Anahtar kelimeler: Eylemden Hasarlı Kazada Rücuen Karayolları Sürücüsünün Gören Yetersiz Kaybı Kazası

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalanan... plakalı araç ile 26.12.2022 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde, müvekkili şirket tarafından davalının kusurlu eylemleri nedeniyle zarar gören sigortacısına 17.04.2023 tarihinde 5.401,67-TL değer kaybı tazminat bedeli ödendiğini, kazada davalıya ait araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ve araç sürücüsünün kaza tarihinde yetersiz ehliyete sahip olması nedenleriyle Karayolları Zorunlu Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca işbu bedelin davalıdan rücuen tazmini için İzmir ...İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının 19.09.2023 tarihinde açılan icra takibine, borç ve ferilerine kötü niyetli ve alacağı geciktirmeye yönelik olarak itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, davanın kabulüne, İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına yapılan itiraın iptali ile takibin takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkisizlik ve görevsizlik nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, dava değeri düşük gösterildiğinden, eksik harç ikmal edilmeden, davaya devam edilmesinin mümkün olmamaması nedeniyle harcın ikmaline karar verilmesini aksi tardirde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, davaya konu talep zamanaşımına uğradığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığının tespitini usule aykırılık varsa davanın usulden reddinin gerektiğini, davalı araç sürücüsünün yeterli ehliyet belgesine sahip olmadığı iddisını kabul etmediklerini, araç sürücüsünün, kaza anında kural ihlali yapmadığını, kusur oranının bilirkişi marifetiyle yapılması gerektiğini, tanıkların da dinlenmeleri gerektiğini, davacıya ait araçta bir zarar olup olmadığı ve varsa zarar miktarının, tespiti uzman bilirkişi marifetiyle yapılması gerektiğini, kazaya karışan ... plakalı araç müvekkiline ait ise de, araç sürücüsünün ...olduğunu, davanın ...'a ihbarı ile davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, davacının müvekkile karşı rücu talebinin hukuki dayanağının olmadığını, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının "Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı 4.B.f maddesine göre, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının üçüncü kişiye yaptığı ödemeyi "yetersiz ehliyetli sürücü" veya "kırmızı ışıkta geçilmesi sebebiyle" sigortalıya rücu edilebilmesi için bedensel hasar nedeniyle tazminat ödenmiş olması gerektiğini, teminat dışı halin dar yorumlanması gerektiğini, davalı araç sürücüsünün ehliyetinin bahse konu aracı sürmeye yeterli ve elverişli olduğunu beyan etmekle, davanın ...'a ihbarına, davanın reddine, davacı aleyhine %50'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası,
3-█████/2022 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı,
4-Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde... plakalı araca ait olarak bulunan tramer kayıtları,
5-Dava konusu kazanın gerçekleştiği █████/2022 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... ve ... plaka sayılı araçlara ait olarak bulunan trafik tescil ve ruhsat belgeleri,
6-İzmir İl Emniyet Müdürlüğü nezdinde █████/2022 tarihli trafik kazası itibarıyla hususi kullanım kaydı olan... plakalı araç sürücüsü ...'un ehliyetinin olup olmadığı, ehliyetinin dava konusu aracı kullanmak için yeterli ehliyetinin olup olmadığı ve bu aracın kullanımı açısından hangi sınıf ehliyet gerektiğine ilişkin evrak ve kayıtlar,
7-Sair deliller.
DAVA KONUSU
:
Açılan dava, █████/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde hasar gören ... plakalı araç malikinin başvurusu üzerine,... plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini tanzim eden... Anonim Şirketi tarafından... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi kapsamında █████/2023 tarihinde hak sahiplerine 5.401,67-TL ödenmesi sonucunda, ödenen tazminatı bedelinin █████/2022 tarihli trafik kazasının gerçekleşmesinde kusuru bulunan ve sürücüsü olduğu aracı kullanabilmek için yeterli sürücü belgesi bulunmadığı iddia edilen araç sürücüsünün sevk ve idaresindeki... plakalı araç maliki davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden rücuen tazmini amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafıdan süresinde yapılan itirazın iptali ile alacak bedelinin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden tahsili ile davacı... Anonim Şirketine verilmesi talebine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:█████/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., ███████ K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının... Anonim Şirketi, borçluların ... Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. ve ...olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu ile ihbar olunan aleyhinde 5.401,67-TL asıl alacak, 199,79-TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 5.601,46-TL toplam alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalıların süresinde yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
Sigortacının rücu hakkı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesinde; ''Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.
Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda, █████/1944 tarih ve ███████ Esas 1944/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında aynen; "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle halefiyet davası ticari dava sayılamaz. Bu dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 3.7.1944 sayılı kararında; "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." rücu davaları açısından görevli mahkemenin belirlenmesinde esas alınması gereken kıstaslara dikkat çekilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığın, █████/2022 tarihinde vuku bulan trafik kazası neticesinde hasar gören... plakalı araç malikinin başvurusu üzerine üçüncü kişi hak sahibine yapılan ödemenin, sigortalıya ait... plakalı araç sürücüsünün kaza anında ehliyetinin bulunmadığı iddiası çerçevesinde taraflar arasındaki sigorta poliçesi kapsamında davalı sigortalıdan rücuen tazmini amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafça süresinde yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1-a. maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hususların ticari dava olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği █████/2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin işbölümü olmaktan çıkıp görev ilişkisi haline geldiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kuralların kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerektiği, Sigorta Hukukunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6. kitabında 1401. ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortasının ise 1483. ve devamı maddelerinde düzenlendiği, davanın gerçek kişi davalı ile birlikte davalı...Anonim Şirketine karşı açıldığı, sigorta şirketinin davanın tarafın olduğu göz önünde bulundurulduğunda dava konusu ilişkinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle davanın ticari dava olduğu ve Asliye Ticaret Mahkemesi görev alanı içinde bulunmakta olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin herhangi bir dayanak veya gerekçe bildirilmeksizin ileri sürülen, temel hukuki bilgilerden yoksun, yargılamayı uzatma amacı taşıyan görev itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Her ne kadar davalı vekilince cevap dilekçesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 116. maddesinde sayılan ilk itiraz nedenlerinin tümünü tekrar ettikleri, yargı yerinin caiz olup olmadığı, aynı konuda kesin hüküm bulunup bulunmadığı, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı, kesin yetki kuralının bulunup bulunmadığı gibi hususlar dava şartlarından olduğundan, bu hususların da ayrıca resen araştırılmasını ve usule aykırılığın tespiti halinde, dava şartlarının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini, özetle, usul kuralları çerçevesinde, yazdıkları yazmadıkları tüm ilk itirazlarını sundukları ve davanın esasa girilmeksizin usulden reddini talep etikleri beyan edilmiş ise de, ileri sürülen beyanların usul kurallarına aykırı olduğu, gelişigüzel şekilde bütün dava şartı hususlarına itiraz edilmesinin gayriciddi olduğu gibi mahkemelerin iş yükünün artmasına sebebiyet verdiği, bu kapsamda ileri sürülen beyanların dikkate alınmasının mümkün olmadığı, kaldı ki belirtilen hususlarda herhangi bir dava şartı eksikliği bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin usul ve yasa hükümlerine aykırı beyanlarının dikkate alınmamasına karar verilmiştir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 50. maddesinde para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağının, ayrıca takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesinin de takibe yetkili olduğunun düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde genel yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunun, aynı Kanunun 10. maddesinde ise sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğinin belirlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 19. maddesinde ise yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkemenin yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorunda olduğu, tarafların da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilecekleri, yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği, yetki itirazında bulunan tarafın, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerektiği, aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacağı, yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle geleceğinin belirtildiği, davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin merkez adresinin İzmir İli, Konak ilçesinde bulunduğu göz önünde bulundurulduğunda, mahkememizin iş bu davaya bakmaya yetkili olduğu, kaldı ki davalı vekilince yetki ilk itirazı ileri sürülürken yetkili mahkemenin gösterilmediği, ortada usul ve yasa hükümlerine uygun bir yetki ilk itirazının bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin yetki ilk itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı sigorta şirketi tarafından █████/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde hasar gören ... plakalı araç malikinin başvurusu üzerine,... plakalı aracın ... