Anahtar kelimeler: Yidk Sınıfta Sınai İbareli Tanınmış Markanın Fikri Markaların Markalarına Nihai
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM
: Davanın reddi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olan müvekkilinin, davalı gerçek kişinin ███████████ başvuru numarası ile "..." ibareli markanın 30. sınıfta tescili isteğine yönelik ..., ... x, ... ..., ... markalarına dayalı itirazının davalı Kurumun Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunca (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, "..." markasını ilk kez 2001 yılında tescil ettirdikten sonra büyük yatırımlar yaparak seri marka haline getiren müvekkilinin markasını üretim/dağıtım ağının genişliği ve çok sayıda reklam, tanıtım projesi sonucunda ayırt ediciliği yüksek bir marka haline getirdiğini, dava konusu "..." markasının müvekkilinin markası ile aynı sınıfta yer alan mal ve hizmetleri kapsadığını, "..." olarak herhangi bir anlamı bulunmayan markanın anlamlı sözcüklerin birleşimi ile oluşturulduğunu, İngilizce'de çay anlamına gelen "tea" ibaresinin doğrudan kapsamda bulunan mal ve hizmetleri tasvir etmesi nedeniyle ayırt ediciliğinin yok denecek kadar az olduğunu, markanın "... o çay" olarak algılanacağını, esaslı unsurunun müvekkilinin markalarındaki gibi "..." ibaresinden oluştuğunu, markalar arasında emtia benzerliğinin yanı sıra görsel, kavramsal ve işitsel benzerliğin söz konusu olduğunu ve "..." ibaresinin tanımlayıcı zayıf marka olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek ... YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüz sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili, davanın süresi içinde açılmadığını, müvekkilinin markasının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin Yunanca'da bitki anlamına gelirken, davacının markalarının asli unsurunu teşkil eden "..." ibaresinin zindelik ve formda kalmak anlamına geldiğini, müvekkilinin markasının "...+...+..." şeklinde okunup algılanacağını, dolayısı ile davacıya ait markanın herhangi bir şekilde kullanımından söz edilemeyeceğini, markanın anlamı, ürün portföyü, görünüşü, şekli, telafuzu, işaretleri ve genel izlenimi itibariyle ayırt edici nitelik taşıyan, özgün, karakteristik unsurlardan oluştuğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı markanın başlangıcında yer alan "..." ibaresinin, davacının itiraza mesnet çok sayıdaki seri markalarının asıl ve ayırt edici unsurunu oluşturduğu, anılan ibarenin taraf markalarında öne çıktığı, davalı markasında bu ibareye eklenen “OTEA” ibaresinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü kapsamında markalar arasındaki ilişkilendirilme ihtimalini ortadan kaldıracak düzeyde markaya ayırt edicilik katmadığı, taraf markalarının tüketici zihninde bıraktığı ses ve iz ile aynı etkiyi doğurduğu, tüketicilerin markanın kapsadığı emtia/hizmeti almak için ayırdıkları süre zarfında taraf markalarını ayırt edemeyecekleri, işaretlerin bu derece benzer olmasının sonucu olarak işletmesel bağlantı bulunduğu algısı yanında, davalının markayı davacının vermiş olduğu bir lisansla kullandığı yönünde bir izlenimin oluşabileceği, davalının dava konusu markayı çekişmeli sınıflar bakımından tescil ettirmesinin davacı şirketin “...” ibareli ürün ve hizmetler yönünden tüketiciler nezdindeki olumlu imaj, güven ve hatırlanırlıktan haksız olarak istifade sonucunu doğuracağı, bu durumun markaların aynı işletmeye ait seri markalar olduğu izlenimini yaratacağı ve bu itibarla dava konusu markanın davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde karıştırılma tehlikesine yol açacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne, YİDK kararın iptaliyle "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru "..." ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsuru da "..." ibaresinden oluştuğu, davacının itiraza mesnet markasının dava konusu marka içerisinde aynen yer aldığı, davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, sağlıklı, zinde, formda, uygun, vs. anlamlarına geldiği, gıda maddeleri yönünden düşük bir ayırt ediciliğinin bulunduğu, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de ayırt ediciliği düşük ibareyi içeren markaların koruma kapsamları dar tutulması gerektiği, ayırt ediciliği zayıf ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldırabileceği, buna göre, dava konusu markada, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi öne çıkartılmadığı gibi, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bitki anlamına gelen "..." ve çay anlamına gelen "tea" sözcüklerinin birleştirilmesinden oluşan "..." ibaresinin kendisini oluşturan sözcüklerin toplamından farklı algı yarattığı, bu hali ile, dava konusu markayı gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu hemen ve ilk bakışta algılayabileceği bu durumda, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, sonraki Özel Daire kararlarında da aynı görüşe yer verildiği, özellikle davaya konu markanın içinde bulunan "..." ibaresi esas olarak Antik Yunanca'daki "..." sözcüğünün doğrudan kullanımının dolaylı bir sonucu olarak yer aldığından İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ
: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!