetleri Ticaret Anonim Şirketi tarafından verilen beyan dilekçesinde özetle ; dava dilekçesinin taraflarına ihbar edildiğini, yasal süresi içinde davaya cevaplarını sunma zaruretinin hasıl olduğunu, Davacı yanın her ne kadar... Genel Müdürlüğü'ne ait... plakalı araç sürücüsü davalı ...'ın kusurlu olduğunu iddia etmişse de; söz konusu kazada otobüs sürücüsünün kusuru bulunmadığını, zira davacıya ait aracın gereksiz ve ani yavaşlaması sonucunda kazanın meydana geldiğini, davalı sürücü tarafından tüm trafik kurallarına riayet edildiğini, kazanın yaşanmaması için gereken tedbir ve önlemler alındığını, tüm bunlara rağmen davacı yanın kusurlu davranışı neticesinde söz konusu kaza meydana geldiğini, her ne kadar kaza tutanağında ... sürücüsü ...'in kusurlu davranışı sonucunda kazanın meydana geldiği belirtilmiş ise de trafik kazası tespit tutanakları kesin delil niteliği taşımadığından, kaza tutanağına dayanılarak kusur tespitinde bulunulması mümkün olmadığını, dolayısıyla kusur tespitine ilişkin mahkemece inceleme yapılarak bilirkişi raporu alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise de tarafların kusur durumu birlikte değerlendirilerek müterafik kusur değerlendirmesi yapılması gerektiğini, Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebileceğini, davalı otobüs sürücüsü trafik kurallarına riayet ederek hareket ettiğini, her türlü tedbiri aldığını ve tüm dikkat ve özeni göstermiş olmasına rağmen davaya konu üzücü kaza meydana geldiğini, sürücüye izafe edilecek bir kusur bulunmadığını, mahkeme aksi kanaatte ise de mütarefik kusur değerlendirmesi yapılması gerekmekte olduğunu, önemle belirtmek isteriz ki hiç kimse kendi kusurundan faydalanamayacağını ve yine dava dilekçesinde hasar miktari ve ve değer kaybı talepleri belirtilmiş ise de davacı tarafından 46.045,24 TL hasar bedelinin talep edilmesi haksız ve kötüniyetli olduğunu, bununla birlikte hasar onarım bedelinin neye göre hesaplandığı hangi kıstasların gön önüne alındığı hususlarında da bir açıklama yapılmadığını, bu yönüyle de davacı tarafın taleplerini kabul etmek mümkün olmadığını, müvekkili .... ve Sağ. Hiz. San. ve Tic. A.ş.'nin sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davalı şoföre izafe edilecek bir kusur bulunsa bile müvekkil şirketin sorumluluğuna gitmek mümkün olmayacağını, zira müvekkili şirket tarafından istihdam edilen davalı sürücü, kaza tarihinde müvekkil şirket ile davalı İzmir Büyükşehir Belediyesi... Genel Müdürlüğü arasındaki hizmet alım sözleşmesine istinaden kadrosu müvekkili şirkette olmak üzere... Genel Müdürlüğü emir ve talimatı altında çalıştığını, müvekkili şirketin,... Genel Müdürlüğü'nde çalışan işçiler üzerinde işin yapılmasına ilişkin olarak emir ve talimat yetkisi bulunmamakta, yapılan işi ve araçları denetlemesi mümkün olmadığını, İş Kanunu anlamında muvazaalı bir işlem gerçekleştiren ve İş Kanunu gereği baştan itibaren işçinin işvereni olarak değerlendirilen bir işverenin rücu hakkına ilişkin olarak öğretide Aydınlı’ya göre, bir kanunun veya kesinleşen bir yargı kararının geçersiz saydığı bir sözleşmeye rücu hakkını dayandırmak hukuken mümkün görünmediğini, yine aynı yazara göre muvazaalı sayılan işlemler mutlak butlan ile batıl olup baştan itibaren hüküm ve sonuç doğurmayacağı gibi muvazaalı olduğu kesinleşen bir işlemin sonradan bir hakka dayanak teşkil etmemesi gerekmekte olduğunu, Bu görüşten hareketle davacı İdarenin hizmet alım sözleşmesine istinaden personel lehine hükmedilen alacaklardan yüklenicinin sorumlu olacağı yönündeki düzenlemeye dayanması hukuken mümkün olmadığını, İşbu hususta benzer bir şekilde “Yeni Borçlar Kanunu Düzenlemeleri Çerçevesinde Asıl İşverenin Müteselsil Sorumluluğunun Niteliği” (Levent AKIN) başlıklı makalede (http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/███████/17563.pdf) “6098 sayılı yeni Borçlar Kanununda, eksik teselsül durumunda iç ilişkiyi düzenleyen ve müteselsil borçlular arasında sorumluluk sıralaması oluşturan hükme yer verilmemiş olması, bundan böyle alt işverenin durumunda önemli bir etki yaratacak gibi görünmekte olduğunu, alt işveren işçilerine karşı müteselsil sorumluluğu olan