Anahtar kelimeler: Metreküpü İkişer Hafriyat Nakliye Nakliyesi Parselde Tlden Malzeme Bakirköy Kapsamda

T.C.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ53.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptaliKARAR TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:I. DAVADavacı vekili, taraflar arasında ... Ortaklığı adına hafriyat ve nakliye sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında ... Mahallesi ... ada 5 parselde metreküpü 28 TL’den hafriyat ve malzeme nakliyesi yapılmasının kararlaştırıldığını ve davalının bu sözleşme ilişkisini inkâr etmediğini, bu kapsamda 12.10.2015 ve 23.10.2015 tarihli ikişer adet 60.000,64 TL bedelli faturaların düzenlendiğini ve davalının bunları ikrar ettiğini, daha sonra adi ortaklıktan dava dışı ortağın ayrılması üzerine yapılan protokol ile söz konusu işten doğan tüm hak ve borçların müvekkiline geçtiğini ve bu durumun davalıya bildirildiğini, davalının da ödemelerini doğrudan müvekkiline yaptığını, müvekkilinin sözleşme gereği edimini eksiksiz yerine getirerek yaklaşık 9.357 m³ hafriyat işi yaptığını, bu miktarın belediye ve harita mühendisi ölçümleriyle de doğrulandığını, yapılan işin bir kısmının bedelinin tahsil edilmesine rağmen bakiye hafriyat ile kaba kum işlerine ilişkin 01.04.2016, 14.01.2016 ve 26.02.2016 tarihli üç faturanın ödenmediğini, bu nedenle icra takibi başlatıldığını, davalının “bedelsiz fatura” savunmasının gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek, icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili, müvekkili şirketin, ... ve ...’ın ortak olduğu “... Ortaklığı” unvanlı firma ile 5 parselde yapılacak hafriyat işine ilişkin sözleşme imzaladığını, sözleşme konusu işin her iki ortak tarafından birlikte yürütüldüğünü, yapılan tüm işlerin bedelinin fazlasıyla ödendiğini, davacı tarafın ileri sürdüğü ortaklığın sona erdiğine ilişkin iddianın müvekkil şirkete bildirilmediğini ve ...’ün işin sonuna kadar hakediş hesaplamaları, ölçümler ve ödemeler aşamasında fiilen sürece katıldığını, 31.03.2016 tarihinde sözleşmede öngörülen şekilde yapılan kesin ölçüm sonucunda toplam bedelin belirlendiğini ve bu bedelin tamamının hatta fazlasının ödendiğinin sabit olduğunu, buna rağmen davacı ... tarafından iş bittikten sonra bedelsiz ve gerçeğe aykırı faturalar düzenlenerek icra takibi başlatıldığını, bu takibin usulsüz tebligatla kesinleştirilmeye çalışıldığını, müvekkilin itibarının zedelendiğini, davacı ile müvekkil arasında doğrudan bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından husumet itirazında bulunulduğunu, davacının alacaklı sıfatının mevcut olmadığını, ayrıca yapılan iş karşılığında herhangi bir bakiye alacak bulunmadığını, aksine fazla ödeme yapıldığını savunarak davanın reddine hükmedilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalıya ait inşaat alanındaki hafriyatın davacı tarafından taşındığı ve bir kısmının inşaat sahasına dökülerek dolgu malzemesi olarak kullanıldığı hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmede yalnızca inşaat alanındaki hafriyatın yükleme ve boşaltma işlerinin düzenlendiği, saha içi–saha dışı ayrımı yapılmadığı için taşınan hafriyat bedelinin tespitinde bu yönde bir ayrıma gidilmediği, mahallinde yapılan keşif ve teknik bilirkişi incelemesi sonucunda toplam 9.428,372 m³ hafriyat taşındığının tespit edildiği ve usulüne uygun, denetime elverişli bilirkişi raporuna itibar edilerek bu miktarın esas alındığı, sözleşmede birim fiyatın KDV hariç metreküp başına 28 TL olarak belirlendiği dikkate alındığında davalının davacıya yapılan iş karşılığında KDV dahil toplam 311.413,42 TL ödeme yükümlülüğünün bulunduğu, davalı tarafından 150.000,00 TL ödemenin yapıldığı hususunda ihtilaf olmadığı, davalı kayıtlarında yer alan ... ve ... adına yapılan ödemelerin mahsubu noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu, sözleşmenin kurulduğu tarihte dava dışı ...’ün davacı ile ortak olduğu, davalının sözleşmeyi bu ortaklık bilgisi dahilinde imzaladığı, davacı tarafından davalıya ortaklığın sona erdiğine ve ...’e ödeme yapılmaması gerektiğine dair yazılı bir bildirimde bulunulmadığı, ayrıca ...’ün beyanında ortaklık sona erdikten sonra da davacı yanında çalışmaya devam ettiğini ifade ettiği dikkate alındığında, ...’e yapılan ödemelerin davacıya yapılmış sayılması gerektiği ve bu kapsamda davalının toplam 213.000,00 TL ödeme yaptığı kabul edilirken, ...’e yapılan ödemelerin davacı tarafından kabul edilmemesi ve davacının bu hususta yemin etmesi karşısında bu ödemelerin dava konusu işe ilişkin yapıldığının ispatlanamadığı, bu nedenle ...’e yapılan 30.000,00 TL ödemenin davacıya yapılmış ödeme olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varıldığı, davalının davacıya bakiye 98.413,42 TL ödeme borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili istinafında, dava dışı ...'ün davacıyı temsil yetkisi olmadığını, ona yapılan ödemelerin başka bir iş nedeniyle yapıldığını, kaldı ki ödemelerin senetle ispatlanması gerektiğini, ünvan değişikliliğini görmemesinin imkansız olduğunu, ...'