Anahtar kelimeler: İbareyi Emek İbare Sektöründe Koyduğu Sınai Yıllardır Edici Birçok Ayırt

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibaresiyle eğitim sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, ortaya koyduğu emek ve sermaye ile birlikte bu ibareyi ayırt edici hâle getirdiğini, müvekkili şirketin "..." ibareli birçok tescilli markasının olduğunu, söz konusu ibare üzerinde öncelik ve üstün hak sahibi bulunduğunu, davalı şirketin müvekkili markalarıyla aynı/türdeş mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere ██████████ sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalı başvurusunun, müvekkilinin hak sahibi olduğu markalarla aynı/ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğunu, dava konusu başvurunun, müvekkili markalarının taklidi niteliğinde olduğunu, müvekkili markalarıyla dava konusu markanın kapsadığı hizmetlerin aynı bulunduğunu, aynı şekilde yan yana kullanılabileceği gibi benzer kanallarla satışa arz edilebileceğini ve bu nedenle de tüketicilerin firmalar arası ekonomik bir bağın olduğunu düşünebileceğini, müvekkilinin "..." markasının tanınmış hâle geldiğini ve aynı/benzer emtia kapsamında korunmasına ek olarak benzer olmayan emtia yönünden de markanın korunmasının gerektiğini, dava konusu başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığını ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) 2019-M-1984 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; Markalar Birliği’nin 2010 yılında kurulan ve bünyesinde birçok tanınmış markanın yer aldığı bir kuruluş olduğunu, müvekkili şirketin de "Markalar Birliği" esas unsurlu birçok markasının bulunduğunu, söz konusu ibare üzerinde müvekkilinin üstün ve gerçek hak sahibi olduğunu, Markalar Birliği bünyesinde " ..." ibareli markanın da yer aldığını, Türkiye’nin eğitim sektöründeki en bilindik markalarından biri olduğunu, uyuşmazlık kapsamında incelenen markaların aynı/benzer olmadığını, davacının "..." ibaresi üzerinde tekel hakkı bulunmadığını, müvekkili şirketin kötüniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "... ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, dava konusu marka ile davacının itirazına dayanak yaptığı markaları arasında, dava konusu markanın kapsamındaki 41. sınıftaki hizmetlerin tamamı bakımından aynılık/benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında ortak unsur durumunda olan "..." ibaresinin, benzerlik tespit edilen hizmetler bakımından ayırt ediciliği zayıf olan bir ibare olduğu, bu durum karşısında başvuru ile davacı markaları arasında birbiri ile örtüşmeyen bileşenler karşısında işaret benzerliğinden söz edilmesinin mümkün olmayacağı, davacı markalarının tanınmışlık düzeyinin ispat edilemediği, ayrıca başvuru markası ile davacının dayanak markaları arasında işaret benzerliğinin bulunmaması karşısında tanınmışlık düzeyinden kaynaklı bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, kötüniyet iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında başvuru konusu 41. sınıftaki hizmetler yönünden iltibas tehlikesi olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin uyuşmazlık konusu 41. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu gibi Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.05.2016 gün ve ██████████ E., █████████ K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere başvuru konusu işaretin kapsadığı 41. sınıf hizmetlerin kullanıcılarının dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu, bu durumda işaretler arasındaki farklılıklar nedeniyle markaların iltibas tehlikesine yol açmayacakları, davacının tanınmışlık ve kötüniyet vakıalarına dayalı iddialarının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekiline temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA.Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.