Anahtar kelimeler: Kepçe Düzgün Sgkya Operatörü Değerde İleride Ödememesi Prime Bildirgesi Primlerini
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 20. İş Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirket bünyesinde 05.05.2016 tarihinde kepçe operatörü olarak çalışmaya başladığını, davalı tarafından SGK'ya işe giriş bildirgesi verildiğini, ancak davalı şirketin davacının primlerini düzgün ödememesi ve çalıştığı gün sayısını eksik göstermesinden dolayı, müvekkilinin ileride prime esas gerçek gün ve değerde emeklilik maaşı alamayacağını ve davalı şirket tarafından çalışmamış gibi gösterildiğinden ileride erkenden emeklilik günlerini dolduramadığından emekliliği hak kazanamayacağını, müvekkilinin haksız şekilde işten çıkarıldığı 27.11.2017 tarihine kadar davalı şirket nezdinde kesintisiz çalıştığını, davalı tarafından Kuruma müvekkilinin çalışma günlerinin eksik bildirildiğini, bunun davacıya ait hizmet dökümünde görüldüğünü, davacının 05.05.2016- 27.11.2017 tarihleri arasında çalıştığı sürelere ilişkin olarak davalı şirket nezdinde çalıştığının tespitine, bu tarihler arasındaki hizmetlerinin eksik sigorta gün ve primlerinin tespit edilip eksik günlerin tescille beraber primlerin yatırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili; davacının aralıksız bir çalışması olmadığını, davalı şirketin taşeron bir firma olduğunu, ihale aldığında çalıştığını, müvekkilinin hafriyat işi yapan bir firma olduğunu, alınan ihale hangi firmadan ise, hem o firmanın hem de davalı firmanın elemanı olarak SGK'da göründüğünü, SGK primlerinde arada boşluklar olmasının da yeni ihale alınmadığı için iş yapılmaması olduğunu ve bunun davacının çalışmadığını gösterdiğini, iddianın ispatı için SGK hizmet dökümünü dayandıklarını, işin niteliği gereği, yağışlı zamanlarda işin durduğunu ve çalışmanın imkansız olduğunu, ayrıca pazar günleri pikniklerin yoğun olması sebebiyle ağır taşıtların seyrinin yasal olduğunu, UKOME kararları gereğince de araçların günün belli saatlerinde çalıştığını, bahsi geçen araçlar moloz yığınlarını taşıyamadığı için kepçe operatörlerinin de çalışmasının mümkün olmadığını, bu şartlarda ihale alınmış olsa da işçinin çalışmamış olmasının normal olduğunu, hafriyat araçlarının yılın her gün ve saatinde her mevsim şartlarında taşımacılığı yapmasının mümkün olmadığını, kötü havalarda hafriyat çıkarmanın olanaksız olduğunu, bu dönemlerde çalışmanın tamamen durduğunu, ancak maaşların kesinti yapılmadan tam ve eksiksiz ödendiğini, anılan tarihlerde ağır ve tonajlı araçların trafiğe giriş çıkış saatinin ve hava muhalefetinin de dikkate alınarak sürekli çalışmanın olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Fer'i müdahil Kurum vekili; bu tür hizmet tespiti davalarının çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içerisinde açılması gerektiğini, davanın 5 yıllık süre içinde açılmadığını, bu tür davaların resmi ve yazılı belgeler ile ispatlanması gerektiğini, Kurum kayıtlarının esas olduğunu, işyerinin kapsam ve kapasite durumunun araştırılması gerektiğini, işyerinin 506 sayılı Kanun kapsamına girip girmediğini, gerçekte var olup olmadığını, vergi dairesi, esnaf odası meslek kuruluşları vs sorulması gerektiğini, asgari ücretten daha yüksek ücretle çalışıldığı iddiası karşısında HMK ilgili maddesi gereğince yazılı delille ispatının gerektiğini, ücret konusunda dinletilen tanık beyanlarının çalışıldığı iddia edilen işyerinin kapasite ve niteliği gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğini, bu konuda tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilmemesi gerektiğini, mutlaka tanık dinlenecek ise tanıkların çalıştığı iddia edilen işyerindeki işi bilen ve tanıyan, aynı zamanda dönem bordrolarında adı geçen kişilerin bulunduğuna dikkat edilmesi gerektiğini, SGK'nın "fer'i müdahil" sıfatı ile davalara kabulünü, 6100 sayılı Kanun'un 96/1. maddesi gereğince kurum aleyhine hüküm kurulmamasını ve aleyhe vekalet ücretine karar verilmemesini savunmuştur..
