Anahtar kelimeler: Konyada Çarpıştığını Cismani Zmms Esaskarar Hasarlı Yazildiği Gelmesinde Kazanın Katip

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
TÜRK MİLLETİ ADINAT.C.KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
:KARAR NO
:HAKİM
:KATİP
:DAVACI
:VEKİLLERİ
:DAVALI
: 1-VEKİLİ
:DAVALI
: 2-VEKİLLERİ
:DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)DAVA TARİHİ
:KARAR TARİHİ
:KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: ...Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:BEYANLAR
:Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Özetle Şu Hususları Belirtmiştir; 25.08.2022 tarihinde Konya’da meydana gelen maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazasında, davacı ...’in sevk ve idaresindeki araç ile davalı ...’ın sürücüsü ve maliki olduğu, ... Sigorta A.Ş. nezdinde ... numaralı ZMMS poliçesiyle sigortalı aracın çarpıştığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...’ın asli ve tam kusurlu olduğunu, bu hususun kaza tespit tutanağı ile Konya . Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 19.02.2024 tarihli raporu ile sabit bulunduğunu, davacının bu kaza nedeniyle cismani zarara uğradığını, kalıcı ve geçici iş göremezlik, öngörülemeyen tedavi giderleri, bakıcı gideri ile ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle maddi zararlarının, ayrıca yaşadığı bedensel ve psikolojik etkiler sebebiyle manevi zararının doğduğunu, davalı sürücü ve araç malikinin haksız fiil ve işleten sıfatıyla, davalı sigorta şirketinin ise ZMMS poliçesi kapsamında teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, dava şartı olarak sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk süreçlerinin işletildiğini ancak sonuç alınamadığını, bu nedenle HMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davası açtıklarını, netice olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile şimdilik 100,00 TL kalıcı iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL öngörülemeyen tedavi giderleri ve 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 400,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketi yönünden teminat limitleri dahilinde sigortaya başvuru tarihinden, diğer davalı yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, ayrıca 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalı ...’dan tahsilini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ettiklerini belirtmiştir.Davacı Vekili Değer Arttırım Dilekçesinde Özetle; huzurdaki davanın 6100 sayılı HMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığını, yargılama sırasında toplanan deliller ve 22.07.2025 tarihli bilirkişi raporu ile alacak kalemlerinin tam ve kesin olarak belirlenebilir hale geldiğini, kusur oranları da dikkate alınarak dava dilekçesinde 100 TL olarak talep edilen kalemlerden geçici iş göremezlik zararının 3.365,22 TL artırılarak toplam 3.465,22 TL’ye, tedavi giderlerinin 5.300,00 TL artırılarak toplam 5.400,00 TL’ye, bakıcı giderinin 1.239,50 TL artırılarak toplam 1.339,50 TL’ye yükseltildiğini, kalıcı iş göremezlik talebi yönünden artırım yapılmadığını, artırılan harca esas değerin 9.904,72 TL olduğunu, HMK hükümleri uyarınca ıslah dilekçesi sunmaksızın talep artırım hakkının kullanıldığını belirterek; toplam 10.201,72 TL maddi tazminatın (geçici iş göremezlik 3.465,22 TL, bakıcı gideri 1.339,50 TL, tedavi gideri 5.400,00 TL) sigorta şirketi yönünden teminat limiti dahilinde sigortaya başvuru tarihinden, diğer davalı yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsilini, ayrıca 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalı ...’dan tahsilini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.Davalı ... Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; davacı tarafından açılan davada müvekkil aleyhine ileri sürülen iddiaların hiçbirinin kabul edilmediği, zamanaşımı itirazında bulunulduğu ve tüm yasal hakların saklı tutulduğu, meydana gelen trafik kazasında müvekkilin kusurunun bulunmadığı, trafik kazası tespit tutanağında müvekkile KTK m.57/1-a ihlali atfedilmiş ise de Konya . Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında alınan 23.