ün ortaklıktan ayrıldığını bilmemesinin ticari hayat akışına aykırı olduğunu, ayrıca mahkemece icra inkar tazminatına karar verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafında, ilk derece mahkemesi kararının, eksik incelemeye dayalı ve karara esas alınmaya elverişli olmayan bilirkişi raporları temel alınarak verildiğini, keşif sonrası düzenlenen raporlarda 9.428,372 m³ hafriyat tespiti yapılmasına rağmen bu raporlara yöneltilen teknik ve haklı itirazların gerekçesiz biçimde reddedildiğini, sözleşmede açıkça ölçüm yapmaya yetkili kılınan Gözlem Harita yerine başka bir harita mühendisi tarafından yapılan ölçümlerin esas alınmasının sözleşmeye aykırı olduğunu, tamamlanmış binalarda hafriyat hesabının teknik olarak uygulanması gereken yöntemle yapılmadığını, saha içi–saha dışı çalışma considerasyonu gözetilmeksizin tüm hafriyatın m³ başına 28 TL + KDV üzerinden hesaplanmasının dosya kapsamındaki belgeler, taraflar arasındaki fiili uygulama, davacının imzasını taşıyan saat esaslı saha içi çalışma belgeleri ve yerleşik piyasa teamüllerine açıkça aykırı olduğunu, bu yaklaşımın davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açtığını ileri sürmüştür. Davalı vekili ayrıca, mahkemenin sözleşmenin ücret hükümlerini katı biçimde uygulamasına rağmen ölçüme ilişkin hükümlerini göz ardı ederek çelişkili bir yorumla karar verdiğini, Gözlem Harita tarafından yapılan ve 8.560,67 m³ olarak hesaplanan ölçümün esas alınması gerekirken bunun dikkate alınmadığını, ...’e yapılan ödemelerin dava konusu işe ait olduğu hususunun mahkemece doğru biçimde kabul edilmesine rağmen, aynı kapsamda ...’e yapılan 30.000 TL ödemenin dosyadaki ticari defterler, banka kayıtları ve davacının kabul içeren mailleriyle ispatlanmış olmasına rağmen göz ardı edildiğini, bu bedelin mahsup edilmemesinin mükerrer tahsil ve sebepsiz zenginleşme sonucunu doğurduğunu, tevkifat hükümlerinin sözleşmede yer almasına rağmen bilirkişi tarafından hiç değerlendirilmediğini, icra takibine konu faturaların davalıya usulüne uygun tebliğ edilmediğini ve davacının talep şeklindeki belirsizliğin dahi alacağın dayanaksızlığını ortaya koyduğunu ileri sürerek, tüm bu nedenlerle eksik ve hatalı incelemeye dayalı olarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kaldırılmasını talep etmiştir.V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇETaraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen hafriyat ve nakliye sözleşmesi kapsamında iş yapıldığını, birim fiyat üzerinden düzenlenen üç faturanın ödenmediğini ileri sürerek başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı vekili ise, işin adi ortaklık tarafından yürütüldüğünü, tüm bedelin ödendiğini, davacının alacaklı sıfatı bulunmadığını ve fazla ödeme yapıldığını savunmuştur.Mahkemece, yapılan keşif ve bilirkişi raporuna göre 9.428,372 m³ hafriyat taşındığı, sözleşme uyarınca toplam 311.413,42 TL hakediş doğduğu, yapılan ödemelerin mahsubu sonucunda davalının 98.413,42 TL bakiye borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Taraflar arasında hafriyat ve nakliye yapım işini konu alan eser sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu ihtilafsız olup, uyuşmazlık; sözleşme konusu işin miktarı, iş bedeli ve dava dışı ...’e yapılan ödemelerin mahsubuna ilişkindir.Davacı tarafça iş bedelinin birim fiyat esasına göre belirlendiği ve 28 TL/m³ olduğu ileri sürülmüş; davalı taraf ise, işin saha içi ve saha dışı ayrımına tabi olduğu savunulmuştur. Taraflar arasındaki yazılı sözleşmenin hafriyat ve taşıma işini kapsadığı ve bedelinin de sözleşmenin 2. maddesinde açıkça düzenlendiği anlaşılmakla, bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Keza yapılan iş miktarının da bilirkişilerce usulüne uygun şekilde tespit edildiği anlaşılmaktadır.Dava dışı ...’e yapılan ödemeler yönünden yapılan incelemede; Bununla birlikte, dava dışı ...’e yapılan ödemeler yönünden dosya kapsamı yeterli değildir. Davalı taraf, dava dışı ...’e davaya konu iş kapsamında bir kısım ödemeler yaptığını ileri sürmüş; mahkemece bu ödemeler mahsup edilerek hüküm kurulmuştur. Dava dışı ... duruşmada tanık olarak dinlenmiş ve yapılan ödemelerin dava konusu iş için değil, farklı bir işe ilişkin olduğunu beyan etmiştir. Ne var ki, bu kişinin davacı adına tahsile yetkili vekil ya da temsilci olduğunun dosya kapsamındaki delillerle ispatlanamadığı anlaşılmıştır.Bu durumda; davalı tarafça ödeme savunmasında bulunulduğundan mahkemece, söz konusu ödemelerin gerçekten dava konusu iş kapsamında yapılıp yapılmadığının kesin deliller ile açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu kapsamda, davalıya yemin delilinin hatırlatılması ile, buna göre ödemenin yapıldığının kesin olarak belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin sair istinaf itirazları incelenmeksizin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE,2-BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2021 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Taraflarca tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.