Anahtar kelimeler: Halsizleştiğini Kötüleşmesi Kötüleştiğini Covid Panik Tanı Teşhisi Doktora Günlerde Söylendiğini
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 13. Tüketici Mahkemesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; kendisine Covid-19 teşhisi konulan davacının, sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine 27.04.2021 tarihinde davalı hastaneye bavurduğunu, uygulanan tedavi üzerine halsizleştiğini belirtmesine rağmen kendisine herhangi bir tanı olmaksızın panik ... geçirdiğinin söylendiğini, sonraki günlerde giderek kötüleştiğini doktora bildirmesine rağmen müdahalede bulunulmadığını ve ölüme terk edildiğini, muhatap bulamadığını, kendisine diyabet teşhisi konduğunu ve şekerinin yükselmesi nedeniyle insülin verildiğini öğrendiğini, kortizon ilaçlarının kan şekerini ve yağını yükseltici özelliği bilinmesine rağmen şeker tetkiki yapılmadığını, şeker koması belirtilerine rağmen şikayetlerinin ciddiye alınmadığını, aynı gün izni ve bilgisi olmaksızın dirençli psikolojik rahatsızlıklarda verilen seroquel ilaç verildiğini, şeker koması yaşayan kişiye antidepresan verilmesiyle bilincini yitirdiğini, davacının eşinin ambulans çağırark davacıyı farklı bir hastaneye götürmek istediğini ancak doktor onayı için saatlerce bekletildiğini, gittiği hastanede yoğun bakıma alınarak entübe edildiğini, davalıların özensiz ve hatalı uygulamaları nedeniyle böbreklerinde oluşan protein kaçağı ve şeker hastalığı nedeniyle günde 5 kez insülin iğnesi vurmak zorunda olduğunu, sağlığının kalıcı olarak bozulduğunu ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ile yaşadığı hastalık ve ölümden dönme sürecinde çektiği ızdırabın ağırlığı, içerisinde bulunduğu psikolojik ve fiziksel buhran ile halihazırda vücudunda meydana kalıcı hasarlar hasebiyle hayatının eskisi gibi olamayacağını ileri sürerek 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davalı şirket yönünden husumet itirazında bulunduktan sonra tedavi ve takip sürecinde modern tıp kurallarına uygun hareket edildiğini, her türlü özen ve dikkatin gösterildiğini, hastanın takip sürecinde gösterdiği uyumsuz tavır ve davranışları takibi yürüten sağlık çalışanlarının işini yapmasını zorlaştıran davacının sonrasında tedaviyi yarım bırakıp hastaneden ayrıldığını ve tedaviyi tamamlama fırsatı bulamadığını, hekimin kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıya 26.04.2021 tarihinde Covid-19 teşhisi konulduğu, davacıya davalı hastanede uygulanan tedavide tıbbi uygulama hatası bulunup bulunmadığı, dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporu ve bilirkişi heyeti raporu ile davalı doktor ...'ın eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, kan şekeri seviyesinin yükselmesinin komplikasyon niteliğinde, bilirkişi raporunda davacının kan şekeri seviyesinde meydana gelen yükselmenin Covid-19 nedeniyle de oluşabileceğinin belirtildiği, davacının davalı hastaneden tedavi red formunu imzalayarak ayrılmış olması nedeniyle davalı doktorun komplikasyonu yönetme imkanının da bulunmadığı, tedavi öncesinde davacı tarafından imzalanan onam formlarından davacının oluşabilecek tüm riskler hakkında bilgilendirildiğinin anlaşıldığı, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyada alınan bilirkişi raporları uyarınca davalı doktorun uyguladığı tedavinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu, kan şekeri seviyesinin yükselmesinin komplikasyon niteliğinde olduğu, kan seviyesi yüksekliğine Covid - 19'un da sebep olabileceği gibi tedavi protokolünde yer alan sterodie bağlı olarak da tetiklenebileceğinin ifade edildiği, davacının davalı hastaneden tedaviyi ret formu imzalayarak ayrılması nedeniyle davalı doktorun komplikasyonu yönetme imkanın da olmadığı, meydana gelen sonuçta bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; adli tıp raporunda steroid türevi ilaç kullanan hastalarda kan şekeri kontrolünün yapılması gerektiğinin ancak davacının hastaneye başvurusu üzerine steroid tedavisinin başladığı 27.04.2021 tarihinden 30.04.2021 tarihine kadar hiçbir şekilde kan şekeri ölçümü yapılmadığının açıkça belirtildiğini, bu sebeple davacının durumunun ciddileşmesinde davalıların kusuru bulunduğunu, kan şekeri değerlerinin yüksek çıkması neticesinde steroid tedavisinin kesilmesinin de kontrolsüz tedavi uyguladığını gösterdiğini, davacıya rızası dışında verilen seroquel isimli ilacın kullanımının uygun olup olmadığı konusunda psikiyatri uzmanının görüşünün istenmediğini, bilirkişi heyetinde psikiyatr bulunmadığını, ve raporda uygulanan hatalı tedavilerin ortaya konmadığını, davacıya konulmuş hiçbir teşhis veyahut reçete edilmiş psikiyatrik ilaç olmamasına rağmen panik ... geçirdiğinin söylendiğini, varsayımla hareket edildiğini, gerekli kontrollerin yapılmadığını, hastanın bildirdiği şikayetlerin ciddiye alınmadığı, yanlış ve kontrolsüz tedavilerle durumunun kötüleşmesine sebep olunan yerden ayrılmak istemesinin olağan olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranışı nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, alınan Adli Tıp Kurumu raporu ve bilirkişi heyeti raporları doğrultusunda davalıların kusurunun ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!