Anahtar kelimeler: Acd Ason Malına İzinsiz Silahlı Delaletiyle Örgütüne Diyarbakır Olma Terör

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Diyarbakır 11. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: Silahlı terör örgütüne üye olma, nitelikli tehdit, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma, kamu malına zarar vermeHÜKÜM
: 1- Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; TCK'nın 314/2,3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 53/1-2-3, 58/9, 63/1. maddeleri uyarınca mahkûmiyet,2- Nitelikli tehdit suçundan; TCK'nın 106/2-a-c-d, 43/2-1, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 53/1-2-3, 58/9, 63/1. maddeleri uyarınca mahkûmiyet,3- Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan; TCK'nın 174/1, 3713 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi delaletiyle TCK'nın 174/2, TCK'nın 52/2-4, 53/1-2-3, 58/9, 63/1. maddeleri uyarınca mahkûmiyet,4- Kamu malına zarar verme suçundan; TCK'nın 152/1-a, 152/2-a-son, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 53/1-2-3, 58/9, 63/1. maddeleri uyarınca mahkûmiyet, kararlarına ilişkin yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi,5- Kamu malına zarar verme suçundan verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararına karşı yapılan temyiz isteminin reddine dair ek kararTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama - BozmaYargıtay 3. Ceza Dairesinin, 10.04.2025 tarihli ve █████████ esas, ██████████ sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.06.2025 tarihli ve KD-3-███████████ sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İTİRAZ SEBEPLERİ1- DAVA KONUSU OLAYIN GERÇEKLEŞME ŞEKLİ VE KABUL:Temyiz incelemesine konu olan Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinin █████/2024 gün ve ████████ E. ████████ sayılı kararı, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin █████/2024 gün ve █████████ E. █████████ sayılı kararı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızın █████/2025 gün ve 3 - ███████████ sayılı tebliğnamesi ile Yüksek Dairenizin itiraza konu kararında kabul edildiği üzere, ... silahlı terör örgütünün amaç ve stratejisi ile talimatları doğrultusunda hareket eden sanık ...'ın, temyize gelmeyen suça sürüklenen çocuk ... ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareketle, █████/2020 günü saat 21:30 sıralarında, içerisinde nöbet görevini ifa eden bir polis memurunun da bulunduğu Diyarbakır Asayiş Şube Müdürlüğüne ait ... kod numaralı zırhlı nöbet kulübesine, birincil yüksek güçlü patlayıcı madde (PETN, RDX, TNT) ihtiva ettiği, fabrikasyon parça tesirli ve düştüğü yerin 10 metre yarıçapı içerisinde öldürücü ve ağır yaralanmalara yol açıcı etkisi bulunduğu tespit edilen savunma tipi el bombasıyla bombalı saldırı eyleminde bulundukları, zırhlı nöbet kulübesinin 1,5 metre önüne isabet eden el bombasının patlaması sonucu nöbet kulübesi ile yakınında bulunan sivil bir aracın maddi olarak zarar gördüğü anlaşılmıştır. Bu oluş ve kabule ilişkin herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.2- YARGILAMA SAFAHATI
:Açılan kamu davası ve yapılan yargılama sonucunda Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesince verilen █████/2022 gün ve ███████ E. ████████ sayılı ilk karar ile sanık ...'