Anahtar kelimeler: Gelini Üvey Satmaya Mirastan Aksaray Oğlunun Kaçırmak Kızı Babası Muris

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Aksaray 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının muris babası ...'ın mirastan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak Aksaray ili, ... ilçe, ... Mahallesindeki dava konusu 7 34... parsel sayılı taşınmazı 27.03.2000 tarihinde oğlunun eşi ve üvey kızı gibi gördüğü gelini olan davalı ...'ye sattığını, murisin ekonomik durumunun iyi olduğunu, taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını, davalının alım gücü bulunmadığını, murisin, tek oğlu ...'in menfaatini düşündüğünü, davacı öz kızını dışladığını, davalının bedel ödemediğini, tapudaki satış bedeli ile gerçek değer arasında fark olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı adına tapu kaydının davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; işlemin bağış olmayıp gerçek bir satış olduğunu, davalı ...'ye öz babası ...'tan miras kalan ...'daki yaklaşık 222 dönüm sulu tarlanın 1973 yılından devir tarihi olan 2000 yılına kadar 27 yıl boyunca muris ... tarafından ekilip biçildiğini, murisin yıllarca kullandığı bu tarlaların kira bedeli ve davalının murise verdiği altınların karşılığı olarak dava konusu taşınmazı davalıya sattığını, muris ve davalının aynı evde yaşadığı ve ekonomik olarak ortak olduklarını belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince; davalının annesi ile murisin evlilik yaptığı, muris ve davalının yıllarca aynı evde yaşadığı, davalının 12-13 yaşında murisin oğlu ... ile evlendiği, davalı 17 yaşındayken ...'in öldüğü, davalının iki çocuğu ve muris ile kaldığı, davalının babasından kalan tarlaların uzun yıllar muris tarafından kullanıldığı ve davalının altınlarının muris tarafından harcandığı, gelirin ortak olduğu, evin temizlik ve yemek ihtiyacında davalının katkısının olduğu, dava konusu taşınmazın davalının tarlalarının yıllarca kullanılmasından kaynaklı gelir ve davalının altınlarıyla alındığı, davalının kendi tarlalarının muris tarafından uzun yıllar kullanılması, ortak geçimin sağlanması, ortak yerde yaşayan davalının evin ihtiyaçlarına emeğiyle katkı sağlaması, murisin başka taşınmazlarının da bulunması karşısında murisin amacının mal kaçırma kastıyla hareket etmediği, tanık ...'ın beyanlarına, kendisinin de dava konusu dükkan üzerinde hak iddia etmesi, parasını kocasının verdiğini söylemesi nedeniyle taraflı bulunarak itibar edilmediği, ...'nin kızı tanık ...'un da taşınmazda hak iddia etmesi ve olay tarihinde 7 yaşında olması karşısında olayların her ayrıntısını bu derece bilmesinin hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu, murisin mal kaçırmasını gerektirir husumeti veya nedeni bulunduğuna dair somut delil sunulmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin davalıya ait yaklaşık 220 dekar yüz ölçümlü tarlaların 25 yıldan fazla süre kullandığı, murisin dava konusu taşınmaz dışında başka malvarlığı da bulunduğu, devrin mal kaçırma amacıyla yapıldığının davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.V.TEMYİZA.Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı tanığı ... ve kızı davacı tanığı ...'ın beyanlarının yanlış değerlendirildiğini, ... davalının tanığı olmasına rağmen dürüstçe murisin mal kaçırdığını ve davalının kendisinden yalan şahitlik yapmasını istediğini beyan ettiğini, murisin öz kızı davacı ...'yi dışladığını, gelini ...'yi kayırdığını, taşınmazın bedelinin davalının tarlalarının kullanımı karşılığı ödendiği savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.B.Değerlendirme ve GerekçeDava, muris muvazaası hukuki sebebine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.1. Dosya kapsamından; 07.03.1932 doğumlu muris ...'ın 16.12.2014 tarihinde ölümüyle geriye mirasçı olarak birinci eşi ...'den olma davacı kızı ... ile muristen önce ölen oğlu ...'in davalı ...'den çocukları ...'ı ve ...'ı bıraktığı, ...'ın 2005 yılında ölümüyle geriye çocukları ..., ..., ...'