Anahtar kelimeler: Şenköy Res Veriş Rüzgar Teşvikinin Sistem Onüçüncü Santralinin İletim Süreci
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDENLER
:1- (DAVACI): ... Üretim AŞ
VEKİLİ
: Av. ...
2- (DAVALI)
: ... İletim AŞ (...)
VEKİLİ
: Av. ...
DİĞER DAVALI
: ... Kurumu
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Onüçüncü Dairesinin █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun Geçici 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sistem kullanım bedelleri üzerinden uygulanan indirim teşvikinin, sadece üretim tesislerinin veriş yönündeki sistem kullanım bedellerine uygulanacağına yönelik ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı ile söz konusu Kurul kararı kapsamında davacı şirkete ait Şenköy Rüzgâr Enerji Santrali'nin (RES) Haziran 2012-Mayıs 2017 dönemindeki tüketim yönlü iletim sistemi kullanımı için hesaplanan 65.533,91-TL'nin ödenmesi gerektiğine ilişkin TEİAŞ Genel Müdürlüğü Tarife ve Müşteri Hizmetleri Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti
: Danıştay Onüçüncü Dairesinin █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla; Davalı idarelerden Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun usûle yönelik itirazı geçerli görülmemiş,
Dava konusu Kurul kararının incelenmesinden:
6446 sayılı Kanun'un amacında da belirtildiği üzere, elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli olarak kullanıcılara ulaştırılmasını teminen arz güvenliğinin sağlanmasına yönelik olarak çeşitli teşviklerin öngörüldüğü, bu kapsamda, 6446 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesinde, elektriğin üretildiği tesisler olan üretim tesislerinden lisanslı olarak üretim yapan tesislere işletmeye giriş tarihlerinden itibaren 5 yıl süreyle iletim sistem kullanım bedelleri üzerinden teşvik uygulanacağının düzenlendiği, teşvik indiriminin uygulanacağı 5 yıllık sürenin █████/2015 tarih ve 29572 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan █████/2015 tarih ve █████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karar'ın 2. maddesiyle █████/2020 tarihine kadar uzatıldığı,
Mezkur Kanun'un Geçici 4. maddesinin, üretim tesisi yatırımlarını desteklemek suretiyle arz güvenliğinin yeterli miktarda yedekle birlikte oluşturulmasını sağlamayı amaçladığı, kanun koyucunun işaret ettiği bu amaç doğrultusunda arz sürekliliğinin yeterli düzeyde sağlanmasına yönelik olarak elektrik üretimine ilişkin yapılan yatırımların hızlanması ve teşvik edilmesi gerektiğinin benimsendiği,
Nitekim, Geçici 4. maddede yer verilen, "kısa dönemde gerekli arz kapasitesinin yeterli bir yedekle oluşturulması" ibaresinden iletim sistem kullanım bedelleri üzerinden öngörülen teşvikin amacının anlaşıldığı, yeterli arz kapasitesinin oluşturulabilmesi için teşvik indiriminin, üretimi ve üretim tesisi yatırımlarını arttırmaya matuf üretim yönlü sistem kullanım bedelleri üzerinden uygulanması gerektiği, aksi bir kabul hâlinde ise, üretim tesislerinin, salt iç tüketimlerini karşılamak üzere Kanun'un tanıdığı teşvikten yararlanmasının gerekeceği, bu durumun teşvik mekanizmasının amacıyla bağdaşmadığı, başka bir ifadeyle, üretim tesislerinin elektrik üretimi yapabilmesi için ihtiyaç duyduğu iç tüketim de dâhil olmak üzere herhangi bir tüketimi karşılığında ödemesi gereken iletim sistem kullanım bedellerinden indirim yapılmaması gerektiği,
Dava konusu Kurul kararıyla da, Kanun'un ve teşvik mekanizmasının amacı doğrultusunda üretim tesislerinin üretim yönlü sistem kullanım bedelleri üzerinden indirim teşvikinin uygulanacağının kurala bağlandığı, arz güvenliği ve sürekliliği çerçevesinde yatırımcılara teşvik verildiğinin vurgulandığı, böyle bir nitelemenin, elektriksel puant gücün ve elektrik enerjisi talebinin artması ve bu artışın devam edeceği öngörüsü dikkate alındığında, olası arz sıkıntısına karşı tedbir olarak mali kaynakların etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasına da olumlu yönde katkıda bulunacağı, bu itibarla, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dava konusu uygulama işleminin incelenmesinden:
