Anahtar kelimeler: Mühimmat Tecziye Menşei Çeşit Fiilini Komutanlığı Jandarma Yasak Silah Benzerlerini
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No
: ██████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Genel Komutanlığı
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava Konusu İstem
: Dava; ... olarak görev yapan davacının, ''Menşei belli olmayan, bulundurulması ve taşınması yasak olan her çeşit silah, mühimmat ve benzerlerini bulundurmak" fiilini işlediğinden bahisle 7068 sayılı Kanun'un 8/6-y maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezasıyla tecziye edilmesine ilişkin Jandarma Genel Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
: ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının evinde yapılan aramada ele geçen silaha ilişkin █████/2018 tarihli ifadesinde, silahın alt devresi olan Y.Ç. isimli arkadaşının dedesi N.Ç.'ye ait olduğu, düğününü yapmasını müteakip arama tarihinden bir iki ay önce N.Ç.'nin ziyarete geldiği, otururken silahı koltuğun kol dayama yerine koyduğu, saat 23.00 sıralarında evden ayrılırken de silahını unuttuğu, kendisinin daha sonra fark ettiği silahı bir gün sonra karakolda teslim etme saikiyle N.Ç.'yi aramadığı sonrasında da karakola giderken silahı götürmeyi unuttuğu ve silahın ruhsatlı olduğunu zannettiği beyanının yer aldığı, N.Ç.'nin, █████/2018 tarihli ifadesinde, yaklaşık 6-7 ay önce davacının düğününe katıldığı, bahse konu silahı davacıya vermediği, davacının sorumluluktan kurtulmak için silahın kendisine ait olduğunu söylediğini, N.Ç'nin █████/2018 tarihli savcılık ifadesinde ise, karakola silahını temizletmek için gittiği, davacının da Afyonkarahisar'a eşini almaya gideceğini ama yorgun olduğu için kendisinden aracı kullanmasını istediği, araç kullanmayı kabul ettiği ancak silahı yanında götürmemek için davacının evinde bıraktıkları, 6-7 ay önce davacının evinde otururken silahın davacının evinde unutulduğuna ilişkin davacının iddiasını kabul etmediği, silahın kendisine ait olduğuna dair beyanları dikkate alındığında, davacı ile silahın sahibi olduğu iddia edilen N.Ç.'nin ifadeleri arasında çelişkiler bulunsa da █████/2018 tarihinde davacının evinde yapılan aramada ele geçirilen silahın davacı adına ruhsatlı olmadığı, asker olan ve silah bulundurma ile taşıma konusunda bilgisi olması gereken davacının evinde uzun süre bu şekilde ruhsatsız silah bulundurmasına ilişkin fiilinin tanık beyanları ve adli soruşturma kapsamında yapılan arama ile sübuta erdiği, fiilinin karşılığı olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle; davanın reddine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; istinaf başvurusuna konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından; menşeli belli olmayan, bulundurulması ve taşıması yasak olan her çeşit silah, mühimmat ve benzerlerini bulundurmak şeklinde bir disiplinsizlikte bulunmadığı, silah bulundurma kastının olmadığı, zira bulundurmak fiilinin, ruhsatı olmadığı halde silah veya silahların kişisel ihtiyaç için evde veya işyerinde bulundurulması olduğu, bu kapsamda silahı hiçbir zaman sahiplenmediği, onu hiçbir zaman kullanmadığı, sadece sahibine teslim etmek için evinde kısa bir süre beklettiği, ayrıca silahın ruhsatsız olduğunu da bilmediği ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI
: Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ
: ...
DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden; davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına sebep olan fiiline yönelik yargılandığı ceza davasında, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, "ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma" fiili nedeniyle davacının 10 ay hapis, 25 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" hükmedildiği ve bu kararın █████/2019 tarihinde itirazın reddi ile kesinleştiği görülmektedir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın yukarıda yer verilen açıklamayla ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
7068 sayılı Kanun'un 8/6-y maddesinde "Menşeyi belli olmayan bulundurması veya taşıması yasak olan her çeşit silah ve mühimmat ve benzerlerini bulundurmak" meslekten çıkarma cezası uygulanacak fiiller arasında sayılmaktadır.
Disiplin hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir alandır. Mevzuatımızda, kamu hizmetini yürütenlerin; disiplin yaptırımını gerektiren, eylem, işlem ve davranışlarını ve verilecek disiplin cezalarını belirleyen farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte; disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden ayrıca düzenleme yapılarak, farklı bir ispat standardı veya oluşumsal unsurların belirtilmediği ve bu sürece ilişkin genel bir usul kanunu bulunmadığından, uygulamada ceza hukuku ilkelerine atıf yapıldığı; idari ve adli makamlarca yapılan değerlendirmelerin farklı sonuçlara ulaşabildiği görülmektedir.
