Anahtar kelimeler: Muzların Muz Ülkeden Soğutucu İnsanı Konteynerın Gemilerle İthalatı İthal Birçok
4. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: 2020/4 11... /268 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; iş insanı olan müvekkilinin birçok farklı ülkeden Türkiye Cumhuriyeti'ne gemilerle muz ithalatı yaptığını, ithal edilen muzların bulunduğu konteynerın muzlarla ilgisi olmayan soğutucu bölümünde 06.10.2014 tarihinde uyuşturucu madde bulunması nedeniyle müvekkili hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan yürütülen ceza yargılamasında verilen beraat kararının 31.12.2015 tarihinde kesinleştiğini, bu iddianın üzerinden yaklaşık 5 yıl geçmesine rağmen davalının imtiyaz sahibi olduğu ...'de 26.02.20 15... .05.2015 tarihinde yapılan haberlerin halen yayında olduğunu, ihtarname tebliğ edilmesine rağmen haberlerin yayından kaldırılmadığını, unutulma hakkının ihlal edildiğini, haberlere halen ulaşılabilir olmasının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu belirterek haberlerin yayından kaldırılması, saldırının önlenmesi ve durdurulması, hukuka aykırılığın tespiti ile 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; adli soruşturmaya konu olan bir olayla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek için dava konusu haberlerin yapıldığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haberlere konu adli olayın güncel olduğu ve toplumun bilgi edinme, basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, toplumsal ilginin bulunduğu, çarpıcı başlık tekniğine uygun olarak yapılan yayınlarda özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı, manevi tazminat isteminin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu haberlerin yapıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 5 yılı aşkın bir sürenin geçtiği gözetildiğinde yayınların güncelliğini yitirdiği, haberlere konu olayın haber tarihinde görünür gerçeğe uygun olduğu anlaşılmış ise de toplumun halen habere ulaşmasının kişi hakkında yanlış algılamaya neden olabileceği, haberin yayında kalmasının topluma sağlayacağı bir katkı ya da üstün bir kamu yararının da bulunmadığı, haberin kolayca ulaşılabilen internet ortamında yayınlanmaya devam etmesinin davacının şeref ve itibarını zedeleyici nitelikte olduğu, davacının “unutulma hakkı”na dayalı talebinin yerinde olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin yayının kaldırılmasına yönelik istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulü ile dava konusu haberlerin yayından kaldırılmasına yönelik talebin kabulüne, haberlerin yayın tarihinde basın ve ifade özgürlüğü kapsamında yapılmış olduğu gerekçesi ile manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; haberin yapıldığı tarihten bu yana geçen zaman dikkate alındığında davalı tarafından müvekkilinin unutulma hakkının ihlal edildiğini, haberlerin gerçeği yansıtmadığını, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu haber linklerinin kaldırılması yetkisinin sulh ceza hakimliğine ait olduğunu, haberlerin hukuka uygun olduğunu, yayınlanmasında kamu yararı bulunduğunu, ilamın Kişisel Verileri Koruma Kuruluna gönderilmesine karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, bu kararı uygulamakla sorumlu kurumun Erişim Sağlayıcıları Birliği olduğunu, vekalet ücretinin hatalı belirlendiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; ...'de 26.02.20 15... .05.2015 tarihinde yapılan haberlerin dava tarihi itibari ile halen yayında olmasının unutulma hakkına aykırı olduğu, davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, haberin yayından kaldırılması, hukuka aykırılığın tespiti ile saldırının durdurulması talebine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, dava konusu haberlerin unutulma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken yayınlar olduğunun, bu nedenle mahkemenin dava konusu internet haberlerinin yayından kaldırılmasına dair kabul kararının yerinde olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
TMK'nın "Kişiliğin korunması" kısım başlıklı 24 üncü maddesi şöyledir:
“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.06.2015 tarihli ve E.2014/4-56, K.█████████ sayılı kararında "...Unutulma hakkına gelince; unutulma hakkı ve bununla ilişkili olan gerektiği ölçüde ve en kısa süreliğine kişisel verilerin depolanması veya tutulması konuları, aslında kişisel verilerin korunması hakkının çatısını oluşturmaktadır. Her iki hakkın temelinde bireyin kişisel verileri üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesini, geçmişin engeline takılmaksızın geleceğe yönelik plan yapabilmesini, kişisel verilerin kişi aleyhine kullanılmasının engellenmesini sağlamak yatmaktadır. Unutulma hakkı ile geçmişinde kendi iradesi ile veya üçüncü kişinin neden olduğu bir olay nedeni ile kişinin geleceğinin olumsuz bir şekilde etkilenmesinin engellenmesi sağlanmaktadır. Bireyin geçmişinde yaşadığı olumsuz etkilerden kurtularak geleceğini şekillendirebilmesi bireyin yararına olduğu gibi toplumun kalitesinin gelişmişlik seviyesinin yükselmesine etkisi de tartışılmazdır. Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir." şeklinde unutulma hakkının ifade edildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, dava konusu haberlerin unutulma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken yayınlar olduğu, habere konu adli olaya bağlı davacı hakkında verilen beraat kararının kesinleştiği, haberlerin halen yayında durmasına yönelik bir kamu yararı bulunmadığı, eldeki dava açılmadan önce davacının ihtarname yolu ile davalı taraftan haberlerin yayından kaldırılmasını talep ettiği, ihtarname tebliğ edilmesine rağmen haberlerin yayından kaldırılmadığı, davacının unutulma hakkının ihlal edildiği, kişilik haklarına saldırı nedeniyle davacı yararına bir miktar manevi tazminata karar verilmesi gerekirken bu talebin reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE
2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!