ın eylemlerinin uyduğu kabul edilen Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçundan TCK'nın 302/1, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 53, 58/9 maddeleri gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis; teşebbüs aşamasında kalmış tasarlayarak ve kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme suçundan TCK'nın 82/1-a-g, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 53, 58/9 maddeleri gereğince 15 yıl hapis; tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçundan TCK'nın 174/1, 174/2, 53, 58/9 maddeleri gereğince 10 yıl hapis ve 12.000 TL adli para; kamu malına verme suçundan TCK'nın 152/1-a, 152/2-a-son, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 53, 58/9 maddeleri gereğince 1 yıl 28... gün hapis; genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan TCK'nın 170/1-c, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 53, 58/9 maddeleri gereğince 1 yıl 9 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiş, keza temyize gelmeyen suça sürüklenen çocuk ...'ın da bu suçlardan mahkumiyetine karar verilmiş;Kararın sanık ... ve temyize gelmeyen suça sürüklenen çocuk ... ile yerel Cumhuriyet Savcısı (davanın diğer bir sanığı olup atılı suçlardan beraatine karar verilen ...aleyhine) tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı istinafen inceleyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince █████/2023 gün ve █████████ E. ████████ K. sayılı karar ile sanık ... ve temyize gelmeyen suça sürüklenen çocuk ... hakkında verilen hükümler yönünden, " B-1 ...Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma suçu ile Tasarlayarak ve Kişinin Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Kasten Öldürmeye Teşebbüs suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık ... müdafi ile SSÇ müdafinin istinaf başvurularının incelemesinde;Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13.05.2019 tarih ve █████████ E.- █████████ sayılı kararı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere, güvenlik güçleriyle çatışmaya giren veya güvenlik güçlerinin bulunduğu karakol veya noktalara uzun namlulu silahlarla, bomba veya roketatar türü vahim nitelikli silahlarla saldırı gerçekleştiren faillerin eylemleri sonucu hedef olarak seçilen mağdurların görülemediği ve/veya bilinemediği, ölüm veya yaralanmaların da vuku bulmadığı olaylarda, vahim eylem yerine kaim olmak üzere "en az bir kişiyi öldürmeye teşebbüs etme" suçundan hüküm kurulması gerekeceği, yine Yargıtay 16. CD'nin █████/2016 tarih ve █████████ E. █████████ K. Sayılı kararında da açıklandığı üzere; faillerin güvenlik görevlisinin içinde olduğu zırhlı araca uzun namlulu silahlarla ateş açtığı olayda, söz konusu ateşli silahlarla atılan mermilerin aracın zırh ve sair aksamlarını geçerek mağdurların bulunduğu yerlere ulaşıp ulaşmayacağı araştırılıp, ulaşabileceğinin belirlenmesi halinde sanığın en az bir güvenlik görevlisini öldürmeye teşebbüsten sorumlu olacağı, ulaşamayacağının belirlenmesi halinde ise eylemin mağdur güvenlik görevlisi sayısınca birden fazla kişiyle birlikte silahla tehdit suçuna uyacağı da gözetildiğinde;Diyarbakır ili ... ilçesi ... Caddesinde konuşlu İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü zırhlı nöbet kulübesine atılan el bombası nedeniyle ölen veya yaralanan güvenlik gücü personelinin bulunmaması, olay anında bir güvenlik görevlisinin zırhlı kulübe içerisinde bulunması, atılan 1 adet savunma tipi el bombasının kulübenin 30 cm. ön tarafında patlama çukuru oluşturması, sıçrayan şarapnel parçalarının zırhlı nöbet kulübesi camlarında ve kulübe çevre muhafazasında kırılmalar ve tahribatlar oluşturmasına göre;Olay anında bombanın isabet ettiği noktadaki kulübe içinde bulunan katılanın da hazır edilmesi suretiyle keşif icra olunarak olay yeri rapor ve krokisinin bilirkişi marifetiyle düzenlettirilmesinden sonra katılanın beyanları, olay anı görüntüleri ile olay yerinden temin edilen diğer bulgular da göz önünde bulundurularak olayda kullanılan patlayıcının/bombanın katılan polis memuru yönünden tesirli mesafede patlayıp patlamadığının, kulübe zırh ve sair aksamlarını geçerek katılanın bulunduğu yere ulaşıp ulaşmayacağının araştırılıp, ulaşabileceğinin belirlenmesi halinde SSÇ ve sanığın en az bir güvenlik görevlisini öldürmeye