Anahtar kelimeler: Kuvvetleri Doğum Erdiğini Ardından Bünyesinde Antalya Silahlı Başlayan Fiili Dahi

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Antalya 9. İş MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin doğum tarihinin 06.12.1971 olduğunu, 15.12.1989 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde başlayan 5434 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının 14.09.2009 tarihinde sona erdiğini, ardından 05.04.2010 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında başlayan sigortalılığının halen devam ettiğini, müvekkilinin fiili hizmet süreleri dahi dikkate alınmadan 15.12.1989 sigorta başlangıç tarihi esas alındığında, kamuoyunda EYT Yasası olarak da bilinen, 03.03.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7438 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen geçici 95. madde gereği 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B bendi kapsamında 25 yıl ve 5525 gün şartlarına tabi olduğunu, davalı Kurum kayıtlarına göre müvekkilinin 5434 sayılı Kanun kapsamında 8363 gün, 506 sayılı Kanun kapsamında 4772 gün olmak üzere toplam 13.135 gün sigortalılığının mevcut olduğunu, müvekkilinin tahsis talebinde bulunduğu 11.01.2024 tarihinde 35 yıl sigortalılık süresi ve 13.135 prim ödeme gün sayısı ile fiili hizmet süreleri dahil edilmediği durumda dahi tahsis şartlarını taşıdığını, davalı Kurumun, müvekkilinin işten ayrılma koşulunu yerine getirmediğinden bahisle yaşlılık aylığı bağlama talebini işleme almadığını ve somut olayda dayanak olarak gösterdiği mülga 506 sayılı Kanun'un 62. maddesindeki “....çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi ████████ Esas, ███████ Karar ve 14.01.2021 tarihli kararı ile Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiğini beyanla; davacının tahsis talebinde bulunduğu 11.01.2024 tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2024 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti ile ödenmeyen yaşlılık aylıklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; 5510 sayılı Kanun'un 28. maddesindeki hükmüne göre işten ayrılış şartı yerine getirilmeden yaşlılık aylığı bağlanmasının mümkün olmadığını, 5698 sayılı Kanunla 506 sayılı Kanun'un 63. maddesinin (a) bendinde yapılan değişiklik ile de çalışmaya başlamaları nedeniyle aylıkları kesilenlerden işten ayrılarak yaşlılık aylığı bağlanması için tahsis talebinde bulunanların aylıklarının hesabına ilişkin esasların yeniden düzenlenerek, aylıklara uygulanan oranları kadar tespit edilen eski aylığa sonraki çalışma sürelerine karşılık gelen kısmi aylığın ilavesinin sağlandığını, yine 04.12.20 02... -118 EK Genelge gereğince tahsis talep tarihi itibari ile aylık başlangıç tarihi arasında veya aylık başlangıç tarihinden sonra tercihleri olmaksızın işverenlerce tüm sigorta kollarına tabi tutulduğu tespit edilen sigortalılardan, Kurumca yapılacak yazılı ihtara rağmen herhangi bir tercihte bulunmayanların aylıklarının durdurulması gerektiğini, 5502 sayılı Kanun ile Bağ-Kur, SSK ve Emekli Sandığı birleşerek bütün çalışanların aynı çatı altına alındığını, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun yürürlüğe girdiğini, gerek 506 gerekse 5510 sayılı Kanunlarda yaşlılık aylığı bağlanma şartlarına ilişkin benzer düzenlemeler yer almakla yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için işten ayrılma koşulunun devam ettiğini, bu sebeple davacının dava dilekçesinde iddia ettiği Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün bir önemi de bulunduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarih ve ████████ Esas, ███████ Kararı 506 sayılı Kanun'un mülga 62. maddesine yönelik olmasına rağmen gerekçelerinin özünde 5510 sayılı Kanun'un 28/9. maddesinde yer alan “...çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...” koşulunun Anayasa'ya aykırılığını ifade ettiği gözetilerek, 15.12.1989 - 12.01.2024 tarihleri arasında 34 yıl, 27 gün, 3 yıl, 10... gün fiili hizmet zammı ile 22.01.1986 - 12.01.2024 tarihleri arasında 37 yıl, 11... gün sigortalılık süresinde 12.01.2024 tarihine kadar 13.195 gün prim ödemesi olan davacıya, tahsis başvuru tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2024 tarihinden itibaren aylık bağlanması ve 01.02.2024 tarihinden sonra ödenmiş olan tüm sigorta kollarından primlerin, EK 14. maddesi gereği sosyal güvenlik destek primine dönüştürülmesi gerektiği değerlendirilerek davanın kabulüne, davacının tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2024 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine ve 01.02.2024 tarihinden itibaren ödenmeyen birikmiş aylıklarının her bir aylığın ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; 506 sayılı Kanun'un “Aylığın Başlangıcı” başlıklı mülga maddesinin birinci fıkrasında yer alan “...çalıştığı ayrıldıktan sonra...” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin ████████ E., 2021/3 Karar sayılı Kararı ile iptal edildiğini, 506 sayılı Kanun'un “Yaşlılık Aylığından Yararlanma Şartları" başlıklı mülga 60'ıncı maddesinin (H) bendi ile ilgili herhangi bir iptal kararı verilmediğini, 5510 sayılı Kanun'un 106. maddesi ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 1 42... ., ek 36. geçici 20., 81. ve geçici 87. maddeleri hariç diğer maddeleri yürürlükten kaldırıldığını, 5510 sayılı Kanun'un geçici maddeleri ile de 506 sayılı Kanun'un mülga 62. maddesine bir atıf yapılmadığını, yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için 5510 sayılı Kanunun 4'üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunması gerektiğini, gerek 506 gerekse 5510 sayılı Kanunlarda yaşlılık aylığı bağlanma şartlarına ilişkin benzer düzenlemeler yer aldığını, yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için işten ayrılma koşulunun devam ettiğini, bu sebeple bahsi geçen Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün bir öneminin olmadığını, Kurum işlemlerinin hukuka uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacıya işten ayrılma koşulu aranmadan yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.