Anahtar kelimeler: Özetidavacı Yanca Mallar Eylemden Görüleceği Arası İlişki Anadolu Ödenmemiş Temin

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:█████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
ESAS NO
:███████ Esas - ████████ Karar
TARİHİ
:█████/2023
DAVA
:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ
:█████/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkili tarafından davalıya mal temin edilmiş ve bu mallar karşılığında faturalar düzenlenmiş olup, müvekkilinin takip tarihi itibarıyla 131.174,79 TL C/H Alacağının davalı yanca ödenmemiş olduğunu, 12.01.2021 - 03.09.2021 Tarihleri arası Faturalardan da görüleceği üzere müvekkili tarafından davalıya malların teslim edildiği ve davalı yanca teslim alındığının açıkça ortada olduğunu, müvekkili şirketin Aralık/2020 itibarıyla davalıya tüp tedarik etmeye başladığını ve C/H' bın açılmış, 2021 Yılı Kasım ayına kadar farklı tarihlerde ekte sunulu faturalardan da görüleceği üzere tedarik edilen tüplerin bir kısmının boş olarak iade edilmemiş, bazı tüplerin ise ısıl işleme maruz kaldıkları anlaşıldığından hurdaya çıkmış olduğunu, müvekkili şirketin, borçlunun iade etmediği ve uhdesinde bulundurduğu tüplerin iadesinin gerçekleştirilmesi için 26.10.2021 Tarihli İhtarnameyi muhataba göndermiş, talebin davalıya 30.10.2021 T. tebliğ edilmiş olmasına karşılık o tarihten bu yana müvekkiline ait tüpler iade edilmediği gibi karşılığı fatura bedelinin de ödenmediğini, alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya dava dilekçesinin tebliğ edilmesine rağmen süresi içerisinde cevap dilekçesi vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi █████/2023 tarih ve ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında;"......Taraflar arasında gaz alım satımı yapıldığı, bu nedenle davacı tarafından davalıya verilen çeşitli türde tüpler olduğu, boş tüplerin davacıya iade edilmediği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, bilirkişi tarafından yerinde yapılan inceleme de dava konusu tüplerin davalı tarafından kullanımına devam edildiği, tüpler sağlam olduğu, çürük olmadığı, sadece 9lu tüp demetinin kullanılmadığı ancak bu tüplerin de davalıda bulunduğu, davacının tüp bedelleri için fatura düzenleyerek davalıya tebliğ ettiği, davacı tarafın usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinde faturaların kayıtlı olduğu, davalının ticari defterlerini inceleme için sunmadığı bu hali ile davacının HMK 222/3. Maddesi gereğince lehine delil olduğu, davalının faturalara 8 günlük yasal süresi içerisinde itiraz etmediği, davalının tüpleri iade etmeyerek düzenlenen faturalar yönünden davacıya borçlu olduğu, takip tarihi itibariyle alacağın 131.174,79 TL olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne, itirazın iptaline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. İstanbul BAM 12. HD. █████████ E., ████████ K., Trabzon BAM 4. HD. █████████ E. █████████ K. Sayılı kararları da aynı doğrultutadır. Bilirkişi tarafından sağlam tüplerin iadesi ihtimalini de içerir terditli değerlendirme yapılmış ise de eldeki davanın itirazın iptali davası olduğu, davalının tüplerin kullanımına aktif olarak devam ettiği, yıpranan tüplerin davacıya iadesinin bu aşamada hakkaniyete aykırı olduğu ve itirazın iptali davasının takiple sıkı şekilde bağlı olduğu dikkate alınarak terditli değerlendirmeler hükme esas alınmamıştır.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir."gerekçesi ile, ''Davanın KABULÜNE,
