Anahtar kelimeler: Sakarya Esaskarar Kocaeli Satım Başkan Yazim Katip Etkili Alım Üye

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - ████████
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
:... (...)ÜYE
:... (...)ÜYE
:... (...)KATİP
:... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ███████ Esas - ████████ KararDAVACI
: ....VEKİLİ
: Av. ...DAVALI
: ...VEKİLİ
: Av. ...DAVA TÜRÜ
: İtirazın İptali (Alım Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2026KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı firmanın ülkenin tüm bölgelerinde 8 üretim tesisi ve 2 lojistik deposu ile çevre dostu kimyasal bir ürün olan ve araçlarda Nox emisyonunu azaltmak için kullanılan Adblue maddesinin üretimi ve tedariki konularında 10 yıldan fazla süredir faaliyet gösterdiğini, davalı firma ile davacı arasında ki anlaşmaya göre 4 adet 3 tonluk ve 1 adet 5 tonluk ünite pompaları ile birlikte; 3 yıllık sözleşme süresi içerisinde, davalının başka bir firmadan Adblue tedariki yapmaması koşuluyla sözleşme sonuna kadar emanet olarak bedelsiz verildiğini, buna ilişkin anlaşmayı içeren ürün fiyat teklif formunu, bedelsiz faturaları, ekipmanların teslim edildiğine dair sevk irsaliyelerini sunduklarını, alacağın likit ve bilinebilir bir alacak olması, taraflar arasında ekipmanlar için açıkça anlaşılmış bir miktar olması ve yargılama süresinde ortaya çıkacak hususlar gözetilerek davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itiraz sonucu takip durduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulü ile Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün ███████████ esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin borçlu tarafa yükletilmesini, davalının itirazında kötü niyetli olması ve alacağın likit olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; icra takibinin yetkisiz icra müdürlüğünde ve davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, alacaklı görünen davacıya müvekkilinin böyle bir borcu olmadığını, davacının talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle icra takibine karşı itiraz ettiklerini, davacının davaya dayanak ettiği, delil olarak sunulan ve sözleşme olarak nitelendirilen belgenin sözleşme özelliklerini haiz etmediğini, dava dosyasına sunulan teklif formunun davalı şirket açısından herhangi bir geçerliliği ve bağlayıcılığı bulunmadığını, davacının uygulamaya çalıştığı iş ve talebinin rekabet hukukuna aykırılık teşkil etmediğini, bu sebeple de söz konusu belgenin hukuki bir geçerliliği olmadığı ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, öncelikle açılan davanın husumet yönünden reddini, davacının itirazın iptali talebinin ve icra inkar tazminatı talebinin reddini, davacının icra takibinin konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Dava Şartı Yokluğundan Davanın USULDEN REDDİNE ... " karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından verilen kararda taraflar arasında ki sözleşmenin hizmet sözleşmesi olduğu yönündeki hatalı değerlendirme neticesinde yetkili icra dairesinin davalının ikametgahı, sözleşmenin ifa edileceği yer veya yetki sözleşmesi ile belirlenen yerlerden birisi olduğu belirtilerek neticede Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün yetkisiz olduğu kanaatine varılmış, davamız haksız ve hukuki mesnetten yoksun şekilde reddedildiğini, yerel mahkeme tarafından sözleşme ve taraflar arasında ki ilişkinin yanlış nitelendirildiğini, her ne kadar gerekçeli kararda taraflar arasında hizmet sözleşmesi ilişkisi bulunduğu belirtilmiş ise de taraflar arasında ki sözleşme ticari mal alım satım sözleşmesi olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilamsız icra takiplerinde genel yetki kurallarına göre yetkili icra dairesi; genel olarak borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi olduğunu, yani kesin hüküm bulunmayan hallerde; ilamsız takipte borçlunun takip tarihindeki ikametgahının bulunduğu yer icra dairesi yetkili olduğunu, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde, bu itiraz usulünce incelenerek sonuçlandırılmadığı sürece, açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağının açık olduğunu, davacının davaya dayanak ettiği, delil olarak sunduğu ve sözleşme olarak nitelendirdiği belge sözleşme özelliklerini haiz olmadığını beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.DELİLLER
: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava; alım satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.Dosyanın incelemesinde; taraflar arasında akdedildiği ileri sürülen ürün tedarik ve ekipman tahsisine ilişkin ilişki kapsamında doğduğu iddia edilen alacağın tahsili amacıyla Kocaeli 1. İcra Müdürlüğünün ███████████ E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının icra dairesinin yetkisi ile mahkemenin yetkisine dair itirazda bulunduğu ve akabinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, ilk derece mahkemesince davacı tarafından başlatılan icra takibinin yetkisiz icra dairesinde açıldığından bahisle davanın usulden reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.Eldeki davada, taralar arasındaki uyuşmazlığın icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığı ve buna bağlı olarak dava şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nın 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile 2004 sayılı İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223).Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır.Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır ( Saim Üstündağ, İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102).Öte yandan, itirazın iptali davasının görülebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış, geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde, bu itiraz usulünce incelenerek sonuçlandırılmadığı sürece, açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır.Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2002 gün ve ███████-241 E., ████████ K.; 27.11.2013 gün ve ███████-372 E. sayılı kararlarında da aynı ilke benimsenmiştir.2004 sayılı yasanın 50.maddesinde icra müdürlüklerinin yetkisi hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanunun yetkiye ilişkin maddelerine atıf yapılmış olup, yetkili cira dairesi 6100 sayılı yasaya göre belirlenecektir.6100 sayılı HMK'nın 6. maddesinde; "(1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. (2) Yerleşim yeri, █████/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir." Şeklinde olup, haksız fiilden kaynaklanan davalarda yetkiyi düzenleyen 16.maddesi ise “Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.” şeklindedir.6100 sayılı yasanın 19-(2) maddesine göre ise yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; (İcra müdürlüğünü) birden fazla yetkili mahkeme (icra müdürlüğü) varsa seçtiği mahkemeyi; (İcra müdürlüğünü) bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.Dosya kapsamından, davalının yerleşim yerinin Edirne olduğu, ancak icra takibine yaptığı yetki itirazında açıkça Keşan İcra Dairesinin yetkili olduğunun bildirildiği görülmektedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yeridir. Bunun yanında, borçlu yetki itirazında bulunurken yetkili icra dairesini de göstermek zorundadır. Somut olayda davalı, süresi içinde yaptığı itirazında Keşan İcra Dairelerinin yetkili olduğunu açıkça belirttiği görülmektedir. Bu durumda, davalının yerleşim yerinin Edirne il sınırları içerisinde bulunması ve Keşan ilçesinin de Edirne iline bağlı olması karşısında, davalının yetki itirazında gösterdiği Keşan İcra Dairelerinin genel yetki kuralı kapsamında yetkili olduğu anlaşılmaktadır.Eldeki davada; davalı tarafından icra takibine süresi içinde yetki itirazında bulunulduğu, davacının ise takibi yetkili icra dairesinde başlattığını ispata yönelik yeterli ve kesin nitelikte bir delil ortaya koyamadığı görülmektedir. Dosya kapsamından, davalının yerleşim yeri ile icra takibinin başlatıldığı yer arasında yetkiyi haklı kılan bir bağlantının bulunduğu ispat edilememiştir. Taraflar arasında sunulan teklif formu ve eki belgelerde de icra dairelerinin yetkisine ilişkin açık bir yetki şartının yer almadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, takibin yetkili icra dairesinde başlatılmadığı ve davalının süresinde yaptığı yetki itirazının yerinde olduğu anlaşılmaktadır.İtirazın iptali davalarında, takibin usulüne uygun ve yetkili icra dairesinde yapılmış olması dava şartı niteliğindedir. Yetkisiz icra dairesinde başlatılan takibe dayanılarak açılan itirazın iptali davasının esasının incelenmesi mümkün olmamaktadır.Eldeki davada; ilk derece mahkemesince, icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiş, açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşılmıştır.Öte yandan; ilk derece mahkemesince taraflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğu kabul edilmişse de, bu nitelendirmenin isabetli olmadığı anlaşılmaktadır.Hizmet sözleşmesi, bir tarafın bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın da ücret ödemeyi üstlendiği, süreklilik ve kişisel bağımlılık unsurlarını içeren bir sözleşme türüdür. Somut uyuşmazlıkta ise, davacı tarafından çevre dostu kimyasal bir ürün olan adblue maddesinin üretimi ve tedariki kapsamında, belirli kapasitelerde ünite ve pompaların bedelsiz olarak tahsis edildiği, buna karşılık davalının sözleşme süresi boyunca adblue tedarikini davacıdan yapma yükümü altına girdiği ileri sürülmektedir. Bu haliyle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin, bağımlılık unsuru içermeyen ve karşılıklı edimleri kapsayan bir mal tedarikine bağlı ekipman tahsisini içeren çerçeve nitelikte bir ticari satış ve tedarik sözleşmesi mahiyetinde olduğu, hizmet sözleşmesi olarak nitelendirilmeyeceği kanaatine varılmış, ne var ki, sözleşmenin hukuki niteliğine ilişkin bu değerlendirmenin, somut uyuşmazlıkta icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi sonucunu değiştirmeyeceği değerlendirilmiştir.Gerekçeli karar başlığında dava alt başlığını "Alım Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan" şeklinde yazılması gerekirken uyuşmazlığa uygun düşmeyecek şekilde "Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan" şeklinde yazılması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,2-Bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*