Nitekim, AİHM "... yasaklanan ve disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem ve davranışlar, cezai suç teşkil etmektedir. Bununla birlikte, disiplin makamlarının bu gerekçelere dayanabilmesi için cezai bir hükmün gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir bulgu mevcut değildir... bu yönde herhangi bir netliğin bulunmadığını dikkate alan AİHM, başvuranın davasında disiplin sorumluluğu ve cezai sorumluluk arasındaki çizgilerin, disiplin soruşturmasının en başından beri bulanık olduğunu" (AHİM- SEVEN / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. ████████)";
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca, suçlamalardan beraat etmenin, aynı olaylar nedeniyle disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı kuralı yönünden ise; "Danıştay kararında geçen “ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı” ifadesinin, bu hususların hiçbirini aydınlatmadığı... ceza yargılamalarıyla eşzamanlı veya ceza yargılamalarının ardından yürütülen disiplin incelemelerinde üzerine atılı suç bulunan bir kişinin suçu yetkili bir mahkeme tarafından sabit bulununcaya kadar masum sayılma hakkının güvence altına alınması amacıyla izlenecek herhangi bir ilkeden" (AHİM KEMAL ÇOŞKUN/TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. ████████) bahsetmediği görüşündedir.
Anayasa Mahkemesi ise; "adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabileceği, (Galip Şahin, B. No: █████████), idari makamlarca veya mahkemelerce salt bir kimsenin suç isnadı altında olduğunun ifade edilmesi masumiyet karinesini zedelemeyeceği, bu bakımdan kişinin suç isnadı altında olduğunun belirtilmesi ile hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde onun mahkûm olduğunun kesin bir dille ifade edilmesi veya bu yönde kanaat oluşmasına yol açacak nitelikte açıklamalarda bulunulması arasındaki ayrıma özen gösterilmesi gerektiği,... disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hâllerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmamasının beklendiği, aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmayacağını (Barış Baş, B.No ██████████) belirtmektedir.
Yukarıda aktarılan duruma göre, disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışların; cezai suç teşkil ettiği durumda, ceza yargılaması kanaatinin esas alınması gerekir.
Jandarma Astsubay Çavuş olarak görev yapan davacının, "menşei belli olmayan, bulundurulması ve taşınması yasak olan her çeşit silah, mühimmat ve benzerlerini bulundurmak" fiilini işlediğinden bahisle 7068 sayılı Kanun'un 8/6-y maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezası verildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada, davacının, disiplin cezasını gerektiren eyleminin sabit olduğu, uygulanan cezanın eylem ile uyumlu bulunduğu bu nedenle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verdiği anlaşılmaktadır.
Davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına neden olan fiiili nedeniyle; "ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma" suç isnadıyla adli yargı yerinde açılan ceza davasında; suçu işlediği sabit olduğundan 10 ay hapis, 25 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği görüldüğünden; adli yargıda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması ( HAGB ) kararının niteliği ve disiplin hukukuna etkisi ayrıca tartışılmalıdır.
Anayasa Mahkemesi (Başvuru numarası
:██████████) kararında; ”HAGB kararı neticesinde başvurucunun masumiyeti devam ettiğinden anılan ceza davasından sonraki süreçte idari ve yargısal makamların başvurucunun masumiyetine halel veren bir yaklaşım sergileyip sergilemediklerinin incelenmesi gerekir. Bu bağlamda yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği incelenirken yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği, ceza yargılaması kararını sorgulayıp sorgulamadığı ve münhasıran, ceza yargılaması sonucunda verilen HAGB kararına dayanıp dayanmadığı değerlendirilmelidir.” gerekçesine yer verilmiştir.
Davacının sonuç olarak "menşei belli olmayan, bulundurulması ve taşınması yasak olan her çeşit silah, mühimmat ve benzerlerini bulundurmak" olarak vasıflanan fiili nedeniyle 7068 sayılı Kanun'un 8/6-y maddesi uyarınca disiplin cezası aldığı, davacıya isnat edilen fiilin aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği tartışmasızdır. Fiilin; disiplin ve ceza yargılamasında aynı olduğu durumda, idari yargı kararında yapılan inceleme, adli yargıda davacının üzerine atılı suçu işlediği izleniminin oluşmasına sebebiyet verilmekte ve bir yandan kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasının HAGB kararı bu izlenimi desteklemektedir.
Bu durum, 5271 sayılı Kanun'a göre HAGB ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik düzenlemeyle bağdaşmamakta ve masumiyet karinesine uygun bulunmamaktadır.(Anayasa Mahkemesi, Başvuru numarası:██████████)
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının oluşturduğu, idari yargıda açılan davalar yönünden istisna gerektiren hukuki durum nedeniyle, bu aşamada dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu itibarla; yukarıda açıklanan gerekçe ile kararın bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!