Anahtar kelimeler: Devralınmış Ayından Markayı Kasım Sınai Yana İzinsiz Markanın Fikri Tescilli

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararKARAR
: Esastan RetİLK DERECE MAHKEMESİ
: İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait işletme davalı tarafça devralınmış ise de müvekkili ile eski eş ... ve davalı ... arasında markanın devrine ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davalı ..., 2019 Kasım ayından bu yana müvekkili adına tescilli markayı izinsiz olarak kullandığından 25.02.2020 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, markanın 2019 Kasım ayından bu yana haksız olan kullanım bedelinin 7 gün içinde ödenmesi, kullanılmaya devam edilmesi durumunda önceki aylardan tahakkuk eden bedelin ödenmesi ile marka hakkının devir alınması durumunda ise kendileri ile görüşme ayarlanarak anlaşma yoluna gidilmesinin ihtar edildiğini, bu ihtarlarına 03.03.2020 tarihli ihtarname ile cevap veren davalı tarafın, "... Pide ve Kebap Salonu" markasının hiçbir zaman görsel ve işitsel olarak işletmesinde kullanılmadığını ve işletmesinde kendi markalarını taşıyan tabelalar kullanıldığını belirttiğini, ancak davalı tarafın bu iddiasının gerçeğe aykırı olup kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili adına tescilli markanın davalı tarafından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 9. ve 61.maddeleri uyarınca haksız olarak kullanıldığını, haksız kullanımın hali hazırda devam ettiğini, dilekçe ekinde sunulu USB bellek içerisinde yer alan fotoğraf görüntüleri ve video kayıtları incelendiğinde davalı tarafın müvekkili adına tescilli markayı işletmesinde kullanarak haksız gelir elde ettiğinin görüleceğini, markanın; davalı tarafın işletmesinin tabelasında, paket servis için kullanılan araçta, web sitesi ekranında yer alan bilgilerde, siparişlerin paketlenmesinde kullanılan kutunun üzerinde, ikram edilen ıslak mendillerin üzerinde, işletmece kesilen hesap faturalarında ve işletmeden sipariş veren müşterilere gönderilen işletmeye veya bayram kutlamalarına ilişkin mesajlarda davalı tarafça haksız olarak kullanıldığının görüleceğini, 05.03.2020 tarihli, 07.03.2020 tarihli ve 08.05.2020 tarihli video kaydında ise müvekkilinin markasının kullanıldığının görüldüğünü, yine işletmenin web sitesinde yer alan yorumlar bölümünde müşteriler tarafından yapılan yorumlar incelendiğinde, davalı tarafın müvekkili adına kayıtlı ve yıllarca müvekkili tarafından işletilen firmanın sahip olduğu müşteri çevresini işbu markayı haksız olarak kullanmak suretiyle elde tuttuğu ve bundan haksız kazanç elde ettiğini, işletmenin müvekkili tarafından işletildiği dönemde aylık cirosu 30.000,00 TL olduğundan, tescilli markanın kullanımının işbu işletmeye aylık 3.000,00 TL değer kattığı kanaatinde olduklarını, dolayısıyla davalı tarafın 2019 Kasım ayından bu aşamada huzurdaki davanın açılmasına kadarki dönemde toplamda 9 ay haksız kullanımı bulunduğundan kendilerine 27.000,00 TL (9*3.000,00TL=27.000,00 TL) ödeme yapması gerektiğini, ayrıca davalı tarafın ihtarnamenin ardından müvekkili adına tescilli markada yer alan "..." kelimesinin ikinci "Ǝ" harfini "E" şeklinde değiştirerek müvekkiline ait markayı yine haksız olarak kullanmaya ve bundan gelir elde etmeye devam ettiğini, bahse konu tek harf değişikliğinin tescili mümkün olmayan bir marka olacağını, dolayısıyla davalı tarafın açıkça kötüniyetli olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla aylık 3.000,00 TL tazminata ve davalı tarafından haksız olarak markanın kullanımının terkinine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu işyerine ilişkin talep hakkının bulunmadığını, işyerinin davacının eşi ile anlaşması sonucu mahkeme kararıyla dava dışı ...'a bırakıldığını, boşanma davası anlaşma protokolü madde 9'da ''Davacının dava konusu iş yeri ile ilgili her hangi bir talebi olmayacaktır.'' hükmü gereği, ayrıca İzmir 17. Aile Mahkemesinin ████████ E. nolu dosya duruşmasında davacının ''pideci dükkanı ile ilgili her türlü hak ve taleplerimden vazgeçiyorum'' beyanı doğrultusunda kesin hüküm ve anlaşma gereği davacının işyerine ilişkin talepte bulunamayacağının açık olduğunu, protokolde ve beyanda herhangi bir hakkın anlaşma dışında bırakılmadığını, işyerinin olan haliyle kullanılan isim dahil dava dışı ...'a ait olduğu ve bu konuda her türlü hak ve taleplerden vazgeçildiğinin açıkça yer aldığını, huzurdaki dava dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı gibi, ahde vefa ve kesin hüküm gereği de davanın reddi gerektiğini, davacının protokol anlaşması gereği yasal olarak devri gerçekleştirme borcu söz