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hizmet tespitine yönelik beyanının incelenmesi sonucunda; dosyada bulunan belgelerin, bilirkişi raporlarının, tanık beyanlarının bir bütün olarak incelenmesi sonucunda; davacının yaptığı işin nevi dikkate alındığında çalışmanın sürekli olduğu, davalı işveren nezdinde kesintili çalışma olmadığı dinlenen tanık beyanlarından anlaşılmıştır. Sigortalı hizmet dökümü gelen ...'ın dava konusu dönemlerde davalı işyerinde çalışan olduğu, bu tanığın beyanında da işyerinde havanın yağışlı olması durumunda bile şantiyede beklendiği yani yağışlı havalarda fiili çalışma olmasa bile işyerinde işverenin emir ve talimatının beklendiği, bu sürelerde başka bir işyerinde sigortalı çalışmanın olmadığı, davalı tanığı ...'ın da yağmur ve karın olmadığı durumlar da hergün çalışmanın olduğu, 2016-4017 yıllarında en yoğun çalışmanın olduğunun beyan edildiği anlaşılmıştır. Dinlenen tanık beyanları işyeri dosyası dikkate alınarak davacının çalışmasının sürekli olduğu kabul edilmiş,
Davacının almış olabileceği primlerin somut hesabına ilişkin olarak veri bulunmaması, banka yazısının bu hususta tek başına davacının iddialarını ispatlamaya yeterli nitelikte delil olarak kabul edilemeyeceği, davacının hukuksal geçerliliği haiz olarak düzenlenmiş bulunmak kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgeleri dosya kapsamına sunmadığı, davacı vekilinin dosyaya Yargıtay emsal kararlarında belirtildiği şekilde deliller ile dosya kapsamında bulunan belgelerin aksini ispat eden belgelerin dosya kapsamına sunulmadığı, dolayısıyla davacının iddialarını ispatlamaya yeterli delillerinin olmadığı anlaşıldığından; davacının iddia ettiği hususun sübutu konusunda Mahkemede olumlu bir bir kanaat oluşmamış, davacının asgari ücretle çalıştığına karar verilerek;
Davacının davasının kabulü ile, 1...6 T.C. kimlik numaralı davacı ...'in, davalı ... Harfiyat Nakliyat Toplu Taşımacılık İnşaat ve Petrol Ürünleri Sanayi işyerinde;
05.05.2016-01.01.2017 arası, 192 gün günlük 55.00-TL brüt ücret ile,
0101.2017-27.11.20 17... gün günlük 59.25-TLbrüt ücret ile hizmet akti ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalı şirket vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının oy birliği ile esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde ;davalı şirketin hafriyat işi yapan taşeron firma olduğunu, ihale aldığı zaman davacının görevlendirildiğini ve çalışmakta oldukları projenin bitiminde ise çalışanların iş akitleri sonlandığını, alınan ihale hangi firmadan ise, çalışanların da hem o firmanın hem de davalı şirketin elemanı olarak SGK'da gözüktüğünü, ihale alınmadığı zaman işçinin çalışmamış olması ve primlerinde de eksiklik olmasının olağan olduğunu, davacının çalışmadığı dönemlerde sigortasının yapılmasının beklenilemeyeceğini, SGK'dan celb edilen evraklara göre; ... Adi Ortaklığı rojesinde 2016/5. ayda 11 kişi, 2016/6. ayda 10 kişi, 2016/7. ayda 8 kişi çalışmış ve aylara göre çalışan sayısı işin durumuna göre değişmektedir. Aynı şekilde ... İnş. ve San. Tic. A.Ş. Projesinde de 2017/7. ayda 20 kişi, 2017/8. ayda 22 kişi, 2017/9. ayda 17 kişi, ███████. ayda 17 kişi, ███████. ayda 16 kişi çalıştığını, ayrıca davalı şirketin inşaat sektörünün öncü firmalarının prestij projelerinde ihale aldığını, bu şantiyelere sigortasız çalışanın girmesinin mümkün olmadığını, davacının çalışması kesintisiz olmadığı halde adeta kesintisizmiş gibi karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, hafriyat araçlarının yılın her gün ve her saatinde, her mevsim şartında bu taşımacılığı yapmalarının mümkün olmadığını, 14.10.2022 tarihli 14 nolu celsenin 2 nolu ara kararı gereğince re'sen kamu tanığı seçildiğini ancak dosyada davacı delil avansı bulunmadığından tebligat çıkarılamadığını, sonrasında davacıya gider avansını tamamlamak üzere kesin süre verildiğini ve davacı tarafından bu delil avansı yeniden tamamlanmadığından dosyada kamu tanığı dinlenilmediğini, delil avansı dava şartı olduğunu, fiili çalışmanın ispat edilemediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek bozulmasını talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın esasa girilmeden hakdüşürücü süre bakımından reddi gerektiğini, iddianın yazılı delil ve belge olmadan sadece tanık beyanlarına dayanılarak ispat edilmesini kabul etmediklerini, dosyada dinlenen tanıkların bu tip davalarda Yargıtay’ın tanıklık edebilmek için aradığı niteliklere sahip olmadığını, tanıkların işe giriş ve çıkış tarihlerine ilişkin net bir bilgi vermediklerini, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği dikkate alınarak ücret konusu titizlikle araştırılması gerektiğini, yazılı deliller ile ispatı gerektiğini, ücret konusunda dinletilen tanık beyanlarının, çalışıldığı iddia edilen işyerinin kapasite ve niteliği gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğini, davalı Kurumun "fer’i müdahil" sıfatı ile dava ve duruşmalara katılımı yönünde karar verilerek, yargılama sonunda fer’i müdahil olan kurumun aleyhinde hüküm kurulmamasını talep etmelerine rağmen ve kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediği açıkken yerel mahkemece müvekkil kurum aleyhine yargılama gideri hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık,hizmet tespiti ve prime esas kazanç tespiti talebine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı şirket ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!