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi kapsamında hak sahiplerine 5.401,67-TL tutarındaki ödemenin █████/2023 tarihinde ödeme gerçekleştirildiği, rücu hakkının bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel olduğu, rücu hakkı için hakkın doğduğu andan itibaren zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/4. maddesinde ''Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.'' hükmünün, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 73/4. maddesinde ise ''Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.'' hükmünün yer aldığı, dava konusu itirazların yöneltildiği ödeme emrinin bulunduğu icra takibinin █████/2023 tarihinde açılmış olduğu, takibin başlatılması ile birlikte zamanaşımı süresinin kesildiği, davanın ise █████/2024 tarihinde ikame edildiği göz önünde bulundurulduğunda zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı, davanın zamanaşımı süresi içerisinde ikame edildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin herhangi bir gerekçeye dayanmadan ileri sürülen zamanaşımı itirazının reddi yönünde ara karar tesis edilmiştir.
Her ne kadar davalı vekilince, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesi sırasında davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait... plakalı aracın sürücüsünün ...olduğu ve davanın ...'a karşı açılması gerektiğinden bahisle ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin husumetinin bulunmadığı belirtilmek suretiyle husumet itirazında bulunulmuş ve davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunnun 3. maddesinde "işleten araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracı uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlandığı, aynı Kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyip zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi,doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.b. maddesinde ise ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebileceği haller arasında; ''b)(Değişik:RG-2/2/2016-29612)(1) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali (9)(18)(23) sonucunda meydana gelmiş ise'' hükmüne yer verildiği, davacı sigorta şirketi tarafından maddi hasarlı veya yaralamalı ya da ölümlü trafik kazası neticesinde zarar gören hak sahiplerine ödenen bedellerin, sigortalıya ait aracın sevk ve idare eden ve de kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunan araç sürücüsünün ehliyetinin bulunmadığı veya başkaca rücu sebeplerinin bulunduğu iddiası çerçevesinde ikame edeceği icra takibi veya davayı direkt olarak sigortalısına veya araç sürücüsüne ya da aynı anda her ikisine de yöneltebileceği, bu hususta takdir hak ve yetkisinin sigorta şirketi uhdesinde bulunduğu, rücu şartlarının bulunduğu durumlarda, aracın işletilmesi sırasında meydana gelen ve hak sahibi üçüncü gerçek veya tüzel kişilere ödenen tazminat bedellerinden araç maliki sigortalının da sigorta şirketine karşı sorumluluğu bulunduğu, açıklanan gerekçeler dahilinde... plakalı aracın maliki olan davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin iş bu dava açısından pasif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin husumet itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 36. maddesinde; ''Motorlu araçların, sürücü belgesi sahibi olmayan kişiler tarafından karayollarında sürülmesi ve sürülmesine izin verilmesi yasaktır.
Araçlar, Yönetmelikte sınıfları belirtilen sürücü belgelerine sahip sürücüler ile çok taraflı anlaşmalara göre sürücü belgesi bulunan veya geçerli uluslararası sürücü belgesi olan kişilerce sürülebilir.
Buna göre;
a) Sürücü belgesi olmayanların,
b) Mahkemelerce veya Cumhuriyet savcılıklarınca ya da bu Kanunda belirtilen yetkililerce sürücü belgesi geçici olarak ya da tedbiren geri alınanların,
c) Sürücü belgesi iptal edilenlerin,
araç kullanarak trafiğe çıktıklarının tespiti hâlinde, bu kişilere 1.407 Türk Lirası idari para cezası verilir. Ayrıca, aracın sürücü belgesiz kişilerce sürülmesine izin veren araç sahibine de tescil plakası üzerinden aynı miktarda idari para cezası verilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.b. maddesinde ise ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebileceği haller arasında; ''b)(Değişik:RG-2/2/2016-29612)(1) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali (9)(18)(23) sonucunda meydana gelmiş ise'' hükmüne yer verilmiştir.
İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, dava konusu kazanın gerçekleştiği █████/2022 tarihi itibariyle hususi kullanım kaydı olan... plakalı araç sürücüsü ... T.C. Kimlik numaralı ...'un ehliyetinin olup olmadığının veya hususi kullanım kaydı olan davaya konu... plakalı aracı kullanmak için yeterli ehliyetinin olup olmadığı hususundaki kayıtların ve dava konusu aracın... marka Ekspert ...45 E6.3 tipinde 2022 model ve kullanım şekli hususi olan,... motor, ... şasi numaralı araç olduğunun ve bu aracın kullanımı açısından hangi sınıf ehliyet gerektiğinin de ayrıca tespiti ile ilgili tüm evrak ve kayıtların eksiksiz olarak mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup, müzekkere cevabında... plaka sayılı aracın plakasının sonradan ... olarak değiştirildiği, 2022 model, tipi:V, ticari adı: Expert, cinsi: Kamyonet-BB Van olduğu tespit edilmiş, ...adına kayıtlı olan İzmir Trafik Tescil Şube Müdürlüğünden █████/2011 tarih ve ... belge nolu yeni tip (B1-C1-D-B-F-M-C-D1) sınıfları kapsayan araçları kullanma yetkisine sahip olduğu, sürücü belgesi içindeki B (Kamyonet) sınıfı aracı kullanabildiği tespit edildiğinin mahkememize bildirildiği, sürücü belgesi ve araç bilgilerini gösteren, sürücü belgesi detay raporu ve araç bilgileri özet ekranının mahkememize gönderildiği görülmüştür.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 36. maddesi ile bu kanuna bağlı yönetmelikte motorlu araçların, sürücü belgesi olmayan kişiler tarafından karayolunda sürülmesinin yasaklanmış olmakla birlikte, dava konusu trafik kazasının gerçekleştiği sırada... plakalı araç sürücüsünün yeterli ehliyet belgesine sahip olduğu anlaşılmakla, rücu şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Ayrıca, █████/2025 tarihli duruşma tutanağının 10 numaralı ara kararı ile davacı vekiline mahkememizce yaptırılacak bilirkişi incelemesi açısından gerekli olan bilirkişi ücretinden ibaret 3.500,00-TL delil avansını mahkememiz veznesine yatırmak üzere iki haftalık kesin süre verilmiş olup, davacı vekili tarafından eksik delil avansını verilen kesin süre içinde mahkememiz veznesine yatırmamıştır.
7251 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle değişik Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Harç ve gider avansının ödenmesi” başlıklı 120. maddesinde; ''Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.
Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.
Taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen delil avansına ilişkin 324 üncü madde hükümleri saklıdır.'' düzenlemesi bulunmaktadır.
Anılan maddenin gerekçesinde ise; ''Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl Adalet Bakanlığınca ilan edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır. Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.'' ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 324. maddesinde; ''Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.
Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.'' hükmü düzenlenmiştir.
Anılan madde gerekçesinde de; ''…“Harç ve avans ödenmesi” başlıklı 125. maddede davacının dava masraflarının karşılığı olarak avans ödemesi öngörülmüştür. Bu avans, davacının delillerinin toplanması için yapılması gereken harcamaları da kapsar. Bu maddede ise daha çok davalının delillerinin toplanması için ödenmesi gereken avans düzenlenmiştir. Öte yandan davacının avansı yönünden “Dava şartları” başlıklı 119. maddede hüküm getirilmiştir. Davacının avansı yatırmış olması dava şartlarındandır. Şu hâlde davacı avansının yargılamanın devamı sırasında yetersiz kalması hâlinde, uygulanacak hüküm, bu maddeden ziyade 125. madde hükmüdür.'' ifadelerine yer verilmek suretiyle, gider avansının davacının dava masraflarının karşılanması amacıyla, delil avansının ise daha çok davalının delillerinin toplanması amacıyla getirildiği belirtilmiştir.
