Anahtar kelimeler: Gününün Gelenlerin Geldiler İstemli Bittiği Başlandı Davetiye Tapuda Günde Hatay
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacılar vekili Avukat ... .... karşı taraftan davalı Hazine vekili Avukat .... ile Avukat .... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Hatay ili, .... ilçesi, 121 parselin ... ... oğlu ... adına tapuda kayıtlı olduğunu, taşınmazın 70 yıldan bu yana eklemeli 20 yılı aşkın süredir davacıların nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile fiilen zilyet ve tasarrufları altında bulunduğunu, tapu kayıt maliki ... ...'in kim olduğunun tespit edilemediğini, vefat tarihine göre de tapu kaydının hukuki kıymetini kaybettiğini, bu şekilde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/2 hükmünde belirtilen olağanüstü zamanaşımı ile taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, 11.07.2012 havale tarihli dilekçesinde ise davanın 4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmünde düzenlenen "Maliki 20 yıl önce ölmüş bir kişi adına kayıtlı bulunan taşınmazın, tamamının zilyedi taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir." şeklinde yer alan hukuki nedene dayandıklarını bildirmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın tamamının ... ... adına kayıtlı olup adı geçenin hayatta olup olmadığının, mirasçılarının bulunup bulunmadığının bilinmediğini, nüfus kaydının ve adresinin tespit edilemediğini, tanınmadığını, bu şekilde zilyetlik için yasanın aradığı koşulların gerçekleşmediğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
2. Kayıt maliki ... ... veresesinin idaresi ve temsili için tayin edilen kayyım vekili de, benzer açıklamalarla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
3. Dâhili davalılar vekili, dâhili davalıların tapu kayıt maliki ...'nun çocukları olduğunu, tapuda malik isminin yanlışlıkla ... ... olarak yazıldığını, vekil edenlerinin baba tarafından ailelerinin .... olarak bilindiğini, ailede davalıların murisi dışında ... adında bir şahsın ve yine ...’nun ... adında bir oğlunun bulunmadığını, davaya konu taşınmazın mülkiyetinin vekil edenlerinin babalarına ait olduğu hâlde taşınmazın tapu dairesinde bulunması gereken dosyasının kayıp olmasının intikalin gerçekleşmesini engellediğini, davacıların da bu durumu bildiklerini, davacıların taşınmazı bir süreliğine işgal etmiş iseler de bu işgalin 20 yıl sürmediğini, taşınmazın hâli hazırda boş olarak bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 25.06.2013 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 25.06.2013 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 27.05.2014 tarihli ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilâmında belirtilen “....her ne kadar tapu kaydında malikin ismi yanında ölü kaydı bulunmakta ise de tapulama tutanağının da bulunamadığı dikkate alınarak tapu kayıt maliki ... ...’in sağ olup olmadığının veya vefat edip etmediğinin araştırılması, sağ olduğunun tespit edilmesi hâlinde kendisine usulüne uygun bir biçimde tebliğat yapılması; ölü olduğunun belirlenmesi hâlinde ise var ise mirasçılarının kesin bir biçimde saptanabilmesi için ... ...’in hasımlı (hasım Hazine olmak üzere) mirasçılık belgesinin alınıp dosyaya konulması için davacı tarafa süre ve imkân tanınması, mirasçılık belgesine göre belirlenecek gerçek mirasçıların davaya dâhil edilmelerinin sağlanarak davaya devam edilmesi, tebligatlar yönünden 7201 sayılı Tebliğat Kanunu hükümlerinin göz önünde tutulması, dava dilekçesi, hüküm ve bozma ilâmının ... ...’e, vefat etmiş ise gerçek mirasçılarına tebliğ ettirilmesi, bu yolla taraf teşkili sağlanamadığı takdirde ilanen tebliğ yolunun düşünülmesi, kayıt malikinin mirasçısının olmadığı ve mirasının TMK’nun 501.maddesi uyarınca son mirasçı sıfatı ile Devlet’e kaldığının belirlenmesi hâlinde Hazineye ait taşınmazların zilyetlikle edinilemeyeceğinin gözetilmesi, taraf teşkili bu şekilde doğru olarak sağlandıktan sonra iddia ve savunma doğrultusunda tüm taraf delillerinin toplanarak birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına, işin esasına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kayıt malikinin mirasçısı olmadığı, mirasının 4721 sayılı Kanun’un 501. maddesi uyarınca son mirasçı sıfatıyla Devlet’e kaldığı, bu tür taşınmazlar yönünden olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına davalı tapu iptali ve tescil talebinde bulunulamayacağı ve davacı tarafça dava konusu taşınmazın 20 yıl süreyle malik sıfatıyla zilyet olarak kullanıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
2. Müteveffanın mirasçılarının tespit edilip davaya dâhil edildiği hâlde zilyetlik sürelerinin araştırılmadan ret kararı verildiğini,
3. 4721 sayılı Kanun’un 501. maddesinin yasal şartlarının oluşmadığını,
4. Yargılama giderlerinin hatalı hesaplandığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 713. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğince tapunun hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmünün yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun uygulanacağı davalar yönünden 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, sonucu itibariyle doğru bulunduğundan davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Ancak hükmün gerekçesinin doğru olduğunu söylemek mümkün değildir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu taşınmaz ... ... adına kayıtlı olup tapu kütüğünde malikin ismi yanında ölü kaydı bulunmaktadır.
Dâhili davalılar tapu kütüğünde yazılan kişinin ... oğlu ... olduğunu savunmaktadırlar. Ne var ki, dâhili davalıların dosya kapsamına ibraz ettikleri mirasçılık belgesine göre ... oğlu ...’nun tapu kaydının oluştuğu 25.01.1930 tarihten sonraki bir tarih olan 10.07.1965 tarihinde öldüğü görülmektedir.
Bu hâliyle dâhili davalıların, tapu kütüğündeki “...ölü...” ibaresini iptal etmedikleri sürece ... ... ile veraset ilâmındaki ... oğlu ...’nun aynı kişi olduğunu iddia etmeleri mümkün değildir.
4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmünde ölüm sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında taşınmazın 20 yıllık zilyetlikle kazanılabilmesi için diğer koşulların yanında taşınmazın kayıt malikinin dava tarihinden en az 20 yıl önce ölmüş olması gereklidir.
Dairenin yaygın içtihadına göre tapu kütüğündeki kayıt malikinin “...ölü...” olduğunun yazılması hâlinde kayıt maliki ölü olan şahıs değil mirasçılarıdır.
Somut olayda, tapu kütüğünde kayıt maliki “...... ... (ölü)...” şeklinde yazılmıştır.
Tapunun bu şekilde oluştuğu hâllerde kayıt maliki olarak mirasçılarının kastedildiği anlaşılmalıdır.
Bu durumda, davacılar lehine 4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmündeki koşulların oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemesince davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Hükmün bu sebeple bozulması gerekmekte ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden sonucu itibarıyla doğru bulunan Mahkeme kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının, gerekçesinin yukarıdaki (V.B.2.) numaralı bentte belirtilen şekilde DEĞİŞTİRİLEREK DÜZELTİLMİŞ bu gerekçe ile ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosya kapsamına göre duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!