Dava konusu Kurul kararı kapsamında, TEİAŞ Genel Müdürlüğü tarafından geçmişe yönelik olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77., 78. ve 82. maddeleri uyarınca şirkete ait Şenköy RES tesisinin Haziran 2012-Mayıs 2017 dönemindeki tüketim yönlü iletim sistemi kullanımı için hesaplanan 65.533,91-TL'nin talep edildiği,
Bu noktada, teşvik mekanizmasından üretim tesislerinin tüketim yönlü iletim sistemi kullanımı için yararlanmaması gerekirken, bu hususu somutlaştıran Kurul kararına kadar geçen sürede elde edilen kazanımların geri alınıp alınamayacağının irdelenmesi gerektiği,
Hukukî güvenlik ilkesinin bir unsuru olan idarî tasarrufların makable şamil olmaması (geçmişe etkili olmaması) ilkesinin, müesses vaziyetlerle müktesep hakları korumak ve hukukî münasebetlerde istikrar sağlamak ihtiyaç ve zaruretinden doğmuş sosyal bir hayat kaidesi olduğu, (DURAN Lütfi, İdare Hukuku Meseleleri, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, 1964, s. 403),
İdarî işlemin geriye yürümemesi prensibinin, genel hatları ile yapıldıkları zaman yürürlükte olan hukuk kurallarına uygun olarak yapılmış işlemleri ve yaratılmış hukukî durumları daha sonra yapılacak işlemlerle tartışmalı yapmanın hukuktan beklenen güvenlikle bağdaşmaması ve zaman itibarıyla yetki prensibini çiğnememek fikirlerine dayandığı, (aktaran TAN Turgut, İdari İşlemin Geri Alınması, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, 1970, s. 58),
İdarenin, hukuka uygun olan ve müktesep hak teşkil eden ferdî tasarrufları ile hukuka aykırı da olsa müesses vaziyet doğuran ve dava müddeti geçmiş bulunan muamelelerini geri alamayacağı, (DURAN Lütfi, İdare Hukuku Ders Notları, s. 368),
İdarenin hukuka aykırı işlemlerinin ilgilileri lehine subjektif birtakım hak veya kazanımlar sağladığı her durumda bu işlemlerin dava açma süresi geçtikten sonra (veya dava açılmış ise davanın karara bağlanmasına kadar geçecek süreden sonra) geri alınamazlığının mutlak bir şekilde uygulanıp uygulanmadığı hususunda ise, öğretide, bu işlemlerin "hak yaratıcı nitelikte" olup olmamalarına göre bir ayrıma gidildiği, (GÖZLER Kemal, İdare Hukuku, s. 1237 vd., TAN Turgut, İdari İşlemin Geri Alınması, s. 74 vd.) bu anlamda genel olarak yok hükmünde olan işlemler, hileyle yapılmış işlemler, açık hataya dayalı tesis edilen işlemler ile gerçek anlamda bir hak doğurmaya elverişli olmayan negatif işlemler, geçici işlemler, tespit edici işlemler gibi işlemlerin idarece her zaman geri alınabileceği, hak doğurucu nitelikteki hukuka aykırı işlemlerin ise dava açma süresi içerisinde veyahut söz konusu işleme dava açılmış ise karar verilene kadar geri alınabileceği,
Meselenin, müteaddit defalar hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen terfi işlemleri ve terfi veya intibak işlemlerine dayalı olarak elde edilen özlük haklarının geri alınıp alınamayacağı noktasında Danıştayda içtihadı birleştirmenin konusunu oluşturduğu,
Danıştayın 1952 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararında, "Kanunsuz bir terfii işleminin, bundan faydalanan memur lehine müktesep bir hak doğurmadığı aşikar olmakla beraber bu terfiin de subjektif bazı tesir ve neticeler hasıl ettiğinde şüphe edilemez. Böyle olunca terfiin kanunsuzluğu dolayısıyla bunun tesir ve neticelerini tehdit eden müphemiyet ve kararsızlığın hudutsuz bir şekilde devamına yol açmak olur ki bu hâl idare hukuku sahasında da tatbik yeri bulunan istikrar ile telif edilemez. Bu sebeple kanunsuz bir terfii işleminden sonra aynı memur hakkında kanuna uygun müteaddit terfiiler cereyan ettiği takdirde idare tarafından kanunsuz terfiin artık geri alınmasının tecviz edilemeyeceği neticesine varılmıştır." gerekçesiyle hukuka aykırı olarak tesis edilen terfi işleminin ilgilisi lehine bir kazanılmış hak doğurmadığı, ancak söz konusu hukuksuz terfi işleminden sonra müteaddit defa terfi işlemleri tesis edildiğinden bahisle istikrar ilkesi gereği terfi işleminin geri alınamayacağı sonucuna ulaşıldığı, (█████/1952 tarih ve E:███████, K:████████ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı),