1-Davalının İstanbul Anadolu 5. İcra müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin aynen devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacak olan 131.174,79 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında tüp alışverişi olmadığı halde davacı tarafından fatura kesildiğini, davacının tüp alışverişi olmadığına ilişkin dava dilekçesinde beyanlarının mevcut olduğunu, yerel mahkeme tarafından müvekkilin almadığı tüplerin parasını ödemeye mahkum edildiğini ve mağdur olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının dava dilekçesinde kendisinin de ifade ettiği üzere tüplerin hurda olduğu iddiasından sonra başladığını, müvekkilin de tüplerin hurda olmadığını, sağlam olduğunu ifade ettiğini, buna rağmen davacının müvekkile hasar bedeli adı altında 7.168,86 TL bedelli fatura kestiğini, müvekkilin de böyle bir hasar olmadığı için iş bu bedel üzerinden iade faturası kestiğini, davacının da bu durum karşısında sinirlenerek müvekkille davacı arasında herhangi bir alışveriş olmadığı halde 131.174,79 TL bedelli elektronik fatura kestiğini ve müvekkilin borcu olduğunu ileri sürdüğünü, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını faturanın müvekkile tebliğ edilmediğini, müvekkilin faturadan haberinin olmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber işbu fatura BA formuna konu edilmiş ise müvekkilin haberi olmadan muhasebe biriminin faturayı işlemiş olabileceğini, zira müvekkilin bu firmayla daha önce gaz alışverişinde bulunduğunu, bu sebeple muhasebe biriminin müvekkilin gemide olduğu bir dönemde faturayı işlemiş olabileceğini, fakat sadece faturanın taraflar arasında bir alışveriş olduğuna kanıt olamayacağını, taraflar arasında bir tüp alışverişi olmadığını, davacı tarafın da beyanlarında kısmen taraflar arasında bir tüp alışverişi olmadığını doğruladığını, müvekkilin davacıdan faturada yazan tüpleri satın almadığını, müvekkil tüpleri satın almadığı halde zorla davacı tarafından tüplerin kendisine satılmış gibi gösterilmeye çalışıldığını, bu hususta tüm delillerinin değerlendirilmesi ve buna göre karar verilmesi gerekirken eksik değerlendirme ile hüküm kurulduğunu, Davacının dava açma sebebi olarak gösterdiği tüplerin hurda olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunun bilirkişi raporu aracılığı ile belirlendiğini, davacının davasını ispatlayamadığını, müvekkil ile davacı şirket arasında sadece gaz alışverişi mevcut olduğunu, tarafların cari hesaplarının bunu kanıtladığını, bilirkişi tespitlerinde tüplerin hurda olmadığını, sağlam olduğunu, ısıl işleme maruz kalmadığını ifade ettiğini, bu durumda davacının davayı açmak için dayandığı sebebin rapor sayesinde gerçek olmadığının ortaya çıktığını, davacının davayı tüplerin hurda olması sebebiyle açtığını iddia ettiğini, fakat tüplerin hurda olmadığını, davacının gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğu ve kötü niyetli hareket ettiğinin ortaya çıktığını, Davacının davaya konu tüpleri kasten almadığını, müvekkile satmış gibi göstermeye çalıştığını, davacının tüpleri almak istediğine dair hiçbir belgenin dosyada mevcut olmadığını, bilikişinin tüpleri davacının alması gerektiğini raporunda belirttiğini, buna rağmen davacının tüpleri almamasının kötü niyetli bir davranış olduğunu, Yerel mahkeme dosyasındaki ek raporun işbu iddialarını destekler nitelikte olduğunu, raporun 3. sayfasının teknik değerlendirmeler kısmında buradaki sistemin evlerde kullanılan aygaz sistemi gibi olduğunun açıklandığını yani davacının tüplerini gelip alması gerektiğini, zaten müvekkil ile davacının daha önce de hep bu şekilde çalıştığını, davacı şirketin önceki ticaretlerinde boş tüpleri müvekkil şirketten alıp dolu tüpleri verdiğini, davalı şirketin müvekkile tüpleri alacağını ihtar ettiğini belirttiğini, fakat almaya geldiğine ilişkin herhangi bir kanıt sunmadığını, çünkü gelmediğini, müvekkil tarafından davacıya tüplerini alması konusunda ''Kartal... Noter aracılığı ile gönderilen ... yevmiye nolu ihtarı''nın dosyada mübrez olduğunu, fakat davacının inatla tüplerini almadığını, müvekkilin defalarca kez tüpleri vermek istediğini, çünkü tüplerin müvekkilin iş yerinde gereksiz yere yer kapladığını buna rağmen davalı şirketin tüplerini kasten almayıp bunun yerine müvekkile fatura etmeyi tercih ettiğini, müvekkilin huzurdaki davada cevap sürelerini kaçırmasının uyuşmazlık boyunca kötü niyetli davranan davacının işine