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda davacının KTK m.52 uyarınca kavşağa yaklaşırken hızını azaltmaması nedeniyle kusurlu olduğunun tespit edildiği, her iki rapordaki aleyhe hususların kabul edilmediği, kazanın davacının yüksek hız ve dikkatsizliği nedeniyle meydana geldiği ve davacının asli ve tam kusurlu olduğu, ceza dosyasındaki Adli Tıp Raporu’na göre davacının yaralanmasının hafif olduğu, hayati tehlike, kemik kırığı, sürekli veya geçici iş göremezlik ve maluliyet bulunmadığı, davacının SGK ve sigorta şirketlerinden almış veya alacak olduğu ödemelerin mahsubu gerektiği, tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılandığı için ayrıca talep edilemeyeceği, bakıcı gideri talebinin hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olduğu, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğu ve koşulları oluşmadığı, tüm bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiği belirtilmiştir.Davalı Sigorta Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle Şu Hususları Belirtmiştir; ... E. sayılı dosyada davacı ...’in 25.08.2022 tarihli trafik kazasına dayalı maddi-manevi tazminat istemine karşı, öncelikle TTK 5/A kapsamında zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığını ve ayrıca 2918 sayılı KTK m.97-99 gereği müvekkil sigorta şirketine dava öncesi yazılı başvuru yapılmadığını, bu eksikliklerin sonradan giderilemeyecek dava şartı niteliğinde olduğunu belirterek davanın dava şartı yokluğundan usulden reddini talep etmiş; bunun yanında motorlu araç kazalarından doğan taleplerin 2 yıl ve her hâlde 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, zamanaşımı itirazında bulunduklarını ifade etmiştir; esasa girilmesi hâlinde ise ... plakalı aracın 0001-0210-54676411 numaralı ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğunu, sigortacının sorumluluğunun kusur ve poliçe limitiyle sınırlı bulunduğunu, işleten/sürücü kusursuz ise KTK m.86 uyarınca sigortacının da sorumlu olmayacağını, manevi tazminatın ZMSS teminatı dışında olduğunu (KTK m.92 ve Genel Şartlar A.6), ceza yargılamasının akıbeti ile CMK 253 kapsamında uzlaşma/beraat durumunun araştırılmasını ve uzlaşma varsa davanın reddini istemiş; geçici iş göremezlik talebi bakımından davacının gelir kaybını somut belgelerle (SGK kayıtları, bordro vb.) ispatlaması gerektiğini, kalıcı maluliyet bulunmadığını, aksi kanaatte kaza tarihine uygun mevzuata göre Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’ndan rapor alınması gerektiğini; ayrıca 01.06.2015 yürürlük tarihli ZMSS Genel Şartları uyarınca geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderlerinin “sağlık giderleri teminatı” kapsamında SGK sorumluluğunda olduğunu ve sigortanın bu kalemlerden sorumlu tutulamayacağını, yapılacak hesaplamalarda TRH 2010 yaşam tablosu ve ilgili mevzuat esas alınması gerektiğini, faiz yönünden kabul anlamına gelmemek kaydıyla ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanabileceğini; emniyet kemeri/kullanımına dair müterafik kusur indirimi ve şartları varsa hatır taşıması indirimi yapılmasını, teminat dışı hâller oluşursa rücu haklarının saklı olduğunu belirtmiş; sonuçta müvekkil ... Sigorta A.Ş. yönünden davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.MAHKEMEMİZCE TOPLANAN DELİLLER VE YAPILAN İŞLEMLER:Bilirkişi (... ... ... ) 23.02.2025 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyasında (... talimat) 25.08.2022 günü saat 09:27’de Konya/Karatay’da ... Caddesi ile ... Caddesi kesişimindeki ortası dönüş adalı üç kollu (T) kavşakta meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsü ...’ın tali yoldan gelip kavşak girişindeki “DUR” levhasına uymadan kontrolsüz şekilde kavşağa girmesi ve ana yoldan gelen araca geçiş hakkı vermemesi nedeniyle kazanın asli nedeninin bu davranış olduğu, davacı sürücü ...’in ise ana yolda seyir halindeyken kavşağa yaklaşırken hızını yeterince azaltmaması, kavşak trafiğini yeterince kontrol etmemesi, etkili ikaz ve fren tedbirlerini zamanında almaması nedeniyle tali ve düşük oranlı kusurunun bulunduğu; olay yeri tespit tutanağı, CD izleme/çözümleme tutanağı, taraf beyanları, ceza dosyasındaki 23.10.2023 tarihli bilirkişi raporu ve Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi’nin 19.02.2024 tarihli kusur değerlendirmesi birlikte ele alınarak çelişkinin bu gerekçelerle giderildiği ve ATK raporundaki kanaate iştirak edildiği belirtilerek sonuçta ...’ın %90, ...’in %10 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği Adli Tıp Ana Bilim Dalının █████/2025 tarihli raporunda özetle; dosya kapsamındaki inceleme, muayene ve tetkiklere göre davacı ...’in █████/2022 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu sol kol antekubital bölgede 2. derece, sağ önkolda 1. derece yanık meydana geldiği, yanık alanının vücut yüzeyinin %9,60’ını kapsadığı, █████/2008 tarihli “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” ile █████/2019 tarihli “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre yaralanmanın tüm vücut fonksiyon kaybına yol açmadığı, bu nedenle sürekli iş göremezlik/kalıcı maluliyet bulunmadığı, sol koldaki 2. derece ve sağ önkoldaki 1. derece yanıkların iyileşme süresinin 3 haftaya kadar uzayabileceği ve bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilmesi gerektiği, dosyada tedavi giderlerine ilişkin fatura veya makbuz bulunmadığı ve tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılandığı, ancak SGK kapsamı dışında kalan refakatçi, özel bakım, ulaşım ve benzeri kaçınılmaz giderlerin olay tarihi itibarıyla takriben 6.000,00 TL (1.000,00 TL ulaşım, 5.000,00 TL diğer giderler) olarak değerlendirildiği, yaralanmanın niteliği dikkate alındığında davacının 1 hafta süreyle bakıcıya ihtiyaç duyacağı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği belirtilmiştir.Bilirkişi (Av. ...) 