Anahtar kelimeler: Sakarya Kocaeli İstirdat Başkan Yazim Katip Etkili Menfi Üye Sonuca

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
:... (...)
ÜYE
:... (...)
ÜYE
:... (...)
KATİP
:... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ███████ Esas - ████████ Karar
DAVACI
: ... (T.C. NO:...) -...
VEKİLİ
: Av. ... - ...
DAVALI
: ... (T.C. NO:...) - ...
VEKİLİ
: Av. ... - ...
DAVA TÜRÜ
: Menfi Tespit - İstirdat
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından 35.000,00 TL tutarındaki borcuna karşılık █████/2019 tarihinde boş bir senedin imzalanarak davalıya verildiğini, davalının senedi 126.500,00 TL olarak doldurduğunu ve Kandıra İcra Müdürlüğünün ████████ esas sayılı dosyası ile takibe konu ettiğini, Kandıra İcra Hukuk Mahkemesinde açtıkları borca itiraz davasının reddolduğunu, savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını beyan ederek, davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; senede karşı senetle ispat zorunluluğu olduğunu, davacının iddia ettiği hususun tahrifat değil açığa imza olduğunu, davalı hakkında açılan soruşturmanın takipsizlik ile kapatıldığını, ispat yükünün davacıda olduğunu beyan ederek davanın reddine ve tazminata hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak yapılmış açılış onayları bulunmadığını, bu halde davalının ticari defterleri, aleyhine delil teşkil edeceğini, ilk derece mahkemesince, senede karşı senetle ispat kuralı gereği tanıkların dinlenilmemiş olduğunu, bu hususun, yargılama açısından usuli eksiklik oluşturduğunu, yargılama kapsamında incelene ticari defterlerde, davacının, davalıya borcunun olmadığının tespit edilmesinin delil başlangıcı oluşturduğu izahtan vareste olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın da sunduğu herhangi bir yazılı delil bulunmadığını, ispatlanamayan davanın reddine dair karar usul ve yasaya uygun olduğunu beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.
DELİLLER
: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava; menfi tespit/ istirdat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacının, davalıya borçlu olmadığı halde kambiyo senedine dayalı icra takibi nedeniyle borçlu gösterildiğini, takibe konu borcun gerçekte mevcut olmadığını ileri sürerek borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, yine, davacının, dava açıldıktan sonra sunduğu █████/2023 tarihli dilekçe ile; icra takibi kapsamında borçlu olmadığı halde cebri icra tehdidi altında █████/2022 tarihinde 170.000,00 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, bu nedenle davanın istirdat davası olarak sürdürülmesine ve 170.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan █████/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davalının savunmasında, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirttiği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Eldeki davada, uyuşmazlığın, menfi tespit davası olarak açılan davada, yargılama sırasında ödeme yapılması üzerine davanın istirdat davasına dönüşüp dönüşmeyeceği ve davacının 170.000,00-TL'nin iadesini talep koşullarının uluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklindedir.
Her somut olaydaki maddi vakıaya göre lehine hak çıkaran taraf ve ispat yükü şekilleneceğinden, maddî hukuk kuralına ilişkin bu vakıaların doğru ve net bir şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekmektedir. Maddede aksine düzenleme olmadıkça ibaresi eklendiğinden, kanunda ispat yükü ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verildiğinde, ispat yükü genel kurala göre değil de kanunda belirtilen özel düzenlemeye göre belirlenecektir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Ancak takip kambiyo senedine dayandığı zaman, ispat yükü yer değiştirir ve ispat yükü davacı/borçluda olur.
Menfi tespit davası devam ederken, borcun cebri icra tehdidi altında ödenmesi halinde dava hukuki niteliği itibarıyla istirdat davasına dönüşür. Bu durumda mahkemece, ödemenin borçlu olunmayan bir borç için yapılıp yapılmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Somut davada, davacı, █████/2022 tarihinde 170.000,00 TL öeme yaptığını ileri sürmüş ve davaya istirdat davası olarak devam edilmesini talep etmiştir. Ancak dosya kapsamından; takibe konu borcun mevcut olmadığı, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu ya da davacının borçlu bulunmadığı, hususlarının davacı tarafından yazılı delille ispat edilemediği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına göre, █████/2024 tarihli bilirkişi raporu alınmış olup; bilirkişi tarafından yapılan incelemede, davalı tarafından davacı adına iki adet fatura düzenlendiği, bu fatura bedellerine ilişkin tahsilatların nakit olarak yapıldığının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu , davalı kayıtlarında davacıdan herhangi bir alacak bakiyesinin bulunmadığı, icra takibine konu edilen senedin davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, 2019, 2020 ve 2021 yılı ticari kayıtlarının incelendiği ve sunulan kayıtlarla ilgili tespitlerin rapor içerisinde ayrıntılı şekilde açıklandığı yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır.
Kambiyo senetleri soyut borç ikrarı niteliğinde olup, temel ilişkiden bağımsız olarak geçerlilik karinesi taşır. Senedin davalı defterlerinde kayıtlı olmaması, senede dayalı alacağın mevcut olmadığı anlamına gelmez.
Öte yandan, eldeki davada, davacı tarafından senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu ya da borç ilişkisinin bulunmadığı hususu yazılı delille de ispatlanamamış olduğu anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, ispat yükü davacıda olup, bu yük yerine getirilmediğinden, ödemenin borçlu olmayan bir borç için yapıldığı da kanıtlanamamıştır.
Eldeki davada, menfi tespit istemli dava ödeme nedeniyle istirdat davasına dönüşmüş ise de, istirdat talebinin kabulü için ödemenin haksız olduğunun sabit olması gerekir. Somut olayda bu şartın da gerçekleşmemiş olduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince verilen karar da herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
█████/2026
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
*Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!