Anahtar kelimeler: Paz Darlığından İstemli Petrol İleriye Yoğunluğu Ötürü Ret Dağıtım Dinlenildikten

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 2. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: 2020/8 E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.01.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Petrol Ür. Paz. Dağıtım A.Ş. ile ... A.Ş. arasında bayilik sözleşmesi ve ek protokoller imzalandığını, dava dışı ...'a ait taşınmazda ... A.Ş. lehine intifa hakkı tesis edildiğini, taşınmazın müvekkilince 13.02.2013 tarihinde ...'dan satın alındığını, müvekkili ile davalı ...Ş. arasında 26.02.2014 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin davalı ...Ş. tarafından diğer davalı ...Ş.'ye 14.06.2018 tarihli devir mutabakatı sözleşmesi ile devredildiğini, devir işlemi gerçekleşmiş olsa dahi davalılar arasında organik bağ ve birlikte hareket etme amacı bulunduğunu, bu nedenle her iki davalıya karşı dava açıldığını, müvekkilinin davalı ...Ş.'ye keşide ettiği 21.12.2018 tarihli ihtarname ile sözleşmenin bitiş tarihinden sonra ticari ilişkiye devam edilmeyeceğinin bildirildiğini, davalıların cevap olarak 356.000,00 USD'lik yatırım intifa bedelinin ödenmesini talep ettiklerini, müvekkilince cevap olarak, yatırım intifa bedelinin müvekkili şirkete yapılmadığı ve bu borçtan asil olarak sorumlu bulunmadığını, işbu yatırım intifa bedeli borcunun asıl borçlularının bir önceki bayi olan ... Petrol Ürünleri Paz. Dağ. Tur. Sey. Nak. Kom. Tic. San. A.Ş. (... A.Ş.) ve ... olduğunu, müvekkilinin sadece taraflar arasında düzenlenen müteselsil kefalet sözleşmesi nedeniyle sorumluluğu bulunduğunu, bu sebeple asıl borçluların işbu borçtan haberdar edilmesi gerektiğini bildirdiğini, davalıların karşı ihtar ile asıl borçlular ... A.Ş. ve ... ile birlikte müvekkili ... Hazır Beton San. Tic. A.Ş.'nin de müteselsil kefaletname sözleşmesi gereği sorumlu olduğunun ayrıca ipotek ve teminat mektuplarının nakde çevrileceğinin de bildirildiğini, davalıların 21.02.2019 tarihli ihtarnamesi karşısında davalı ...Ş.'nin müvekkiline kestiği 12.03.2019 tarihli e-fatura karşısında yatırım intifa borcunu müteselsil kefil sıfatıyla 356.000,00 USD =1.934.682,00 TL) 12.03.2019 tarihinde ihtirazi kayıtla ödediğini, davalılarca asıl borçlularla akdedilen sözleşmelerin ne aslı ne de tasdikli suretlerinin müvekkiline verilmediğini, müteselsil kefalet sözleşmesinde tarih bulunmadığını, el yazısı ile yazılan müteselsil kefaletname kabulünün davalı şirketin eski yetkilisinin eli ürünü olmadığının fark edildiğini, müteselsil kefalet sözleşmesinin herhangi bir şekilde geçersiz olması durumunda, müvekkilinin rücu hakkını asıl borçlulara karşı kullanamayacağını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 583. maddesi ve devamı maddelerinde kefalet tarihinin ve kefalet sorumluluğunu belirten yazıların kefil tarafından el yazısı ile yazılmasının zorunlu olduğunu, belgelerin asılları müvekkiline gönderilmediği için de müteselsil kefaletnamenin geçerliliğinin müvekkilince belirlenemediğini, davalıların söz konusu belgeleri vermemesinin kötüniyetlerini gösterdiğini, TBK'nın 592. maddesi gereği asıl borçlularla ilgili sözleşme ve sair belgeleri göndermeyen davalıların müvekkilince ödenen kefalet bedelini, rücu hakkının engellenmesi nedeniyle iade ile yükümlü olduklarını ileri sürerek taraflar arasında imzanmış olan müteselsil kefalet sözleşmesi nedeniyle davalılara ödenen bedelin, öncelikle davalıların TBK'nın 592. maddesine uymamaları nedeniyle davalıların ihtar ile temerrüde düşmelerinden itibaren uygulanacak temerrüt faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini, mahkeme aksi kanaatte ise terditli olarak müteselsil kefaletnamenin TBK'nın aradığı geçerlilik şartlarına uygun olmaması sebebiyle davalıların ödemeyi aldıkları tarihten itibaren uygulanacak temerrüt faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkillerine ödediği tutardan imzalanan protokol çerçevesinde müştereken müteselsilen sorumluluğu bulunduğunu, TBK'nın 592. maddesi gereği alacaklıyı sorumlu tutamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 26.02.2014 tarihli sözleşmede ve aynı zamanda dava dışı kişiler ile birlikte davalı şirkete "müteselsil borçlu" konumunda bulunduğu, davacının "müteselsil borçlu" sıfatıyla ödeme yaptığı, bu ödemelerin TBK'nın 592. maddesine göre talep edilemeyeceği, davacı kefilin, müteselsil borçlu olarak ödeme yapan şirket olarak ödemeye dayanak fatura ve ödeme belgelerini elinde bulundurmadığı iddiasının ticari hayatın olağan akışı içinde kabul edilebilir olmadığı, davacının üzerine düşen ispat yükümlülüğünü bu nedenle yerine getiremediği, dayanak kefalet sözleşmesi ve çerçeve sözleşmede davacının, sadece müteselsil kefil değil aynı zamanda "müteselsil borçlu" sıfatının bulunduğu, davacının "müteselsil borçlu" sıfatıyla borcu üstlendikten ve çerçeve sözleşmeye göre gerekli ödemeyi yaptıktan sonra dayandığı kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu iddiası ile ödediği bedeli talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması ve çelişkili davranış yasağı niteliği taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilice temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, alacak istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.