22.07.2025 tarihli raporunda özetle; hesaplamaların dosya kapsamındaki belge ve bilgilere dayanılarak yapıldığını, raporun tazminat talebinin hukuken oluşup oluşmadığına ilişkin değerlendirme içermeyip yalnızca trafik kazası sonucu yaralanıp tedavi gören davacı yönünden geçici iş göremezlik (maluliyet), geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri hesaplamasını kapsadığını, delillerin takdiri ve değerlendirmesinin Sayın Mahkemeye ait olduğunu, sağlık gideri klozu teminat limiti olan 1.000.000,00 TL içinde kalmak üzere davacı için 3.465,22 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.339,50 TL geçici bakıcı gideri tazminatı ve 5.400,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 10.204,72 TL tazminat hesaplandığını, hesap tarihinin 22.07.2025 olduğunu ve hesaplamanın Yargıtay içtihatlarında belirlenen çerçeveye uygun yaklaşımla yapıldığını bildirmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
: Konya’da meydana gelen maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazasında, davacı ...’in sevk ve idaresindeki araç ile davalı ...’ın sürücüsü ve maliki olduğu, ... Sigorta A.Ş. nezdinde ... numaralı ZMMS poliçesiyle sigortalı aracın çarpıştığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...’ın asli ve tam kusurlu olduğunu, davalı ... Sigortaya ise Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında maddi ve manevi tazminat davası açtığı görülmüştür.Mahkememizce aldırılan uzman bilirkişi raporuna göre; Konya/Karatay’da ... Caddesi ile ... Caddesi kesişimindeki ortası dönüş adalı üç kollu (T) kavşakta meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsü ...’ın tali yoldan gelip kavşak girişindeki “DUR” levhasına uymadan kontrolsüz şekilde kavşağa girmesi ve ana yoldan gelen araca geçiş hakkı vermemesi nedeniyle kazanın asli nedeninin bu davranış olduğu, davacı sürücü ...’in ise ana yolda seyir halindeyken kavşağa yaklaşırken hızını yeterince azaltmaması, kavşak trafiğini yeterince kontrol etmemesi, etkili ikaz ve fren tedbirlerini zamanında almaması nedeniyle tali ve düşük oranlı kusurunun bulunduğu; olay yeri tespit tutanağı, CD izleme/çözümleme tutanağı, taraf beyanları, ceza dosyasındaki 23.10.2023 tarihli bilirkişi raporu ve Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi’nin 19.02.2024 tarihli kusur değerlendirmesi birlikte ele alınarak çelişkinin bu gerekçelerle giderildiği ve ATK raporundaki kanaate iştirak edildiği belirtilerek sonuçta ...’ın %90, ...’in %10 oranında kusurlu olduğu........" kanaatine varıldığı belirtilmiştir.Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali Türk Borçlar Kanunu madde 54 düzenlenmiştir. Buna göre; bedensel zarar sonucu zarara uğrayanın tedavi giderleri, çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesi zararları, ekonomik geleceğin sarılması nedeniyle uğranılan zararlar ve kazanç kayıpları talep edilebilecektir (... : Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 20. Bası, Ankara 2016, s.431-433).Çalışma gücü, zarar görenin iş gücünün, yani beden ve fikir gücünün, gelir getirici şekilde kullanılması demektir. Burada asıl önem arz eden kazanç kaybı veya azalması değil, kazanma gücünün kaybı veya azalmasıdır. Bu kayıp ve azalmadan doğan olumsuz ekonomik sonuçlar, zararı oluşturur (... : Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s.713). Bununla birlikte Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının, gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektirdiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum, ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de, burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir (Y. HD, ... E, ... K, █████/2019 T).Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 56 hükmüne göre ise, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı altında hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır.Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Maddi Tazminat Yönünden Yapılan Yargılamada;Meydana gelen haksız fiil sebebiyle davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığı, üç haftalık geçici maluliyetinin bulunduğu, davacının meydana gelen trafik kazasında davacının yüzde on (%10) davalı ...'