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 1973 tarihli kararında ise, konu hatalı terfi veya intibak işlemine dayalı olarak ödenen meblağın istirdadı ile sınırlı olarak değerlendirildiği,
"Geri alma ve sonuçları konusunu en çok inceleyen Fransız Danıştay'ında 1922 tarihine kadar hiçbir süre düşünülmeksizin sakat tasarrufların her zaman geri alınabileceği karara bağlanmış iken, bu tarihte verilen 'Dame Cachet' kararıyla süre üzerinde durulmuş ve geri alınacak kararın hak doğuran sakat bir karar olması nedeniyle ancak dava açma süresi içinde ve dava açılmışsa karar verilinceye kadar geri alınabileceği kabul edilmiş ve bu görüş bazı istisnalar dışında bugüne kadar devam edegelmiştir. Gerek Türk gerek yabancı doktrinde gerekse yargı kararlarında geri alma işleminin, idarî işlemlerin geriye yürümezliği prensibine istisna getirdiği, bu prensibin kazanılmış haklarla müesses durumları korumak ve hukukî münasebetlerde istikrar sağlamak ihtiyaç ve zaruretinden doğduğu, ancak hukuka uygunluğu yerine getirmenin de bir hukuk kuralı olduğuna göre sakat tasarrufların geri alınarak hukuka uygunluğu sağlamanın da bir zorunluluk olduğundan bahsedilmiş, aynı zamanda toplumda istikrar ve güvenlik sağlamanın da hukukun amacı olduğu açıklanmıştır. Bütün bu prensipler göz önüne alınarak istikrar prensibinin ağırlık kazanması sonucu dava açma süresi ve zaman aşımı müessesesi ortaya çıkmış bulunmaktadır. İptal davası açmak için şahıslara belirli bir süre verilip bu sürenin geçmesi hâlinde idarî tasarruf sakat olsa dâhi yapay bir sıhhat kazanır duruma girdiğine göre yine sakat bir idarî tasarrufun geri alınması için iptal davası açma süresine denk bir sürenin tanınması fikri Fransa'da gerek doktrinde gerek Fransız Danıştay'ında genellikle kabul edilmiştir.
(...) İstikrar, kanunîlik ve kamu yararı kuralları yanında iyi niyet kuralı üzerinde de önemle durulmuştur. İdarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı terfi veya intibak işlemine idare edilenin gerçek dışı beyanı veya hilesi sebep olmuşsa veyahut geri alınan idarî tasarruf yok denilebilecek bir illetle mâlülse yahut bir terfi veya intibakta idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata mevcutsa ve idareyi haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye imkân yoktur. Binenaleyh bu kararlara dayanılarak yapılan kanunsuz ödemeler için süre düşünülemez ve her zaman istirdat olunabilir. Ancak bunun dışında kalan hatalı ödemeler için memurun iyi niyeti istikrar ve kanuniyet kadar önemli bir kural olduğundan yukarıda yazılan istisnalar dışında kalan hatalı ödemeler dava açma süresi içinde istirdat edilebilir." (Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun █████/1973 tarih ve E:1968/8, K:███████ sayılı kararı) şeklindeki içtihadı birleştirme kararı ile idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hâllerinde süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceğine karar verildiği,
Fransız İdare Hukuku sisteminde ise, Danıştayın 1973 tarihli İçtihadı Birleştirme Kurulu kararında da atıf yapılan Fransız Danıştayının "Dame Cachet" kararından sonra, █████/2001 tarihli "Ternon" kararı ile hak doğurucu nitelikteki hukuka aykırı bireysel ve sarih idarî işlemlerin, aksine yasal veya ikincil bir düzenleme bulunmadıkça veya ilgilisinin talebi olmadıkça işlem tarihinden itibaren 4 ay içerisinde geri alınabileceğine hükmedilerek, geri alma ile dava açma süresi arasındaki paralelliğin ortadan kaldırıldığının görüldüğü, (Conseil d'Etat, Asambleé, No:197018, Erişim: https://www.conseil-etat.fr/, Ariane Web Arama Motoru),
Bu içtihadın ise Kamu ve İdare Arasındaki İlişkiler Kanunu'nun II. Kitabının IV. Başlığının II. Bölümünde, 2016 yılında yürürlüğe girecek şekilde yapılan değişiklikle; öncelikle L240-1 numaralı madde ile geri alma ve kaldırma işlemleri tanımlanarak, L241-2'de dolandırıcılık/hileye dayalı tesis edilen işlemlerin her zaman geri alınabileceği, madde L242-1 ile ise idarenin, hak doğuran hukuka aykırı bir bireysel işlemi ancak bu kararın alınmasından itibaren dört ay içinde üçüncü bir kişinin talebi üzerine veya kendi iradesi ile geri alabileceği şeklinde bir düzenleme yapılmak suretiyle kural hâline getirildiği, Kanun'un devam eden maddelerinde de hak doğurucu olan ve olmayan ayrımı kıstasından hareketle geri alma ve kaldırmanın usûl ve şartlarının düzenlendiği, (Code des relations entre le public et l'administration, Erişim: https://www.legifrance.gouv.fr/),