konusu olmasına rağmen bu borcu yerine getirmemiş olmasının davayı açmasını haklı kılmaması gerektiğini, davacının tüm haklarından vazgeçtiği işletmenin kapanışını yaptığını, devrini gerçekleştirdiğini, ticari faaliyetini sonlandırdığını, markanın devri konusunda resmi işlemi tamamlamamış olmasının ise talep hakkı vermeyeceğini, herhangi bir marka tecavüzünün söz konusu olmadığını, müvekkili tarafından devrin kullanılan isim dahil olarak anlaşıldığını, ismiyle birlikte devir hakkının kanunen dava dışı ...'a bırakıldığını, müvekkiline devrin de usulünce gerçekleştirildiğini, devralan müvekkilinin, devreden ...'un haklarına sahip olduğunu, müvekkili tarafından eski isim ile devam etmeme, müşterilerin yeni işletme olduğunu anlaması yönündeki iradesinin; yapılan değişikliklerle ve bu değişikliğin tescil edilmesiyle ortaya konduğunu, kaldı ki devir hakkı gereği müvekkilinin isim değişikliğine de mecbur olmadığını, yapılan değişikliklerin kötüniyet olarak yorumlanamayacağını, girişimcinin ticari amaçlı yenilik adımı olduğunu, kullanılan ismin resmi olarak tescil edildiğini, davacının markasından yazı olarak da farklı olduğunu, farklılığın ayırt edilebilir şekilde olduğunu, davacının markaya ilişkin itirazının da kabul edilmediğini, müvekkilinin mecbur olmamasına rağmen kendi markasını oluşturmak için ██████████ başvuru numarası ile "... adresi ... Pide" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, bu ismin kolayca ayırt edilebilecek ölçüde davacının isminden farklı olduğunu, davacının markasının ise "... Pide ve Kebap Salonu" şeklinde olduğunu, ilk bakışta basitçe farklılığın uzmanlığa gerek kalmadan gözüktüğünü, davacının iddia ettiği ismin genel olup marka korumasına tabi olmadığını, davacı için korunması istenebilecek olanın yalnızca davacının kendi adı olabileceğini, belki markanın yazılış şekli ve rengi, logosu olabileceğini, pide ve ... kelimelerinin tek başına tescil edilebilir, ayırt edici özelliğe sahip kelimeler olmadığını, kıyaslandığında ise farklılığın uzmanlık gerektirmeyecek kadar açık olduğunu, "..." isminin müvekkili tarafından kullanılmadığını, müvekkili tarafından kullanılan yazımı ve rengi farklı "... Pide" isminin genel ürün ismi olup korunma kapsamında olmadığını, davacının, protokol ve mahkeme kararı gereği talep hakkı yoksa da ve müvekkili iyiniyetle devralım gerçekleştirmişse de şu an kullanılan ismin her yönüyle ayırt edilebilir özelliğe de sahip olduğunu, hiçbir müşterinin tercihini davacının faaliyette olmayan ismi ile karıştırarak yapmadığını, maddi tazminat talebinin de geçerli gerekçelere dayanmadığını ve talep edilen miktarın fazla olduğunu, davacı tarafından "... Pide" isminin marka değerinin arttırılması, tanınırlık sağlanması, tercih sebebi haline gelmesi için kapanış ile ...'a devirden sonra hiçbir faaliyet ve emek sarf edilmediğini, davacının markasını herhangi bir şekilde aktif kullanmadığını, haksız rekabetin söz konusu olmadığını, davacının dosyaya sunduğu resim video ve benzeri görüntüleri kabul etmediklerini, bu gibi görüntülerin her zaman oluşturulabilir, değiştirilebilir, oynama ve değişiklik yapılabilir olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının boşanma davasındaki anlaşma protokolü kapsamında işletmeye ait aktifler ve pasiflerin beraber devir alındığı, bu devrin içinde markanın da olduğu iddiasının, markanın devri bakımından yerinde bir iddia olmayıp markanın devri için noterden devir sözleşmesi yapılması gerektiğinden bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, davacı adına '... ... Pide ve Kebap Salonu' ibareli markanın 43. sınıfta tescilli olduğu, 20.03.2023 tarihine kadar korumasının devam ettiği, bu tarihten sonra da yenilenmediği için markanın hükümden düştüğü, davalı adına ise '... Adresi ... Pide' ibareli ████████ 74... . ve 43. sınıflarda tescilli markaya davacı tarafça Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde itiraz edildiği, ücreti yatırmadığı için şekli yönden itirazın reddedildiği, davalı adına markanın da koruma kapsamında olduğunun görüldüğü, her iki markada da '...' ibaresinin markanın asli unsurunu oluşturduğu, davacı ve davalıdaki eklerin ise tali nitelikte yardımcı ibareler olduğu, 43. sınıf bakımından da ortak yiyecek ve içecek hizmeti sağlamaya yönelik benzer olduğu, davalının markasının, davacının markası bakımından görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzediği, bu benzerliğin tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, iltibasın gerçekleştiği, davacının markasının başvuru tarihinin ve tescil tarihinin davalı markasına göre daha öncelikli olduğu, dolayısıyla