Anahtar kelimeler: Lider Konfeksiyon Söke Türkçe Patent İhdas Tekstil Sınai Pazarlama Tanınmış

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Davanın kabulüİLK DERECE MAHKEMESİ
: Söke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; ... markasının, ... Tekstil Konfeksiyon Sanayi ve Pazarlama A.Ş.'nin lider bir markası olarak 1991 yılında ihdas edilip █████████, █████████, █████████, █████████ sayıları ile Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirildiğini, davalının tanınmış marka statüsünde bulunan, Türkçe herhangi bir anlamı bulunmayan, müvekkilin markasının ününden ve tanınmışlığından yararlanmak için kötüniyetle 25.11.2014 tarihinde ██████████ sayı ile 14., 20., 37. sınıflarda ... markasının tescili için marka müracaatında bulunduğunu, davalının müvekkilin markasının birebir aynısını tescil ettirdiğini, ... ibaresinin Türkçe karşılığı olmayan özgün bir ifade niteliği taşıdığını ileri sürerek davalı adına tescilli bulunan ██████████ sayılı “...” markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu markaların tamamen birbirinden farklı isim, şekil, tasarım ve logoya sahip olduğunu, iki marka arasında görüntü, renk ve şekil olarak yazı karakteri ve benzeri diğer ögeler yönünden hiçbir benzerlik bulunmadığını, davacının markası ile müvekkile ait markanın tamamen farklı mal ve hizmetleri kapsadığını, davacının ticaret markası niteliğindeki markasının 01. ve 07. sınıflarda, hizmet markası niteliğindeki müvekkilinin ... markasının ise 35. sınıf için tescillendiği, söz konusu markalar farklı alanlarda ve emtia/hizmetlerde kullanıldığı için davalı markasının hükümsüzlüğünün istenemeyeceğini, davacının markasını, müvekkili markasının alanında kullanmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 15.02.2022 tarihli ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporuna göre dava konusu markanın İstanbul'da 12 adet şubesinin bulunduğu, tanınmış marka olabilmesi için yeterli şube sayısını sağlamadığı, İstanbul dışında başkaca şubesi bulunmadığından Kanun'un aradığı Türkiye genelinde bilinirliğinin çok az olduğu, davacının markasının tanınmış marka olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, tanınmışlık iddiasının, dava veya karar tarihine göre değil, tescil başvurusunun yapıldığı tarihe göre değerlendirileceği, nitekim hükme esas alınan bilirkişi heyetinin, davalının tescil başvuru tarihi olan 2014 yılından sonraki süreçte (2016 yılında sonra) davacı markasının tanınırlığının azaldığını, rapor tarihinde ise artık tanınmış marka olmadığını, ancak 2016 yılından önce oldukça bilinir bir marka niteliği taşıdığını belirttiği, davacı markası ile dava konusu markanın aynı ve ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.