█████/2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde: ''Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder.
Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır.
Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.
Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…'' düzenlemesi yer almaktadır.
Yönetmeliğin 45. maddesinde, gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere, Yönetmelikte gider avansının içinde delil avansı için gerekli giderler de gösterilmiştir. Gider avansının yatırılmaması hâlinde açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir (Yön. m. 45/3); delil avansının yatırılmaması hâlinde ise, o delilden vazgeçilmiş sayılır (Yön. m. 45/3). Bu durumda Yönetmeliğin 45. maddesinin birinci fıkrası ile dördüncü ve beşinci fıkraları arasında uyum bulunmadığından, HMK’nın 324. maddesi gözetilerek Yönetmeliğin 45. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarının öncelikle uygulanması gerekir (Pekcanıtez H./Atalay O./Özekes., M.: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 13. Bası, Ankara 2012, s. 354 ).
Eksik delil avansının verilen kesin süre içerisinde mahkememiz veznesine yatırılmaması sebebiyle bilirkişi incelemesi de yaptırılamamış olup, davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlayamadığı ortadadır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların idda ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, █████/2022 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde... plakalı araca ait olarak bulunan tramer kayıtları, dava konusu kazanın gerçekleştiği █████/2022 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... ve ... plaka sayılı araçlara ait olarak bulunan trafik tescil ve ruhsat belgeleri, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü nezdinde █████/2022 tarihli trafik kazası itibarıyla hususi kullanım kaydı olan... plakalı araç sürücüsü ...'un ehliyetinin olup olmadığı, ehliyetinin dava konusu aracı kullanmak için yeterli ehliyetinin olup olmadığı ve bu aracın kullanımı açısından hangi sınıf ehliyet gerektiğine ilişkin evrak ve kayıtlar ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, █████/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde hasar gören ... plakalı araç malikinin başvurusu üzerine,... plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini tanzim eden... Anonim Şirketi tarafından... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi kapsamında █████/2023 tarihinde hak sahiplerine 5.401,67-TL ödenmesi sonucunda, ödenen tazminatı bedelinin █████/2022 tarihli trafik kazasının gerçekleşmesinde kusuru bulunan ve sürücüsü olduğu aracı kullanabilmek için yeterli sürücü belgesi bulunmadığı iddia edilen araç sürücüsünün sevk ve idaresindeki... plakalı araç maliki davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden rücuen tazmini amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafıdan süresinde yapılan itirazın iptali ile alacak bedelinin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden tahsili ile davacı... Anonim Şirketine verilmesi talebine ilişkin olduğu, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu ile ihbar olunan aleyhinde 5.401,67-TL asıl alacak, 199,79-TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 5.601,46-TL toplam alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalıların süresinde yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, her ne kadar sigortalı araç sürücüsünün yeterli sürücü belgesine sahip olmaması hukuki gerekçesine dayanılarak iş bu dava ikame edilmiş ise de, 2022 model, tipi:V, ticari adı: Expert, cinsi: Kamyonet-BB Van olduğu tespit edilmiş, ...adına kayıtlı olan İzmir Trafik Tescil Şube Müdürlüğünden █████/2011 tarih ve ... belge nolu yeni tip (...) sınıfları kapsayan araçları kullanma yetkisine sahip olduğu, sürücü belgesi içindeki B (Kamyonet) sınıfı aracı kullanabildiği, dava konusu trafik kazasının gerçekleştiği sırada... plakalı araç sürücüsünün yeterli ehliyet belgesine sahip olduğu anlaşılmakla, belirtilen hususlar çerçevesinde rücu şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve davacı tarafın davanın açılmasında kötüniyetli olduğunun da ispat edilememesi doğrultusunda davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin de reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın REDDİNE,
2-Davalı vekilinin alacak bedelinin %50'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 5.601,46-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi gereğince kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
.Hakim ..
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!