ı bıraktığı, 1958 doğumlu davalı ... ile murisin oğlu ...'in 03.05.1973 tarihinde evlendikleri, demircilik işi ile uğraştığı anlaşılan murisin Aksaray ili, ... ilçe, ... Mahallesindeki 7 34... parsel sayılı 250 metrekare dükkan vasfındaki taşınmazını 27.03.2000 tarihinde 4.700.000.000 TL bedelle gelini davalı ...'ye sattığı, murisin aktifinde 8.147,39 metrekarelik tarlanın tamamı ile 3.555,08 metrekarelik tarlanın 2/3 payının bulunduğu anlaşılmaktadır.2. Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.3. Muris muvazaasında 01.04.19 74... /2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.4. Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle murisin asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, murisin sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile muris arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.5. Somut olay, yukarıda değinilen olgular ve açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde; tanık deliline dayanan davacının ..., ... ve ... isimlerini, tanık deliline dayanan davalı tarafın da tanık listesinde ..., ..., ... ve ...'ı bildirdiği, 23.05.2024 tarihli celsede davacı tarafın tanık ...'yi dinletmekten vazgeçtiği, davalı vekilince, davacı tanığının dinlenilmesinden vazgeçilmesi kabul edilmediği ancak Mahkemece re'sen tanık ...'nin dinlenmesinden vazgeçildiğine dair ara karar kurulduğu, delil gösteren tarafın karşı tarafın açık izni olmadıkça o delilden vazgeçemeyeceğine ilişkin HMK'nın 196. maddesi uyarınca isabetli olarak bu ara karardan dönüldüğü, 08.10.2024 tarihli celsede hazır bulunan ...'ın davalı tanığı olarak beyanına başvurulduğu, davalı tanığı ve aynı zamanda murisin kardeşi olan ...'nin 08.10.2024 tarihli 4. celsedeki beyanında murisin ilk eşinden olan davacı kızına bakmadığını, davacının, dedesinin yanında yaşadığını, murisin davacı kızına bir kat yorgan dahi vermediğini, evin altındaki 2 dönümlük yerin verilmesini de murisin istemediğini, davacı kızına hiç destek olmayıp davalıya destek olduğunu, davalının oğlu ... öldüğünde murise "Bir tanecik kızın var, ona tapuyu ver" dediğinde murisin "Ben ona mal mı vereceğim." şeklinde cevap verdiğini beyan ettiği, davacı tanığı olarak dinlenen ...'ın da 23.05.2024 tarihli celsedeki beyanında murisin ilk eşinden olan kızı davacının dedesinin yanında büyüdüğünü, muris babasının yanında kalmadığını, davalının oğlu ...'ın cenazesinde murisin "Kızlara mal vermem, bizde kızlara mal verilmez." dediğini, murisin bu şekilde konuşmasına iki kez şahit olduğunu, davalının altınlarının eşi ...'in kumar borcu için bozdurulduğunu, dava konusu taşınmazın alımı için bozdurulmadığını beyan ettikleri, 1966 doğumlu davacı tanığı ...'un dava konusu 2000 tarihli satış işleminde 34 yaşında, davalının oğlu ...'ın ölüm tarihi olan 14.06.2005 tarihinde ise 39 yaşında olduğu, bu iki tanık haricindeki tüm tanıkların beyanları ve dosya kapsamından da muris ile davalının aynı taşınmazda, gelir-gider olarak aynı ekonomik birlik içerisinde yaşadıkları, davalının babasından kalan tarlalarının gelirlerinin ortak olduğu ve hanenin ortak giderleri için harcandığı, muris ile küçük yaşta eve gelen ve tek oğlu ... ile küçük yaşta evlenen davalı ... ile murisin beşeri ilişkisi, murisin sonradan yaptığı evlilikler sonucunda ilk eşi ...'den doğma davacının, dedesinin yanında büyümesi, murisin davacıya sağlığında herhangi bir taşınmaz devrinde bulunmaması, davacı tanığı ... ve davalı tanığı ...'nin murisin kız çocuklarına mal vermeyeceğine dair beyanları karşısında dava konusu satış işleminin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu anlaşıldığından davanın kabulü gerekir iken İlk Derece Mahkemesince davacı tanığı ... ve davalı tanığı ...'nin beyanlarına itibar edilmeksizin murisin mal kaçırmayı gerektirir bir nedeninin ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde olmayıp bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,Dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.