teşebbüsten sorumlu olacağı, ulaşamayacağının belirlenmesi halinde ise Yargıtay 3. CD'nin, █████/2022 tarih ve █████████ E. █████████ sayılı kararında da açıklandığı üzere; Yargıtay 3. CD'nin ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun müstakar ve yerleşik uygulamarında, TCK’nın 302. maddesindeki suçun oluşması için vahim nitelikte olan adam öldürme, öldürmeye teşebbüs, şiddet kullanarak hürriyeti tahdid gibi öncü suçların işlenmesi; yahut vahim nitelikte eylem olmasa bile kazılan hendek ve kurulan barikatlarda silahlı nöbet tutulması, insanların gelip geçecekleri yere veya menfezlere patlayıcı madde yerleştirilmesi yahut örgütsel faaliyet kapsamında ormanların kasten yakılması gibi eylemlerin gerçekleştirilmesi gerektiği, oysa somut olayda, SSÇ ve sanığın fikir ve eylem bütünlüğü içinde görevli personelin bulunduğu zırhlı polis kulübesinin 30 cm ilerisine el bombası atması sonucu zırhlı kulübe cam ve aksamı ile yakın mesafede park halinde bulunan sivil bir aracın zarar görmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin vahim nitelikte eylem sayılamayacağı gibi ayrıca başlı başına da atılı Devletin Birliğini ve Bütünlüğünü Bozma suçunun sübutu açısından yeterli sayılamayacağı gözetilerek eylemin TCK’nın 314/2. maddesinde yazılı suçu oluşturacağının kabulü ile ceza tayin edilirken de eylemin gerçekleşme şekli dikkate alınarak hükmolunacak cezanın teşdiden tayin edilmesi gerektiği gözetilerek hukuki durumunun buna göre tayin ve takdiri gerekirken kasten öldürmeye teşebbüs ve Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü bozma suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,2-....Kamu malına zarar verme ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık ... müdafii ile SSÇ müdafiinin istinaf başvurularının incelemesinde;Yargıtay 16.CD'nin █████/2018 tarih ve █████████ E., ████████ sayılı kararında da vurgulandığı üzere; TCK'nın 170. maddesine uygun yangın çıkarmak suretiyle ve bomba/patlayıcı ile patlatarak genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu, TCK'nın 152/2-a maddesinde tanımlanan yakarak-bomba/patlayıcı ile patlatarak kamu malına mala zarar verme suçunda ağırlaştırıcı neden olup, TCK'nın 42. maddesinde düzenlenen bileşik suç hükümleri uyarınca tek fiil sayılacağı ve sadece yakarak-bomba ile patlatarak kamu malına zarar verme suçunu oluşturacağı,Yargıtay 16.CD'nin █████/2019 tarih ve █████████ E., █████████ sayılı kararında da vurgulandığı üzere;Zırhlı nöbet kulübesine saldırı düzenleyerek bir fiil ile kasten adam öldürmeye teşebbüs ve kamu malına zarar verme suçlarının oluşmasına neden olduğu iddia edilen SSÇ ve sanığın TCK'nın 44. maddesi hükmü karşısında sadece daha ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılması gerektiği de gözetilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken (B-1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,3-... Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık ... müdafii ile SSÇ müdafiinin istinaf başvurularının incelemesinde;Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.10.2009 gün ve 8-124-224 sayılı kararında da açıkça işaret edildiği gibi, TCK'nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanun'un 3/1. maddesindeki "suç işleyen kişi hakkında fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, olayın oluş şekli ve süresi, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun konusunun önem ve değeri göz önüne alınaraktemel cezanın hak ve nesafete uygun bir şekilde belirlenmesi gerekirken, suç konusunun 1 adet savunma tipi el bombasından oluşmasına göre, ele geçirilen malzeme miktarı gerekçe gösterilerek teşdiden ceza tayin edilmesi,Kabul ve uygulamaya göre de;4- Takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, incelenen adli sicil kayıtlarında sabıka