Hatalı idarî işlemlerin geri alınmasına ilişkin Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararlarının devlet memurlarının intibak ve terfi işlemlerine özgü olarak alındığı görülmekle birlikte, esasında söz konusu kararlarda belirtilen ilkelerin genel ilkeler olduğu, hukuka aykırı idarî işlemlere dayalı olarak elde edilen kazanımların geri alınıp alınamayacağına ilişkin bu ilke ve yaklaşımların her somut olayın özelliği de dikkate alınmak suretiyle tatbik sahası bulabileceği,
Bu nedenle, uyuşmazlığın ilgilisinin hilesi veya gerçek dışı beyanı ve/veya idareyi aldatması sonucu tesis edilip edilmediği noktasına hasredilmesi gerektiği, bu yönden yapılacak değerlendirmede, davacı şirketin üretim tesisinin tüketim yönlü sistem kullanım bedelleri üzerinden hesaplanan indirim teşvikinden, hilesi veya idareyi yanıltıcı nitelikteki yanlış beyanları sonucu yararlanmadığının, bilâkis, üretim tesislerinin üretim ve tüketim yönlü sistem kullanım bedelleri üzerinden indirim teşvikinin TEİAŞ Genel Müdürlüğü tarafından █████/2008 tarihinden bu yana uygulandığı,
Uyuşmazlıkta, idarenin açık hatası ile işlem tesis edilmiş olması ihtimali söz konusu olabilir ise de, açık hatanın varlığının yoruma ihtiyaç olmayacak kadar açık bir mevzuat hükmüne aykırılık ve/veya herhangi bir ek inceleme ve araştırma yapılmaksızın hukuka aykırı olduğu belirlenen işlemler ya da ilgilisinin dâhi fark edebileceği nitelikte açık hukuka aykırılıklar durumunda kabul edilebileceği, somut olay safahatı göz önüne alındığında, teşvik indiriminin başlangıcından 12 yıl sonra Kurul kararıyla uygulamanın nasıl olması gerektiği netleştirildiğinden, işlemin açık hataya dayalı olarak tesis edildiğinin de kabul edilemeyeceği,
Bu kapsamda, davacının herhangi bir hilesi veya yanıltıcı beyanının bulunmadığı ve işlemin idarenin açık hatasına dayalı olarak tesis edilmediği, geleceğe etkili olarak bir ilga işlemiyle tüketim yönlü teşvik indiriminin hukuk aleminden kaldırılabileceği ve davacı açısından elde edilen menfaatlerin korunması gerektiği anlaşıldığından, davacı lehine oluşan durumların yok sayılması sonucunu doğuracak şekilde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle,
Kısmen davanın reddine, kısmen dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, 6446 sayılı Kanun'da iletim sistem kullanım bedellerine ilişkin üretim ya da tüketim yönlü bir ayrıma yer verilmediği, dava konusu Kurul kararının üst hukuk normuna aykırı olarak tesis edildiği, teşvik indiriminin sadece üretim yönündeki iletim sistem kullanım bedelleriyle sınırlandırmanın 6446 sayılı Kanun'un amacıyla bağdaşmadığı, yasal faiz yerine 6183 sayılı Kanun uyarınca gecikme zammına hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden TEİAŞ tarafından, tüketim yönünde iletim sistem kullanım bedellerine uygulanan teşvik indiriminin 6446 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesine aykırı olduğu, teşvik indiriminden her iki yönlü yararlanan üretim lisanslı tesisler için dava konusu Kurul kararına istinaden sadece üretim yönlü sistem kullanım bedellerinde teşvik uygulanmaya başlandığı ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre de geçmişe yönelik olarak tüketim yönlü alacak işlemi tesis edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI
: Davalı idareler tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş, davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerden TEİAŞ'ın yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının ve davalı idarelerden Türkiye Elektrik İletim AŞ'nin temyiz istemlerinin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddi, kısmen dava konusu işlemin iptali yolundaki Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu █████/2024 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, █████/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!