davalının, davacıya ait markaya tecavüzde bulunduğunun 20.03.2023 tarihine kadar tespiti kanaatinin dosyadaki tüm bilgi ve belgeler alınan bilirkişi raporuyla anlaşıldığı gerekçesiyle davacının maddi zarara ilişkin talebinin dosyanın geldiği safahat bakımından ayrı bir dosyaya tefrikine, davacının davasının kısmen kabulüyle, davalı adına tescilli ... nolu "... Adresi ... Pide" ibareli markanın davacı adına tescilli ... ... Pide Salonu ibareli markasına iltibas oluşturduğundan Kasım 2019 yılı ile koruma süresi sona erme tarihi olan 20.03.2023 tarihine kadar tecavüzün tespitine, davacının markasının koruma süresi sona erdiğinden ref'i talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava dışı eşi ile boşanma protokolü imzalayarak pide salonunu eski eşine devrettiği, ancak davacı adına kayıtlı bir marka da bulunmakta olup, bu markaya davalı tarafından tecavüz edilerek haksız menfaat sağlandığı iddiası ile eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça ise; davacının pide salonunu her hakkı ile birlikte -marka da dahil- eski eşine devrettiğini ve kendisinin de ondan devraldığını, dolayısıyla haksız kullanımı olmadığı gibi, kaldı ki kendisine ait tescilli ayrı markasını kullanıp davacının markasını kullanmadığını, davacının ise tescilli markasını kullamaya devam etmediği, davacının bahse konu markasını kullanmadığı, bu davayı açmasının samimi olmadığı ve hukuki yararının olmadığı, yargılama devam ederken de markasını yenilemediğinden marka korumasının sona erdiğini savunduğu, davacı adına tescilli bulunan "... Pide ve Kebap Salonu" markasının 20.03.2013 tarihinden itibaren 10 yıllık koruma sağladığı ve bu sürenin sonunda (yargılama devam ederken) davacı tarafça marka hakkı yenilenmediğinden korumasının sona erdiği, dava tarihi 29.07.2020 olup, dava açıldığı tarihte koruma süresi devam ettiği gibi, davacının bahse konu pide salonunu işletme hakkını devrettiği 16.05.2019 tarihli boşanma protokolü ile markasını kullanmayı bıraktığının kabulü halinde dahi, dava tarihi itibariyle değerlendirme yapılacağından, yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri de gözetildiğinde, davalı tarafça da cevap dilekçesinde boşanma protokolü ve ilgili mahkeme kararı sonrasında davacının kullanımına son verdiği ileri sürüldüğünden, davalı tarafın bu savunmaları uyarınca davanın reddi gerektiği yönündeki itirazlarının yerinde görülmediği, davacı adına tescilli bulunan ve dava tarihi itibariyle halen koruması devam eden "... Pide ve Kebap Salonu" markasının, daha önce davacı tarafça işletilen pide salonunda kullanılmakta iken, boşanma protokolü ile davacı tarafça eski eşine pide salonunun devredildiği, davalının da bahse konu bu işletmeyi davacının eski eşinden devralarak işletmeye başladığı, davacı tarafça, davalının sözkonusu pide salonunda kendisinin markasını kullanarak, bu markaya bağlı olarak davacının sağlamış olduğu müşteri çevresini elinde tuttuğu ve davacının markası ile oluşturduğu güvenden faydalanarak haksız kazanç elde ettiğinin ileri sürüldüğü, mahkemece marka uzmanı bilirkişinin de yer aldığı heyetten kök ve ek rapor alındığı, daha önceki tarihte tescil edilmiş olan davacı markasının "... Pide ve Kebap Salonu" şeklinde olup, davalı tarafça 02.03.2020 tarihindeki (davadan önce ancak davacı ihtarından sonra) aynı sınıfta (yiyecek ve içecek hizmetleri) başvuru ile tescil edilen "... adresi ... PİDE" markasının, kullanım şeklinde "... PİDE" vurgusu ile bütünsel değerlendirme sonucunda davacının markası ile bağlantılı olduğu izlenimi yarattığı, çağrışım oluşturduğu, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davacı ile bu işletme arasında ekonomik ve organik bağ bulunduğu, işletmenin devamı izlenimi yarattığı yönünde görüş bildirildiği, mahkemece de rapor doğrultusunda, davacının sunduğu delillere göre Kasım 2019 tarihinden davacı markasının koruma süresinin sona erdiği tarih olan 20.03.2023 tarihine kadar markaya tecavüzün tespitine dair hüküm tesis edildiği, davacı markasının koruma süresi dolduğundan tecavüzün ref'ine dair talebin ise reddine karar verildiği, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceği anlaşılmakla, bu yöndeki istinaf itirazlarının da yerinde görülmediği, mahkemece, maddi tazminata dayalı talep bakımından davanın tefrik edilmesi usul ekonomisine uygun görülmemiş olmakla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 168. maddesindeki açık hüküm uyarınca bu hususun tek başına karar kaldırma nedeni yapılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i ve maddi tazminat istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.