kaydı ve duruşma tutanağına yansıyan olumsuz bir tutumu bulunmayan, olay akabinde yakalandığında eylemi gerçekleştirdiğini, gerçekleştirme şeklini ve kendisiyle birlikte hareket eden diğer sanığı ikrar eden suça sürüklenen çocuk bakımından dosya kapsamı ile uyumlu bulunmayan ve yeterli olmayan gerekçe ile TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,5- Sanık ... hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde, uygulama maddesi olarak 3713 sayılı TMK'nın 5 inci maddesinin 2 nci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı TCK'nın 174/2 nci maddesi uyarınca cezasından bir kat artırım yapıldığının yazılı olmaması," şeklindeki gerekçelerle hükümlerin bozulmasına karar verilmiş;Bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinin █████/2024 gün ve ████████ E., ████████ sayılı kararı ile bu kez, sanık ... ve temyize gelmeyen suça sürüklenen çocuk ...'ın eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma, zincirleme nitelikli tehdit, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması ve kamu malına zarar verme suçlarına uyduğu gerekçesiyle, sanık ...'ın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 53, 58/9 maddeleri gereğince 13... ay hapis; zincirleme nitelikli tehdit suçundan TCK'nın 106/2-a-c-d, 43/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 53, 58/9 maddeleri gereğince 7 yıl 6 ay hapis; tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçundan TCK'nın 174/1, 3713 sayılı Kanun'un 5/2 maddesi yollamasıyla TCK'nın 174/2, 53, 58/9 maddeleri gereğince 8 yıl hapis ve 8.000 TL adli para; kamu malına verme suçundan TCK'nın 152/1-a, 152/2-a-son, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 53, 58/9 maddeleri gereğince 1 yıl 28... gün hapis cezalarıyla cezalandırılmalarına ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş;Kararın sanık ... tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı istinafen inceleyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince █████/2024 gün ve █████████ E., █████████ sayılı karar ile bu kez istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş;Bu son kararın sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızın, sanık hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz başvurusunun reddine dair mahkeme ek kararına yönelik temyiz isteminin CMK’nın 298. maddesi gereğince reddi ile ek kararın onanması; tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçundan verilen hükme yönelik temyiz isteminin CMK'nın 302/1 maddesi uyarınca esastan reddi ile hükmün onanması, silahlı terör örgütüne üye olma ve nitelikli tehdit suçlarından verilen hükümlere yönelik temyiz isteminin ise, sanığın sabit görülen eylemlerinin TCK'nın 82/1-a-c-g, 35 maddelerinde düzenlenen teşebbüs aşamasında kalmış tasarlayarak, bombalama suretiyle, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme ile TCK'nın 302/1 maddesinde düzenlenen Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçlarını oluşturduğu ve CMK'nın 307/4 maddesi gereğince sonuç ceza bakımından sanığın kazanılmış hakkı da korunarak bu suçlardan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yerinde görülerek bozulması istemlerini içeren █████/2025 gün ve 3 - ███████████ sayılı tebliğnamesi ile dosya temyiz incelemesi için Yüksek Dairenize sevk edilmiş;Yüksek Dairenizce de, itirazımıza konu olan █████/2025 gün ve █████████ esas, ██████████ sayılı kararla, sanık hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz başvurusunun reddine dair ek kararın onanmasına; silahlı terör örgütüne üye olma, nitelikli tehdit ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçlarından kurulan hükümlerin ise, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu tespitine yer verildikten sonra, "Takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden kendisine isnat edilen suçlamalarla ilgili suçunu kabul etmeyen sanığın pişman olduğunu beyan etmesinin beklenemeyeceği, yargılama boyunca duruşmanın düzenini bozduğuna veya başkaca bir olumsuz tutum veya davranışının bulunduğuna ilişkin tutanaklara yansıyan bir durumu bulunmayan, soruşturma aşamasında suçun açığa çıkmasına yardımcı olacak şekilde ifade veren sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına yasal olanak olmadığı kabul edilse de, dosya kapsamına uygun bulunmayan yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,..." şeklindeki gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir.İtiraz Nedenleri
:PKK silahlı terör örgütünün amaç ve stratejisi ile talimatları doğrultusunda hareket eden sanık ...'ın, temyize gelmeyen suça sürüklenen çocuk ... ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareketle, █████/2020 günü saat 21:30 sıralarında, içerisinde nöbet görevini ifa eden bir polis memurunun da bulunduğu Diyarbakır Asayiş Şube Müdürlüğüne ait ... kod numaralı zırhlı nöbet kulübesine, birincil yüksek güçlü patlayıcı madde (PETN, RDX, TNT) ihtiva eden, fabrikasyon parça tesirli ve düştüğü yerin 10 metre yarıçapı içerisinde öldürücü ve ağır yaralanmalara yol açıcı etkisi bulunan savunma tipi el bombasıyla bombalı saldırı eyleminde bulunması, zırhlı nöbet kulübesinin 1,5 metre önüne isabet eden el bombasının patlaması sonucu nöbet kulübesi ile yakınında bulunan sivil bir aracın maddi olarak zarar görmesi şeklinde gerçekleştiği kabul edilen eylemin, TCK'nın 82/1-a-c-g, 35 madde, fıkra ve bentlerinde düzenlenen teşebbüs aşamasında kalmış tasarlayarak, bombalama suretiyle, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme ve buna bağlı olarak TCK'nın 302/1 maddesinde düzenlenen Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçlarına mı, yoksa somut olayda yerel mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yüksek Dairenizin kabul ettiği gibi TCK'nın 106/2-a-c-d madde, fıkra ve bentleri hükümlerinde düzenlenen nitelikli tehdit ve TCK'nın 314/2 maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçlarına mı vücut verdiği konusunda ve Yüksek Dairenizin sanık hakkında tüm suçlardan verilen hükümlerde TCK'nın 62. maddesinin uygulanmaması yolundaki ilk derece mahkemesi takdirinin yerinde olup olmadığı konusunda Yüksek Daireniz ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımız arasında bir görüş ayrılığı husule gelmiştir.Oluşuna dair bir ihtilaf bulunmayan yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan eylemde, sanığın saiki ve kastı, eylemde kullandığı aracın netice kasten öldürme suçunu işlemeye elverişliliği, eylemin gerçekleşme şekli, zamanı ve yeri gözönüne alındığında, kulübede nöbet görevini yerine getiren polis memurunu öldürmeye yönelik vahim nitelikte bir eylem olup, nöbet kulübesinin zırhlı olması şeklindeki sanığın elinde olmayan nedenle kastettiği öldürme eylemini gerçekleştirememiş olmasının TCK'nın 35/1 maddesinde düzenlenen suça teşebbüs olarak değerlendirilmesi, buna göre ... silahlı terör örgütünün amaç ve stratejisi ile talimatları doğrultusunda hareket eden sanık ...'ın TCK'nın 82/1-a-c-g, 35 maddelerinde düzenlenen teşebbüs aşamasında kalmış tasarlayarak, bombalama suretiyle, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme ile TCK'nın 302/1 maddesinde düzenlenen Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçlarından mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesinin oluşa, dosya kapsamına ve hukuka aykırı değerlendirmeyle verdiği █████/2023 gün ve █████████ E., ████████ sayılı kararı doğrultusunda suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı gerekçelerle silahlı terör örgütüne üye olma ve nitelikli tehdit suçundan mahkumiyetine karar verilmesinin, bu kararı sanık müdafiinin aleyhe