asıl işveren ile onun alt işvereni arasındaki iç ilişkide sorumluluk, doğrudan alt işverende kalmayacağını, asıl işverenin sorumluluğunun kanundan, alt işverenin sorumluluğunun ise sözleşmeden kaynaklanmış olması da bu durumu değiştirmeyeceğini, yeni yasaya göre işverenler arasındaki zararın paylaşımı, bütün durum ve koşulların, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulacağını, yani şayet iç ilişkide tarafların sorumluluğa neden olan olaydaki kusurları dikkate alınacaksa, alt işveren işçisinin zararını ödemek zorunda kalan asıl işveren, bu zarara katkısı oranında sorumluluğa kendi katlanacaktır. Diğer bir deyişle “bütün durum ve koşullar” ifadesi aksine yorumlanmadığı sürece, alt işverenin sorumluluğunun sözleşmeye dayalı olması, tüm zararın İcra takibi ile talep edilen hasar bedeli ve faizi piyasanın oldukça üstünde olduğunu, davacı yanın iddia ettiği gibi bir zararının olup olmadığı, kusur durumu, aracın tamir masrafları ancak yargılama neticesinde ortaya çıkacağını, dolayısı ile davacı yanın İzmir... icra Müdürlüğü...E. Sayılı takibe yapılan itiraz nedeniyle talep ettiği %20 icra inkar tazminatına hükmetmek hukuken mümkün olmacağını, Zira yargıtay içtihatlarına göre icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit bir alacak olması gerekeceğini, müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı yanın davalı... Genel Müdürlüğü'nden rücu hakkı bulunsa bile müvekkili şirketin sorumluluğuna gitmek mümkün olmayacağını, zira müvekkili şirket tarafından istihdam edilen dava dışı sürücü, kaza tarihinde müvekkili şirket ile davalı İzmir Büyükşehir Belediyesi... Genel Müdürlüğü arasındaki hizmet alım sözleşmesine istinaden kadrosu müvekkili şirkette olmak üzere... Genel Müdürlüğü emir ve talimatı altında çalışmakta olduğunu, müvekkili şirketin,... Genel Müdürlüğü'nde çalışan işçiler üzerinde işin yapılmasına ilişkin olarak emir ve talimat yetkisi bulunmadığını, yapılan işi ve araçları denetlemesi mümkün olmayacağını, kaldı ki davanın konusu İzmir ... İcra Müdürlüğü... E. Sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebi olduğunu, sözkonusu icra takibinde müvekkili... A.Ş. Takibin borçlusu konumunda olmadığını, dolayısı ile itiraz edebilecek taraf sıfatı taşımadığını, kaldırılması istenen itiraz... Genel Müdürlüğü tarafından yapılmış olup;... Genel Müdürlüğü'nce gerçekleştirilien itiraz nedeniyle müvekkil ... A.Ş.'ye yükletilebilecek bir tazminat bulunmadığını, arz ve izah olunan nedenlerle ve sayın mahkemece re'sen dikkate alınacak hususlardan dolayı davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
:Öncelikli olarak dava şartlarından olan görev yönünden uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmış, bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.Yukarıdaki belirilen husus kapsamında somut uyuşmazlığın değerlendirilmesi neticesinde; davalıya ait ... plakalı aracın davacıya ait ... plakalı araca 30.05.2022 tarihinde çarpması sonucunda araçta hasar meydana geldiğini, bu kaza neticesinde müvekkilinin aracında hasar nedeni ile değer kaybı oluştuğu, ZMMS poliçesi haricinde bakiye kalan değer kaybı yönünden davacının davalıya ilamsız takip yolu ile takip talebinde bulunduğu ve takibe yapılan itiraz neticesinde itirazın iptali davası açıldığı, dolayısı ile haksız fiil temelli açılan davada taraflar arasında nispi bir ticari davaya konu olacak bir ilişkinin bulunmadığı, gibi taraflar arası uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesinde düzenlenen şekilde mutlak ticari davaya da sebebiyet vermediği anlaşılarak söz konusu uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemeleri aracılığı ile görülüp sonuçlandırılması gerektiği değerlendirilmekle davanın görevsizlik nedeni ile usulden reddi ile karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,2- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,3- 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bi dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,4- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,Dair davacı vekili ile davalı... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025Katip...¸e-imzaHakim ...¸e-imza