Anahtar kelimeler: Süreç Osmaniye Edenin Görüşü Kötüye Beraatine Neticesinde Edilebilir Sayisi Esastan

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, █████████ KararSUÇ
: Görevi kötüye kullanmaHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk DereceOsmaniye 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2022 tarihli ve ████████ Esas, ███████ sayılı Kararı ile sanığın görevi kötüye kullanma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-a maddesi gereğince beraatine hükmedilmiştir.B. İstinafAdana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 13.11.2023 tarihli ve ████████ Esas, █████████ sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriKatılan Vekilinin Temyiz İstemiSanığın boşanma davasında verilen kararı süresinde temyiz etmeyerek aleyhe kesinleşmesinden dolayı müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğuna, tanık ...'nin sanığı koruyan beyanlarda bulunduğuna, eksik inceleme ile sanığın beraatine karar verildiğine, hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeSuç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılanın davalısı olduğu ve Osmaniye 1. Aile Mahkemesinin ████████ Esasına kayden görülen boşanma davasında, davalı vekili sıfatıyla yargılama sonunda davanın kabulüne dair verilen 16.01.2018 tarihli ve ███████ sayılı Kararı istinaf etmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 29.03.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ sayılı Kararı 08.04.2019 tarihinde usulüne uygun olarak tebellüğ ettiği ve kararda Yargıtayca temyiz yolunun açık olduğu belirtildiği için herhangi bir yanıltma da söz konusu olmadığı halde, katılanın aksi yönde bir talimatı olmamasına rağmen süresi içinde temyiz kanun yoluna müracaat etmeyerek, bahse konu kararın 30.04.2019 tarihinde kesinleşmesine sebebiyet verdiği, bu şekilde katılanın mağduriyetine neden olduğu anlaşılmakla, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu, görevi ihmal suçu kasten işlenebilen bir suç olmakla birlikte genel ihmal kastının suçun oluşumu için yeterli olduğu, sanığın temyiz etmediği konu ile ilgili Yargıtayın ilgili Daireleri ve Hukuk Genel Kurulunun kararları arasında bir içtihat birliği bulunmadığı gibi temyiz halinde içtihatın değişebileceği, farklı bir kararın verilebileceği gözetilmeden, dosya kapsamı ve oluşa uygun düşmeyen gerekçeler ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARDeğerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Osmaniye 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,17.11.2025 tarihinde karar verildi.KARŞI OY
: Ceyhan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ███████ sayılı iddianame yerine geçen son soruşturmanın açılmasına dair kararı ile; "davalı vekili sıfatıyla takip ettiği Osmaniye 1. Aile Mahkemesinin ████████ E - ███████ K sayılı davasında yapılan yargılama sonucunda, boşanma davasının kabulüne dair karar verildiği, verilen kararın 02.03.2018 tarihinde müşteki vekili olan şüpheliye tebliğ edildiği, 05.03.2018 tarihinde de İstinaf kanun yoluna başvurusunun yapıldığı, Adana BAM 2. Hukuk Dairesi ████████ E - ████████ K sayılı ilamı ile de müşteki aleyhine karar verildiği ve verilen bu kararın müşteki vekili olan şüpheliye 08.04.2019 tarihinde elektronik tebligat ile tebliğ edilmesine rağmen şüphelinin aleyhe olan Adana BAM 2. Hukuk Dairesi ████████ E - ████████ K sayılı ilamını Temyiz kanun yoluna başvurmayarak kararın kesinleşmesine sebebiyet verdiği"nden bahisle cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış,Yapılan yargılama sonucunda Osmaniye 3. Ağır Ceza Mahkemesinin ███████ sayılı kararı ile; " Katılan hakkındaki boşanma kararının istinaf edilmemesi nedeniyle buna bağlı olarak boşanma kararı ile birlikte kusur durumunun da kesinleştiği, Davalı Katılanın tam kusurlu olduğu yönünde kesin hüküm oluştuğu, katılanın nafaka ve tazminat yönünden kusura itiraz etmesinin ise kesin hükmün bağlayıcılığı kuralı gereği kusur konusunda yeniden inceleme yapılamayacağından sonuca etkili olamayacağı ve hukuki sonuç doğurmayacağı (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.03.20 12... /2-890 Esas, ████████ karar sayılı kararı)'nın da bu yönde olduğu, zira Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nin 29.03.2019 tarih ve ████████ E. ████████ K. sayılı kararında da bu husus gerekçe gösterilerek esastan red kararı verildiği, söz konusu kararda Yargıtay kanun yolu açık olarak gösterilse de aynı nedenlerle Katılanın temyiz kanun yoluna gitmesinde hukuki yararı olmadığı..." şeklindeki gerekçe ile beraatine karar verilmiştir.Konuya ilişkin kararlara yönelik istinaf incelemelerine bakan Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nin suç tarihindeki konuya ilişkin kabullerinin; Bölge adliye mahkemesince, tarafların kusur belirlemesine ilişkin itirazlarına karşı yapılan incelemede “Yargıtay HGK'nın 2011/2-890 E.