istinafı üzerine inceleyen bölge adliye mahkemesince kararın yerinde görülerek istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiştir.Kararı temyizen inceleyen Yüksek Dairenizce eylemin bu şekilde nitelendirilmesinin yerinde görülmesiyle, ilk derece mahkemesinin sanığın geçmişi, suça eğilimi, eylemden sonra aşamalarda pişmanlığını göstermeyen davranışları ve cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkilerini değerlendirerek verilen cezalardan TCK'nın 62. maddesi gereğince indirim yapmaması yolundaki takdirinin yerinde görülmemesi ve bu nedenle verilen hükümlerin bozulmasına karar verilmesi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızca oluşa, sanığın dosyaya yansıyan kişilik özellikleriyle durumuna, dosya kapsamına ve hukuka uygun görülmemiş, bu nedenlerle Yüksek Daireniz kararına itiraz edilmesi gerektiği düşünülmüştür.II. GEREKÇEYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz yazısı, bilirkişi raporları, olay yeri inceleme raporu, sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre;... silahlı terör örgütünün mensubu ... kod isimli kişinin talimatları doğrultusunda hareket eden sanık ...'ın, olay günü olan 31.01.2020 tarihinde saat 20.30 sıralarında temyiz dışı suça sürüklenen çocuk ...'la birlikte Asayiş Şube Müdürlüğünün karşısındaki binanın çatısına çıkarak keşif yaptıkları, örgüt propagandasında kullanılmak üzere gerçekleştirecekleri eylemi kameraya alma hususunda da ön hazırlık yaptıkları, sanık ...'ın el bombasını temyiz dışı suça sürüklenen çocuk ...'a verdiği, aynı gün saat 21:30 sıralarında suça sürüklenen çocuk ...'ın Diyarbakır Asayiş Şube Müdürlüğüne ait zırhlı nöbet kulübesine el bombasını atarak olay yerinden kaçtığı, patlama sırasında sanık ...'ın eylemi kamera kaydına aldığı, sanık ve suça sürüklenen çocuğun fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek söz konusu eylemi gerçekleştirdikleri, patlama sırasında nöbet kulübesinin içerisinde nöbet görevini ifa eden bir polis memurunun bulunduğu, olayda kullanılan el bombasının birincil yüksek güçlü patlayıcı madde (PETN, RDX, TNT) ihtiva eden, fabrikasyon parça tesirli savunma tipi el bombası olduğunun belilendiği, bölge adliye mahkemesi tarafından verilen bozma kararı sonrasında aldırılan 24.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda, olayda kullanılan el bombasının 10 metre yarıçapı içerisinde öldürücü ve ağır yaralanmalara yol açıcı etkisinin bulunduğu, nöbet kulübesi dışında kalan canlılar açısında öldürücü ve yaralayıcı olduğu, zırhlı nöbet kulübesi içerisindeki kişiler açısından ise etkisinin sınırlı olacağının tespit edildiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesinin 02.11.2022 tarihli ███████ esas - █████████ sayılı kararı ile yargılamaya konu eylemin kasten öldürmeye teşebbüs etme ve devletin birliğini ve ülke bütünlüğünün bozma suçunu oluşturduğu kabul edilmiş, söz konusu kararın istinaf başvurusuna konu edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesinin 30.03.20 23... /1813 esas - ████████ sayılı kararı ile Yargıtay 3. ve (Kapatılan) 16. Ceza Dairelerinin içtihatlarına vurgu yapılarak eylemin nitelikli tehdit ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerektiği düşüncesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.Bölge adliye mahkemesinin değindiği Yargıtay ilamlarının detaylı incelenmesi gerekmiştir. Emsal olarak gösterilen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 05.10.20 16... /3849 esas - █████████ karar sayılı ilamına konu olayda zırhlı askeri araca uzun namululu silah ile ateş açıldığı, açılan ateş sonucunda ölen ya da yaralanan personelin bulunmadığı, atış yapılan merminin zırhlı araç içerisine geçmediği, bu nedenle eylemin tehdit suçu olarak tavsif edildiği belirlenmiştir. Söz konusu olay incelemeye konu