ın ise yüzde doksan (%90) oranında kusurunun bulunduğu, davacının bu geçici maluliyet dönemi sebebiyle 10.204,72 TL bedensel bağlamda maddi zarara uğradığı, ilgili maddi zarardan davalı gerçek kişinin sürücü sıfatıyla davalı sigorta şirketinin ise poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğu değerlendirilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Manevi Tazminat Yönünden Yapılan Yargılamada;Davacının meydana gelen haksız fiile tali bağlamda kusurunun bulunduğu ve geçici iş göremezlik halinin bulunduğu, meydana gelen olay sebebiyle davacının çekmiş olduğu elem ve ıstırabın oranı, davacının yaşı, paranın alım gücü, tarafların gelir durumu, hakkaniyet ilkesi ve beraber değerlendirildiğinde davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş zaşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Arabuluculuk Ücreti Yönünden Yapılan Değerlendirmede;6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 5/A; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu madde 97'de yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle KTK madde 97 ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-18; "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.Yukarıda belirtildiği üzere davacının dava şartı olarak ilgili KTK gereğince sigorta şirketine yazılı olarak başvurmasının yeterli olduğu, ayrıca arabuluculuk sürecine gitmesinin gerek olmadığı değerlendirmekle arabuluculuk yönünden yapılan yargılama giderinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmiştir.HÜKÜM
: (Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere);DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;1-Davacının bedensel zararı sebebiyle belirlenen 10.204,72 TL'nin davalı sigorta şirketinden █████/2023 temerrüt tarihinden itibaren (poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla), diğer davalıdan kaza tarihi olan █████/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,2-100,00 TL İŞ GÖREMEZLİK ZARARINA İLİŞKİN TAZMİNAT TALEBİNİN REDDİNE,3-MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ İLE; 30.000,00 TL MANEVİ TAZMİNATIN davalı ...'dan kaza tarihi olan █████/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 20.000,00 TL MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN REDDİNE,4-Kabul miktarı üzerinden hesaplanan toplam 2.746,38 TL karar ilam harcından davacının ödediği peşin ve ıslah harcı toplamı olan: 598,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.147,78 TL'nin; 545,15 TL'lik kısmının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 1.602,64 TL'lik kısmının sigorta şirketi dışında kalan davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,5-Davacı tarafça yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamı olan; 598,60 TL'nin; 151,94 TL'lik kısmının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 446,66 TL'lik kısmının sigorta şirketi dışında kalan davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,6-Davacı tarafça ödenen 427,60 TL başvuru harcının kabul ret oranı nazara alınarak 285,08 TL 'sinin; 72,36 TL'lik kısmının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 212,72 TL'lik kısmının sigorta şirketi dışında kalan davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,7-Davacı tarafça yapılan 25.302,50 TL masrafın kabul/ ret oranına göre 4.281,67 TL'lik kısmının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 12.587,32 TL'lik kısmının sigorta şirketi dışında kalan davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,8-Davalı tarafça masraf yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,9-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına).10-Karardan sonra yapılacak masrafların % 66,67 oranında (kabul oranı) (% 17 'lik kısmının tüm davalılara müştereken ve müteselsilen, % 50 'lik kısmının sigorta şirketi dışında kalan **davalılara müştereken ve müteselsilen) ; % 33,33 oranında (ret oranı) davacıya yüklenmesine,11-Artan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,12-Maddi tazminat davası yönünden;A-) Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 10.204,72 TL vekalet ücretinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,B-) Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T.'nin 13/3. maddesi uyarınca, tayin ve takdir olunan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, tüm davalılara eşit oranda verilmesine,13-Manevi tazminat davası yönünden;A-) Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,B-) Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T.'nin 13/3. maddesi uyarınca, tayin ve takdir olunan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı ...'a verilmesine,Manevi tazminata ilişkin hüküm yönünden; davacı vekili ve davalı ... vekilinin yüzlerine karşı diğer davalının yokluğunda gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize iletilmek üzere bulundukları yer Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verecekleri dilekçe veya tutanağa kaydedilmek koşuluyla beyanda bulunmak suretiyle Konya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.Maddi tazminata ilişkin hükümler yönünden; davacı vekili ve davalı ... vekilinin yüzlerine karşı diğer davalının yokluğunda miktar itibari ile kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025Katip Hakim