geldiğini, Yerel mahkemenin tüplerin kullanılması nedeniyle iadesine yönelik karar vermenin hakkaniyete aykırı olduğu yönünde hüküm kurduğunu, fakat asıl hak kaybına uğrayanın müvekkil olduğunu, müvekkilin davacı şirketin tüplerini başka firmaya gaz doldurarak kullanmadığını, bilirkişinin fotoğraflamış olduğu başka firma etiketinin tüm tüpler üzerinde değil, sadece 2 tüpün üzerinde görüldüğünü, muhtemelen onların da davacı şirket ile dava dışı ... grup arasında yapılmış bir gaz alışverişine ilişkin olabileceğini, sırf iki adet tüpün üzerinde etiket olması gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesinin haksız olduğunu, zira davacının davasının ispatlanmadığını, bu hususta mahkemece dava dışı ... firmasının tanık olarak dinlenilmesini talep ettiklerini, fakat talepleri hakkında bir karar verilmediğini, Davacı şirketin kanunu kötüye kullanarak müvekkili mağdur etmeye çalıştığını, davacının dava açarken iki adet iddiasının bulunduğunu, bu iki iddia olan tüplerin hurda olduğu ve iade edilmediği iddialarının rapor neticesinde doğru olmadığının ortaya çıktığını, davacının iddialarının gerçeğe aykırı olduğunun hem bilirkişi raporu, hem kendilerinin çelişen iddiaları, hem de hayatın olağan akışı gereği ortada olduğunu, davacının sinirle, müvekkile zarar vermek ve haksız yere müvekkilden para almak üzere kurguladığı planlarını hukuk düzeninin korumaması gerektiğini, huzurdaki davanın haksız, mesnetsiz, kötü niyetli, dürüstlük kurallarına aykırı olması ve re'sen gözetilecek diğer sebeplerle reddinin gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle bilirkişiden rapor alınmasına karar verildiği, davalı tarafın bilirkişi incelemesine ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, bilirkişi tarafından davacının mal ve hizmet satımına ilişkin BS formu ve davacı tarafın ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle rapor ibraz ettiği, mahkemece, davalının mal ve hizmet alımına ilişkin BA formunun ilgili vergi dairesi müdürlüklerinden getirtilerek bilirkişiden ek rapor alındığı, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır.6100 Sayılı HMK.' nın 222 maddesi uyarınca kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhine delil sayıldığı, tarafların BS ve BA formları dönem ve tutarlarının örtüştüğü, davalı tarafın cari hesabı oluşturan faturalara TTK'nın 21/2. Maddesi uyarınca 8 günlük yasal süre içerisinde itiraz edip iade ettiğini iddia etmediği gibi bu yönde dosya kapsamında delil olmadığı, davalının BA formu ile vergi dairesine bildirdiği fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğine karine oluşturduğu, (Yargıtay 19. HD' nin ██████████ E., █████████ K. ve ██████████-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) bu karinenin aksinin davalı tarafça yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği, bu yönde delil olmadığı, davacının faturaya dayalı alacağın varlığını HMK'nın 222. maddesi uyarınca kanıtlamış olduğu, bu tesbitler doğrultusunda davacının davalıya mal teslim ettiğini ve davalıdan alacaklı olduğunu ispat etmiştir. Bu durumda ispat külfeti davalı tarafta olup tüm bu değerlendirmeler ışığında, davalının mal ve hizmet alımına ilişkin BA formu ile vergi dairesi müdürlüğüne bildirdiği faturaya dayalı malların teslim alınmadığını, borcu ödediğini ancak yazılı delillerle ispat edebilir. Davalı tarafça yazılı delillerle malların teslim alınmadığını ispat edemediği gibi davacı tarafa ödeme yapıldığına dair ödeme belgesinin de sunulmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği, İlk Derece Mahkemesinin kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin davacı tarafından fatura içeriği malların müvekkiline teslim edilmediği ve borcu olmadığı ve mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.960,54 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.733,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.227,54 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!