somut olaya benzerlik göstermemektedir. Zira temyize konu olayda silah ateş edilmeyip, el bombasının atılması söz konusudur. Bu bakımdan ateşli silah mermisinin isabet ihtimali ve isabet etmeyen kişiler açısından ortaya çıkan tehlike ile el bombası atıldığında ortaya çıkan yaralanma ve can kaybı ihtimali ile ortaya çıkan tehlike benzer nitelikte değildir. Yine atıf yapılan bir diğer karar olan Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 14.10.20 22... /2223 esas - █████████ karar sayılı ilamına konu olan olayda zırhlı polis kulübesine 12 metreden fazla uzaklıktaki boşluk bir alana EYP olarak tabir edilen paylayıcının atıldığı, bu eylem sonucunda ölen ya da yaralanan personelin bulunmadığı, bu nedenle eylemin vahim eylem olarak kabul edilemeyeceği belirlenmiştir. Söz konusu bu olay da incelemeye konu somut olaya benzerlik göstermemektedir. Zira temyize konu olayda EYP değil savunma tipi el bombası kullanılmış ve ayrıca öldürücü ve yaralayıcı etki mesafesinin içerisinde kalacak şekilde nöbet kulübesine 1,5 metre, kulübe kapısına ise 3,5 metre mesafe patlamanın gerçekleştiği tespit edilmiştir. Bu bakımdan hem patlamanın meydana geldiği yerin öldürücü ve ağır yaralanmalara yol açıcı 10 metre yarıçapı içerisinde gerçekleşmiş olması hem de olayda kullanılan patlayıcının EYP değil savunma tipi el bombası olması açısından meydana gelen tehlike itibariyle her iki olay birbirine benzer nitelikte değildir. bölge adliye mahkemesinin 30.03.20 23... /1813 esas - ████████ sayılı bozma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince sanığın eylemi silahlı terör örgütüne üye olma ve nitelikli tehdit olarak tavsif edilmiştir.Sanık hakkında takdiri indirim maddesinin uygulanmamasının yerinde olduğuna ilişkin itiraz maddesi yönünden yapılan incelemede ise; ilk derece mahkemesinin 02.11.2022 tarihli ███████ esas - █████████ sayılı kararının hüküm fıkrasının son kısmına, hüküm tefhimi sonrasında sanık ...'in mahkeme heyetine hitaben Kürtçe dilinde "Davamızdan dönmeyiz" şeklinde (tercüman vasıtasıyla anlaşıldığı hali ile) sözler sarf ettiği, devamında kolluk görevlileri tarafından müdahale edilerek salondan çıkarıldığı, hüküm tefhim edildikten sonra duruşmayı izleyen ve hüküm sonrası dışarıda bekleyen ve kimlik tespitleri henüz yapılamayan şahısların duruşma kapısını yumrukladıkları, içeriye girmeye çalıştıkları, kapının kilitlendiği, bir kısmının izleyici kısmından içeriye girdikleri, kolluk görevlilerinin çağrıldığı, bu sürede duruşma salonunun kapısının zorlanmaya ve açılmaya çalışıldığının devam ettiğinin görüldüğünün dercedildiği, sanığın soruşturma aşamasında suçun açığa çıkmasına yardımcı olacak şekilde ifade vermiş ise de kovuşturma aşamasında bu beyanlarında döndüğü, ayrıca hükmün tefhimi sırasında yukarıda belirtilen sözleri sarf ettiği ve hazır bulunan kitleyi tahrik ederek mahkemeye karşı taşkınlık yapılmasına sebebiyet verdiği, bu bakımdan yargılama düzenini bozacak şekilde olumsuz tutum ve davranışlarda bulunduğu, bu hususun bölge adliye mahkemesinin bozma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince dikkate alındığı anlaşılmıştır.Bu açıklamalar ışığında ışığında somut olay değerlendirildiğinde;Olay öncesindeki hazırlık aşaması, eylemde kullanılan aracın kasten öldürme suçunu işlemeye elverişliliği, eylemin gerçekleşme şekli, eylemin meydana geldiği yer ve zaman ile el bombasının 15 metre uzaklıktan atılmış olması ve bombanın patladığı yerin zırhlı nöbet kulübesine 1,5 metre, kulübe kapısına ise 3,5 metre mesafe olması, kulübeye yaklaşık 12 metre mesafedeki sivil bir aracın bile camları kırılmak suretiyle zarar görmüş olması hususları gözönüne alındığında, sanığın kast ve saikinin kulübede nöbet görevini yerine getiren polis memurunu öldürmeye yönelik olduğu ancak nöbet kulübesinin