-████████ K. sayılı kararında ayrıntılı şekilde belirtildiği üzere, boşanma kararına itiraz edilmemesi sebebiyle boşanma kararı kesinleştirilmiş ise artık boşanma kararı kusur durumu ile birlikte kesinleşmiştir. Kesinleşmiş mahkeme kararı ile tarafların kusurları belirlendiğinden, bundan sonra bu konuda kesin hükmün bağlayıcılığı kuralı gereği yeniden inceleme yapılamaz, kesinleşen boşanma kararındaki kusur belirlenmesi tarafları bağlar. Bu aşamadan sonra kusur durumunun değişmesi mümkün değildir.” şeklinde olduğu anlaşılmaktadır.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nin bu kabulüne bağlı olarak verdiği kararların Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından bozulması sonrasında verdiği direnme kararları üzerine;Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 11.03.2021 tarihli ve 2020/2-303 Esas, ████████, 2020/2-97 Esas, ████████ sayılı, 04.03.2021 tarihli ve 2020/2-301 Esas, ████████, 2020/2-261 Esas, ████████, 2020/2-175 Esas, ████████, 2020/2-173 Esas, ████████, 2020/2-29 Esas, ████████ sayılı kararlarının çoğunluk görüşlerinde " hüküm fıkrasının boşanmaya ilişkin bölümünün istinafa konu edilmeyerek kesinleştiği buna bağlı olarak da hükmün gerekçe bölümünün artık kesin hüküm etkisinde olduğundan söz edilemeyeceği, davada haklı çıkan tarafın dahi hukuki menfaati olduğu takdirde temyiz hakkı olduğu gözetildiğinde tarafların ilk derece mahkemesince yapılan kusur belirlemesine karşı hükmün boşanma fıkrasına yönelik bölümünden bağımsız şekilde kanun yoluna başvurabilecekleri " kabul edilmiş,11.03.2023 tarihli kararlarda 3, 04.03.2021 tarihli kararlarda ise 4 kişi olan muhalif görüşlerde ise; "boşanma kararının temyiz edilmeyerek kesinleşmesi ile boşanmaya esas olan kusurun da kesinleşeceği ve istinaf başvurusuna konu edilemeyeceğine değinen direnme kararı yukarıda açıklanan esaslara uygun olarak verilmiş olduğu için direnme uygun bulunarak buna göre işin esasının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği " şeklinde karşı oy kullanılmıştır.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nin kararlarında atıf yaptığı Yargıtay HGK'nın 2011/2-890 E.-████████ sayılı kararına göre; "Sonuç olarak, boşanma kararının temyiz edilmemesi nedeniyle kusur oranı kesinleştiğinden, taraflardan birinin tazminat yönünden kusura itiraz etmesi, sonuca etkili değildir. Kesinleşmiş mahkeme kararı ile tarafların kusurları belirlendiğinden bundan sonra bu konuda kesin hükmün bağlayıcılığı kuralı gereği, yeniden inceleme yapılamaz, boşanma davasındaki kusur belirlemesi tarafları bağlar."Görüldüğü üzere; boşanma kararının kanun yoluna müracaat edilmemesi nedeniyle kusur oranının kesinleşip kesinleşmediği hususu oy birliği ile karara bağlanmış bir husus olmayıp bu konuda farklı görüşlerin bulunduğu, buna bağlı olarak da ihtilaflı bir konu olduğu anlaşılmaktadır.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.11.2024 tarihli 2024/5-212 Esas, ████████ sayılı kararında da içtihat edildiği üzere; görevi kötüye kullanma suçunun TCK'nın 257. maddesinde düzenlenen iki şekli de kasten işlenen suçlardandır. Böyle olduğu içindir ki; ikinci fıkrada düzenlenen ihmali davranışla görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun manevi unsuru da kasttır ve "kamu görevlisinin görevini bilerek ve isteyerek ihmal etmesi veya geciktirmesini" gerekli kılar. Bu fıkradaki suçun, "dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeme" şeklindeki genel/basit taksirle işlenen bir suç olmadığı her türlü tartışmadan varestedir. Normun birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenen suçlar arasındaki tek fark, fiilin icrai ya da ihmali davranışla işlenmesidir.Anılan kararda katılanın mağduriyetine sebep olacağını da bilerek suç işleme kastı ile hareket ettiğini ortaya koyan somut delil bulunmayan sanığın görevi kötüye kullanma suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.İhtilaflı olduğu anlaşılan bir konuda hukuki kanaatine bağlı olarak hareket eden, katılanın mağduriyetine sebep olacağını da bilerek suç işleme kastı ile hareket ettiğini ortaya koyan somut delil bulunmayan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi mümkün olmadığından sonucu itibariyle doğru olan beraat kararının onanması kanaatinde olduğumuzdan çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne iştirak etmek mümkün olmamıştır.