Anahtar kelimeler: Gölbaşı Ret Kaldırma Terkini Yapan Ankara Sayisi Yol Dayanan Derece

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ███████ KararKARAR
: Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen kararİLK DERECE MAHKEMESİ
: Gölbaşı (Ankara) 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararTaraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların davacı idare yönünden esastan reddine, davalılar vekili yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne ve 03.03.2025 tarihli ek karar ile davalı ... yönünden temyiz yolu açık, davalı ... dışındaki davalılar yönünden kesin olmak üzere karar verilmiştir.Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince dava değeri dikkate alınarak temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de 15.04.2022 tarihli ve 31810 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 341 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin "kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalar" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği gözetildiğinde; temyiz yoluna başvurulabilen kararları düzenleyen 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi için de aynı hususun uygulanması gerektiğinden 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir.Bu durumda ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla 03.03.2025 tarihli ek kararın ortadan kaldırılması gerekir.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle, ek karar kaldırılmasına karar verildikten sonra; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, ..., .. (..) Mahallesi 1159 71... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapusunun iptali ile yol olarak terkinine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; gerçek değerin tespitini talep etmişlerdir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle;taşınmazın arsa vasfında olmadığını, emsallerin uygun olmadığını, kalan kısımda değer kaybı bulunmadığını, fazla bedel tespit edildiğini, bedele faiz yürütülmesinin doğru olmadığını, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini sürmüştür.2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; düşük bedel belirlendiğini, kalan kısımda daha fazla değer kaybı bulunduğunu, muhtesatlara da düşük bedel biçildiğini ileri sürmüştür.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa vasfındaki dava konusu taşınmaza emsal mukayesesi yapılmak suretiyle değer biçilmesinde, aynı kamulaştırma kapsamında bulunan, Eylül 2019 itibarıyla 170,00 TL/m² değer biçilen 1159 71... parsel sayılı taşınmazla dava konusu olan taşınmazın da aynı adada yakın parsel olduğu, dava konusu taşınmazın .. Bulvarı ile .. Caddesi arasında bulunduğu, raporda değer biçmeye esas alınan 13... parsel sayılı taşınmazın ise 6033 sokağa cepheli olduğu dikkate alındığında, Mahkemece hükme esas alınan rapordaki tespitlerin yerinde olduğu, Yargıtay denetiminden geçen 1250 29... parsel sayılı taşınmaza ilişkin dosyada 2020 Eylül itibariyle 120,00 TL/ m² değer biçilmiş ise de söz konusu taşınmazın şimdi dava konusu olan taşınmaza göre ... yerleşim yerine daha uzak, .. Bulvarına ve imarlı alanlara daha uzak olduğu hususları nazara alındığında bir isabetsizlik bulunmadığından ve dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısmının niteliği, geometrik durumu ve yüzölçümü dikkate alınarak değer kaybı uygulanması da yerinde olduğundan davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebepleri yerinde görülmemiş; ancak 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve ███████-███████ sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmü anayasaya aykırı görülerek iptaline karar verildiğinden, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/9-602 Esas, ████████ Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████-█████████ sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesinleşmeyen işlemlerde derhal uygulanacağından, kamulaştırma bedeline, dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için “Kamu Alacaklarına Uygulanan En Yüksek Faizin” uygulanması kabul edilmiş olup, bu nedenle, faize yönelik düzenleme usul hükümlerine ilişkin olduğundan derhal uygulanması gerektiği de gözetildiğinde, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, başvuruların davacı idare yönünden esastan reddine, davalılar vekili yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın açıldığı tarihten itibaren 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faize uygulanması gerektiği hususunu ilave ederek, lehe vekâlete hükmedilmesi hususu haricinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Arsa niteliğindeki taşınmaza, 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.3. Temyizen incelenen karar, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.4. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak değerlendirme yapılması gerekir, bu itibarla; faize ilişkin olarak davalılar vekilinin istinafının bulunmadığı ve faizin kamu düzeni gereğince resen gözetilecek hususlardan da olmadığı dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesince faize ilişkin olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi Yargıtay'ın hukukî güvenlik ve hukukî öngörülebilirliğin temini amacıyla içtihat birliğini sağlama görevinin bulunduğu nazara alınarak yapılan değerlendirmeye göre Bölge Adliye Mahkemesince 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrasının iptal edildiği gerekçesiyle Mahkeme kararı faiz yönünden düzeltilmişse de dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve █████ sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, ████████ Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiğinden hükmün bozulması gerekir.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle,1.Bölge Adliye Mahkemesinin 03.03.2025 tarihli ek kararının kaldırılmasına,2. Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,3. Davacı idare vekilinin temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (A) bendinin, (4) numaralı alt bendinde bulunan " dava tarihinden karar tarihi olan 13.02.2023 tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranında faiz işletilmesine" ibaresinin çıkartılması, yerine "dava tarihinden 4 ay sonrası olan 04.11.2019 tarihinden karar tarihi 13.02.2023 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.