zırhlı olması nedeniyle sanığın kastettiği öldürme eylemini gerçekleştirememiş olmasının nitelikli tehdit suçu olarak değil kasten öldürme suçuna teşebbüs olarak değerlendirilmesi gerektiği; yine bu eylemin yerleşik yargıtay içtihatlarına göre vahim eylem niteliğinde olması nedeniyle silahlı terör örgütüne üye olmak suçu olarak değil Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçu olarak değerlendirilmesi gerektiği, Yargıtay'ın yukarıda gösterilen içtihatlarına yanlış anlam yüklenerek suç vasıflarının yanlış tayin edildiği;Ayrıca sanığın hükmün tefhimi sırasında sarf ettiği sözler ile duruşma salonunda hazır bulunan kitleyi tahrik ederek mahkemeye karşı taşkınlık yapılmasına sebebiyet verdiği ve yargılama düzenini bozacak şekilde olumsuz tutum ve davranışlarda bulunduğu, bu hususun da bölge adliye mahkemesinin bozma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince dikkate alındığı anlaşıldığından sanık lehine TCK'nın 62. maddesinin uygulanmaması şeklindeki ilk derece mahkemesi takdirinin isabetli olduğu değerlendirildiğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz talebinin yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.III. KARAR1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 10.04.2025 tarihli ve █████████ esas, ██████████ karar sayılı ilâmının KALDIRILMASINA,3. Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre duruşmalı yapılan incelemede;A)Sanık hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hüküm yönünden;Sanık hakkında müsnet suçtan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın, suçun niteliği, verilen cezanın nev ve miktarına göre CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince kesin olup temyizi kabil kararlardan olmadığından temyiz talebinin reddine dair ek karar usul ve kanuna uygun bulunduğundan temyiz talebinin reddi ile ek kararın ONANMASINA,B)Sanık hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,C)Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve nitelikli tehdit suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;Olay öncesindeki hazırlık aşaması, eylemde kullanılan aracın kasten öldürme suçunu işlemeye elverişliliği, eylemin gerçekleşme şekli, eylemin meydana geldiği yer ve zaman ile el bombasının 15 metre uzaklıktan atılmış olması ve bombanın patladığı yerin zırhlı nöbet kulübesine 1,5 metre, kulübe kapısına ise 3,5 metre mesafe olması, kulübeye yaklaşık 12 metre mesafedeki sivil bir aracın bile camları kırılmak suretiyle zarar görmüş olması hususları gözönüne alındığında, sanığın kast ve saikinin kulübede nöbet görevini yerine getiren polis memurunu öldürmeye yönelik olduğu ancak nöbet kulübesinin zırhlı olması nedeniyle sanığın kastettiği öldürme eylemini gerçekleştirememiş olmasının nitelikli tehdit suçu olarak değil kasten öldürme suçuna teşebbüs olarak değerlendirilmesi gerektiği; yine bu eylemin yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre vahim eylem niteliğinde olması nedeniyle silahlı terör örgütüne üye olmak suçu olarak değil Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçu olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, Yargıtay'ın yukarıda gösterilen içtihatlarına yanlış anlam yüklenip suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması,Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün belirtilen sebeplerden CMK'nın 302/2. maddesi gereğince tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, hüküm ile ilgili olarak aleyhe temyiz bulunmadığı da gözetilerek CMK'nın 307/5 inci maddesi uyarınca ceza süresi yönünden KAZANILMIŞ HAKKININ SAKLI TUTULMASINA, sanık hakkında mevcut delil durumu, bozma nedeni ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alındığında tahliye talebinin REDDİNE, dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.